.jpg)
22 Haziran 2013 Cumartesi
21 Haziran 2013 Cuma
GEZİ DİRENİŞİ..
Yusuf Açıl
Batı’da halk kitleleri sokaklara döküldüler. Taksim Gezi parkındaki eylem ağaç kesilmesine tepki olarak görünse de ezilen halkın önemli bir bölümünün birikmiş öfkesinin dışa vurmasıdır. Kitle eylemlerinin kendiliğnden böylesine yoğun halde sokaklara taşıması genellikle planlanarak ya da hesaplanarak olmaz. Özellikle henüz örgütsüz olduğu zamanlarda durumun böyle ortaya çıktığı bilinir.
Bu tepkiyi nasıl değerlendirmek gerekir? Birincisi, yüzbinlerce sayıda kitle ülkenin değişik yerlerinde sokaklarda direniyor. Hareketin içinde, hükümet politikalarından rahatsızlık duyan yoksulardan tutun da orta sınıflara kadar bir çok kesim yer alıyor.
Nufusun genç kalması şemsiyesi altında ‘her kadın en az üç çocuk yapmalıdır’ safsatası ile erkek egemen anlayışı altında yaşayan ve günde ortalama 4 kadının öldürüldüğü, onlarcasının tecavüz edildiği bir ülkede milyonlarca kadının nefretini anmak gerekir.
Bu tepkiyi nasıl değerlendirmek gerekir? Birincisi, yüzbinlerce sayıda kitle ülkenin değişik yerlerinde sokaklarda direniyor. Hareketin içinde, hükümet politikalarından rahatsızlık duyan yoksulardan tutun da orta sınıflara kadar bir çok kesim yer alıyor.
Nufusun genç kalması şemsiyesi altında ‘her kadın en az üç çocuk yapmalıdır’ safsatası ile erkek egemen anlayışı altında yaşayan ve günde ortalama 4 kadının öldürüldüğü, onlarcasının tecavüz edildiği bir ülkede milyonlarca kadının nefretini anmak gerekir.
Yine Alevilere açılım adı altında Alevi inancını kendisine göre biçimlendirmek isteyen hükümet, Alevilere yönelik küçük de olsa bir adım atmadığı gibi onları kendi içinde bölerek vurmaya çalıştı. Ama laf olarak Alevi kardeşliğinden ve haklarından çokça söz etti. En son onlara reva gördüğü sey, yeni yapılacak olan Boğaz köprüsünün adını yavuz Sultan Selim olarak koyması oldu. Bu adlandırma yahudi bölgelerine yapılacak bir köprüye Hitler adını koymak gibi bir şeydir. Böyle bir adlandırmanın Alevi inancında olan milyonlarca insanın ruhunda yarattığı depremi tahmin etmek zor olmasa gerek.
Çalışma yasalarında yaptığı değişikliklerle ğcretlilerin yaşamını ve sosyal, sendikal ve diğer haklarını budayarak işlemez hale getirdiğini ve bunun çalışanların büyük tepkisine yolaçtığını anlamak zor değil.
En son alkolü sınırlama yasası ile kendi dinci-muhafazakar yaşam tarzını diğer insanlara dayatarak hem genel olarak milyonlarca insanların- Ki, buna inanan ama modern yaşamın içinde olan müslümanları da dahil etmek gerekir- hemde özel olarak orta sınıflara mensup kesimlerin yoğun tepkisine yolaçtı. Orta sınıf kesim kendisini Atatürkçü ve laik olarak gördüğünü hatırlamak gerekir. Bu kesim bir yandan hükümetin dayattığı muhafazakar-dinci yaşama karşı haklı tepki gösterirken, bir diğer yandan ise ‘AKP hükümeti PKK ile anlaşarak ülkeyi bölüyor’ gibi sosyal şövenizmin derin etkisinde olduğunu ve Kürt ulusunun kendi doğal haklarına kavuşmasına karşı tutum aldığını akılda tutmak gerekiyor. Yine sokaklarda militanca dövüşen Batı’daki halkın içinde bu sosyal şövenist dalganın hayli güçlü olduğunu vurgulamak ve onlarla yürürken onların bu yanlışlarıyla mücadele etmek hayati derecede önemlidir.
Kitlelerin bu başkaldırı dalgası herşeye rağmen objektif olarak devrimci ve ilericidir. Zira bu başkaldırı, kendi içinde sakatlıklar taşısada ve yaralı olsada, AKP gericiliğine ve sınır tanımayan baskıcı futursuzluğuna, Orta-Doğu’da emperyalist plan doğrultusunda haksız savaş kışkırtıcılığına bir itiraz ve başkaldırıdır. Türkiye’de, AKP hükümetinin iddia ettiği ileri demokrasi yalanı bu eylemlerle açığa çıkmıştır. Esad gibi zalimlere ‘halkını dinle, halkın demokratik haklarını kullanmasına engel olma’ diyen bir başbakanın, emekçilerin demokratik haklarını kullanmasını gaz, toz ve coplarla karşıladığını ve milyonlarca insanı ‘üç-beş çapulcu’ suçlamasıyla kardeşi Esad ile karekterlerinin aynı olduğunu ortaya koymus oldu.
Demokrasi veya İleri demokrasi söyleminin Türkiye Cumhuriyeti devleti ve onun gelmiş-geçmiş bütün hükümetlerinin karekterlerine zıt olduğunu tekrar tekrar görmek bakımından son yaşananlar hayli öğreticidir.
Şimdi, geriye çekilmiş olan ama pusuya yatarak fırsat kollayan MHP,CHP,İP ve bazı diğer ‘demokratlar’ ve ‘halkçılar’ sahneye çıktılar. Bunlar, hakın birikmiş öfkesini kaldıraç olarak kullanarak eski statükoculuğu geri getirmenin büyük özlemi içerisindeler. Gerçi bunlar her ne kadar AKP hükümetine karşı efelenselerde, bunların öz ideolojik dokuları AKP ile aynı olduğu için, henüz kitle gösterileri devam ederken cumhurbaşkanı ve diğer yetkililerle görüştüler ve kısmen açıktan ve daha çokda el altında kitleleri sukunete davet etmeye başladılar. Nede olsa bunlar birbirleriyle itişip- kalksalarda, devletin bekası için bu sistemin yürümesi için en nihayetinde kolkola girmekten imtina etmezler.
Özgürlüğü, emekçilerin gerçek demokratik birliğini yanlış belleyen, kendi özgürlüğünü Kürtlerin, Alevilerin ve diğer ezilen farklı etnik kesimlerin ve inançların özgürlüğü ile birleştiremeyen geniş bir kesimin varlığı yukarda saydığımız ırkçı-faşistler tarafından yedeklenmeleri büyük bir tehlike olarak duruyor. Bu bakımından devrimcilerin bir, eylemi aktif olarak desteklemeleri iki, eylem içinde halkın kazanmak için uğruna canını ortaya koyduğu gerçek demokrasinin ve özgürlüğün elde edilmesinin doğru anlayışının, bu coğrafyada inkar edilen, kadre uğrayan ve soykırım ve katliamdan geçirilen diğer ezilen ulus ve inançlarla birleşerek ve onların doğal haklarını kendi hakları olarak kabul ederek olacağını mutlaka ama mutlaka anlatmaları gerekir. Böyle yapmak yerine, sadece kitle eylemlerinin çoşkusuna ve cazibesine kapılanların şövenizm zehrinin altında kalarak kaybedeceklerini bilmeleri gerekir. Bu zor bir görevdir. Bunu kazanmak uzun yılları alacak bir mücadeleyi gerektirir. Ama başka bir yolu yok. Kitleler kendi çıkarları için ayağa kalkarlar. Bu anlaşılır ve doğal bir durumdur. Ama çoğu kere aynı kitleler başkalarının haklarını kabul etmek istemezler. Başkaların haklarını savunmayı ihanet olarak algılarlar. Son bir haftadır eylemler içinde beraber olduğumuz değişik kesimlerle iletişimimizde bir kez daha gördükki, ‘AKP gitsin’ diyen Kemalizmin etkisindeki yoksullar, aslında istedikleri şeyin özgürlük değil sadece AKP’nin gitmesi olduğu anlaşılıyor.
Türkiye halkı yeni bir yol ayrımındadır. Gerçekten demokratik temelde İlerlemek veya ilerlemek adına yeni bir gericiliğin dalgasına kapılmak arasında bir yerde duruyor. Son eylemler, halk olarak egemenlere karşı kazanabileceğine dair kendisine güveni gelişti. AKP hükümetinin iç ve dış politikalarına ağır bir şamar vurdu. İleri demokrasi yalanından ibaret olan balonu patlattı. Kendisini hesaba katmadan kimse adım atamayacağının mesajını verdi. Bunlar önemli şeylerdir. Neki, özgürlük anlayışındaki kısırlığı kavramak göreviyle karşı karşıyadır. Bunu kavramasına yardımcı olacak devrimci güçler faal olmak durumundadırlar. Tabii en önce devrimcilerin kendilerinin özgürlüğü anlamaları gerekir.
SAYGILARLA
07/06/2013
Özgürlüğü, emekçilerin gerçek demokratik birliğini yanlış belleyen, kendi özgürlüğünü Kürtlerin, Alevilerin ve diğer ezilen farklı etnik kesimlerin ve inançların özgürlüğü ile birleştiremeyen geniş bir kesimin varlığı yukarda saydığımız ırkçı-faşistler tarafından yedeklenmeleri büyük bir tehlike olarak duruyor. Bu bakımından devrimcilerin bir, eylemi aktif olarak desteklemeleri iki, eylem içinde halkın kazanmak için uğruna canını ortaya koyduğu gerçek demokrasinin ve özgürlüğün elde edilmesinin doğru anlayışının, bu coğrafyada inkar edilen, kadre uğrayan ve soykırım ve katliamdan geçirilen diğer ezilen ulus ve inançlarla birleşerek ve onların doğal haklarını kendi hakları olarak kabul ederek olacağını mutlaka ama mutlaka anlatmaları gerekir. Böyle yapmak yerine, sadece kitle eylemlerinin çoşkusuna ve cazibesine kapılanların şövenizm zehrinin altında kalarak kaybedeceklerini bilmeleri gerekir. Bu zor bir görevdir. Bunu kazanmak uzun yılları alacak bir mücadeleyi gerektirir. Ama başka bir yolu yok. Kitleler kendi çıkarları için ayağa kalkarlar. Bu anlaşılır ve doğal bir durumdur. Ama çoğu kere aynı kitleler başkalarının haklarını kabul etmek istemezler. Başkaların haklarını savunmayı ihanet olarak algılarlar. Son bir haftadır eylemler içinde beraber olduğumuz değişik kesimlerle iletişimimizde bir kez daha gördükki, ‘AKP gitsin’ diyen Kemalizmin etkisindeki yoksullar, aslında istedikleri şeyin özgürlük değil sadece AKP’nin gitmesi olduğu anlaşılıyor.
Türkiye halkı yeni bir yol ayrımındadır. Gerçekten demokratik temelde İlerlemek veya ilerlemek adına yeni bir gericiliğin dalgasına kapılmak arasında bir yerde duruyor. Son eylemler, halk olarak egemenlere karşı kazanabileceğine dair kendisine güveni gelişti. AKP hükümetinin iç ve dış politikalarına ağır bir şamar vurdu. İleri demokrasi yalanından ibaret olan balonu patlattı. Kendisini hesaba katmadan kimse adım atamayacağının mesajını verdi. Bunlar önemli şeylerdir. Neki, özgürlük anlayışındaki kısırlığı kavramak göreviyle karşı karşıyadır. Bunu kavramasına yardımcı olacak devrimci güçler faal olmak durumundadırlar. Tabii en önce devrimcilerin kendilerinin özgürlüğü anlamaları gerekir.
SAYGILARLA
07/06/2013
14 Haziran 2013 Cuma
8 Haziran 2013 Cumartesi
27 Mayıs 2013 Pazartesi
26 Mayıs 2013 Pazar
1980 ÇORUM KATLİAMI
Çorum Olayları
BARBARLARIN 1980 ÇORUM KATLİAMI
Çorum Olayları veya Çorum Katliamı,Çorum'da 1980 Mayıs-Temmuz aylarında meydana gelen, siyasi ve dini temelli olarak ortaya çıkan kanlı olaylar. Ülkücülerin, Alevi mahallesi olarak bilinen Milönü Mahallesine saldırması üzerine, çoğu Alevi olmak üzere resmi kaynaklarca 57 yurttaşın ölümü ve yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar
Olaylardan hemen önce Çorum Emniyet Müdürü Hasan Uyar görevinden alınarak yerine Tunceli'de görev yapmış olan Nail Bozkurt atandı. Milli Eğitim Müdürlüğü'ne MHP'li Fethi Katar getirildi. Çorum valiliğine Rafet Üçelli atandı. 40'a yakın polis memuru başka illere nakledildi. Bir çok okul yöneticisi, öğretmen ve memurun yer değişimi yapıldı. Buna karşın ataması olan bir çok polis memuru ilişiği kesilmeden görev yapmaya devam etti.
ABD’nin Türkiye Büyük Elçiliği’nde görevli Robert Alexander Peck Çorum’da MHP’li il yöneticileriyle, vali ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan Kılıçoğlu’yla görüşür. Çorum’dan sonra Amasya ve Tokat’a gider.
1980 yılındaki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlama hazırlıkları sırasında kızların kıyafetleri bahane edilerek şu bildiri dağıtıldı:
"Müslüman namusuna sahip çık 19 Mayıs gösterileri adı altında yine namus bacılarımızın iffet ve hayasına kahpeçe ve haince saldıracak bir gün geliyor. Yüreklerimizi parçalıyor, içimize kan akıtılıyor. Yine müslüman evlâdı kan ağlamaya kafir düzen tarafından soyularak, en müstehcen ve kepaze kılıkta teşhir edilecektir. Bin yıllık mübarek tarihimize bundan büyük bir leke sürülebilir mi? Kurtuluş Savaşında namusunu Yunan eli kirletmektense ölmeyi tercih eden mübarek ninelerimizin kemikleri sızlamaz mı? Ey müslüman, düşün, süngüyle ama karnında çocuk çıkarken zihniyetle bu zihniyetin farkı ne? Namazını kıl, orucunu tut yeter; karışan mı var diyen gafil müslüman sen de düşün... Düşün ki, haddini bilmeyenlere bildirelim hadlerini. Şu hadis-i Şerifi asla unutma, haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Ne mutlu canı ile, kanı ile, malı ile CİHAD edenlere...
İslâmcı Gençlik"
Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) önde gelen isimlerinden Gün Sazak'ın 27 Mayıs 1980 Ankara'da Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi (DHKC) tarafından öldürüldüğü iddiası üzerine Çorum'da da gerginlik arttı.
Olayların başlaması
28 Mayıs Çarşamba günü, Çorum’un en işlek caddesinde ve çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan gruplar elleri havada kurt işareti yaparak “kanımız aksa da zafer İslamın, Kana kan, intikam” sloganlarıyla yürüyüşe geçmişlerdir. Yürüyüş korteji, kısa süre sonra saldırıya dönüşür. Cadde üzerinde bulunan solculara ait iş yerleri tahrip edilmeye, yakılmaya başlanır. 29 Mayıs günü cadde ve sokaklarda yürüyüşler “Kana kan, intikam” sloganlarıyla sürmüştür. İş yerlerinin yağmalanmasına, tahrip edilmesine ve yakılmasına devam edilmiştir.
Çorum’la komşu il, ilçe ve köylerle bağlantılı tüm yollar belirsiz gruplarca işgal edilmiştir.
Yine saldırgan başka gruplar Çorum Gazetesi’ne ve Bahar Kitabevi'ne saldırmıştır.
Alevi ve Sünni mahalleleri arasında barikatlar kuruldu ve çatışmalar başladı.
Mayıs ayında yaşanan bu gerginlik askeri müdahaleye karşın devam etti. 30 Haziran'da MHP yanlısı bir iş adamına ait bir otomobilden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) taraftarlarının ve diğer solcuların yoğun olduğu bölgelerde sivillerin üzerine ateş açıldı.
Sokağa Çıkma Yasağı ve Çatışmalar
Çorum Valisi Rafet Üçelli sokağa çıkma yasağı koyar ve halkın savunma amacıyla oluşturduğu barikatların kaldırılmasını ister.
"Çorum kalesi yakınındaki semtlerde oturan halkın kurduğu bir savunma barikatına saldırganlar silahla ateş eder, ancak barikatı aşamazlar. Vali Rafet Üçelli barikatın kaldırılması için Jandarma Komutanı Yarbay Vural Güride’ye emir verir. Halk ise, can güvenliklerini korumak için kurdukları barikatı kaldırmamakta direnir. Vali ve Jandarma Yarbay Vural Güride arasında geçen konuşma şöyle:
Vali: Lütfen Ankara-Samsun Kara yolu trafiğe açılsın. Yarbay Güride: Sayın Valim yolu açmak için silah kullanmak zorunda kalacağız. Kan akar, bu da olayları tırmandırır.
Vali: Her şeye karşın yol trafiğe açılmalıdır.
Yarbay Güride: Kan dökülür, ben açamam sayın valim. Buyurun siz açın.
CHP’nin milletvekillerinden Şükrü Bütün, Ethem Eken; Senatör Abdullah Ercan olayları yerinde incelemek üzere Çorum'a geldiklerinde belediye başkanı ile görüşürlerken saldırıya uğrarlar.
Halk barikatını kaldırmaz. Bu sırada başka bir semtteki zayıf bir barikatı aşan 19 AN 709 plakalı, kırmızı renkli Reno marka bir otomobil Milönü semtini silahla boydan boya tarar. Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar. Yaralananlar olur. Mahalleyi silahla tarayan otomobilin plakasının bir traktöre ait olduğu, otomobilin içinde polislerin olduğu kanaati oluşur."
Olayların sonlanması yetkililerce genellikle alevi kesimin yaşadığı Milönü'ndeki barikatların kaldırılmasına bağlanmıştır. Çorum olaylarına müdahale etmekle görevlendirilen dönemin Amasya 15. Tugay komutanı Şahabettin Esengül'ün iddiası; "Bir sağ partiye mensup milletvekili bana barikatları yararsınız, bertaraf edersiniz, bu iş de burada biter." İçişleri Bakanı Vekili Orhan EREN, Jandarma Genel Komutanı Org. Sedat Celasun’la birlikte Çorum'a gelirler. Çorum’da teşkilatı bulunan siyasi parti il yöneticileri, Çorum milletvekillerinin katılımıyla bir toplantı düzenlenir. Saldırı olayı değerlendirilir. Çorum Valisi Rafet Üçelli'nin sunumu üzerine Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun: “Biz gerekli yerlerden emir aldık. Milönü’ne tanklarla girip olaylara son vereceğiz” dediğinde; Çorum CHP Milletvekili Ethem Eken, “nasıl olur paşam? Milönü’ne tanklarla girmek neyi çözer? Bu daha çok kan dökülmesine neden olur. Belki bir Milönü hiçbir şey değil ama, Türkiye’de 14 milyona yakın Alevi vatandaş yaşamaktadır. Milönü’ne tanklarla girip kan döküldüğünde tüm ülkede büyük olaylar çıkar” yanıtını verir. Sonuçta oluşturulan bir komite Milönü’ne giderek halkla görüşürler. Can güvenliği garantisi sonucu barikatlar kaldırılır.
Vali Rafet Üçelli ve Emniyet Müdürü Nail Bozkurt görevden alınır. Çorum Valiliğine Yüksel Çavuşoğlu, Emniyet Müdürlüğüne Erdem Yurtsever atanır. General Şahabettin Esengül Jandarma İl Komutanı Vural Güride'nin değiştirilmesi için kendisine yapılan baskıyı şöyle anlatmaktadır: “İsimlerini dahi hatırlamak istemiyorum. Bu milletvekilleri devamlı suretle yaranın kabuklanması değil, kanamasını istiyorlardı. İşleri güçleri Ankara’da belirli odakları tahrik etmek ve almış olduğu yetkilerle Çorum’a gelip karma karışım etmekti. Bu iki milletvekili olayların tarafımdan bastırılmasını memnuniyetle karşılamadılar. Yani ne istiyorlardı? Bir taraf korunsun, diğer taraf öldürülsün. Yani katalizör rol oynamayacaksınız. Güvenlik tedbirleri tam olarak almayacaksınız. Bir kesim ki ona Sünni kesim diyebilirsiniz, Alevileri esasen sıkışmış bir bölgede çevirmiş, onların üzerine saldırıp imha etmek istiyorlardı. Fevkalede küstah bir tavır içindelerdi”
28 Mayıs 1980’de başlatılan saldırı ve katliam, askeri birliklerin müdahalesiyle biçimsel olarak denetim altına alınmıştır. Jandarma İl Komutanı Yarbay Vural Güride görevden alınmış olayların ilk dalgası kontrol altına alınmıştır.
Olaylarda İkinci Dalga
AP Çorum İl Başkanı Yardımcısı Erol Şahin, CHP İl Başkanı Cemal Solmaz’la birlikte vali ve emniyet müdürüyle görüşürler. MHP'nin saldırı hazırlıklarını ileterek önlem alınmasını isterler. Çorum AP milletvekili adayı Ali Ayhan Çetin "Olayların başlangıcı MHP'nin ve ülkü ocaklarının Çorum'u kurtarılmış bölge haline getirmeyi amaçlamaları, bunun için Gün Sazak'ın ölümü onlar için başlangıç noktası oldu." olarak yorumluyor.
TRT'nin tahriki [değiştir]
TRT’de “Çorum’da Alaaddin Cami’sine patlayıcı madde atılması ve dışarıdan ateş açılması ile olaylar başladı.” Haberini aralıklarla sık sık vermektedir. Alaaddin Camiye bomba atıldığı iddiası camilerin hoparlörlerinden kente duyuruldu, cihat çağrısı yapıldı, suların zehirlendiği iddiası yayıldı. Böyle bir haberi askeri yetkililer vermemiş, vali’de haberi doğrulayıcı veya yalanlayıcı açıklamada bulunmamış. TRT’nin Çorum muhabiri böyle bir haber vermediğini söylemektedir. Haberi yayan poliste ortaya çıkarılmamış. Bir anda ortaya çıkan eli silahlı gruplar alevi mahallelerine uzun namlulu silahlarla saldırmaya başladı.
Polis Panzeri ve Milönü Saldırısı
Alevi mahallesine barikatları yıkarak giren panzerin ateşiyle hamile bir kadın ve bir öğretmen hayatını kaybederken yaşlı bir kadın panzerin altında kalır. Süleyman Ateş isimli tıp öğrencisi panzerin ateşiyle yaralanarak götürüldüğü kontrgerillanın kalesi SSK Hastanesi'nde işkence görür ve öldürülür.
İçişleri Bakanı Mustafa Gürcügil: “Çorum olayları solun bir tertibidir ve devleti yıkma eylemlerinden biridir. Devlete destek düşüncesiyle hareket eden sağ bir grup, bunların karşısına çıkmıştır. Aslında siyasi gayeli ve siyasi hedefli olan sol gruptur..(Cumhuriyet Gazetesi, 14.07.1980) Süleyman Demirel: “Eğer bu fitne CHP’den destek görmezse, devlet bu fitneyi çok kısa bir zamanda söndürür. CHP neyi söylemeye çalışıyor. Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz... Bu hadiselerin arkasında CHP var..(Cumhuriyet Gazetesi, 11.07.1980) Bülent Ecevit: “....olayı sağ militanların başlattığı bilindiği halde iktidar bunu saklayıp bir komünistlik tehlikesi varmış görüntüsünü vermeye çalışmaktadır. Hükümetin Çorum’daki olaylarda da taraf olduğu, taraflardan biriyle birlik olduğu ve onların suçlarını örtbas etmeye çalıştığı ortadadır...”(Milliyet Gazetesi, 11.07.1980)
Çorum Olayları veya Çorum Katliamı,Çorum'da 1980 Mayıs-Temmuz aylarında meydana gelen, siyasi ve dini temelli olarak ortaya çıkan kanlı olaylar. Ülkücülerin, Alevi mahallesi olarak bilinen Milönü Mahallesine saldırması üzerine, çoğu Alevi olmak üzere resmi kaynaklarca 57 yurttaşın ölümü ve yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar
Olaylardan hemen önce Çorum Emniyet Müdürü Hasan Uyar görevinden alınarak yerine Tunceli'de görev yapmış olan Nail Bozkurt atandı. Milli Eğitim Müdürlüğü'ne MHP'li Fethi Katar getirildi. Çorum valiliğine Rafet Üçelli atandı. 40'a yakın polis memuru başka illere nakledildi. Bir çok okul yöneticisi, öğretmen ve memurun yer değişimi yapıldı. Buna karşın ataması olan bir çok polis memuru ilişiği kesilmeden görev yapmaya devam etti.
ABD’nin Türkiye Büyük Elçiliği’nde görevli Robert Alexander Peck Çorum’da MHP’li il yöneticileriyle, vali ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan Kılıçoğlu’yla görüşür. Çorum’dan sonra Amasya ve Tokat’a gider.
1980 yılındaki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlama hazırlıkları sırasında kızların kıyafetleri bahane edilerek şu bildiri dağıtıldı:
"Müslüman namusuna sahip çık 19 Mayıs gösterileri adı altında yine namus bacılarımızın iffet ve hayasına kahpeçe ve haince saldıracak bir gün geliyor. Yüreklerimizi parçalıyor, içimize kan akıtılıyor. Yine müslüman evlâdı kan ağlamaya kafir düzen tarafından soyularak, en müstehcen ve kepaze kılıkta teşhir edilecektir. Bin yıllık mübarek tarihimize bundan büyük bir leke sürülebilir mi? Kurtuluş Savaşında namusunu Yunan eli kirletmektense ölmeyi tercih eden mübarek ninelerimizin kemikleri sızlamaz mı? Ey müslüman, düşün, süngüyle ama karnında çocuk çıkarken zihniyetle bu zihniyetin farkı ne? Namazını kıl, orucunu tut yeter; karışan mı var diyen gafil müslüman sen de düşün... Düşün ki, haddini bilmeyenlere bildirelim hadlerini. Şu hadis-i Şerifi asla unutma, haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Ne mutlu canı ile, kanı ile, malı ile CİHAD edenlere...
İslâmcı Gençlik"
Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) önde gelen isimlerinden Gün Sazak'ın 27 Mayıs 1980 Ankara'da Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi (DHKC) tarafından öldürüldüğü iddiası üzerine Çorum'da da gerginlik arttı.
Olayların başlaması
28 Mayıs Çarşamba günü, Çorum’un en işlek caddesinde ve çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan gruplar elleri havada kurt işareti yaparak “kanımız aksa da zafer İslamın, Kana kan, intikam” sloganlarıyla yürüyüşe geçmişlerdir. Yürüyüş korteji, kısa süre sonra saldırıya dönüşür. Cadde üzerinde bulunan solculara ait iş yerleri tahrip edilmeye, yakılmaya başlanır. 29 Mayıs günü cadde ve sokaklarda yürüyüşler “Kana kan, intikam” sloganlarıyla sürmüştür. İş yerlerinin yağmalanmasına, tahrip edilmesine ve yakılmasına devam edilmiştir.
Çorum’la komşu il, ilçe ve köylerle bağlantılı tüm yollar belirsiz gruplarca işgal edilmiştir.
Yine saldırgan başka gruplar Çorum Gazetesi’ne ve Bahar Kitabevi'ne saldırmıştır.
Alevi ve Sünni mahalleleri arasında barikatlar kuruldu ve çatışmalar başladı.
Mayıs ayında yaşanan bu gerginlik askeri müdahaleye karşın devam etti. 30 Haziran'da MHP yanlısı bir iş adamına ait bir otomobilden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) taraftarlarının ve diğer solcuların yoğun olduğu bölgelerde sivillerin üzerine ateş açıldı.
Sokağa Çıkma Yasağı ve Çatışmalar
Çorum Valisi Rafet Üçelli sokağa çıkma yasağı koyar ve halkın savunma amacıyla oluşturduğu barikatların kaldırılmasını ister.
"Çorum kalesi yakınındaki semtlerde oturan halkın kurduğu bir savunma barikatına saldırganlar silahla ateş eder, ancak barikatı aşamazlar. Vali Rafet Üçelli barikatın kaldırılması için Jandarma Komutanı Yarbay Vural Güride’ye emir verir. Halk ise, can güvenliklerini korumak için kurdukları barikatı kaldırmamakta direnir. Vali ve Jandarma Yarbay Vural Güride arasında geçen konuşma şöyle:
Vali: Lütfen Ankara-Samsun Kara yolu trafiğe açılsın. Yarbay Güride: Sayın Valim yolu açmak için silah kullanmak zorunda kalacağız. Kan akar, bu da olayları tırmandırır.
Vali: Her şeye karşın yol trafiğe açılmalıdır.
Yarbay Güride: Kan dökülür, ben açamam sayın valim. Buyurun siz açın.
CHP’nin milletvekillerinden Şükrü Bütün, Ethem Eken; Senatör Abdullah Ercan olayları yerinde incelemek üzere Çorum'a geldiklerinde belediye başkanı ile görüşürlerken saldırıya uğrarlar.
Halk barikatını kaldırmaz. Bu sırada başka bir semtteki zayıf bir barikatı aşan 19 AN 709 plakalı, kırmızı renkli Reno marka bir otomobil Milönü semtini silahla boydan boya tarar. Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar. Yaralananlar olur. Mahalleyi silahla tarayan otomobilin plakasının bir traktöre ait olduğu, otomobilin içinde polislerin olduğu kanaati oluşur."
Olayların sonlanması yetkililerce genellikle alevi kesimin yaşadığı Milönü'ndeki barikatların kaldırılmasına bağlanmıştır. Çorum olaylarına müdahale etmekle görevlendirilen dönemin Amasya 15. Tugay komutanı Şahabettin Esengül'ün iddiası; "Bir sağ partiye mensup milletvekili bana barikatları yararsınız, bertaraf edersiniz, bu iş de burada biter." İçişleri Bakanı Vekili Orhan EREN, Jandarma Genel Komutanı Org. Sedat Celasun’la birlikte Çorum'a gelirler. Çorum’da teşkilatı bulunan siyasi parti il yöneticileri, Çorum milletvekillerinin katılımıyla bir toplantı düzenlenir. Saldırı olayı değerlendirilir. Çorum Valisi Rafet Üçelli'nin sunumu üzerine Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun: “Biz gerekli yerlerden emir aldık. Milönü’ne tanklarla girip olaylara son vereceğiz” dediğinde; Çorum CHP Milletvekili Ethem Eken, “nasıl olur paşam? Milönü’ne tanklarla girmek neyi çözer? Bu daha çok kan dökülmesine neden olur. Belki bir Milönü hiçbir şey değil ama, Türkiye’de 14 milyona yakın Alevi vatandaş yaşamaktadır. Milönü’ne tanklarla girip kan döküldüğünde tüm ülkede büyük olaylar çıkar” yanıtını verir. Sonuçta oluşturulan bir komite Milönü’ne giderek halkla görüşürler. Can güvenliği garantisi sonucu barikatlar kaldırılır.
Vali Rafet Üçelli ve Emniyet Müdürü Nail Bozkurt görevden alınır. Çorum Valiliğine Yüksel Çavuşoğlu, Emniyet Müdürlüğüne Erdem Yurtsever atanır. General Şahabettin Esengül Jandarma İl Komutanı Vural Güride'nin değiştirilmesi için kendisine yapılan baskıyı şöyle anlatmaktadır: “İsimlerini dahi hatırlamak istemiyorum. Bu milletvekilleri devamlı suretle yaranın kabuklanması değil, kanamasını istiyorlardı. İşleri güçleri Ankara’da belirli odakları tahrik etmek ve almış olduğu yetkilerle Çorum’a gelip karma karışım etmekti. Bu iki milletvekili olayların tarafımdan bastırılmasını memnuniyetle karşılamadılar. Yani ne istiyorlardı? Bir taraf korunsun, diğer taraf öldürülsün. Yani katalizör rol oynamayacaksınız. Güvenlik tedbirleri tam olarak almayacaksınız. Bir kesim ki ona Sünni kesim diyebilirsiniz, Alevileri esasen sıkışmış bir bölgede çevirmiş, onların üzerine saldırıp imha etmek istiyorlardı. Fevkalede küstah bir tavır içindelerdi”
28 Mayıs 1980’de başlatılan saldırı ve katliam, askeri birliklerin müdahalesiyle biçimsel olarak denetim altına alınmıştır. Jandarma İl Komutanı Yarbay Vural Güride görevden alınmış olayların ilk dalgası kontrol altına alınmıştır.
Olaylarda İkinci Dalga
AP Çorum İl Başkanı Yardımcısı Erol Şahin, CHP İl Başkanı Cemal Solmaz’la birlikte vali ve emniyet müdürüyle görüşürler. MHP'nin saldırı hazırlıklarını ileterek önlem alınmasını isterler. Çorum AP milletvekili adayı Ali Ayhan Çetin "Olayların başlangıcı MHP'nin ve ülkü ocaklarının Çorum'u kurtarılmış bölge haline getirmeyi amaçlamaları, bunun için Gün Sazak'ın ölümü onlar için başlangıç noktası oldu." olarak yorumluyor.
TRT'nin tahriki [değiştir]
TRT’de “Çorum’da Alaaddin Cami’sine patlayıcı madde atılması ve dışarıdan ateş açılması ile olaylar başladı.” Haberini aralıklarla sık sık vermektedir. Alaaddin Camiye bomba atıldığı iddiası camilerin hoparlörlerinden kente duyuruldu, cihat çağrısı yapıldı, suların zehirlendiği iddiası yayıldı. Böyle bir haberi askeri yetkililer vermemiş, vali’de haberi doğrulayıcı veya yalanlayıcı açıklamada bulunmamış. TRT’nin Çorum muhabiri böyle bir haber vermediğini söylemektedir. Haberi yayan poliste ortaya çıkarılmamış. Bir anda ortaya çıkan eli silahlı gruplar alevi mahallelerine uzun namlulu silahlarla saldırmaya başladı.
Polis Panzeri ve Milönü Saldırısı
Alevi mahallesine barikatları yıkarak giren panzerin ateşiyle hamile bir kadın ve bir öğretmen hayatını kaybederken yaşlı bir kadın panzerin altında kalır. Süleyman Ateş isimli tıp öğrencisi panzerin ateşiyle yaralanarak götürüldüğü kontrgerillanın kalesi SSK Hastanesi'nde işkence görür ve öldürülür.
İçişleri Bakanı Mustafa Gürcügil: “Çorum olayları solun bir tertibidir ve devleti yıkma eylemlerinden biridir. Devlete destek düşüncesiyle hareket eden sağ bir grup, bunların karşısına çıkmıştır. Aslında siyasi gayeli ve siyasi hedefli olan sol gruptur..(Cumhuriyet Gazetesi, 14.07.1980) Süleyman Demirel: “Eğer bu fitne CHP’den destek görmezse, devlet bu fitneyi çok kısa bir zamanda söndürür. CHP neyi söylemeye çalışıyor. Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz... Bu hadiselerin arkasında CHP var..(Cumhuriyet Gazetesi, 11.07.1980) Bülent Ecevit: “....olayı sağ militanların başlattığı bilindiği halde iktidar bunu saklayıp bir komünistlik tehlikesi varmış görüntüsünü vermeye çalışmaktadır. Hükümetin Çorum’daki olaylarda da taraf olduğu, taraflardan biriyle birlik olduğu ve onların suçlarını örtbas etmeye çalıştığı ortadadır...”(Milliyet Gazetesi, 11.07.1980)
25 Mayıs 2013 Cumartesi
2 Mayıs 2013 Perşembe
28 Nisan 2013 Pazar
25 Nisan 2013 Perşembe
11 Nisan 2013 Perşembe
İMRANLI KÖYLERİ
BU RESİMLERİNİ KULLANDIĞIM BÜTÜN DOSTLARA TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİRİM
TÜM DOSTLARIN EMEKLERİNE SAĞLIK
ERGÜN YILDIZ
TOKLUCAK (GUNDE PECİ)
Karataş Köyü ( Qewreş )
BAHADUN KÖYÜ
---------------------------------------------
Gundé Qonak Kapımahmut
KÖYÜ GÖRÜNTÜLER
kapı mahmut
KÖYÜ GÖRÜNTÜLER
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
PİRİKAN-
----------------------------------------------------------
AŞAĞI BOĞAZ
Gunde Gırıkajerın (Aşağıboğaz köyü)
----------------------------------------------------------
Gundé Çulfa Jûrun
yukarı çulfa köyü.
---------------------------------------------------------
KIZILTEPE KÖYÜ
----------------------------------------------------------
ATLICA
-----------------------------------------------------------
KOYUNKAYA KÖYÜ
-----------------------------------------------------------
Gundé Kello (Gelenli Köyü)
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Aydın köyü ( Kürtyenice)
-----------------------------------------------------
Gunde Bandira (Bağyazı Köyü)
-----------------------------------------------------
Gundé Boxazveran ( Boğazören Köyü )
----------------------------------------------------------
Gundé Hüseyinê Reş (Karahüseyin Köyü)
---------------------------------------------------------
Gunde Înî (Demirtaş Köyü)
-----------------------------------------------------
Gundé Jaran (Eski Kapımahmut Köyü)
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
karataş gewıre reş
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gundé Kondilan (Kavalcık Köyü)
-----------------------------------------------------------------
Gundé Medenan (Maden Köyü)
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gunde Xacê (Beğendik Köyü)
---------------------------------------------------------------------------------------
Kasap Köyü (Gunde Qasaban)
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Kasap Köyü (Gunde Qasaban)
------------------------------------------------------------------------------------------------
DELİCE KÖYÜ
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




































































































































































.jpg)































































.jpg)
1.jpg)
12.jpg)
13.jpg)
11.jpg)
14.jpg)
15.jpg)
16.jpg)
2.jpg)
4.jpg)
3.jpg)
5.jpg)
6.jpg)
7.jpg)
8.jpg)
9.jpg)
.jpg)
1.jpg)
2.jpg)
3.jpg)
5.jpg)
4.jpg)




















11.jpg)
10.jpg)
1.jpg)
12.jpg)
14.jpg)
13.jpg)
2.jpg)
3.jpg)
5.jpg)
4.jpg)
6.jpg)
7.jpg)
9.jpg)
8.jpg)
11.jpg)
1.jpg)
10.jpg)
12.jpg)
14.jpg)
13.jpg)
16.jpg)
19.jpg)
18.jpg)
15.jpg)
2.jpg)
20.jpg)
3.jpg)
4.jpg)
6.jpg)
5.jpg)
7.jpg)
8.jpg)
21.jpg)
9.jpg)
17.jpg)





























































+%E2%80%94+13.jpg)
+15.jpg)
+%E2%80%94+14.jpg)
+%E2%80%94+Avatal+(Ac%C4%B1dere).jpg)
1.jpg)
11.jpg)
2.jpg)
12.jpg)
3.jpg)
5.jpg)
4.jpg)
6.jpg)
7.jpg)
8.jpg)
9.jpg)
1.jpg)
.jpg)
2.jpg)
3.jpg)
4.jpg)
5.jpg)
6.jpg)
1.jpg)
.jpg)
10.jpg)
11.jpg)
12.jpg)
14.jpg)
13.jpg)
15.jpg)
17.jpg)
18.jpg)
16.jpg)
2.jpg)
3.jpg)
4.jpg)
5.jpg)
6.jpg)
8.jpg)
7.jpg)
9.jpg)
1.jpg)
10.jpg)
11.jpg)
12.jpg)
13.jpg)
14.jpg)
15.jpg)
17.jpg)
16.jpg)
2.jpg)
3.jpg)
5.jpg)
4.jpg)
7.jpg)
8.jpg)
9.jpg)













1.jpg)
.jpg)
.jpg)
11.jpg)
12.jpg)
13.jpg)
15.jpg)
14.jpg)
17.jpg)
16.jpg)
18.jpg)
19.jpg)
3.jpg)
2.jpg)
4.jpg)
5.jpg)
7.jpg)
6.jpg)
8.jpg)
9.jpg)





























20.jpg)
.jpg)
.jpg)

1.jpg)
10.jpg)
11.jpg)
12.jpg)
13.jpg)
15.jpg)
16.jpg)
14.jpg)
18.jpg)
2.jpg)
21.jpg)
19.jpg)
22.jpg)
24.jpg)
25.jpg)
23.jpg)
26.jpg)
29.jpg)
30.jpg)
3.jpg)
32.jpg)
4.jpg)
6.jpg)
7.jpg)
5.jpg)































.jpg)

.jpg)
1.jpg)
11.jpg)
10.jpg)
12.jpg)
13.jpg)
14.jpg)
15.jpg)
16.jpg)
18.jpg)
19.jpg)
2.jpg)
21.jpg)
22.jpg)
23.jpg)
24.jpg)
26.jpg)
29.jpg)
3.jpg)
25.jpg)
32.jpg)
4.jpg)
30.jpg)
5.jpg)
6.jpg)
7.jpg)
8.jpg)

3.jpg)
1.jpg)
.jpg)
4.jpg)
1.jpg)
.jpg)
2.jpg)
3.jpg)

4.jpg)


1.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
1.jpg)
11.jpg)
13.jpg)
12.jpg)
15.jpg)
16.jpg)
18.jpg)
17.jpg)
19.jpg)
2.jpg)
20.jpg)
22.jpg)
23.jpg)
21.jpg)
25.jpg)
26.jpg)
4.jpg)
5.jpg)
6.jpg)
8.jpg)
9.jpg)
24.jpg)




















12.jpg)
13.jpg)
15.jpg)
17.jpg)
19.jpg)
18.jpg)
21.jpg)
20.jpg)
22.jpg)
23.jpg)
5.jpg)
4.jpg)
6.jpg)
7.jpg)
8.jpg)
9.jpg)


