24 Şubat 2017 Cuma
19 Şubat 2017 Pazar
17 Şubat 2017 Cuma
anneanne.halo ergün koçgiri imranlı soysal toklucak sırmalı
ÖZLEMLE.....
ilk okunan ağıt rahmetli teyzem saniye özdemir anneanne için yaktığı ağıt.sonraki dursun erdoğan ın söylediği ağıt..
ilk okunan ağıt rahmetli teyzem saniye özdemir anneanne için yaktığı ağıt.sonraki dursun erdoğan ın söylediği ağıt..
12 Şubat 2017 Pazar
DERNEK KARARI İLE İLĞİLİ
KÖY DERNEĞİNİN ALDIĞI KARAR DOĞRULTUSUNDA
SMS GELMEDİĞİNDEN DOLAYI KÖYÜMÜZDE Kİ (ÖLÜM KURAN VE DÜĞÜN V.S)
GELİŞMELERDEN HABERDAR OLAMADIĞIMIZDAN DOLAYI BİZLERE TELEFON NUMARALARINIZI ATARSANIZ BİZLERDE BİR MESAJ GRUBU OLUŞTURUR VE HABERDAR OLMAMIZ SAĞLANIR..
BU KARARI ALAN YÖNETİM KURULU NUN HİZMET AMAÇLARININ PARAYA TAHVİL ETMELERİNİ ANLIYORUZ?
BU KONUDA YAPTIKLARI HİZMETLERİN DEVAMINI DİLER ..
SONRAKİ ADIMIN ÖDEMEYEN ÜYELERİN EVLERİNE HACİZ GÖNDERMELERİNİ VE TACİZ EDİLMELERİ GEREKMEKTEDİR..?
HATTA ELEKTRİK SU DOGALGAZ IN DA KESİLMESİ İÇİN GİRİŞİMLERDE BULUNMALARINI BEKLİYORUZ..
DERNEK YÖNETİCİLİĞİ GÖNÜLLÜLÜK ESASI İLE YAPILAN BİR GÖREVDİR..
EĞER YAPMAKTA SIKINTI YAŞIYORSANIZ ..GÖREVİ FARKLI YAPACAK ÖZVERİLİ İNSANLARA YER AÇARSINIZ...DERNEK KURULUŞUNDA BU GÜNLERE KADAR BU ÇALIŞMALARIN İÇİNDE GÖREV OLMUŞ DERNEK VE KÖYÜMÜZÜN BÜTÜN YAPILMASI GEREKEN İŞLERİNDE BULUNMUŞ BİRİ OLARAK BU KARARI KINIYOR BU KARARDAN AİDAT ÖDEMEYENLER DIŞINDA AİDAT INI ÖDEYENLERİNDE CEZALANDIRILDIĞI BİLİNMESİ GEREKİR..
SON GENEL KURULDA BU KONU İLE İLĞİLİ TARTIŞMALARDA BULUNDUĞUM VE BU KONUDA DİRENÇ GÖSTERDİĞİMDE ALDIĞIM TEPKİLERDEN DOLAYI BU KONUYU BİR DAHA DÜŞÜNMELERİ GEREKTİĞİNİ BELİRTİRİM..
EĞER KENDİLERİNE YÜK OLUYOR İSE ÜYE TELEFONLARINI BİZLERE BİR KOPYASINI VERİR İSE BİZLER BU KONUDA SMS KONUSUNDA YARDIMCI OLURUZ..
EĞER KENDİLERİNE YÜK OLUYOR İSE ÜYE TELEFONLARINI BİZLERE BİR KOPYASINI VERİR İSE BİZLER BU KONUDA SMS KONUSUNDA YARDIMCI OLURUZ..
GEREĞİNİN YÖNETİCİLERCE DEĞERLENDİRİLMESİ DİLEĞİ İLE SAYGILAR..
ERGÜN YILDIZ
ERGÜN YILDIZ
9 Şubat 2017 Perşembe
Hızır Orucu 13-14-15 Şubat Günleri Tutulacak..2017
Hızır orucu
Hemen hemen tüm inançlarda oruç ibadeti vardır. İnsanlar çeşitli nedenlerden dolayı ve farklı şekillerde oruç tutarlar.
Kimi insan Yaratana şükür etmek, var olmanın bilincinde olduğunu beyan etmek için oruç tutar.
Kimisi dileklerinin yerine gelmesi, isteklerinin kabul olması için tutar.
Kimisi yerine gelen dilekleri için adakta bulunup adağını yerine getirdiği gibi oruçta tutar.
Kimisi cehenneme gitmemek, cennete gitmek için tutar.
Kimisi bedenini ve dolayısıyla ruhunu disipline etmek, denetim altına almak, nefsine hakim olmak maksadıyla oruç tutar.
Kimisi olgunlaşmak, derinleşmek ve bazı şeylerde yoğunlaşmak için oruç tutar.
Oruç tutmak günün belli bir zamanında yemek yememe ve su içmeme şeklinde olduğu gibi bazı oruçlarda belirli günlerde hayvansal yiyecekler yememe şeklinde olabiliyor. Yine ömür boyunca veya belli bir zaman süresince bazı yiyeceklerden uzak durmak gibi oruç şekilleri de vardır.
Hasılıkelam amaçları ve tutma biçimleri bir birinden farklı çeşitli oruçlar vardır.
Biz Alevilerin temel iki tane orucu vardır. Bunlardan ilki Muharrem Orucudur (Muharrem orucunun bir diğer adı da On İki İmam Orucu ve Matem Orucudur).
Muharrem orucu dışında bizlerde Hızır Orucu vardır.
Bu iki orucun yanı sıra daha çok dervişlik yolunda olan, dervişçe bir yaşamın sahibi olanların tutmuş olduğu 48 perşembe orucu vardır. Ancak bu 48 perşembe orucu toplumun genelini kapsamıyor.
Tuttuğumuz iki oruçtan biri olan Hızır orucunu biz Aleviler neden tutuyoruz?
Hızır orucunu nasıl tutuyoruz?
Ne zaman tutuyoruz?
Hızır orucunun kaynağı nedir?
Biz Aleviler her yıl 13-14-15 Şubat tarihlerinde Hızır orucunu tutuyoruz. Bu tarihler dışında da Ocak ve Şubat ayı içerisinde bu orucu tutanlarda olmakla beraber genel olarak bu orucu 13-14-15 Şubat tarihlerinde tutuyoruz.
Hızır orucunun kaynağı ile ilgili, çıkış noktası ile ilgili birden fazla olay var. Bunlardan iki tanesini paylaşalım.
Nuh peygamberin gemisinin fırtınadan sulara gömülmemesi ve fırtınanın dinmesi sonucu gemide bulunanların üç günlük şükür orucu tutmaları.
Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın çocuklarının hastalanmaları üzerine üç gün oruç tutmaları ve her üç günde de tam oruçlarını açacakları sırada birden kapılarına dayanıp onlardan yardım isteyen kimsenin ortaya çıkması ve oruç açacakları yiyecekleri bu kişiye vermeleri (farklı kişiler görünümünde her defa gelen Hz. Hızır'dır ve Hz. Ali ile Hz. Fatma'yı sınamaktadır).
Bu iki olay bize Hızır orucunun bir şükür orucu olduğunu gösteriyor.
Bir şükür orucu olan Hızır orucu aynı zamanda Hz. Hızır'ın şahsında yüce Yaratıcıdan bereket ve rahmet istemenin, esenlik ve kurtuluş dilemenin, dostluk ve dayanışma talep etmenin, paylaşım ve kardeşlikte buluşmanında orucudur.
Hızır orucunda sahura kalkmak yoktur. Gün doğumu ile gün batımı arasında hiç bir şey yememe ve içmeme şeklinde tutulur. Gün batımı ile ağız mührü açılır.
Hızır orucunda, oruçlar açıldıktan sonra her tür yiyecek ve içecek yenilip içilebiliniyor. Yani Muharrem orucunda olduğu gibi et yememe ve su içmeme gibi bir kural yoktur.
Oruç açıldıktan sonra bir araya gelinir, delil uyandırılır ve başta Hz. Hızır ile ilgili olmak üzere erenler hakkında menkıbeler anlatılır, hakikate dair bilgiler paylaşılır, deyişler söylenir.
Üç günlük oruçtan sonra dergahlara ve ziyaretlere gidilir. Kurbanlar kesilir, cemler tutulur ve o yılki Hızır orucu noktalanır.
Hızır orucunu her kim ne amaçla tutuyorsa dilde dileği, gönülde muradı gerçek olsun.
Hızır aşkına yanan delillerin ışığı hanemizi aydınlattığı gibi gönlümüzde aydınlatsın.
Helal kazançla kazanıp Hızır aşkına pişirip meydana getirdiğimiz lokmalarımız yiyenlere helal olsun, hazırlayıp yedirenlere delil olsun.
Tuttuğumuz oruçlarımız ailemize birlik, huzur, bereket getirsin. Toplumumuza ağız tatlılığı, birlik ve dirlik getirsin.
Hz. Hızır her dem dara düşenlerin, zorda kalanların, umudunu yitirenlerin, çaresizlerin ellerinden tutup onları gerçeğe yönlendirsin.
Gerçekler demine, Allah, eyvallah
-------------------------- -------------------------- --------------------------
Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığından alınan bilgiye göre,Hızır Orucu 13-14-15 Şubat günleri tutulacaktır…
Hızır Orucu (13-14-15 Şubat) ve Hz. Hızır
Hızır Aleyhisselam, Hz. Musa zamanında yaşamış. Ab-ı hayat (ölmezlik suyunu) içerek ölümsüzlüğe erişmiş. Kendisine Allah tarafından batın ilmi (ledün ilmi) verilerek Hz. Musa’yı eğitmekle görevlendirilmiş, tasavvuf ehli tarafından gerçek bilgiye sahip olmuş yetkin insanın (insan-ı kâmil) simgesi sayılmış. Halk arasında dar zamanlarda imdadına yetiştiğine inanılan bir peygamber veya erendir.
Misafir gelirse kısmeti bile
Misafir Hızır arzulu dile
Hatayi uğrunu tut vergil ele
Mihmanlar siz bize safa geldiniz
hakAleviler her evine gelen misafiri Hızır diye karşılar. Kendisine mihman eder ve bütün cömertliğini gösterir, yarin yanağından gayri mihmanıyla her şeyi bölüşür.
Misafirperverliğini gösterir ve mihmanını uğurlar çünkü mihman Hızır’dır, Hakk’tır, mihman gelene eve bereket gelir (Bakara suresi ayet 3).
“(O takva sahipleri ki) onlar gaybe inanırlar. Kendilerine rızk olarak verdiğimizde de Allah yolunda harcarlar.” İşte ayetteki rızk ve Alevilerin işte cömertliği ve işte paylaşmanın güzel örnekleri.
Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve İskender-i Zülkarneyn, birlikte ab-ı hayat suyunu aramaya çıkar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içmişler ve ölümsüzlüğe ermişlerdir. Hızır ve İlyas sağdır yaşamaktadır. Hızır karada, İlyas denizlerde, yardıma muhtaç olanlara zor durumda olanla yardım ederler. Yetiş ya Hızır diyenlerin carına yetişirler.
Zulmet deryasına nur edip gelen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir
Garibim, mazlumun halinden bilen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir.
Hızır ve İlyas yılda bir kez (6 Mayıs Hıdrellez) gününün gecesi bir gül ağacının altında buluşurlar. İşte bu güzel inancımızı ve geleneklerimizi yaşatmak, gelen nesillere aktarmak bizim kutsal olan bir görevimizdir.
Hızır Orucu Nedir?
Nuh Peygamber’in gemisi fırtınaya tutulmuş, halk feryat edip Yetiş ya Hızır, Bizi Kurtar diyerek dua etmişler. Allah tarafından duaları kabul olunur ve fırtına diner. İşte o zaman yüce Allah’a şükür orucu olarak 3 gün oruç adanmışlar. Bu oruç o günden, bu güne kadar önemini hiç kaybetmeden tutulagelmiştir ki, yüce Allah insanların dar günlerinde yardımcısı ve gözcüsü olsun.
Hızır orucu eski (Rumi) takvime göre 31 Ocak-2 Şubat arası 3 gün tutulurdu. Yeni Miladi takvime çevirdiğimiz zaman 13-14-15 Şubat günlerine tekabül etmektedir. Birlik ve beraberliğimizin sağlanması için yek vücut olarak bu günlerde tutulmalıdır.
Tasavvufta Hz. Hızır
Tasavvufçulara göre Hz. Musa zahir ilmini, Hz. Hızır da Batın ilmini (Hakikat) temsil eder. Dört kapının son halkası hakikattir. Hz. Hızır Allah tarafından sunulup, kalbe yerleştirilen Ledün İlmini Hz. Musa’ya vermekle ona mürşitlik etmiştir.
Ledün İlmi: Tanrısal gizleri ve gerçekleri kavramaya çalıştığı bilgidir.
Hz. Musa, peygamber olmasına rağmen, Allah dostu olan bir kul olan Hızır’ın bildiklerini bilmiyordu. Burada ilmi sınırsız olduğu, bilinmeyen çok şeyin varlığı ispatlanıyor.
Hızır ile İlgili Kaynaklar
Hızır kıssası, Kuran’da (adı anılmadan) Kullardan bir kul diye anılmıştır. Bu gizemli kulun Hızır olduğunu bildiren hadis kitaplarıdır. Büyük din âlimi olan Buhari-Müslim-Ebu Davut-Tirmizi ve Müstedrek’tir. Hz. Muhammed de ona El-Hadır dediği rivayet olunur.
Hadislerde Hz. Hızır ile Hz. Musa gemiye bindiklerinde bir kuşun gagasıyla deniz suyundan yudumlar aldığını görür. Hz. Hızır kuşu göstererek:
- Şu kuşun ne demek istediğine akıl erdirebiliyor musun? O senin ve benim ilmimizin Allah’ın ilminin yanında denizden gagasıyla aldığı su nispetindedir.
Hz. Hızır bir Velidir, bir erendir. Sufilere göre her zaman Hızır vardır. Zorda olana o yetişir. Hızır ve İlyas kardeştir. Hz. Muhammed’i Hızır’a karada, İlyas’a denizlerde imdada yetişen diye buyurduğu ifade edilir. Ahmed Yesevi’ye manevi bilgiyi veren o dur.
Makamları
Azerbaycan’da; Hızır-ı zinde
Irak’ta; Makam-ül Hadır
Lübnan’da; Hz. Hızır makamı
Mısır’da; Hızır kapısı
Seylan’da; Hızır mağarası
Suriye’de; Makam-ı Hz. Hızır
Ve ülkemizde birçok yerlerde makamı vardır. Hz. Hızır’ın; temelini Kuranı Kerim’de bulunan en esaslı ve ana vasfı, ilahi rahmet ve sınırların bilgisine sahip olmasıdır. Hızır cömerttir, çaresizlerin çaresidir. Umutsuzlara umuttur Hızır, zorda kalanların carına yetişendir.
Cümlemizin yardımcısı, gözcüsü, bekçisi Hz. Hızır olsun.
Hızır orucu
Hemen hemen tüm inançlarda oruç ibadeti vardır. İnsanlar çeşitli nedenlerden dolayı ve farklı şekillerde oruç tutarlar.
Kimi insan Yaratana şükür etmek, var olmanın bilincinde olduğunu beyan etmek için oruç tutar.
Kimisi dileklerinin yerine gelmesi, isteklerinin kabul olması için tutar.
Kimisi yerine gelen dilekleri için adakta bulunup adağını yerine getirdiği gibi oruçta tutar.
Kimisi cehenneme gitmemek, cennete gitmek için tutar.
Kimisi bedenini ve dolayısıyla ruhunu disipline etmek, denetim altına almak, nefsine hakim olmak maksadıyla oruç tutar.
Kimisi olgunlaşmak, derinleşmek ve bazı şeylerde yoğunlaşmak için oruç tutar.
Oruç tutmak günün belli bir zamanında yemek yememe ve su içmeme şeklinde olduğu gibi bazı oruçlarda belirli günlerde hayvansal yiyecekler yememe şeklinde olabiliyor. Yine ömür boyunca veya belli bir zaman süresince bazı yiyeceklerden uzak durmak gibi oruç şekilleri de vardır.
Hasılıkelam amaçları ve tutma biçimleri bir birinden farklı çeşitli oruçlar vardır.
Biz Alevilerin temel iki tane orucu vardır. Bunlardan ilki Muharrem Orucudur (Muharrem orucunun bir diğer adı da On İki İmam Orucu ve Matem Orucudur).
Muharrem orucu dışında bizlerde Hızır Orucu vardır.
Bu iki orucun yanı sıra daha çok dervişlik yolunda olan, dervişçe bir yaşamın sahibi olanların tutmuş olduğu 48 perşembe orucu vardır. Ancak bu 48 perşembe orucu toplumun genelini kapsamıyor.
Tuttuğumuz iki oruçtan biri olan Hızır orucunu biz Aleviler neden tutuyoruz?
Hızır orucunu nasıl tutuyoruz?
Ne zaman tutuyoruz?
Hızır orucunun kaynağı nedir?
Biz Aleviler her yıl 13-14-15 Şubat tarihlerinde Hızır orucunu tutuyoruz. Bu tarihler dışında da Ocak ve Şubat ayı içerisinde bu orucu tutanlarda olmakla beraber genel olarak bu orucu 13-14-15 Şubat tarihlerinde tutuyoruz.
Hızır orucunun kaynağı ile ilgili, çıkış noktası ile ilgili birden fazla olay var. Bunlardan iki tanesini paylaşalım.
Nuh peygamberin gemisinin fırtınadan sulara gömülmemesi ve fırtınanın dinmesi sonucu gemide bulunanların üç günlük şükür orucu tutmaları.
Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın çocuklarının hastalanmaları üzerine üç gün oruç tutmaları ve her üç günde de tam oruçlarını açacakları sırada birden kapılarına dayanıp onlardan yardım isteyen kimsenin ortaya çıkması ve oruç açacakları yiyecekleri bu kişiye vermeleri (farklı kişiler görünümünde her defa gelen Hz. Hızır'dır ve Hz. Ali ile Hz. Fatma'yı sınamaktadır).
Bu iki olay bize Hızır orucunun bir şükür orucu olduğunu gösteriyor.
Bir şükür orucu olan Hızır orucu aynı zamanda Hz. Hızır'ın şahsında yüce Yaratıcıdan bereket ve rahmet istemenin, esenlik ve kurtuluş dilemenin, dostluk ve dayanışma talep etmenin, paylaşım ve kardeşlikte buluşmanında orucudur.
Hızır orucunda sahura kalkmak yoktur. Gün doğumu ile gün batımı arasında hiç bir şey yememe ve içmeme şeklinde tutulur. Gün batımı ile ağız mührü açılır.
Hızır orucunda, oruçlar açıldıktan sonra her tür yiyecek ve içecek yenilip içilebiliniyor. Yani Muharrem orucunda olduğu gibi et yememe ve su içmeme gibi bir kural yoktur.
Oruç açıldıktan sonra bir araya gelinir, delil uyandırılır ve başta Hz. Hızır ile ilgili olmak üzere erenler hakkında menkıbeler anlatılır, hakikate dair bilgiler paylaşılır, deyişler söylenir.
Üç günlük oruçtan sonra dergahlara ve ziyaretlere gidilir. Kurbanlar kesilir, cemler tutulur ve o yılki Hızır orucu noktalanır.
Hızır orucunu her kim ne amaçla tutuyorsa dilde dileği, gönülde muradı gerçek olsun.
Hızır aşkına yanan delillerin ışığı hanemizi aydınlattığı gibi gönlümüzde aydınlatsın.
Helal kazançla kazanıp Hızır aşkına pişirip meydana getirdiğimiz lokmalarımız yiyenlere helal olsun, hazırlayıp yedirenlere delil olsun.
Tuttuğumuz oruçlarımız ailemize birlik, huzur, bereket getirsin. Toplumumuza ağız tatlılığı, birlik ve dirlik getirsin.
Hz. Hızır her dem dara düşenlerin, zorda kalanların, umudunu yitirenlerin, çaresizlerin ellerinden tutup onları gerçeğe yönlendirsin.
Gerçekler demine, Allah, eyvallah
--------------------------
Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığından alınan bilgiye göre,Hızır Orucu 13-14-15 Şubat günleri tutulacaktır…
Hızır Orucu (13-14-15 Şubat) ve Hz. Hızır
Hızır Aleyhisselam, Hz. Musa zamanında yaşamış. Ab-ı hayat (ölmezlik suyunu) içerek ölümsüzlüğe erişmiş. Kendisine Allah tarafından batın ilmi (ledün ilmi) verilerek Hz. Musa’yı eğitmekle görevlendirilmiş, tasavvuf ehli tarafından gerçek bilgiye sahip olmuş yetkin insanın (insan-ı kâmil) simgesi sayılmış. Halk arasında dar zamanlarda imdadına yetiştiğine inanılan bir peygamber veya erendir.
Misafir gelirse kısmeti bile
Misafir Hızır arzulu dile
Hatayi uğrunu tut vergil ele
Mihmanlar siz bize safa geldiniz
hakAleviler her evine gelen misafiri Hızır diye karşılar. Kendisine mihman eder ve bütün cömertliğini gösterir, yarin yanağından gayri mihmanıyla her şeyi bölüşür.
Misafirperverliğini gösterir ve mihmanını uğurlar çünkü mihman Hızır’dır, Hakk’tır, mihman gelene eve bereket gelir (Bakara suresi ayet 3).
“(O takva sahipleri ki) onlar gaybe inanırlar. Kendilerine rızk olarak verdiğimizde de Allah yolunda harcarlar.” İşte ayetteki rızk ve Alevilerin işte cömertliği ve işte paylaşmanın güzel örnekleri.
Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve İskender-i Zülkarneyn, birlikte ab-ı hayat suyunu aramaya çıkar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içmişler ve ölümsüzlüğe ermişlerdir. Hızır ve İlyas sağdır yaşamaktadır. Hızır karada, İlyas denizlerde, yardıma muhtaç olanlara zor durumda olanla yardım ederler. Yetiş ya Hızır diyenlerin carına yetişirler.
Zulmet deryasına nur edip gelen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir
Garibim, mazlumun halinden bilen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir.
Hızır ve İlyas yılda bir kez (6 Mayıs Hıdrellez) gününün gecesi bir gül ağacının altında buluşurlar. İşte bu güzel inancımızı ve geleneklerimizi yaşatmak, gelen nesillere aktarmak bizim kutsal olan bir görevimizdir.
Hızır Orucu Nedir?
Nuh Peygamber’in gemisi fırtınaya tutulmuş, halk feryat edip Yetiş ya Hızır, Bizi Kurtar diyerek dua etmişler. Allah tarafından duaları kabul olunur ve fırtına diner. İşte o zaman yüce Allah’a şükür orucu olarak 3 gün oruç adanmışlar. Bu oruç o günden, bu güne kadar önemini hiç kaybetmeden tutulagelmiştir ki, yüce Allah insanların dar günlerinde yardımcısı ve gözcüsü olsun.
Hızır orucu eski (Rumi) takvime göre 31 Ocak-2 Şubat arası 3 gün tutulurdu. Yeni Miladi takvime çevirdiğimiz zaman 13-14-15 Şubat günlerine tekabül etmektedir. Birlik ve beraberliğimizin sağlanması için yek vücut olarak bu günlerde tutulmalıdır.
Tasavvufta Hz. Hızır
Tasavvufçulara göre Hz. Musa zahir ilmini, Hz. Hızır da Batın ilmini (Hakikat) temsil eder. Dört kapının son halkası hakikattir. Hz. Hızır Allah tarafından sunulup, kalbe yerleştirilen Ledün İlmini Hz. Musa’ya vermekle ona mürşitlik etmiştir.
Ledün İlmi: Tanrısal gizleri ve gerçekleri kavramaya çalıştığı bilgidir.
Hz. Musa, peygamber olmasına rağmen, Allah dostu olan bir kul olan Hızır’ın bildiklerini bilmiyordu. Burada ilmi sınırsız olduğu, bilinmeyen çok şeyin varlığı ispatlanıyor.
Hızır ile İlgili Kaynaklar
Hızır kıssası, Kuran’da (adı anılmadan) Kullardan bir kul diye anılmıştır. Bu gizemli kulun Hızır olduğunu bildiren hadis kitaplarıdır. Büyük din âlimi olan Buhari-Müslim-Ebu Davut-Tirmizi ve Müstedrek’tir. Hz. Muhammed de ona El-Hadır dediği rivayet olunur.
Hadislerde Hz. Hızır ile Hz. Musa gemiye bindiklerinde bir kuşun gagasıyla deniz suyundan yudumlar aldığını görür. Hz. Hızır kuşu göstererek:
- Şu kuşun ne demek istediğine akıl erdirebiliyor musun? O senin ve benim ilmimizin Allah’ın ilminin yanında denizden gagasıyla aldığı su nispetindedir.
Hz. Hızır bir Velidir, bir erendir. Sufilere göre her zaman Hızır vardır. Zorda olana o yetişir. Hızır ve İlyas kardeştir. Hz. Muhammed’i Hızır’a karada, İlyas’a denizlerde imdada yetişen diye buyurduğu ifade edilir. Ahmed Yesevi’ye manevi bilgiyi veren o dur.
Makamları
Azerbaycan’da; Hızır-ı zinde
Irak’ta; Makam-ül Hadır
Lübnan’da; Hz. Hızır makamı
Mısır’da; Hızır kapısı
Seylan’da; Hızır mağarası
Suriye’de; Makam-ı Hz. Hızır
Ve ülkemizde birçok yerlerde makamı vardır. Hz. Hızır’ın; temelini Kuranı Kerim’de bulunan en esaslı ve ana vasfı, ilahi rahmet ve sınırların bilgisine sahip olmasıdır. Hızır cömerttir, çaresizlerin çaresidir. Umutsuzlara umuttur Hızır, zorda kalanların carına yetişendir.
Cümlemizin yardımcısı, gözcüsü, bekçisi Hz. Hızır olsun.
1 Ocak 2017 Pazar
Oniki İmam / Oniki İmamlar
İslâm dininin Şiî mezheplerinden İmamiye-i isna aşeriye (Onikiciler, fıkhî mezhep olarak Câferîlik) mezhebinin kabullendiği imâm silsilesine verilen addır. Alevilik'te de on iki imam, inancın temel esasını oluşturur.
Ehl-i Beyt'ten olan Hazreti Ali ile başlayan Oniki İmam; son peygamber Hazreti Muhammed'in torunlarından Seyyid Hüseyin eş-Şüheda'nın soyundan devam eder. İsnaaşeriyye'ye göre İslâm'ın meşru halifeliği (velâyet gereği) Oniki İmam'a aittir. İmâmet adı verilen bu husus, Câferî (imam’ Cafer’i Sadık) fıkhının temel kaynağını oluşturur. Zannedildiği gibi yalnızca Şiî-Câferî ve Alevî inancında değil, Sünni mezheplerde de aynı şekilde kabul edilir. İhtilâf, sadece İmam Mehdi konusundadır. Bunun dışındaki İmâmları Sünnîler de kabul ederler.
Mehdî'nin ortaya çıkmasındaki görüşleri ise tamamen farklıdır. Aleviler, Şiiler, Caferiler oniki imamı Masum’u pak olarak kabul ederken Sünnîler On İki İmâmın masumluğunu reddederler.
On İki İmamlar Kimlerdir?
İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Bakır, İmam Caferi Sadık, İmam Musa Kazım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki, İmam Ali Naki, İmam Hasan Askeri, İmam Muhammed Mehdi.
Hz. Ali (599-661): Diğer bir adı Haydar. Mekke'de doğdu, Irak'ın Küfe şehrinde şehit edildi. Peygamberin amcasının oğlu, damadı ve evlatlığıdır. Herkesin inanmakta tereddüt ettiği dönemde küçük yaşına rağmen ilk inananlardandır. Oniki imamların içinde sadece Hz. Ali halifelik yapmıştır.
Hz. Hasan (624-680): Medine'de doğdu. Muaviye'nin karısının kandırması sonucu Hz. Hasan kendi karısı tarafından zehirlenerek şehit edildi. Babası Hz. Ali ile birlikte beş yıl Irak'ta kaldı. Hz. Hasan halifelik meselesinde çok etkin olamamıştır.
Hz. Hüseyin (626-680): Medine'de doğdu ve Irak Kerbela'da şehit edildi. Babası Hz. Ali ile birlikte beş yıl Irak'ta kaldıktan sonra Medine'ye yerleşti, Halifeliği ele geçirme girişimi,kendisini elçi göndererek davet eden Küfelilerin ihanet etmesi nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Yezit tarafından Kerbele’da şehit edildi.
İmam Zeynelabidin (658-714): Medine'de doğdu. Hz. Hüseyin’in oğludur. Hz. Ali ve Hz. Hüseyin ile birlikte üç yıl Irak'ta kaldı, daha sonra Medine'ye yerleşti. Kerbela katliamında kurtulan tek kişidir. Medine'de gözlerden uzak politika dışı bir yaşam sürdürdü. Bazı kaynaklara göre zehirlenerek şehit edildi. Bazı kaynaklara göre ise vefat etti.
İmam Muhammed Bakır (676-732): İmam Zeynelabidin'in oğludur. Babasından daha faal bir yaşam sürmüştür. Önemli bir Hadis yazıcısıydı. O dönemde not aldığı ve daha sonra kitaplara aktarılan hadisleri, İslâm'ın gelişmesi ve yeni akımların oluşmasında son derece önemli bir rol oynadı.
İmam Cafer-i Sadık (702-765): İmam Muhammed Bakır’ın oğludur. Medine'de doğdu ve orada öldü. Hadisçi, fıkıh uzmanı ve bilim adamı olarak etkiliydi. İsmailî ve on iki imamcı Şiîler için çok önemli olan hukuk okulunun kurucusudur. Kendi devrinde, kaybolmakta olan İslâm değerlerini, ilkelerini bir araya getirerek halka öğretmeye çalışmıştır. Ülkemizde Alevi ve Bektaşiler için önemli bir kaynak olan "Buyruk" isimli kitabı yazmıştır. Buyruk, İslâmiyet'in İmam Cafer tarafından yapılan yorumudur. İmam Cafer; imamlığı sırasında ortaya çıkan mezheplere karşı Caferilik mezhebini oluşturdu. Tarihte İmam Cafer'in oluşturduğu mezhebe dahil olanlara "Caferi" adı verilmiştir.
İmam Muhammed Musa Kazım (745-799): Caferi Sadık'ın oğludur. Abbasi halifesine saygısızlık iddiasıyla "göz hapsi" cezası için sürüldüğü Irak'ın bir kasabasında şehit edildi. Türbesi Bağdat'ta Kazımiye'dedir.
İmam Ali Rıza (765-818): İmam Musa Kazım'ın oğludur. Halife Me'mun zamanında Halifelik önerisi ile Tus'a davet edildi. Daha sonra göz hapsine alındı. Hapis edildi ve üzümün içine şırınga edilen zehirle zehirlenerek şehit edildi. Mezarı İran Horasan'ında Meşhed'dedir.
İmam Muhammed Taki (811-835): İmam Ali Rıza’nın oğludur. Medine'de doğmuş. Bağdat'ta ölmüştür. Politik bir yönü olmamıştır. 25 yaşındayken halife Mutasım tarafından zehirlenerek şehit edildi.
İmam Ali Naki (828-868): İmam Muhammed Taki’nin oğludur. Dönemin hilafet başkenti Samara'da yaşadı ve orada öldü. Teorik ve politik bir faaliyeti yoktur. Samara'da Halife Mutez zamanında zehirlenerek şehid edildi.
İmam Hasan Askeri (846-873): İmam Ali Naki'nin oğludur. Halifenin emriyle Ali soyunun tamamen yok edilmesine karar verildi ve Ali soyu büyük bir katliama uğradı. Abbasi halifesi Mutemid tarafından zehirletilerek şehid edildi. Katliamdan sadece İmam Hasan Askeri'nin oğlu olan ve hala yaşadığına inanılan İmam Muhammed Mehdi kurtuldu.
İmam Muhammed Mehdi (869-...): İmamiyye'ye göre, Hasan El Askeri'nin ölümünden sonra oğlu Muhammed Mehdi gaybete girmiş (gizlenmiş) onu bir daha hiç kimse görmemiştir. Bu kayboluş devam etmektedir ve inanışa göre Muhammed Mehdi kıyametten bir süre önce Mehdi sıfatıyla ortaya çıkarak zulümle dolmuş olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Şia'da bu inanç esası çok önemlidir.
Ehl-i Beyt'ten olan Hazreti Ali ile başlayan Oniki İmam; son peygamber Hazreti Muhammed'in torunlarından Seyyid Hüseyin eş-Şüheda'nın soyundan devam eder. İsnaaşeriyye'ye göre İslâm'ın meşru halifeliği (velâyet gereği) Oniki İmam'a aittir. İmâmet adı verilen bu husus, Câferî (imam’ Cafer’i Sadık) fıkhının temel kaynağını oluşturur. Zannedildiği gibi yalnızca Şiî-Câferî ve Alevî inancında değil, Sünni mezheplerde de aynı şekilde kabul edilir. İhtilâf, sadece İmam Mehdi konusundadır. Bunun dışındaki İmâmları Sünnîler de kabul ederler.
Mehdî'nin ortaya çıkmasındaki görüşleri ise tamamen farklıdır. Aleviler, Şiiler, Caferiler oniki imamı Masum’u pak olarak kabul ederken Sünnîler On İki İmâmın masumluğunu reddederler.
On İki İmamlar Kimlerdir?
İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Bakır, İmam Caferi Sadık, İmam Musa Kazım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki, İmam Ali Naki, İmam Hasan Askeri, İmam Muhammed Mehdi.
Hz. Ali (599-661): Diğer bir adı Haydar. Mekke'de doğdu, Irak'ın Küfe şehrinde şehit edildi. Peygamberin amcasının oğlu, damadı ve evlatlığıdır. Herkesin inanmakta tereddüt ettiği dönemde küçük yaşına rağmen ilk inananlardandır. Oniki imamların içinde sadece Hz. Ali halifelik yapmıştır.
Hz. Hasan (624-680): Medine'de doğdu. Muaviye'nin karısının kandırması sonucu Hz. Hasan kendi karısı tarafından zehirlenerek şehit edildi. Babası Hz. Ali ile birlikte beş yıl Irak'ta kaldı. Hz. Hasan halifelik meselesinde çok etkin olamamıştır.
Hz. Hüseyin (626-680): Medine'de doğdu ve Irak Kerbela'da şehit edildi. Babası Hz. Ali ile birlikte beş yıl Irak'ta kaldıktan sonra Medine'ye yerleşti, Halifeliği ele geçirme girişimi,kendisini elçi göndererek davet eden Küfelilerin ihanet etmesi nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Yezit tarafından Kerbele’da şehit edildi.
İmam Zeynelabidin (658-714): Medine'de doğdu. Hz. Hüseyin’in oğludur. Hz. Ali ve Hz. Hüseyin ile birlikte üç yıl Irak'ta kaldı, daha sonra Medine'ye yerleşti. Kerbela katliamında kurtulan tek kişidir. Medine'de gözlerden uzak politika dışı bir yaşam sürdürdü. Bazı kaynaklara göre zehirlenerek şehit edildi. Bazı kaynaklara göre ise vefat etti.
İmam Muhammed Bakır (676-732): İmam Zeynelabidin'in oğludur. Babasından daha faal bir yaşam sürmüştür. Önemli bir Hadis yazıcısıydı. O dönemde not aldığı ve daha sonra kitaplara aktarılan hadisleri, İslâm'ın gelişmesi ve yeni akımların oluşmasında son derece önemli bir rol oynadı.
İmam Cafer-i Sadık (702-765): İmam Muhammed Bakır’ın oğludur. Medine'de doğdu ve orada öldü. Hadisçi, fıkıh uzmanı ve bilim adamı olarak etkiliydi. İsmailî ve on iki imamcı Şiîler için çok önemli olan hukuk okulunun kurucusudur. Kendi devrinde, kaybolmakta olan İslâm değerlerini, ilkelerini bir araya getirerek halka öğretmeye çalışmıştır. Ülkemizde Alevi ve Bektaşiler için önemli bir kaynak olan "Buyruk" isimli kitabı yazmıştır. Buyruk, İslâmiyet'in İmam Cafer tarafından yapılan yorumudur. İmam Cafer; imamlığı sırasında ortaya çıkan mezheplere karşı Caferilik mezhebini oluşturdu. Tarihte İmam Cafer'in oluşturduğu mezhebe dahil olanlara "Caferi" adı verilmiştir.
İmam Muhammed Musa Kazım (745-799): Caferi Sadık'ın oğludur. Abbasi halifesine saygısızlık iddiasıyla "göz hapsi" cezası için sürüldüğü Irak'ın bir kasabasında şehit edildi. Türbesi Bağdat'ta Kazımiye'dedir.
İmam Ali Rıza (765-818): İmam Musa Kazım'ın oğludur. Halife Me'mun zamanında Halifelik önerisi ile Tus'a davet edildi. Daha sonra göz hapsine alındı. Hapis edildi ve üzümün içine şırınga edilen zehirle zehirlenerek şehit edildi. Mezarı İran Horasan'ında Meşhed'dedir.
İmam Muhammed Taki (811-835): İmam Ali Rıza’nın oğludur. Medine'de doğmuş. Bağdat'ta ölmüştür. Politik bir yönü olmamıştır. 25 yaşındayken halife Mutasım tarafından zehirlenerek şehit edildi.
İmam Ali Naki (828-868): İmam Muhammed Taki’nin oğludur. Dönemin hilafet başkenti Samara'da yaşadı ve orada öldü. Teorik ve politik bir faaliyeti yoktur. Samara'da Halife Mutez zamanında zehirlenerek şehid edildi.
İmam Hasan Askeri (846-873): İmam Ali Naki'nin oğludur. Halifenin emriyle Ali soyunun tamamen yok edilmesine karar verildi ve Ali soyu büyük bir katliama uğradı. Abbasi halifesi Mutemid tarafından zehirletilerek şehid edildi. Katliamdan sadece İmam Hasan Askeri'nin oğlu olan ve hala yaşadığına inanılan İmam Muhammed Mehdi kurtuldu.
İmam Muhammed Mehdi (869-...): İmamiyye'ye göre, Hasan El Askeri'nin ölümünden sonra oğlu Muhammed Mehdi gaybete girmiş (gizlenmiş) onu bir daha hiç kimse görmemiştir. Bu kayboluş devam etmektedir ve inanışa göre Muhammed Mehdi kıyametten bir süre önce Mehdi sıfatıyla ortaya çıkarak zulümle dolmuş olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Şia'da bu inanç esası çok önemlidir.
Gağan
Gağan; Kirmancki / Zazaca’da Aralık ayına verilen isimdir. Khal Gağan, Dersim bölgesinde (Tunceli, Erzincan, Bingöl, Muş, Sivas, Varto, Elazığ) Alevi - Kirmanclar tarafından kutlanan ve günümüze kadar gelebilmiş çok eski bir gelenektir. Gağan Dersim mitolojisinde yeni yıla giriş demektir.
Khal Gağan, Aralık ayının üçüncü haftasında başlar ve Ocak ayının ilk haftasına kadar sürebilir. Salı gününden başlayıp üç günlük oruç tutulur. Orucun amacı; çetin geçecek kış aylarının can ve mal kaybına sebep olmaması için yapılan niyaz anlamındadır. Pir, Mürşit ve Dedelerin olduğu yerlerde Cemler bağlanır. Bu süre içinde insanlar mümkün olduğunca gönül kırmamaya gayret ederler. Yoksul komşuların ihtiyaçları el birliği ile karşılanır. Khal oyunu oynanır.
Khal oyununun aktörleri; yaşlı adam kılığına giren Khal, bayan elbiseleri giydirilmiş gençlerden biri eşi Fadike bir de onları korumakla yükümlü olan Arap’tır.
Khal Khek’in; koyun ya da keçi kılından yapılan ak ve uzun sakalı, eski elbiselerden oluşan kostümü, omzunda heybesi, elinde asası ve tespihiyle kendisini tanınmayacak şekilde kamufle eder.
Khal Khek’in; koyun ya da keçi kılından yapılan ak ve uzun sakalı, eski elbiselerden oluşan kostümü, omzunda heybesi, elinde asası ve tespihiyle kendisini tanınmayacak şekilde kamufle eder.
Khal Khek’in eşi rolündeki Fadike; gözleri dışında her yeri kapatılır, etek ve eşarp giydirilerek tanınması önlenir.
Arap; Arap da yüzünü soba kurumu ile siyaha boyar ve elinde değneği bulunur. Görevi ise; uğradıkları evlerde Fadike’ye musallat olan gençleri kovalayıp Fadike’nin kaçırılmasını önlemek ve sonrasında kaçırılan Fadike’nin bulunmasına ve Khalo Khek’in yanına getirilmesine yardımcı olmaktır.
Khal, gittiği her evde sevinçle karşılanır. Oyunlar oynanır, oyun bitince evden hediyelerini alıp ayrılırlar ve sırasıyla diğer evleri ziyaret ederek aynı oyunu tekrar oynarlar.
Khal, topladığı hediyeleri (buğday, un, arpa, kuru üzüm, şeker, çökelek vs.) türkü ve maniler söyleyerek birlikte dolaştıkları gençlere ve çocuklara verir. Gençler de topladıkları yiyecek malzemeleriyle yemekler pişirip, hep birlikte yerler. Gağan etkinliği özellikle çocuklar üzerinde paylaşmayı ve dayanışmayı öğreten sosyal bir misyona da sahiptir.
Zeyi Ziyareti; ‘’Zeyi’’ Zazaca dilinde, evlenerek evden ayrılan bayanlar için kullanılan bir kavramdır. Bunlar; kız kardeş, hala ve teyzelerdir.
“Bara Zeyi” Baba evinden miras hakkı talep etmeden ayrılan Zeyi’lere, vefa borcu olarak mutlaka ziyarete gidilir, hatırları sorulur ve mümkün mertebe ihtiyaçları karşılanır. ‘Gağane sıma xerli bo’ Gağanınız hayırlı olsun denerek, Gağan’ları kutlanır.
3 Aralık 2016 Cumartesi
SİVAS İMRANLI TOKLUCAK KÖYÜ . ..ERGÜN YILDIZ
video nun türkülerini seslendiren
can dost avukat ve sanatçı abim hüseyin aslan a çok teşekkür ederim..
18 Kasım 2016 Cuma
SEVGİLİ TOKLUCAK KÖYLÜLERİMİZ
KÖY DERNEĞİMİZDEN GELEN MESAJ İLE İLGİLİ
KÖY SAKİNLERİNİN DÜŞÜNCELERİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORUZ..
KÖYÜMÜZÜN GENEL KURULUN YAPILDIĞI GÜN TOPLAM 20 KİŞİLİK BİR KATILIM İLE TÜM ÜYELERİN HABER ALMA HAKKINA İPOTEK KOYMAK GİBİ BİR YAPTIRIM UYGULAMA KARARI ALMIŞLARDIR..BU KARARA OLUR DİYEN YÖNETİCİLERİMİZİN YARIN NE OLACAĞINI BİLMEDEN VERDİKLERİ KARAR SONUCUNDA
18/11/2016 TARİHİNDE
TELEFONLARIMIZA GELEN YENİ MESAJ İSE
(sayın üyemiz genel kurulda alınan karar gereği aidat borcu olan üyelerimiz aidat borçlarını 31/12/2016 tarihine kadar ödemesi gerekir.. aksi taktirde üyelikten ihraç edilip SMS kayıtları silinecektir.. ihraç edilen üye borcunu ödemedikçe tekrar üye yapılmayacaktır..)
BU KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ İÇİN 01/01/2017 TARİHİNİ BEKLEYELİM GÖRELİM...
EĞER BU KONUDA ISRAR OLURSA BİZLER KENDİ ARAMIZ DA BİR HABERLEŞME AĞI KURARAK TEL BİLGİLERİMİZİ BİLDİREREK SİZLERE BU HİZMETİ ÜCRETSİZ VERMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ BU KONUDA HEM FİKİRLERİNİZİ HEM İLETİŞİM BİLGİLERİNİZİ YAZARSANIZ SİZLERLE BU SIKINTIYI AŞARIZ.
ergün yıldız..
05359204999
ergunsivas@gmail.com
isim
soy isim
gsm tel..
11 Kasım 2016 Cuma
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

















































































































































































