6 Mayıs 2020 Çarşamba



Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972'de sabaha karşı Ankara'da bugün Ulucanlar Cezaevi'nde idam edildiler.  
6 Mayıs 1972'de cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, başbakan Nihat Erim, adalet bakanı Suat Bilge, içişleri bakanı Ferit Kubat idi. 

Hüseyin İnan 


Hüseyin İnan, 1949'da Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız'da, liseyi Kayseri'de okudu.
1966'da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü'ne kayıt oldu. 1968'de Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı.
Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan'ın attığı bu grup daha sonra, THKO'nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.
14 Ekim 1969'da Filistin Kurtuluş Örgütü'nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail'e karşı savaştı. 1 Ocak 1971'de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, ABD askeri tesislerinin basılarak bir ABD'lilerin kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971'de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'la birlikte idama mahkum edildi. 

Yusuf Aslan


Yusuf, 1947'de Yozgat'ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.
1966'da ODTÜ'ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü'nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem,  Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Türkiye Büyükelçisi Robert Commer'in arabasının yakılmasıydı.
1969'da arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.
1970 yılında kurulan THKO'nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş'le birlikte Nurhak'a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla'da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı.

Deniz Gezmiş


Deniz Gezmiş, Ankara'nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947'de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul'da bitirdi.
1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar İlçesine üye oldu. 30 Ocak 1968'de Hukuk Fakültesi'nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesine önderlik etti.
İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968'de Samsun'dan İstanbul'a Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.
1969 Haziran'ında Filistin'e giderek Eylül'e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969'da yakalandı ve Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu (THKO) kurdu. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı



2 Mayıs 2020 Cumartesi

BOŞ ZAMANLARDA EFKARIM-ŞİİRLERİM





                                                               FİKİRTEPEDE KÜÇÜKLÜĞÜM




30 Nisan 2020 Perşembe

                        YAŞASIN 1 MAYIS YAŞASIN İŞÇİNİN EMEKÇİNİN  BAYRAMI







TARHÇESİ

1886. 1 Mayıs'ta ABD'nin Chicago kentinde işçiler iş gününün 8 saatlik iş günü için genel greve gittiler. Polisin ateş açması sonucu, çok sayıda işçi öldü ve yaralandı. İşçi liderlerinden Albert Parsons, August Spies, Adolph Fıscher ve George Engel düzmece tanıklar ve kanıtlarla idam edildi.
1889II. Enternasyonal, 1 Mayıs'ın, bütün dünyada işçilerin birlik ve mücadele günü olmasını kararlaştırdı.
1906. 1 Mayıs Türkiyeli işçi ve emekçiler tarafından da kutlanmaya başladı.
1921. Tersane İşçileri, işgal altındaki İstanbul'da 1 Mayıs'ı kutladı. İştirakçı Hilmi önderliğinde Halk İştirakiyyun Fırkası'nın düzenlediği 1 Mayıs'a işçiler kızıl bayraklarla katıldı ve Kasımpaşa'dan Şişli Hürriyet-i Ebediye Tepesi'ne kadar yürüdüler.
1923. İstanbul'da tütün işçileri, askeri fabrika ve demiryolu işçileri, fırıncılar, İstanbul tramvay, telefon, tünel, gazhane işçileri 1 Mayıs'ı sokakta kutladılar. "Yabancı şirketlere el konsun", "8 saatlik iş günü", "Hafta tatili", "Serbest Sendika ve Grev Hakkı" pankartlarını taşıdılar.
1925.Takrir-i Sükun Kanunu'yla her türlü gösteri ve yürüyüş yasaklanınca, 1 Mayıs da kitlesel olarak kutlanamaz hale geldi.
1976.50 yıllık aradan sonra 1 Mayıs İşçi Bayramı İstanbul Taksim Meydanında yapılan büyük bir mitingle kutlandı. DİSK'in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) düzenlediği 1976 1 Mayıs'ı, Türkiye'de kitlesel 1 Mayıs kutlamalarının başlangıcı oldu.
1977. DİSK tarafından Taksim Meydanında düzenlenen 1 Mayıs mitingine 500 bine yakın işçi, emekçi katılmıştı. Akşam saat 7'yi biraz geçe, alana giriş sürerken Sular İdaresi binasının üzerinden ve Intercontinental Oteli'nden (şimdiki The Marmara Oteli) kalabalığın üzerine ateş açıldı .
Silah sesleri dinmeden polis panzerleri sirenlerini çalarak topluluğun üzerine yürüdü. Birkaç kişi kurşun yarasıyla ya da panzer altında kalarak, ama çoğu çıkan panik sırasında ezilerek 37 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Resmi yetkililer ve medyanın olayı sol gruplar arasındaki çatışmayla ilişkilendirmel çabalarına karşın, yargılama sonucunda bir çatışma olmadığı olayların bir provakasyon sonucu patlak verdiği belirlenmesine karşın sorumlular yakalanamadı. Susurluk kazasından sonra, 1 Mayıs katliamı sorumlularının da yargılanması için bir kampanya yürütüldüyse de bir sonuç alınamadı. 1 Mayıs 1997'de, 20 yıllık hukuki zamanaşımı süresi doldu.
1979İstanbul'da 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı ve sokağa çıkma yasağı kondu. 1 Mayıs'ta İstanbul'da sokağa çıkan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Behice Boran ve 1000'e yakın kişi gözaltına alındı. Behice Boran ve 330 Türkiye İşçi Partili 6 Mayıs'ta tutuklandı. DİSK'e bağlı bir grup sendika ise İzmir'de "izinli" 1 Mayıs kutlaması yaptı.
1980. 12 Eylül darbesinden önce son "yasal" 1 Mayıs kutlamaları yapıldı . Sıkıyönetim altındaki İstanbul, Ankara ve İzmir'de gösteriler yasaklandı. DİSK, Mersin'de "izinli" 1 Mayıs kutlaması yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, o zamana kadar "Bahar Bayramı" adıyla resmi tatil günü olan 1 Mayıs çalışma günleri arasına dahil edildi.
1989. İstanbul'da 1 Mayıs'ı kutlamak için İstiklal Caddesi'nden Taksim'e yürümek isteyen 2000 kişilik grup polis tarafından dağıtıldı. Olaylar sırasında alnından vurulan Mehmet Akif Dalcı adlı genç bir gün sonra öldü. 400'ü aşkın gösterici gözaltına alındı.
1990. İstanbul'un çeşitli semtlerinde yapılan 1 Mayıs eylemlerinde 40 kişi yaralandı, 2 bin kişi gözaltına alındı. Yaralılardan Gülay Beceren felç oldu.
1994. İstanbul ve Ankara'da 1 Mayıs'ı kutladıktan sonra dağılan gruplar polis tarafından coplandı. Sosyal Demokrat Halkçı Parti Milletvekili Salman Kaya da polisten dayak yedi. İki gün sonra milletvekili Salman Kaya'yı döven 3 polis ve Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar görevden alındı.
1996İstanbul Kadıköy'de yapılan 1 Mayıs gösterilerinde olaylar çıktı. 3 kişi öldü, 67 kişi yaralandı, birçok işyeri tahrip edildi.




29 Nisan 2020 Çarşamba

HÜSEYNİ AĞIT  KERBELA
                                        

28 Nisan 2020 Salı


BENİM VATANIM PACI


Dik yokuşu kartal bakışı
soguk suyu  hırçın akışı
ayazı soğuğu güneş yakışı
benim  vatanım köyüm pacı 

dağ taş kekik kokar toprak
rüzğara inat savrulur yaprak
tuzlu tereyağ küflü torak 
benim vatanım köyüm pacı

kimler geçti devri zamanda
ne çileler çekti ana babamda
şimdi mahsun mezarda yatanda
benim vatanım köyüm pacı

şimdi boş akar kaniye şüşe
viran olmuş kalmamış ses neşe 
muhabbetler sohbet temeşa
benim vatanım köyüm pacı

ipekten doğma babam ibrahim
aklımdadır toprağı özlerim daim
destana döndü söyledi yüreğim
benim vatanım köyüm pacı

ergün yıldız..1997-haziran


25 Nisan 2020 Cumartesi

KÖYÜME  ..ergün  YILDIZ




ALEVİLER VE RAMAZAN 

Değerli canlar On iki İmamların ve Alevi önderlerinin bir ay oruç tuttuğu ve tutmayı buyurduğu gibi bilgiler kaynağı olmayan uydurma bilgilerdir.
Pir Sultan Abdal'ın yargılanma ve idam edilme nedenlerinden biride Ramazan orucunu bir ay tutmamasıdır.
Yine pek çok Alevi-Bektaşi önderi bu sebepten katledilmiştir.
Eğer Ehl-i Beyt ve On iki İmamlar Ramazan orucunu bir ay tutsaydı Pir Sultan Abdal ve diğer Alevi önderleri de bu orucu tutardı.
Alevilerin asıl orucu bütün peygamberlerin tuttuğu ve Bakara Suresi 183.ayette geçen Muharrem orucudur.
Ulu ozanlarımızdan dinleyelim.
Birini tutan Hakk’ın yeter
İkisini tutan günahın atar
Üçünü tutanlar cennette yatar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Dördünü tutana veli dediler
Beşini tutana ulu dediler
Altısını tutana dolu dediler
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Yedisin tutan havada uçar
Sekizin tutan hülleler biçer
Dokuzun tutan cennetin açar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Pir Sultan Abdal’ım onunda zahmet
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
(Pir Sultan Abdal)
Namazımız Dar'a durmak
Orucumuz sabretmek
Biz oruç tutarız ki
Ramazan'a benzemez
(Seyyid Nesimi)
Hatayi'm der itikadı bütüne
Hakk yardım eyler on iki tutana
Türlü metahları doldur dükkana
Mübarek matem ayında
(Şah Hatayi)
Kur'an da oruç,savm ve sıyam olarak geçer.Oruç kelimesi Farsçadan alınan rôcik sözcüğünün Türkçedeki söylenişidir.
Bir ay oruç İslam'ın beş şartından biri deniliyor.Peki gündüzün şartı güneşdir güneş olmazsa gündüz olmaz.Okula gitmenin şartı önlük giymek ise öğretmen önlük giymeyeni okula almaz.Eğer ki bir ay oruç İslam'ın şartlarındandır deniliyorsa bugün bazı Sünni kardeşlerimiz bile bir ay oruç tutmuyor.Mantıken şartı yerine getirmeyen herkes İslam'a giremiyor ve Müslümanlıktan çıkıyor.
Öncelikle canlar Ramazan orucu Bakara suresi 185.ayette geçer.
Şimdi Bakara suresinin 183,184. ve 185.ayetlerini,Kadir suresini ve Fecr suresinin 2.ayetini inceleyelim.
Bakara suresi 183.ayet:Ey inananlar, ibadet amacıyla kimi günler,gün ağarmasından gün batımına değin yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak,sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin de üzerinize bir buyruk olarak yazılmıştır.Umulur ki, böylece kötülüklerden sakınmış olursunuz.
Bakara suresi 184.ayet:İbadet amacıyla yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak birkaç gün süresincedir.Öyleyse,hasta yada yolculukta olanlarınız,yapamadığı günlerin sayısınca bu ibadetini başka günlerde yapsınlar.Buna dayanamayanlar ise,bir yoksulu doyuracak kadar kurtulmalık versin.Ayrıca her kim içinden gelerek bir iyilik yaparsa,bu, onun için elbette ki daha iyidir.Ancak yine de,eğer bilirseniz,bu ibadeti yapmanız sizin için daha hayırlıdır.
Bakara suresi 185.ayet:Ramazan ayı,doğru ile yanlışı ayırt eden,insanlara yol gösteren ve apaçık bir öğreti kitabı olan Kur'an'ın indirildiği aydır.Öyleyse o ayda dolunayı görenler, ibadet amacıyla gün ağarmasından,gün batımına değin yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak dursun.Hasta olanlar ya da yolculukta bulunanlar ise sayısınca başka günlerde bu ibadetini yapsın.Allah sizin için kolaylık ister,güçlük istemez.Ayrıca süreyi tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiği için onu yüceltmenizi de ister.Umulur ki böylece şükretmiş olursunuz.
Kadir Suresi 1.ayet:Biz onu Kadir gecesi hakkında indirdik.
Kadir Suresi 2.ayet:Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
Kadir Suresi 3.ayet:Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Kadir Suresi 4.ayet:O gece,rablerinin izniyle melekler ve ruh her iş için yeryüzüne inerler.
Kadir Suresi 5.ayet:Ve o gece,tan yerinin ağarmasına değin bir esenlik gecesidir.
Fecr Suresi 2.ayet:On geceye andolsun!
Canlar bu ayetlerden anladıklarımızı sırayla değerlendirelim.
•Oruç bizden öncekilerde de vardı.Peki Bakara Suresi iniş sırasına göre 92.sure olduğuna göre Bakara suresinin 185.ayeti gelene Hz.Muhammed ve diğer peygamberler hangi orucu tutuyordu? Muharrem orucunu tutuyordu.Yani bizden öncekilerin tuttuğu oruç Muharrem olduğu için Alevi inancında Bakara Suresi 183.ayette farz oruç Muharrem'dir.Bütün peygamberlerin tuttuğu on günlük Muharrem orucu ile bağlantılı bir ayette Fecr suresinin 2.ayetidir.Fecr suresi iniş sırasına göre onuncu suredir.(Aleviler Kerbela katliamından sonra 12 İmamlarada hürmeten bu orucu 12 gün tutmaya başlamıştır ve Oruç ile yası birleştirmiştir.)
•Allah bizden Kur'an'ın indirilişine şükür için oruç tutmamızı istiyor.
•Dolunayın olduğu günlerde oruç tutmamız isteniyor.Bu 3 ve 9 gün arasında değişir.
•Aynı zaman da sayılı günlerde oruç tutun diyor yani buda rakamsal anlamda düşünüldüğünde matamatiksel olarak dokuza kadardır.
•Allah orucun bir ay olduğunu belirtmiyor.Allah Kur'an da bazı konuları bir sayfa açıklarken orucun sayısını yazmıyor demek ki kullarının düşünmesini istiyor ve aslında anlayanlar için sayıyı da belirtiyor.
•Allah kulları için zorluk istemiyor kolaylık istiyor.Peki bir ay kullar için sizce kolaylık olur mu?
•Kadir suresinde Kur'an'ın kadir gecesi indirildiğini anlıyoruz ama kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilmiyoruz.Bakara suresinde Kur'an'ın Ramazan'da indirildiği belirtiliyor yani Kadir gecesi Ramazan ayının içinde.
Canlar kısaca özetlersek isteyen Aleviler Kur'an'ın indirildiği Ramazan ayında Kur'an'a hürmeten üç gün oruç tutabilir.Bu oruca şükür orucu,kadir orucu veya Kur'an orucu diyenler vardır.Kadir orucu denmesinin nedeni Kur'an'ın kadir gecesinde indirilmiş olmasıdır.Kadir gecesi Ramazan ayının içinde bir gündür ancak hangi gün olduğu bilinmez.
Ayrıca Aleviler için Ramazan'ın bir önemi daha vardır.Bilindiği üzere Ramazan ayı Alevi toplumunda Hz.Ali'nin şehadetinden sonra yas ayı olmuştur.Kur'an'ın indirilişine şükür ettiğimiz bu ayda ayrıca Hz.Ali için yas tutarız.Hz.Ali Ramazan'ın on dokuzuncu günü yaralanıp,yirmi birinci günü şehit olmuştur.Ramazan'ın 19,20 ve 21.günlerinde Hz.Ali için yas tutarız.
Bazı yörelerde Hz.Ali için 19,20 ve 21 Ramazan'da yas orucu tutan vardır ancak bu yaygın değildir.
Orucu Ramazan'ın son üç günü kabul ederiz isteyen canlar tutabilir.
Son üç gün kabul etme nedenimiz kadir gecesinin Ramazan'ın son günlerinde olduğu düşüncesidir.
Sünniler Kadir gecesinin Ramazan'ın son on gününde tek sayılı günlerinde olduğunu düşünür ve yirmi yedinci güne kuvvetli ihtimal verirler.
Şiiler Kadir gecesinin Ramazan'ın on dokuz,yirmi bir ve yirmi üçüncü gününde olduğunu düşünüp yirmi üçüncü güne kuvvetli ihtimal verirler.
Aleviler olarak kadir gecesini ve orucu bayram ile peşpeşe olarak kabul ederiz.Alevi inancına göre oruç son günlerdedir.Orucun ardından ihtiyaç sahiplerine fitre yanı fıtır sadakası verilmiş ve buna fıtır bayramı denilmiştir.
Bazılarına göre Hz.Muhammed bayram ibadetinden önce hurma yediği için şeker bayramı denmiştir.
Aleviler bu bayrama Ramazan bayramı ve şeker bayramı demeyi pek tercih etmez.
Çünkü Muaviye ve Hz.Ali'ye suikast düzenlenmiş,Hz.Ali 21 Ramazan'da şehit olmuş Muaviye ise bayram günü iyileşmiştir.
Muaviye kurtuluşunu ve Hz.Ali'nin ölümünü tatlılar ile kutlamıştır ve çoluk çocuğa tatlı,şeker yada hurma dağıtmıştır.
Aleviler genelde bu bayrama fıtır bayramı derler.
Çünkü bu bayramın anlamı Kur'an'ın indirilmesine şükür için tutulan oruçla beraber ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir.
Fitre veya Fıtır sadakasına şükür sadakası diyende vardır.Kimileri fıtır zekatıda der.
Bizi hep bir tarafa çekmeye çalışıyorlar oysaki biz Şii de değiliz,Sünni de değiliz,ayrı bir din de değiliz.
Biz sadece Aleviyiz ve bunun bilincinde olmalıyız.
Bu yazıda Ramazan'ın son üç günü deniyor ama bu ortak zamandır.
Bu yazıdaki amaç oruç konusunu açıklamak ve şehir hayatının bir gereği olarak ortak bir zamanda buluşmak.
Ayrıca eskiden yörelerde belki farklı zamanlarda kabul ediliyordu ancak artık şehir hayatı ortak bir zamanda buluşma ihtiyacını getiriyor.
O yüzden ortaklık ve beraberlik açısından son üç gün dersek daha iyi olabilir.
Ramazan bazen 30 bazen 29 çekiyor
Eğer 29 çekerse son üç gün 27 28 29
Eğer 30 çekerse son üç gün 28 29 30
Her yörede bu oruç farklı zamanlarda tutulmuş.
Birde eskiden ulaşım zor olduğundan dedeler her yere gidemiyormuş yada geç gidiyormuş.
Ayrıca Alevilerin kaynakları yok edildiğinden bazen bilgi her köye ulaşamazmış ancak artık kaynaklar ortaya konuldu.
Hemde artık şehir hayatındayız ve şehir hayatı ortak zamanlarda ortak şekilde hareket etmeyi gerektirir.
Köylerde farklı şekilde ve farklı zamanlarda hareket etmek kolaydı ama şehir hayatında bunu yapmak belli zorlukları beraberinde getiriyor.
Alevilik hoşgörüye ve bilime değer veren bir inançtır.
Alevilik gelin canlar bir olalım ve ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyen bir inançtır.
Şehir hayatında biz ortak hareket edersek Pir Sultan Abdal'ın "Gelin canlar bir olalım" sözüne uymuş oluruz.
Şimdi birde olayı bilim ve mantığa göre yorumlayalım.
Hacı Bektaş-ı Veli "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır"diye buyurur.
Biz de, Pirimizin sözüne uyarak çağa ayak uydurup,bilimden gidip ve yeri geldiğinde inancımızın temelini bozmadan reform veya revizyon yapmalıyız.
Ramazan veya şeker bayramını kabul etmesek de ihtiyaç sahiplerine yardım edildiği ve Kur'an'ın indirilişine şükür ettiğimiz bir fıtır bayramından bahsediyoruz.
Orucu Ramazan'ın başında veya ortasında tutup bayramı günler sonra kutlamak mantıklı mıdır?
Düşünün ki Atatürk Cumhuriyet'i 29 Ekim'de kuruyor ama 5 veya 10 gün sonra Cumhuriyet bayramı ilan ediyor.Böyle birşey sizce mantıklı olur mu?
Tabikide farklı yorumlar olacak farklılık zenginliktir ancak farklılığı ayrılığa dönüştürmemek lazım.
Sünnilik te'de ayrı düşünceler var örneğin Kevser Suresi 2.ayet "kurban kes"diyor.
Ancak Hanefiler Kurban ibadetini vacip görürken Şafiler ise Sünnet görüyor.
Fakat farklılık ayrı birşey bölünmek ve zıtlaşmak ayrı birşey.
Meluli der ki
Bırak ikiliği karış birlere
Marifet yoluyla eriş erlere
Sakın yoldaş olma cahil körlere
Çıkarır yoldan şaşırtır seni
Net değildir ancak bazı kaynaklara göre Ramazan orucunu bir ay şu sebepten tutmayız ;
Yezid,İmam Hüseyin'i şehit ettikten sonra
kendisi ve ordusuna Nisa Suresi 92.ayete dayanarak kefaret orucu tutturmuştur.Mübarek ay diye Ramazan'a denk getirilmiş ve daha sonra bir gelenek haline gelmiştir.
Nisa Suresi 92.ayet:Yanlışlık durumu dışında,bir inananın başka bir inananı öldürmesi olacak şey değildir.Yanlışlıkla bir inananı öldürenin, özgürlüğü elinden alınmış bir inananı özgürlüğüne kavuşturması,ölenin ailesine de üzerinde anlaşmaya varılacak tatmin edici bir diyet vermesi gerekir.Varislerin,diyeti bağışlaması durumu başkadır.Eğer öldürülen,inanan biri olmakla birlikte size düşman bir topluluktan ise o zaman öldürenin, özgürlüğünden yoksun bir inananı özgürlüğüne kavuşturması gerekir.Öldürülen,sizinle aralarında antlaşma bulunan bir toplumdan ise o durumda,öldürülenin ailesine tatmin edici bir diyet verme yanında, özgürlüğünden yoksun bir inananı özgürlüğüne kavuşturmak da gerekli olur.Bunlara olanak bulamayan,Allah'a tövbe olarak iki ay kesintisiz,gün ağarmasından gün batımına değin yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak dursun.Elbette ki,Allah,gereğince bilendir ve erdemli bilginin kaynağıdır.
Nisa Suresi 93.ayet:Kim,bir inananı bilerek öldürürse onun cezası,kalıcı olarak gireceği Cehennemdir.Allah ona öfke duymuş,onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
Kısaca özetlersek Aleviler 19,20 ve 21 Ramazan'da Hz.Ali için yas tutarlar,Ramazan'ın son üç gününde ise isteyenler Kur'an'ın indirilişine şükür için Kadir Orucu tutabilir.
KADİR ORUCU ORUCA NİYET GÜLBANGI
Bismişah Allah Allah
Ya Rabbi senin kelamın olan Kur'an-ı Kerim'i bize gönderdiğin için şükür orucu tutmaya niyet eyledim.Sen tuttuğum orucu kabul eyle
Gerçeğe Hû!
KADİR ORUCU ORUÇ AÇMA GÜLBANGI
Bismişah Allah Allah
Vakitler hayrola,hayırlar pek ola,şerler def ola.Ey yüce Allah'ım Kur'an-ı Kerim hürmetine tuttuğumuz oruçları dergah-ı izzetinde kabul eyle.Varlığımızı,birliğimizi daim eyle.Musibetlerden sen bizi koru Ya Rabbi.
Gerçeğe Hû!
İsmet Ağırgöl

8 Nisan 2020 Çarşamba

Değerli Toklucak'lılar,
Köyümüz iş insanlarından
Sn Deniz Karakış bu zor günlerde kendi imkanları ile çok anlamlı bir yardımlaşma örneği göstermiştir.
Kendisini yürekten tebrik ediyoruz.
Köyümüzde aşağıdaki duyuruda bulunan şartlara uyan köylülerimize ayrıca yardımcı olacağını bizzat bize iletmişlerdir.
Yine 0 531 943 93 61 numaralı hattan yardımları kendisi takip etmektedir.
Kendisine teşekkür eder, hizmetlerinin kabul olmasını, kazançlarının artarak katlanmasını dileriz.
Toklucak Köyü Yönetim Kurulu



7 Nisan 2020 Salı


KÖYÜMÜN GÜZEL İNSANLARINA GELSİN






               AYDIN AĞYER..BAHÇEY HEMBER



   ergün özkapıcı  sensizde geçiyor günlerim benim

6 Nisan 2020 Pazartesi


yasakların ölümlerin olmadığı bir Türkiye özlemi ile
                                         
                                                             GÜLEYCAN -HELİN

                     GRUP YORUM YORGUN YÜREKLERİN SESİDİR .SUSTURULAMAZ..
                   

26 Mart 2020 Perşembe

Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19)

Koronavirusler (CoV), soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir.

Yeni Koronavirüs (COVID-19), ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür.
Salgın başlangıçta bu bölgedeki deniz ürünleri ve hayvan pazarında bulunanlarda tespit edilmiştir. Daha sonra insandan insana bulaşarak Vuhan başta olmak üzere Hubei eyaletindeki diğer şehirlere ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine ve diğer dünya ülkelerine yayılmıştır.
Coronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha şiddetli hastalıklara kadar solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğu bilinmektedir. Koronavirüs hastalığına COVID-19 neden olur.


Belirtisiz olgular olabileceği bildirilmekle birlikte, bunların oranı bilinmemektedir. En çok karşılaşılan belirtiler ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebilmektedir.

Hasta bireylerin öksürmeleri aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması ile bulaşır. Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile de virüs alınabilir. Kirli ellerle göz, burun veya ağıza temas etmek risklidir.

COVİD-19 enfeksiyonu ile ilgili şimdiye kadar edinilen bilgiler, bazı insanların daha fazla hastalanma ve ciddi semptomlar geliştirme riski altında olduğunu göstermiştir. 
  • Vakaların yüzde 80'i hastalığı hafif geçirmektedir.
  • Vakaların %20’si hastane koşullarında tedavi edilmektedir.
  • Hastalık, genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişileri daha fazla etkilemektedir.
Hastalıktan En Çok Etkilenen Kişiler:
  • 60 yaş üstü olanlar
  • Ciddi kronik tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar:
    • Kalp hastalığı
    • Hipertansiyon
    • Diyabet
    • Kronik Solunum yolu hastalığı
    • Kanser gibi
  • Sağlık Çalışanları
Çocuklar Risk Altında Mı?
Çocuklarda hastalık nadir ve hafif görünmektedir. 
Çocuklarda şimdiye kadar ölüm görülmemiştir.
Hamileler Risk Altında Mı?
COVID-19 enfeksiyonu gelişen gebe kadınlarda hastalığın ciddiyeti konusunda sınırlı bilimsel kanıt vardır. 
Bununla birlikte mevcut kanıtlar COVID-19 enfeksiyonu sonrası hamile kadınlar arasındaki hastalık şiddetinin, hamile olmayan yetişkin COVID-19 vakalarına benzer olduğunu ve hamilelik sırasında COVID-19 ile enfeksiyonun fetüste olumsuz bir etkisi olduğunu gösteren hiçbir veri olmadığını göstermektedir. 
Şu ana kadar COVID-19'un hamilelik sırasında anneden bebeğe bulaştığına dair de bir kanıt bulunmamaktadır.


Yeni Koronavirüs tanısı için gerekli moleküler testler ülkemizde mevcuttur. Tanı testi sadece Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarında ve belirlenmiş Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılmaktadır.


Mümkün olduğu kadar yurtdışına yolculuk yapılmaması önerilmektedir.  Yurtdışına çıkışın zorunlu olduğu durumlarda aşağıdaki kurallara dikkat edilmelidir: 
Akut solunum yolu enfeksiyonlarının genel bulaşma riskini azaltmak için önerilen temel ilkeler Yeni Koronavirüs (COVID-19) için de geçerlidir. Bunlar;
  • El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik veya antibakteriyel içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir.
  • Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
  • Hasta insanlarla temastan kaçınmalıdır (mümkün ise en az 1 m uzakta bulunulmalı).
  • Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller sık sık temizlenmelidir
  • Hastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle mümkün ise sağlık merkezlerine gidilmemeli, sağlık kuruluşuna gidilmesi gereken durumlarda diğer hastalarla temas en aza indirilmelidir.
  • Öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağız tek kullanımlık kağıt mendil ile örtülmeli, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içi kullanılmalı, mümkünse kalabalık yerlere girilmemeli, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burun kapatılmalı, tıbbi maske kullanılmalıdır.
  • Çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri yemekten kaçınılmalıdır. İyi pişmiş yiyecekler tercih edilmelidir.
  • Çiftlikler, canlı hayvan pazarları ve hayvanların kesilebileceği alanlar gibi genel enfeksiyonlar açısından yüksek riskli alanlardan kaçınılmalıdır.
  • Seyahat sonrası 14 gün içinde herhangi bir solunum yolu semptomu olursa maske takılarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı, doktora seyahat öyküsü hakkında bilgi verilmelidir.
                    hijyenik el yıkama