Sorarlarsa eğer...hayatını kendi için değil, tüm adalet isteyenler için feda etti dersiniz... #avukat #ebrutimtik
27 Ağustos 2020 Perşembe
14 Ağustos 2020 Cuma
1 Temmuz 2020 Çarşamba
18 Haziran 2020 Perşembe
Pepuk Kuşu Efsanesi:
Bir varmış bir yokmuş... Vakti - zamanda DERSİMİN küçük bir dağ köyünde anne baba ile iki çoçuğu yaşarmış. Çocuklarının biri erkek diğeri de kız imiş. Bu ailenin herkesi imrendirecek derecede neşe, mutluluk ve sevinç içerisinde dilekleri gerçekleşir her şey gönüllerince olurmuş. Oturdukları köyde gayet sevilen bu iki güzel çocuk da gün gelmiş cıvıl cıvıl kuş sesleri, kuzu meleyişleri, dere çağlayışları arasında mavi ve yeşilin alabildiğine uzandığı yaylaların güzelliği içinde, boylu boyunca dağların eteklerinde bulunan ağaçların gölgeleri ve serinliği içinde güle, oynaya, büyümüşler.
Taa ki günün birinde anneleri aniden rahatsızlaşıp ölünceye dek. Bu durum,ailenin tüm neşesini, huzurunu, mutluluğunu üzüntüye çevirip yok etmiş. İki kardeş de artık eskisi gibi ne gülmüş ne de sevinip oynamışlar. Her tarafa ağır bir yas ve sis bulutu çökmüş...
Bir müddet sonra evde aş pişirecek kimsesi olmadığı için babaları yeniden evlenmek zorunda kalmış. Evlenmişte üvey anneleri kısır olduğu ve de çocuğu olmadığı için çocukları hiç sevmez, düşmanca davranırmış. Fırsat buldukça kötülük eder, elinden gelen her zulmü yapmaktan geri durmazmış.
Hele babaları evden çıkınca vay haline çocukların, onlara türlü türlü eziyetler eder rahat yüzü göstermezmiş. Çocukları gece gündüz çalıştırp, döver ve kimseye anlatmamaları için de korkuturmuş. Zavallı çocuklar bütün bu kötülüklere rağmen yine de babaları üvey annelerinin yaptıklarına inanmaz diye çaresiz her eziyete katlanarak yaşamlarını sürdürme çabası gösterirmişler...
Babalarının yine evde olmadığı bir bahar günü, üvey anneleri iki kardeşe torba, bıçak ve kazma vererek,dağa kenger toplamaya gönderir . İki kardeş sabah erkenden evden ayrılarak kenger toplamak için dağın yolunu tutmuşlar. Abla bir bir topladığı kengerleri kardeşinin sırtında taşıdığı torbaya koyarmış ve böylece de hava kararmaya başlayıncaya kadar kenger toplamışlar. Artık köye dönmek üzereyken Abla, kardeşinin sırtında taşıdığı torbanın dolup dolmadığını anlamak için torbayı yere indirip bakmışki ne görsün, torbada bir tek kenger yok. Bu duruma şaşıran iki kardeş, ’Sabahtan beri topladığımız kengerleri gizli gizli yedin değil mi?" Biz şimdi eve nasıl döneriz? üvey annemiz bizi öldürür!.. ’ deyip çıkışmış kardeşine.
Kardeşi ise ’Hayır abla, bana yemem için verdiğin bir tek kengerin dışında yemin olsun ki yemedim!’ demiş. Ancak ablasını bir türlü inandıramamış. ’Abla eğer hala bana inanmıyorsan istersen karnımı aç da bak!’ demiş. Ablası almış bıçağı karnını yarmış bakmış ki kendisinin verdiği bir kengerin dışında midesi bomboş kardeşinin, meğerse kengerleri o yememiş!... Kardeşi doğru söylemiş. Kardeşinin karnını dikmeye çalışmışsa da kardeşi oracıkta ölmüş.
Gidip torbaya tekrar bakmışki torbanın dibi delik ve sabahtan bu yana topladıkları kengerlerin döküldüğünü anlamış. Meğer üvey anneleri onlara (akşam kötülük etsin diye) dibi delik torbayı vermiş.
Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acı ve vicdan azabıyla neye uğradığını şaşırmış ve orada bulunan pınarın suyuyla kardeşini yıkayıp ağlaya ağlaya gömüvemiş. Gömütün yeri belli olsun diye de başucuna bir fidan dikmiş.
Eve döndüğünde kardeşini soran babasına. ’O biraz yoruldu oduncularla gelecek’ demiş. Oduncular gelmiş, çocuk gelmemiş.
- Nahırla gelecek demiş.
Nahır da gelmiş, ama çocuk yine yok.
- Davarla gelecek.
Davar da gelmiş çocuk hala ortalada yok.
Genç kız bir yandan baba korkusu, diğer yandan vicdan azabıyla kıvrılmış,yanmış, tutuşmuş parça parça olmuş yüreği.
Kardeşine inanmamakla hata yapıp onun ölümüne sebep olan abla, bu acı ve vicdan azabıyla Allah’a yalvarmaya, dua etmeye başlamış. ’Allah’ım beni pepuk kuşu yap bu dağlara sal ki dünya döndükçe dağlardan dağlara kardeşim diye seslenip durayım!..."
Efsane bu ya o gece kızın dileği kabul olur, genç kız o gece Allahtan, pepuk kuşu olmuş ve gidip kardeşinin başucundaki ağaca konup hep kardeşi için seslenip durmuş. Ve işte o gün bu gündür bu kız, pepuk kuşu olarak dağlarda oradan oraya dolaşarak, kardeşini öldürdüğü için herkese kendini ihbar eder durur:
Her bahar mevsimi kengerin yerden bitmesi ile beraber pepuk kuşunun acıklı ötüşü de başlar.
’Pepuu’
"Kekuu"
"Ke qir?"
"Mın qir"
’Ke kuşt?’
’Mın kuşt’ ’
Ke şuşt?’
’Mın şuşt’
"Ax! ax! Ax!"
Pepuu,
Kekuu,
Kim vurdu,
Ben vurdum,
Kim öldürdü,
Ben öldürdüm
Kim yıkadı
-Ben yıkadım
17 Mayıs 2020 Pazar
Iste Gidiyorum Cesmi Siyahim
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşayım yüce dağlarda
Haydi dolaşayım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda ah ile zarda
Haydi dolaşayım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Ayağıma cennet kiralansa da
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
6 Mayıs 2020 Çarşamba
Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972'de sabaha karşı Ankara'da bugün Ulucanlar Cezaevi'nde idam edildiler.
6 Mayıs 1972'de cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, başbakan Nihat Erim, adalet bakanı Suat Bilge, içişleri bakanı Ferit Kubat idi.
Hüseyin İnan
Hüseyin İnan, 1949'da Kayseri'nin Sarız ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Sarız'da, liseyi Kayseri'de okudu.
1966'da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü'ne kayıt oldu. 1968'de Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve daha sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen illegal ve dar örgütçülük fikri etrafında çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme fikrini geliştirmeye çalıştı.
Özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini İnan'ın attığı bu grup daha sonra, THKO'nun çekirdek kadrosunu oluşturacaktı.
14 Ekim 1969'da Filistin Kurtuluş Örgütü'nün El Fetih kamplarına gitti ve orada İsrail'e karşı savaştı. 1 Ocak 1971'de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, ABD askeri tesislerinin basılarak bir ABD'lilerin kaçırılması ve daha sonra dört Amerikalının kaçırılması eylemlerinde yer aldı. 24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yakalanarak, 9 Kasım 1971'de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'la birlikte idama mahkum edildi.
Yusuf Aslan
Yusuf, 1947'de Yozgat'ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.
1966'da ODTÜ'ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü'nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Türkiye Büyükelçisi Robert Commer'in arabasının yakılmasıydı.
1969'da arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.
1970 yılında kurulan THKO'nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş'le birlikte Nurhak'a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla'da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı.
Deniz Gezmiş
Deniz Gezmiş, Ankara'nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947'de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul'da bitirdi.
1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar İlçesine üye oldu. 30 Ocak 1968'de Hukuk Fakültesi'nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesine önderlik etti.
İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968'de Samsun'dan İstanbul'a Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.
1969 Haziran'ında Filistin'e giderek Eylül'e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969'da yakalandı ve Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu (THKO) kurdu. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı
30 Nisan 2020 Perşembe
YAŞASIN 1 MAYIS YAŞASIN İŞÇİNİN EMEKÇİNİN BAYRAMI
TARHÇESİ
1886. 1 Mayıs'ta ABD'nin Chicago kentinde işçiler iş gününün 8 saatlik iş günü için genel greve gittiler. Polisin ateş açması sonucu, çok sayıda işçi öldü ve yaralandı. İşçi liderlerinden Albert Parsons, August Spies, Adolph Fıscher ve George Engel düzmece tanıklar ve kanıtlarla idam edildi.
TARHÇESİ
1886. 1 Mayıs'ta ABD'nin Chicago kentinde işçiler iş gününün 8 saatlik iş günü için genel greve gittiler. Polisin ateş açması sonucu, çok sayıda işçi öldü ve yaralandı. İşçi liderlerinden Albert Parsons, August Spies, Adolph Fıscher ve George Engel düzmece tanıklar ve kanıtlarla idam edildi.
1889. II. Enternasyonal, 1 Mayıs'ın, bütün dünyada işçilerin birlik ve mücadele günü olmasını kararlaştırdı.
1906. 1 Mayıs Türkiyeli işçi ve emekçiler tarafından da kutlanmaya başladı.
1921. Tersane İşçileri, işgal altındaki İstanbul'da 1 Mayıs'ı kutladı. İştirakçı Hilmi önderliğinde Halk İştirakiyyun Fırkası'nın düzenlediği 1 Mayıs'a işçiler kızıl bayraklarla katıldı ve Kasımpaşa'dan Şişli Hürriyet-i Ebediye Tepesi'ne kadar yürüdüler.
1923. İstanbul'da tütün işçileri, askeri fabrika ve demiryolu işçileri, fırıncılar, İstanbul tramvay, telefon, tünel, gazhane işçileri 1 Mayıs'ı sokakta kutladılar. "Yabancı şirketlere el konsun", "8 saatlik iş günü", "Hafta tatili", "Serbest Sendika ve Grev Hakkı" pankartlarını taşıdılar.
1925.Takrir-i Sükun Kanunu'yla her türlü gösteri ve yürüyüş yasaklanınca, 1 Mayıs da kitlesel olarak kutlanamaz hale geldi.
1976.50 yıllık aradan sonra 1 Mayıs İşçi Bayramı İstanbul Taksim Meydanında yapılan büyük bir mitingle kutlandı. DİSK'in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) düzenlediği 1976 1 Mayıs'ı, Türkiye'de kitlesel 1 Mayıs kutlamalarının başlangıcı oldu.
1977. DİSK tarafından Taksim Meydanında düzenlenen 1 Mayıs mitingine 500 bine yakın işçi, emekçi katılmıştı. Akşam saat 7'yi biraz geçe, alana giriş sürerken Sular İdaresi binasının üzerinden ve Intercontinental Oteli'nden (şimdiki The Marmara Oteli) kalabalığın üzerine ateş açıldı .
Silah sesleri dinmeden polis panzerleri sirenlerini çalarak topluluğun üzerine yürüdü. Birkaç kişi kurşun yarasıyla ya da panzer altında kalarak, ama çoğu çıkan panik sırasında ezilerek 37 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Resmi yetkililer ve medyanın olayı sol gruplar arasındaki çatışmayla ilişkilendirmel çabalarına karşın, yargılama sonucunda bir çatışma olmadığı olayların bir provakasyon sonucu patlak verdiği belirlenmesine karşın sorumlular yakalanamadı. Susurluk kazasından sonra, 1 Mayıs katliamı sorumlularının da yargılanması için bir kampanya yürütüldüyse de bir sonuç alınamadı. 1 Mayıs 1997'de, 20 yıllık hukuki zamanaşımı süresi doldu.
1979. İstanbul'da 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı ve sokağa çıkma yasağı kondu. 1 Mayıs'ta İstanbul'da sokağa çıkan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Behice Boran ve 1000'e yakın kişi gözaltına alındı. Behice Boran ve 330 Türkiye İşçi Partili 6 Mayıs'ta tutuklandı. DİSK'e bağlı bir grup sendika ise İzmir'de "izinli" 1 Mayıs kutlaması yaptı.
1980. 12 Eylül darbesinden önce son "yasal" 1 Mayıs kutlamaları yapıldı . Sıkıyönetim altındaki İstanbul, Ankara ve İzmir'de gösteriler yasaklandı. DİSK, Mersin'de "izinli" 1 Mayıs kutlaması yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, o zamana kadar "Bahar Bayramı" adıyla resmi tatil günü olan 1 Mayıs çalışma günleri arasına dahil edildi.
1989. İstanbul'da 1 Mayıs'ı kutlamak için İstiklal Caddesi'nden Taksim'e yürümek isteyen 2000 kişilik grup polis tarafından dağıtıldı. Olaylar sırasında alnından vurulan Mehmet Akif Dalcı adlı genç bir gün sonra öldü. 400'ü aşkın gösterici gözaltına alındı.
1990. İstanbul'un çeşitli semtlerinde yapılan 1 Mayıs eylemlerinde 40 kişi yaralandı, 2 bin kişi gözaltına alındı. Yaralılardan Gülay Beceren felç oldu.
1994. İstanbul ve Ankara'da 1 Mayıs'ı kutladıktan sonra dağılan gruplar polis tarafından coplandı. Sosyal Demokrat Halkçı Parti Milletvekili Salman Kaya da polisten dayak yedi. İki gün sonra milletvekili Salman Kaya'yı döven 3 polis ve Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar görevden alındı.
28 Nisan 2020 Salı
BENİM VATANIM PACI
Dik yokuşu kartal bakışı
soguk suyu hırçın akışı
ayazı soğuğu güneş yakışı
benim vatanım köyüm pacı
dağ taş kekik kokar toprak
rüzğara inat savrulur yaprak
tuzlu tereyağ küflü torak
benim vatanım köyüm pacı
kimler geçti devri zamanda
ne çileler çekti ana babamda
şimdi mahsun mezarda yatanda
benim vatanım köyüm pacı
şimdi boş akar kaniye şüşe
viran olmuş kalmamış ses neşe
muhabbetler sohbet temeşa
benim vatanım köyüm pacı
ipekten doğma babam ibrahim
aklımdadır toprağı özlerim daim
destana döndü söyledi yüreğim
benim vatanım köyüm pacı
ergün yıldız..1997-haziran
25 Nisan 2020 Cumartesi
ALEVİLER VE RAMAZAN
Pir Sultan Abdal'ın yargılanma ve idam edilme nedenlerinden biride Ramazan orucunu bir ay tutmamasıdır.
Yine pek çok Alevi-Bektaşi önderi bu sebepten katledilmiştir.
Eğer Ehl-i Beyt ve On iki İmamlar Ramazan orucunu bir ay tutsaydı Pir Sultan Abdal ve diğer Alevi önderleri de bu orucu tutardı.
Alevilerin asıl orucu bütün peygamberlerin tuttuğu ve Bakara Suresi 183.ayette geçen Muharrem orucudur.
Ulu ozanlarımızdan dinleyelim.
Birini tutan Hakk’ın yeter
İkisini tutan günahın atar
Üçünü tutanlar cennette yatar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
İkisini tutan günahın atar
Üçünü tutanlar cennette yatar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Dördünü tutana veli dediler
Beşini tutana ulu dediler
Altısını tutana dolu dediler
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Beşini tutana ulu dediler
Altısını tutana dolu dediler
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Yedisin tutan havada uçar
Sekizin tutan hülleler biçer
Dokuzun tutan cennetin açar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Sekizin tutan hülleler biçer
Dokuzun tutan cennetin açar
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
Pir Sultan Abdal’ım onunda zahmet
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
(Pir Sultan Abdal)
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş Hakk ceminde ezilir
(Pir Sultan Abdal)
Namazımız Dar'a durmak
Orucumuz sabretmek
Biz oruç tutarız ki
Ramazan'a benzemez
(Seyyid Nesimi)
Orucumuz sabretmek
Biz oruç tutarız ki
Ramazan'a benzemez
(Seyyid Nesimi)
Hatayi'm der itikadı bütüne
Hakk yardım eyler on iki tutana
Türlü metahları doldur dükkana
Mübarek matem ayında
(Şah Hatayi)
Hakk yardım eyler on iki tutana
Türlü metahları doldur dükkana
Mübarek matem ayında
(Şah Hatayi)
Kur'an da oruç,savm ve sıyam olarak geçer.Oruç kelimesi Farsçadan alınan rôcik sözcüğünün Türkçedeki söylenişidir.
Bir ay oruç İslam'ın beş şartından biri deniliyor.Peki gündüzün şartı güneşdir güneş olmazsa gündüz olmaz.Okula gitmenin şartı önlük giymek ise öğretmen önlük giymeyeni okula almaz.Eğer ki bir ay oruç İslam'ın şartlarındandır deniliyorsa bugün bazı Sünni kardeşlerimiz bile bir ay oruç tutmuyor.Mantıken şartı yerine getirmeyen herkes İslam'a giremiyor ve Müslümanlıktan çıkıyor.
Öncelikle canlar Ramazan orucu Bakara suresi 185.ayette geçer.
Şimdi Bakara suresinin 183,184. ve 185.ayetlerini,Kadir suresini ve Fecr suresinin 2.ayetini inceleyelim.
Bakara suresi 183.ayet:Ey inananlar, ibadet amacıyla kimi günler,gün ağarmasından gün batımına değin yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak,sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin de üzerinize bir buyruk olarak yazılmıştır.Umulur ki, böylece kötülüklerden sakınmış olursunuz.
Bakara suresi 184.ayet:İbadet amacıyla yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak birkaç gün süresincedir.Öyleyse,hasta yada yolculukta olanlarınız,yapamadığı günlerin sayısınca bu ibadetini başka günlerde yapsınlar.Buna dayanamayanlar ise,bir yoksulu doyuracak kadar kurtulmalık versin.Ayrıca her kim içinden gelerek bir iyilik yaparsa,bu, onun için elbette ki daha iyidir.Ancak yine de,eğer bilirseniz,bu ibadeti yapmanız sizin için daha hayırlıdır.
Bakara suresi 185.ayet:Ramazan ayı,doğru ile yanlışı ayırt eden,insanlara yol gösteren ve apaçık bir öğreti kitabı olan Kur'an'ın indirildiği aydır.Öyleyse o ayda dolunayı görenler, ibadet amacıyla gün ağarmasından,gün batımına değin yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak dursun.Hasta olanlar ya da yolculukta bulunanlar ise sayısınca başka günlerde bu ibadetini yapsın.Allah sizin için kolaylık ister,güçlük istemez.Ayrıca süreyi tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiği için onu yüceltmenizi de ister.Umulur ki böylece şükretmiş olursunuz.
Kadir Suresi 1.ayet:Biz onu Kadir gecesi hakkında indirdik.
Kadir Suresi 2.ayet:Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
Kadir Suresi 3.ayet:Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Kadir Suresi 4.ayet:O gece,rablerinin izniyle melekler ve ruh her iş için yeryüzüne inerler.
Kadir Suresi 5.ayet:Ve o gece,tan yerinin ağarmasına değin bir esenlik gecesidir.
Kadir Suresi 2.ayet:Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
Kadir Suresi 3.ayet:Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
Kadir Suresi 4.ayet:O gece,rablerinin izniyle melekler ve ruh her iş için yeryüzüne inerler.
Kadir Suresi 5.ayet:Ve o gece,tan yerinin ağarmasına değin bir esenlik gecesidir.
Fecr Suresi 2.ayet:On geceye andolsun!
Canlar bu ayetlerden anladıklarımızı sırayla değerlendirelim.
•Oruç bizden öncekilerde de vardı.Peki Bakara Suresi iniş sırasına göre 92.sure olduğuna göre Bakara suresinin 185.ayeti gelene Hz.Muhammed ve diğer peygamberler hangi orucu tutuyordu? Muharrem orucunu tutuyordu.Yani bizden öncekilerin tuttuğu oruç Muharrem olduğu için Alevi inancında Bakara Suresi 183.ayette farz oruç Muharrem'dir.Bütün peygamberlerin tuttuğu on günlük Muharrem orucu ile bağlantılı bir ayette Fecr suresinin 2.ayetidir.Fecr suresi iniş sırasına göre onuncu suredir.(Aleviler Kerbela katliamından sonra 12 İmamlarada hürmeten bu orucu 12 gün tutmaya başlamıştır ve Oruç ile yası birleştirmiştir.)
•Allah bizden Kur'an'ın indirilişine şükür için oruç tutmamızı istiyor.
•Dolunayın olduğu günlerde oruç tutmamız isteniyor.Bu 3 ve 9 gün arasında değişir.
•Aynı zaman da sayılı günlerde oruç tutun diyor yani buda rakamsal anlamda düşünüldüğünde matamatiksel olarak dokuza kadardır.
•Allah orucun bir ay olduğunu belirtmiyor.Allah Kur'an da bazı konuları bir sayfa açıklarken orucun sayısını yazmıyor demek ki kullarının düşünmesini istiyor ve aslında anlayanlar için sayıyı da belirtiyor.
•Allah kulları için zorluk istemiyor kolaylık istiyor.Peki bir ay kullar için sizce kolaylık olur mu?
•Kadir suresinde Kur'an'ın kadir gecesi indirildiğini anlıyoruz ama kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilmiyoruz.Bakara suresinde Kur'an'ın Ramazan'da indirildiği belirtiliyor yani Kadir gecesi Ramazan ayının içinde.
Canlar kısaca özetlersek isteyen Aleviler Kur'an'ın indirildiği Ramazan ayında Kur'an'a hürmeten üç gün oruç tutabilir.Bu oruca şükür orucu,kadir orucu veya Kur'an orucu diyenler vardır.Kadir orucu denmesinin nedeni Kur'an'ın kadir gecesinde indirilmiş olmasıdır.Kadir gecesi Ramazan ayının içinde bir gündür ancak hangi gün olduğu bilinmez.
Ayrıca Aleviler için Ramazan'ın bir önemi daha vardır.Bilindiği üzere Ramazan ayı Alevi toplumunda Hz.Ali'nin şehadetinden sonra yas ayı olmuştur.Kur'an'ın indirilişine şükür ettiğimiz bu ayda ayrıca Hz.Ali için yas tutarız.Hz.Ali Ramazan'ın on dokuzuncu günü yaralanıp,yirmi birinci günü şehit olmuştur.Ramazan'ın 19,20 ve 21.günlerinde Hz.Ali için yas tutarız.
Bazı yörelerde Hz.Ali için 19,20 ve 21 Ramazan'da yas orucu tutan vardır ancak bu yaygın değildir.
Ayrıca Aleviler için Ramazan'ın bir önemi daha vardır.Bilindiği üzere Ramazan ayı Alevi toplumunda Hz.Ali'nin şehadetinden sonra yas ayı olmuştur.Kur'an'ın indirilişine şükür ettiğimiz bu ayda ayrıca Hz.Ali için yas tutarız.Hz.Ali Ramazan'ın on dokuzuncu günü yaralanıp,yirmi birinci günü şehit olmuştur.Ramazan'ın 19,20 ve 21.günlerinde Hz.Ali için yas tutarız.
Bazı yörelerde Hz.Ali için 19,20 ve 21 Ramazan'da yas orucu tutan vardır ancak bu yaygın değildir.
Orucu Ramazan'ın son üç günü kabul ederiz isteyen canlar tutabilir.
Son üç gün kabul etme nedenimiz kadir gecesinin Ramazan'ın son günlerinde olduğu düşüncesidir.
Sünniler Kadir gecesinin Ramazan'ın son on gününde tek sayılı günlerinde olduğunu düşünür ve yirmi yedinci güne kuvvetli ihtimal verirler.
Şiiler Kadir gecesinin Ramazan'ın on dokuz,yirmi bir ve yirmi üçüncü gününde olduğunu düşünüp yirmi üçüncü güne kuvvetli ihtimal verirler.
Aleviler olarak kadir gecesini ve orucu bayram ile peşpeşe olarak kabul ederiz.Alevi inancına göre oruç son günlerdedir.Orucun ardından ihtiyaç sahiplerine fitre yanı fıtır sadakası verilmiş ve buna fıtır bayramı denilmiştir.
Bazılarına göre Hz.Muhammed bayram ibadetinden önce hurma yediği için şeker bayramı denmiştir.
Aleviler bu bayrama Ramazan bayramı ve şeker bayramı demeyi pek tercih etmez.
Çünkü Muaviye ve Hz.Ali'ye suikast düzenlenmiş,Hz.Ali 21 Ramazan'da şehit olmuş Muaviye ise bayram günü iyileşmiştir.
Muaviye kurtuluşunu ve Hz.Ali'nin ölümünü tatlılar ile kutlamıştır ve çoluk çocuğa tatlı,şeker yada hurma dağıtmıştır.
Aleviler genelde bu bayrama fıtır bayramı derler.
Çünkü bu bayramın anlamı Kur'an'ın indirilmesine şükür için tutulan oruçla beraber ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir.
Fitre veya Fıtır sadakasına şükür sadakası diyende vardır.Kimileri fıtır zekatıda der.
Son üç gün kabul etme nedenimiz kadir gecesinin Ramazan'ın son günlerinde olduğu düşüncesidir.
Sünniler Kadir gecesinin Ramazan'ın son on gününde tek sayılı günlerinde olduğunu düşünür ve yirmi yedinci güne kuvvetli ihtimal verirler.
Şiiler Kadir gecesinin Ramazan'ın on dokuz,yirmi bir ve yirmi üçüncü gününde olduğunu düşünüp yirmi üçüncü güne kuvvetli ihtimal verirler.
Aleviler olarak kadir gecesini ve orucu bayram ile peşpeşe olarak kabul ederiz.Alevi inancına göre oruç son günlerdedir.Orucun ardından ihtiyaç sahiplerine fitre yanı fıtır sadakası verilmiş ve buna fıtır bayramı denilmiştir.
Bazılarına göre Hz.Muhammed bayram ibadetinden önce hurma yediği için şeker bayramı denmiştir.
Aleviler bu bayrama Ramazan bayramı ve şeker bayramı demeyi pek tercih etmez.
Çünkü Muaviye ve Hz.Ali'ye suikast düzenlenmiş,Hz.Ali 21 Ramazan'da şehit olmuş Muaviye ise bayram günü iyileşmiştir.
Muaviye kurtuluşunu ve Hz.Ali'nin ölümünü tatlılar ile kutlamıştır ve çoluk çocuğa tatlı,şeker yada hurma dağıtmıştır.
Aleviler genelde bu bayrama fıtır bayramı derler.
Çünkü bu bayramın anlamı Kur'an'ın indirilmesine şükür için tutulan oruçla beraber ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir.
Fitre veya Fıtır sadakasına şükür sadakası diyende vardır.Kimileri fıtır zekatıda der.
Bizi hep bir tarafa çekmeye çalışıyorlar oysaki biz Şii de değiliz,Sünni de değiliz,ayrı bir din de değiliz.
Biz sadece Aleviyiz ve bunun bilincinde olmalıyız.
Bu yazıda Ramazan'ın son üç günü deniyor ama bu ortak zamandır.
Bu yazıdaki amaç oruç konusunu açıklamak ve şehir hayatının bir gereği olarak ortak bir zamanda buluşmak.
Ayrıca eskiden yörelerde belki farklı zamanlarda kabul ediliyordu ancak artık şehir hayatı ortak bir zamanda buluşma ihtiyacını getiriyor.
O yüzden ortaklık ve beraberlik açısından son üç gün dersek daha iyi olabilir.
Ramazan bazen 30 bazen 29 çekiyor
Eğer 29 çekerse son üç gün 27 28 29
Eğer 30 çekerse son üç gün 28 29 30
Biz sadece Aleviyiz ve bunun bilincinde olmalıyız.
Bu yazıda Ramazan'ın son üç günü deniyor ama bu ortak zamandır.
Bu yazıdaki amaç oruç konusunu açıklamak ve şehir hayatının bir gereği olarak ortak bir zamanda buluşmak.
Ayrıca eskiden yörelerde belki farklı zamanlarda kabul ediliyordu ancak artık şehir hayatı ortak bir zamanda buluşma ihtiyacını getiriyor.
O yüzden ortaklık ve beraberlik açısından son üç gün dersek daha iyi olabilir.
Ramazan bazen 30 bazen 29 çekiyor
Eğer 29 çekerse son üç gün 27 28 29
Eğer 30 çekerse son üç gün 28 29 30
Her yörede bu oruç farklı zamanlarda tutulmuş.
Birde eskiden ulaşım zor olduğundan dedeler her yere gidemiyormuş yada geç gidiyormuş.
Ayrıca Alevilerin kaynakları yok edildiğinden bazen bilgi her köye ulaşamazmış ancak artık kaynaklar ortaya konuldu.
Hemde artık şehir hayatındayız ve şehir hayatı ortak zamanlarda ortak şekilde hareket etmeyi gerektirir.
Köylerde farklı şekilde ve farklı zamanlarda hareket etmek kolaydı ama şehir hayatında bunu yapmak belli zorlukları beraberinde getiriyor.
Birde eskiden ulaşım zor olduğundan dedeler her yere gidemiyormuş yada geç gidiyormuş.
Ayrıca Alevilerin kaynakları yok edildiğinden bazen bilgi her köye ulaşamazmış ancak artık kaynaklar ortaya konuldu.
Hemde artık şehir hayatındayız ve şehir hayatı ortak zamanlarda ortak şekilde hareket etmeyi gerektirir.
Köylerde farklı şekilde ve farklı zamanlarda hareket etmek kolaydı ama şehir hayatında bunu yapmak belli zorlukları beraberinde getiriyor.
Alevilik hoşgörüye ve bilime değer veren bir inançtır.
Alevilik gelin canlar bir olalım ve ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyen bir inançtır.
Şehir hayatında biz ortak hareket edersek Pir Sultan Abdal'ın "Gelin canlar bir olalım" sözüne uymuş oluruz.
Şimdi birde olayı bilim ve mantığa göre yorumlayalım.
Hacı Bektaş-ı Veli "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır"diye buyurur.
Biz de, Pirimizin sözüne uyarak çağa ayak uydurup,bilimden gidip ve yeri geldiğinde inancımızın temelini bozmadan reform veya revizyon yapmalıyız.
Alevilik gelin canlar bir olalım ve ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır diyen bir inançtır.
Şehir hayatında biz ortak hareket edersek Pir Sultan Abdal'ın "Gelin canlar bir olalım" sözüne uymuş oluruz.
Şimdi birde olayı bilim ve mantığa göre yorumlayalım.
Hacı Bektaş-ı Veli "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır"diye buyurur.
Biz de, Pirimizin sözüne uyarak çağa ayak uydurup,bilimden gidip ve yeri geldiğinde inancımızın temelini bozmadan reform veya revizyon yapmalıyız.
Ramazan veya şeker bayramını kabul etmesek de ihtiyaç sahiplerine yardım edildiği ve Kur'an'ın indirilişine şükür ettiğimiz bir fıtır bayramından bahsediyoruz.
Orucu Ramazan'ın başında veya ortasında tutup bayramı günler sonra kutlamak mantıklı mıdır?
Düşünün ki Atatürk Cumhuriyet'i 29 Ekim'de kuruyor ama 5 veya 10 gün sonra Cumhuriyet bayramı ilan ediyor.Böyle birşey sizce mantıklı olur mu?
Orucu Ramazan'ın başında veya ortasında tutup bayramı günler sonra kutlamak mantıklı mıdır?
Düşünün ki Atatürk Cumhuriyet'i 29 Ekim'de kuruyor ama 5 veya 10 gün sonra Cumhuriyet bayramı ilan ediyor.Böyle birşey sizce mantıklı olur mu?
Tabikide farklı yorumlar olacak farklılık zenginliktir ancak farklılığı ayrılığa dönüştürmemek lazım.
Sünnilik te'de ayrı düşünceler var örneğin Kevser Suresi 2.ayet "kurban kes"diyor.
Ancak Hanefiler Kurban ibadetini vacip görürken Şafiler ise Sünnet görüyor.
Fakat farklılık ayrı birşey bölünmek ve zıtlaşmak ayrı birşey.
Sünnilik te'de ayrı düşünceler var örneğin Kevser Suresi 2.ayet "kurban kes"diyor.
Ancak Hanefiler Kurban ibadetini vacip görürken Şafiler ise Sünnet görüyor.
Fakat farklılık ayrı birşey bölünmek ve zıtlaşmak ayrı birşey.
Meluli der ki
Bırak ikiliği karış birlere
Marifet yoluyla eriş erlere
Sakın yoldaş olma cahil körlere
Çıkarır yoldan şaşırtır seni
Marifet yoluyla eriş erlere
Sakın yoldaş olma cahil körlere
Çıkarır yoldan şaşırtır seni
Net değildir ancak bazı kaynaklara göre Ramazan orucunu bir ay şu sebepten tutmayız ;
Yezid,İmam Hüseyin'i şehit ettikten sonra
kendisi ve ordusuna Nisa Suresi 92.ayete dayanarak kefaret orucu tutturmuştur.Mübarek ay diye Ramazan'a denk getirilmiş ve daha sonra bir gelenek haline gelmiştir.
Yezid,İmam Hüseyin'i şehit ettikten sonra
kendisi ve ordusuna Nisa Suresi 92.ayete dayanarak kefaret orucu tutturmuştur.Mübarek ay diye Ramazan'a denk getirilmiş ve daha sonra bir gelenek haline gelmiştir.
Nisa Suresi 92.ayet:Yanlışlık durumu dışında,bir inananın başka bir inananı öldürmesi olacak şey değildir.Yanlışlıkla bir inananı öldürenin, özgürlüğü elinden alınmış bir inananı özgürlüğüne kavuşturması,ölenin ailesine de üzerinde anlaşmaya varılacak tatmin edici bir diyet vermesi gerekir.Varislerin,diyeti bağışlaması durumu başkadır.Eğer öldürülen,inanan biri olmakla birlikte size düşman bir topluluktan ise o zaman öldürenin, özgürlüğünden yoksun bir inananı özgürlüğüne kavuşturması gerekir.Öldürülen,sizinle aralarında antlaşma bulunan bir toplumdan ise o durumda,öldürülenin ailesine tatmin edici bir diyet verme yanında, özgürlüğünden yoksun bir inananı özgürlüğüne kavuşturmak da gerekli olur.Bunlara olanak bulamayan,Allah'a tövbe olarak iki ay kesintisiz,gün ağarmasından gün batımına değin yemeden,içmeden ve cinsel ilişkiden uzak dursun.Elbette ki,Allah,gereğince bilendir ve erdemli bilginin kaynağıdır.
Nisa Suresi 93.ayet:Kim,bir inananı bilerek öldürürse onun cezası,kalıcı olarak gireceği Cehennemdir.Allah ona öfke duymuş,onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
Kısaca özetlersek Aleviler 19,20 ve 21 Ramazan'da Hz.Ali için yas tutarlar,Ramazan'ın son üç gününde ise isteyenler Kur'an'ın indirilişine şükür için Kadir Orucu tutabilir.
KADİR ORUCU ORUCA NİYET GÜLBANGI
Bismişah Allah Allah
Ya Rabbi senin kelamın olan Kur'an-ı Kerim'i bize gönderdiğin için şükür orucu tutmaya niyet eyledim.Sen tuttuğum orucu kabul eyle
Gerçeğe Hû!
Bismişah Allah Allah
Ya Rabbi senin kelamın olan Kur'an-ı Kerim'i bize gönderdiğin için şükür orucu tutmaya niyet eyledim.Sen tuttuğum orucu kabul eyle
Gerçeğe Hû!
KADİR ORUCU ORUÇ AÇMA GÜLBANGI
Bismişah Allah Allah
Vakitler hayrola,hayırlar pek ola,şerler def ola.Ey yüce Allah'ım Kur'an-ı Kerim hürmetine tuttuğumuz oruçları dergah-ı izzetinde kabul eyle.Varlığımızı,birliğimizi daim eyle.Musibetlerden sen bizi koru Ya Rabbi.
Gerçeğe Hû!
Bismişah Allah Allah
Vakitler hayrola,hayırlar pek ola,şerler def ola.Ey yüce Allah'ım Kur'an-ı Kerim hürmetine tuttuğumuz oruçları dergah-ı izzetinde kabul eyle.Varlığımızı,birliğimizi daim eyle.Musibetlerden sen bizi koru Ya Rabbi.
Gerçeğe Hû!
İsmet Ağırgöl
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























