9 Kasım 2012 Cuma
5 Kasım 2012 Pazartesi
2012..muharrem ve masu-u pak oruç tarihleri
12 kasım masum-u pak orucu başlangıcı
15 kasım muharrem orucu başlangıcı.
Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur?
Oruç nedir?
Oruç, insanın bedenini disiplin ve denetim altına almak, ruhsal yapısını güçlendirmek için yaptığı bir ibadettir. Oruç ibadeti belirli zamanlarda yeme, içme ve cinsellik gibi istekleri/duyguları terk ederek zihinsel/ruhsal yapıya ağırlık vermektir. Bazı inançlarda oruç tamamıyla yeme-içmeden uzak durmak seklinde olabileceği gibi, et ve diğer hayvansal mamuller gibi belirli yiyecekleri yememek şeklinde de olabilir.
Hemen hemen bütün inançlarda oruç ibadeti vardır.
Aleviler oruç tutarlar mı?
Hemen hemen bütün inançlarda oruç ibadeti vardır. Alevi inancında da oruç ibadeti vardır ve Alevilerde oruç tutarlar
Muharrem Orucu nedir? Bu oruç neden tutulur?
Muharrem ayı Hicri takvime göre (bu takvimin bir diğer adı da Kameri/Ay takvimidir) birinci aydır ve Muharrem orucu da bu ayın ilk gününden başlar.
Muharrem orucunun tarihi Adem peygambere kadar gider. Hz. Muhammed de Muharrem orucu tutmuştur.
Muharrem orucu, insanın kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını-doğrularını, eksilerini-artılarını hesaplaması ve bütün bunların sonucunda daha iyiye, doğruya, güzele yönelmesine davettir. Nefsini terbiyeye, Hacı Bektaş Velininde buyurduğu gibi nefsini bilmeye vesiledir oruç.
Muharrem orucu biz Aleviler için Adem peygamberden başlayarak bütün peygamberlerin yerine getirdikleri bir ibadettir. Bunun yanı sıra başta Hz. Hüseyin olmak üzere On İki İmamların şahadetlerinden dolayı aynı zamanda bir yas’tır. Bundan dolayıdır ki Muharrem orucunun diğer bir adı da Yass-ı Matemdir.
Aleviler olarak Muharrem orucu ile Hz. Adem’den günümüze gelen bir ibadeti yerine getirirken aynı zamanda Hz. Hüseyin`in şahsında Ehlibeyte, Ehlibeytte temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezide ve yezitte sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz.
Muharrem orucu, bütün bu özellikleriyle biz Aleviler için önemli bir ibadettir.
Muharrem Orucu nasıl tutulur?
Kurban Bayramının 1. gününden başlayarak 20 gün sayılır. 20. günün akşamı Muharrem Orucu için niyet edilir ve oruç başlar. Niyet edildikten sonra gün doğumu ile gün batımı arasındaki sürede hiç bir şey yenilmez ve içilmez. Gün batımı ile iftar açılır.
Oruc süresince (12 gün boyunca) düğün,nişan,sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez, Kerbela Şehitleri'nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Su saf olarak içilmemektedir. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay,kahve,meşrubat,meyve suyu,ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır).
Muharrem orucunun on ikinci gününden sonra ise On iki İmamlar 'in ve bu yolda şehit olan bütün canların anısına on iki çeşit/veya daha fazla gıdadan oluşan Aşure Çorbası pişirilerek o yılki Muharrem Orucu noktalanır.
Muharrem orucu hakkında genel bilgiler verdiniz. Bu genel bilgilerin ışığında bazı hususların daha iyi bilinmesi için biraz daha ayrıntılı bilgiler verebilir misiniz?
Her şeyden önce bizlerin inancı olan Alevilikte samimiyet esastır. Muharrem orucuna da samimiyet ilkesi çerçevesinde yaklaşmalıyız.
Orucumuzu bazı çıkar hesapları ile tutmamalıyız. Yine biçimsel bir kuralı yerine getiriyor olmak için tutmamalıyız. Bütün bunlardan öte, ne yaptığının bilincinde ve neden oruç tuttuğunun ayırdın da olarak tutmalıyız. Eğer ortada belli bir inanç, itikat, bilinç, hissediş, bağlılık yoksa tuttuğumuz oruç tam olarak amacına hizmet etmiyor demektir. Muharrem orucunda gönüllülük esastır. Kişi kendi özgür iradesi ve bilinciyle oruç tutmalıdır. Başka inanç mensuplarının yaptıkları dayatma, baskı, zorlama biz Alevilerin inancına aykırıdır.
Yukardaki satırlarda da işaret edildiği üzere Muharrem orucu Adem peygamberden başlayarak cümle peygamberlerin ve onları takip edenlerin tuttukları bir oruçtur. Bu orucun özü bu başlangıç ilkesine dayanıyor. Ancak biz Aleviler için anlam ve önemi Kerbela çölünde susuz bir şekilde, insanlığın tanık olduğu ender vahşetlerden birisine maruz kalarak şahadet şerbetini içen İmam Hüseyin'in şahadetiyle başka bir boyut alıyor ve daha da yaşamsal hale geliyor. Orucumuzu bu öz ve bu özün etrafında gelişen yol önderlerimizin (başta Oniki İmamlar olmak üzere) yoluna ve ilkelerine bağlılığın gereği olarak, onların şahsında temsilini bulan ve insanlığı gerçeğe davet eden değerlerine, doğrularına bağlılığın gereği olarak tutmalıyız.
Bunların ışığında tekrar şunların altını çizebiliriz:
Orucumuzda samimiyet ve bu temsil olunan değerlere bağlılık esastır.
Bu çerçevede orucumuzu tutarken kesin kes sağlığımıza zarar verecek şekilde tutmamalıyız.
Hiç bir cana kıymamak maksadıyla on iki gün boyunca -oruç tutalım veya tutmayalım- kesinlikle et yememek gerekiyor.
Yaşamımızın bütününde küfür, şiddet, nefret, öfke, kıskançlık, kin ve daha benzer olumsuz duyguların ve bu duyguların davranış halini almasına izin vermemeliyiz. Muharrem orucu bu kurallara daha bir dikkat etmemiz gereken özel ve anlamlı günlerdir. Bu günlerde daha dikkatli olarak bu tür olumsuzluklar varsa yaşamımızdan, kişiliğimizden çıkarıp atmalıyız.
Oruçlarımızı açtıktan sonra yine aşırıya kaçmamamız gerekiyor. Mümkün olduğunca, sağlığımızı ve bünyemizi de düşünerek az tüketmeliyiz.
Yine sağlığımıza dikkat ederek mümkün olduğunca sade su içmemeye özen göstermeliyiz. Bunun yerine meyve suyu, ayran, çay ve benzer içeceklerle su ihtiyacımızı giderebiliriz.
Düğün, nişan ve daha başka eğlencelerden uzak durmalıyız. Muharrem orucu bizler için aynı zamanda bir yastır. İmam Hüseyin'in acısını yüreğinde hissedenler, Celal Abbas'ın kolundan akan kanın kendi yüreklerinde aktığını hissedenler doğal olarak eğlenemezler.
Bunların dışında temizliğe büyük önem vermeliyiz. Bizlerle aynı ortamı paylaşan farklı inançtan insanların hassasiyetlerini dikkate almalıyız. Bu noktada bir yandan inancımızı yaşarken diğer yandan bazı biçimsel kurallar yüzünden insanların bize, dolayısıyla inancımıza tepki duymalarını engellemeliyiz.
Bu samimi duygu ve düşüncelerle oruç tutan cümle canların oruçları kabul olsun.
Muharrem orucuna niyet edilirken okunan dua
Bismişah Allah, Allah
Hak Muhammed Ali aşkına
Şehitler serdarı İmam Hüseyin aşkına
Kerbela meydanında şehit düşen masumların aşkına
Oniki İmam, Ondört Masumu-u Pak, Onyedi Kemerbest efendilerimizin hürmetine
Hz. Fatma Ana'nın şefaatine
Hazır, gaip gerçek erenlerine himmetine niyet ettim yarin matem orucunu tutmaya
Niyetimiz kabul ve makbul ola
Hak dergahına yazıla
Evliya kerimine, İmam Hüseyin demine Allah eyvallah
Gerçeğe Hü.
Muharrem orucu açılırken okunan dua
Bismişah Allah, Allah
Niyetlerimiz kabul, lokmalarımız makbul, muratlarımız hasıl ola
Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Kırkların, Oniki İmamların, Ondört Masum-u Pakların, Onyedi Kemerbestlerin dergahına yazıla
Kerbela şehitlerimizin, gelmiş geçmiş cümle ulularımızın, atalarımızın ruhu revanları şad u handan ola
Allah bizleri görünür görünmez kazalardan, belalardan, afetlerden, ve her türlü kötülüklerden koruya
Bizleri Ehlibeytin katarından, didarından ayırmaya
Cümlemize sağlık, huzur, birlik, dirlik, hayırlı kazançlar ve hayırlı kısmetler nasip eyleye
Gerçeğe Hü.
15 kasım muharrem orucu başlangıcı.
Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur?
Oruç nedir?
Oruç, insanın bedenini disiplin ve denetim altına almak, ruhsal yapısını güçlendirmek için yaptığı bir ibadettir. Oruç ibadeti belirli zamanlarda yeme, içme ve cinsellik gibi istekleri/duyguları terk ederek zihinsel/ruhsal yapıya ağırlık vermektir. Bazı inançlarda oruç tamamıyla yeme-içmeden uzak durmak seklinde olabileceği gibi, et ve diğer hayvansal mamuller gibi belirli yiyecekleri yememek şeklinde de olabilir.
Hemen hemen bütün inançlarda oruç ibadeti vardır.
Aleviler oruç tutarlar mı?
Hemen hemen bütün inançlarda oruç ibadeti vardır. Alevi inancında da oruç ibadeti vardır ve Alevilerde oruç tutarlar
Muharrem Orucu nedir? Bu oruç neden tutulur?
Muharrem ayı Hicri takvime göre (bu takvimin bir diğer adı da Kameri/Ay takvimidir) birinci aydır ve Muharrem orucu da bu ayın ilk gününden başlar.
Muharrem orucunun tarihi Adem peygambere kadar gider. Hz. Muhammed de Muharrem orucu tutmuştur.
Muharrem orucu, insanın kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını-doğrularını, eksilerini-artılarını hesaplaması ve bütün bunların sonucunda daha iyiye, doğruya, güzele yönelmesine davettir. Nefsini terbiyeye, Hacı Bektaş Velininde buyurduğu gibi nefsini bilmeye vesiledir oruç.
Muharrem orucu biz Aleviler için Adem peygamberden başlayarak bütün peygamberlerin yerine getirdikleri bir ibadettir. Bunun yanı sıra başta Hz. Hüseyin olmak üzere On İki İmamların şahadetlerinden dolayı aynı zamanda bir yas’tır. Bundan dolayıdır ki Muharrem orucunun diğer bir adı da Yass-ı Matemdir.
Aleviler olarak Muharrem orucu ile Hz. Adem’den günümüze gelen bir ibadeti yerine getirirken aynı zamanda Hz. Hüseyin`in şahsında Ehlibeyte, Ehlibeytte temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezide ve yezitte sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz.
Muharrem orucu, bütün bu özellikleriyle biz Aleviler için önemli bir ibadettir.
Muharrem Orucu nasıl tutulur?
Kurban Bayramının 1. gününden başlayarak 20 gün sayılır. 20. günün akşamı Muharrem Orucu için niyet edilir ve oruç başlar. Niyet edildikten sonra gün doğumu ile gün batımı arasındaki sürede hiç bir şey yenilmez ve içilmez. Gün batımı ile iftar açılır.
Oruc süresince (12 gün boyunca) düğün,nişan,sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez, Kerbela Şehitleri'nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Su saf olarak içilmemektedir. Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay,kahve,meşrubat,meyve suyu,ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır).
Muharrem orucunun on ikinci gününden sonra ise On iki İmamlar 'in ve bu yolda şehit olan bütün canların anısına on iki çeşit/veya daha fazla gıdadan oluşan Aşure Çorbası pişirilerek o yılki Muharrem Orucu noktalanır.
Muharrem orucu hakkında genel bilgiler verdiniz. Bu genel bilgilerin ışığında bazı hususların daha iyi bilinmesi için biraz daha ayrıntılı bilgiler verebilir misiniz?
Her şeyden önce bizlerin inancı olan Alevilikte samimiyet esastır. Muharrem orucuna da samimiyet ilkesi çerçevesinde yaklaşmalıyız.
Orucumuzu bazı çıkar hesapları ile tutmamalıyız. Yine biçimsel bir kuralı yerine getiriyor olmak için tutmamalıyız. Bütün bunlardan öte, ne yaptığının bilincinde ve neden oruç tuttuğunun ayırdın da olarak tutmalıyız. Eğer ortada belli bir inanç, itikat, bilinç, hissediş, bağlılık yoksa tuttuğumuz oruç tam olarak amacına hizmet etmiyor demektir. Muharrem orucunda gönüllülük esastır. Kişi kendi özgür iradesi ve bilinciyle oruç tutmalıdır. Başka inanç mensuplarının yaptıkları dayatma, baskı, zorlama biz Alevilerin inancına aykırıdır.
Yukardaki satırlarda da işaret edildiği üzere Muharrem orucu Adem peygamberden başlayarak cümle peygamberlerin ve onları takip edenlerin tuttukları bir oruçtur. Bu orucun özü bu başlangıç ilkesine dayanıyor. Ancak biz Aleviler için anlam ve önemi Kerbela çölünde susuz bir şekilde, insanlığın tanık olduğu ender vahşetlerden birisine maruz kalarak şahadet şerbetini içen İmam Hüseyin'in şahadetiyle başka bir boyut alıyor ve daha da yaşamsal hale geliyor. Orucumuzu bu öz ve bu özün etrafında gelişen yol önderlerimizin (başta Oniki İmamlar olmak üzere) yoluna ve ilkelerine bağlılığın gereği olarak, onların şahsında temsilini bulan ve insanlığı gerçeğe davet eden değerlerine, doğrularına bağlılığın gereği olarak tutmalıyız.
Bunların ışığında tekrar şunların altını çizebiliriz:
Orucumuzda samimiyet ve bu temsil olunan değerlere bağlılık esastır.
Bu çerçevede orucumuzu tutarken kesin kes sağlığımıza zarar verecek şekilde tutmamalıyız.
Hiç bir cana kıymamak maksadıyla on iki gün boyunca -oruç tutalım veya tutmayalım- kesinlikle et yememek gerekiyor.
Yaşamımızın bütününde küfür, şiddet, nefret, öfke, kıskançlık, kin ve daha benzer olumsuz duyguların ve bu duyguların davranış halini almasına izin vermemeliyiz. Muharrem orucu bu kurallara daha bir dikkat etmemiz gereken özel ve anlamlı günlerdir. Bu günlerde daha dikkatli olarak bu tür olumsuzluklar varsa yaşamımızdan, kişiliğimizden çıkarıp atmalıyız.
Oruçlarımızı açtıktan sonra yine aşırıya kaçmamamız gerekiyor. Mümkün olduğunca, sağlığımızı ve bünyemizi de düşünerek az tüketmeliyiz.
Yine sağlığımıza dikkat ederek mümkün olduğunca sade su içmemeye özen göstermeliyiz. Bunun yerine meyve suyu, ayran, çay ve benzer içeceklerle su ihtiyacımızı giderebiliriz.
Düğün, nişan ve daha başka eğlencelerden uzak durmalıyız. Muharrem orucu bizler için aynı zamanda bir yastır. İmam Hüseyin'in acısını yüreğinde hissedenler, Celal Abbas'ın kolundan akan kanın kendi yüreklerinde aktığını hissedenler doğal olarak eğlenemezler.
Bunların dışında temizliğe büyük önem vermeliyiz. Bizlerle aynı ortamı paylaşan farklı inançtan insanların hassasiyetlerini dikkate almalıyız. Bu noktada bir yandan inancımızı yaşarken diğer yandan bazı biçimsel kurallar yüzünden insanların bize, dolayısıyla inancımıza tepki duymalarını engellemeliyiz.
Bu samimi duygu ve düşüncelerle oruç tutan cümle canların oruçları kabul olsun.
Muharrem orucuna niyet edilirken okunan dua
Bismişah Allah, Allah
Hak Muhammed Ali aşkına
Şehitler serdarı İmam Hüseyin aşkına
Kerbela meydanında şehit düşen masumların aşkına
Oniki İmam, Ondört Masumu-u Pak, Onyedi Kemerbest efendilerimizin hürmetine
Hz. Fatma Ana'nın şefaatine
Hazır, gaip gerçek erenlerine himmetine niyet ettim yarin matem orucunu tutmaya
Niyetimiz kabul ve makbul ola
Hak dergahına yazıla
Evliya kerimine, İmam Hüseyin demine Allah eyvallah
Gerçeğe Hü.
Muharrem orucu açılırken okunan dua
Bismişah Allah, Allah
Niyetlerimiz kabul, lokmalarımız makbul, muratlarımız hasıl ola
Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Kırkların, Oniki İmamların, Ondört Masum-u Pakların, Onyedi Kemerbestlerin dergahına yazıla
Kerbela şehitlerimizin, gelmiş geçmiş cümle ulularımızın, atalarımızın ruhu revanları şad u handan ola
Allah bizleri görünür görünmez kazalardan, belalardan, afetlerden, ve her türlü kötülüklerden koruya
Bizleri Ehlibeytin katarından, didarından ayırmaya
Cümlemize sağlık, huzur, birlik, dirlik, hayırlı kazançlar ve hayırlı kısmetler nasip eyleye
Gerçeğe Hü.
3 Kasım 2012 Cumartesi
gadir hum olayı
| “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.” (1) Allah (c.c) Bu ayeti kerime de peygamberine tebliğ etmesini emretmektedir. Sünni ve Şia müfessirlerinin çoğu bu ayetin Gadir Hum günü Hz. Ali (a.s) hakkında indiği konusunda hemfikirdir. (2) Ayrıca Hibri, sahih senetle İbni Abbas’tan şöyle naklediyor: “Bu ayet Ali (a.s) hakkında nazil olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.a), velayeti tebliğe emredildi; sonra Ali’nin (a.s) elini tuttu ve ‘Ben kimin mevlası isem, Ali onun mevlasıdır.’ diye buyurdu.” (3) Sünni âlimlerinin ekseriyeti itiraf etmektedirler ki, Hicri 10. yılda, Veda Haccında, Zilhiccet’ul- Haram’ın 18. gününde, Mekke’den dönerken Peygamber-i Ekrem (s.a.a) Gadir-i Hum denen yerde bütün ashabını bir araya topladı. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in emriyle önden gidenler geri döndürüldü ve geride kalanların da oraya yetişmesi sağlandı. Sünni birçok alim ve tarihçilerin rivayet ettiğine göre 70,000 kişi, imam Sa’lebi (tefsirinde) ve Sibt bin Cevzi’ye (Tezkiret’u Havass’il- Ümme fi Ma’rifet’il- Eimme’de) göre ise Gadir-i Hum’da 120,000 sahabe hazır bulunmuştur. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) minbere çıkarak oldukça uzun bir hutbe okudu. Bu hutbenin çoğu yerinde Hz. Ali’yi (a.s) övdü, Hz. Ali (a.s) hakkında inen ayetleri okudu. Oradaki Müslümanların dikkatini Hz. Ali’nin (a.s) yüce makamına çekti ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Ben size kendi nefsinizden daha evla değil miyim?” Onlar; “Evet, evlasın” dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.” Sonra ellerini kaldırarak şöyle dua etti: “Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak.” Daha sonra bir çadır kurmalarını emretti, Ali’ye de o çadırda oturmasını söyledi. Orada hazır bulunan bütün ümmete şöyle buyurdular: “Gidin Ali’ye biat edin; zira ben Allah-u Teala tarafından sizden Ali için biat almakla görevlendirildim.” O gün Ali’ye ilk biat eden, Ömer, sonra Ebu Bekir, sonra Osman, sonra Talha, sonra Zübeyir idi. Orada tam üç gün boyunca Ali’ye biat ettiler. (4) Yakubî, kendi Tarih'inde Medine'de nazil olan ayetlerden bahsederken şöyle yazar: Resulullah'a (s.a.a) nazil olan en son ayet "Bugün size dininizi kemale erdirdim" ayetidir. Bu rivayetin sahih olduğu ispatlanmıştır. Bu ayet, Resulullah (s.a.a), Gadir-i Hum'da Ali b. Ebu Talib'in velayet ve hilafetini açıkça herkese duyurduktan sonra nazil oldu. (5) Başta Ebu Bekir olmak üzere Ömer, Osman ve 70 binden fazla sahabe Hz. Ali’ye biat ediyorlar. Hz. Ali’ye biat etmek O’nun halifeliğini kabul etmek anlamını taşıyor. Bu sahabeler Peygamberin vefatıyla neden verdikleri biatten dönüyorlar? Nitekim bunun yaşanacağını, Resulullah biliyordu ve bu konuda: İmam Ali (a.s) şöyle buyurdu: Resulullah (s.a.a) bana hayatında bildirdi ki: “Ümmetim benden sonra sana karşı vefasız olup sözünde durmayacaktır” (6) Resulullah (s.a.a) bu sözleri halifelik makamı için yapılacak hıyanetten haber vermektedir. Peygamber bunları ashabına defalarca bildirmiştir: “Eğer Ali’nin (a.s) peşinden giderseniz -ki sizin bunu yapacağınızı sanmıyorum- onun doğru yol üzere giden bir yol gösterici olduğunu, sizi apaydınlık bir yola ileteceğini görürsünüz.” (7) 1-Maide 67. 2-Bakınız: el-Fethu-l Kadir, c.2 s. 60.. Ayrıca “Limeze Ehtert Mezheb Ehlilbeyt, s. 143 te Ehlisünnet ve şia’dan verdiği dipnotlar. 3-Tefsir-i Hibri, s.262. Kur'an ve Sünnet Işığında Ehl-i Beyt Mektebi, s.73. 4-İmam Fahruddin Razi, “Mefatih’ul- Gayb” tefsirinde. İmam Ahmed Sa’lebi, “Keşf’ul- Beyan” tefsirinde. Celaluddin Suyuti, “Durr’ul- Mensur” tefsirinde. Ebu’l- Hasan Ali bin Ahmed-i Vahidi en-Nişaburi, “Esbab’un-Nuzul”da. Muhammed bin Cerir Taberi, “Tefsir-i Kebir”de. Hafız Ebu Naim İsfahani, “Ma Nezele Min’el- Kur’ân’i fi Ali’yyin” ve Hilyet’ul- Evliya’da. Muhammed bin İsmail Buhari, Tarih c. 1, s. 375’de. Müslim bin Haccac Nişaburi, “Sahih” c. 2, s. 325’de. Ebu Davud Secistani, Sünen’de. Muhammed bin İsa Tirmizi, “Sünen”de. Hafız bin Ukde, “Kitab’ul- Velayet”de. İbn-i Kesir-i Şafii Dimaşki, Tarih’inde. İmam Ahmed bin Hanbel, “Müsned” c. 4 s. 281 ve 371’de. Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed Gazali, “Sırr’ul- Alemin”de. İbn-i Abdulbirr, “İstiab”da. Muhammed bin Talha eş-Şafii, “Metalib’us- Seul” s. 16’da. İbn-i Meğazili eş-Şafii, “Menakıb”da. Nuruddin bin Sabbağ el-Maliki, “Fusul’ul- Muhimme” s. 24 de. Ve yaklaşık 40 yakın kaynak daha. Bakınız: Leyali Beyşaver, Seyyid Muhammed el-Musevi Şirazi, s.408. 5-Tarih-i Yakubî, c. 2, s. 43. Mealimu’l Medereseteyn c.1 s.506 6-Hatip el-Bağdadi “Tarih-i Bağdat” C.11, S.216 Mizan'ul İtidal kısım, 1, s.371 . Enis Emir "Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Resulullah" s. s.515 7-Hilyetu’l-Evliya, Ebu Nuaym, 1/64; .muhtasaru-u Tarih-. Dimaşk, İbni Asakir, 18/32. Hidayet Önderleri, c.2, (Hz. Ali) s. 141. |
| “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.” (1) Allah (c.c) Bu ayeti kerime de peygamberine tebliğ etmesini emretmektedir. Sünni ve Şia müfessirlerinin çoğu bu ayetin Gadir Hum günü Hz. Ali (a.s) hakkında indiği konusunda hemfikirdir. (2) Ayrıca Hibri, sahih senetle İbni Abbas’tan şöyle naklediyor: “Bu ayet Ali (a.s) hakkında nazil olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.a), velayeti tebliğe emredildi; sonra Ali’nin (a.s) elini tuttu ve ‘Ben kimin mevlası isem, Ali onun mevlasıdır.’ diye buyurdu.” (3) Sünni âlimlerinin ekseriyeti itiraf etmektedirler ki, Hicri 10. yılda, Veda Haccında, Zilhiccet’ul- Haram’ın 18. gününde, Mekke’den dönerken Peygamber-i Ekrem (s.a.a) Gadir-i Hum denen yerde bütün ashabını bir araya topladı. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in emriyle önden gidenler geri döndürüldü ve geride kalanların da oraya yetişmesi sağlandı. Sünni birçok alim ve tarihçilerin rivayet ettiğine göre 70,000 kişi, imam Sa’lebi (tefsirinde) ve Sibt bin Cevzi’ye (Tezkiret’u Havass’il- Ümme fi Ma’rifet’il- Eimme’de) göre ise Gadir-i Hum’da 120,000 sahabe hazır bulunmuştur. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) minbere çıkarak oldukça uzun bir hutbe okudu. Bu hutbenin çoğu yerinde Hz. Ali’yi (a.s) övdü, Hz. Ali (a.s) hakkında inen ayetleri okudu. Oradaki Müslümanların dikkatini Hz. Ali’nin (a.s) yüce makamına çekti ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Ben size kendi nefsinizden daha evla değil miyim?” Onlar; “Evet, evlasın” dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.” Sonra ellerini kaldırarak şöyle dua etti: “Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak.” Daha sonra bir çadır kurmalarını emretti, Ali’ye de o çadırda oturmasını söyledi. Orada hazır bulunan bütün ümmete şöyle buyurdular: “Gidin Ali’ye biat edin; zira ben Allah-u Teala tarafından sizden Ali için biat almakla görevlendirildim.” O gün Ali’ye ilk biat eden, Ömer, sonra Ebu Bekir, sonra Osman, sonra Talha, sonra Zübeyir idi. Orada tam üç gün boyunca Ali’ye biat ettiler. (4) Yakubî, kendi Tarih'inde Medine'de nazil olan ayetlerden bahsederken şöyle yazar: Resulullah'a (s.a.a) nazil olan en son ayet "Bugün size dininizi kemale erdirdim" ayetidir. Bu rivayetin sahih olduğu ispatlanmıştır. Bu ayet, Resulullah (s.a.a), Gadir-i Hum'da Ali b. Ebu Talib'in velayet ve hilafetini açıkça herkese duyurduktan sonra nazil oldu. (5) Başta Ebu Bekir olmak üzere Ömer, Osman ve 70 binden fazla sahabe Hz. Ali’ye biat ediyorlar. Hz. Ali’ye biat etmek O’nun halifeliğini kabul etmek anlamını taşıyor. Bu sahabeler Peygamberin vefatıyla neden verdikleri biatten dönüyorlar? Nitekim bunun yaşanacağını, Resulullah biliyordu ve bu konuda: İmam Ali (a.s) şöyle buyurdu: Resulullah (s.a.a) bana hayatında bildirdi ki: “Ümmetim benden sonra sana karşı vefasız olup sözünde durmayacaktır” (6) Resulullah (s.a.a) bu sözleri halifelik makamı için yapılacak hıyanetten haber vermektedir. Peygamber bunları ashabına defalarca bildirmiştir: “Eğer Ali’nin (a.s) peşinden giderseniz -ki sizin bunu yapacağınızı sanmıyorum- onun doğru yol üzere giden bir yol gösterici olduğunu, sizi apaydınlık bir yola ileteceğini görürsünüz.” (7) 1-Maide 67. 2-Bakınız: el-Fethu-l Kadir, c.2 s. 60.. Ayrıca “Limeze Ehtert Mezheb Ehlilbeyt, s. 143 te Ehlisünnet ve şia’dan verdiği dipnotlar. 3-Tefsir-i Hibri, s.262. Kur'an ve Sünnet Işığında Ehl-i Beyt Mektebi, s.73. 4-İmam Fahruddin Razi, “Mefatih’ul- Gayb” tefsirinde. İmam Ahmed Sa’lebi, “Keşf’ul- Beyan” tefsirinde. Celaluddin Suyuti, “Durr’ul- Mensur” tefsirinde. Ebu’l- Hasan Ali bin Ahmed-i Vahidi en-Nişaburi, “Esbab’un-Nuzul”da. Muhammed bin Cerir Taberi, “Tefsir-i Kebir”de. Hafız Ebu Naim İsfahani, “Ma Nezele Min’el- Kur’ân’i fi Ali’yyin” ve Hilyet’ul- Evliya’da. Muhammed bin İsmail Buhari, Tarih c. 1, s. 375’de. Müslim bin Haccac Nişaburi, “Sahih” c. 2, s. 325’de. Ebu Davud Secistani, Sünen’de. Muhammed bin İsa Tirmizi, “Sünen”de. Hafız bin Ukde, “Kitab’ul- Velayet”de. İbn-i Kesir-i Şafii Dimaşki, Tarih’inde. İmam Ahmed bin Hanbel, “Müsned” c. 4 s. 281 ve 371’de. Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed Gazali, “Sırr’ul- Alemin”de. İbn-i Abdulbirr, “İstiab”da. Muhammed bin Talha eş-Şafii, “Metalib’us- Seul” s. 16’da. İbn-i Meğazili eş-Şafii, “Menakıb”da. Nuruddin bin Sabbağ el-Maliki, “Fusul’ul- Muhimme” s. 24 de. Ve yaklaşık 40 yakın kaynak daha. Bakınız: Leyali Beyşaver, Seyyid Muhammed el-Musevi Şirazi, s.408. 5-Tarih-i Yakubî, c. 2, s. 43. Mealimu’l Medereseteyn c.1 s.506 6-Hatip el-Bağdadi “Tarih-i Bağdat” C.11, S.216 Mizan'ul İtidal kısım, 1, s.371 . Enis Emir "Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Resulullah" s. s.515 7-Hilyetu’l-Evliya, Ebu Nuaym, 1/64; .muhtasaru-u Tarih-. Dimaşk, İbni Asakir, 18/32. Hidayet Önderleri, c.2, (Hz. Ali) s. 141. |
Gadir-i Hum Olayı
Gadir-i Hum Olayı
Yüce Allah Maide Suresinin 67. ayetinde şöyle buyurur: ”Ey Peygamber Rabbinden sana indirileni tebliğ et.Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun.Allah seni insanlardan korur.Şüphe yok ki Allah kafirler topluluğuna hidayet etmez.”
Bazıları, bu ayet sanki risaletin ilk günlerinde nazil olmuş gibi düşünerek, Allah’ın Rasulden (saa) tebliğ etmesini istediği hususun İslamın geneli olduğunu kanaatine varmışlardır. Oysaki ayet Peygamber Efendimizin (saa) ömürlerinin son günlerinde nazil olmuştur. İslamın tüm hükümlerini insanlara tebliğ ettikten, bu uğurda onlarca savaşlar yaptıktan sonra ömrünün son günlerinde böyle sert bir üslupla bir ayetin gelmesi manidardır. Dolayısıyla ayet İslamın genel hükümlerine yönelik olamaz. İslam hadis ve tarih kaynakların belirttiğine göre bu ayet Peygamber Efendimiz (saa) veda haccından dönerken nazil olmuştur. Bu ayet nazil olduğunda Peygamber Efendimizin (saa) hac kafilesini Gadr-i Hum mevkinde durdurmuş ve 120 veya 150 bini aşkın sahabinin cayır cayır yanan çöl kumlarını üzerinde burada toplanması beklemiştir.
Hava aşırı sıcaktı. Halk hırkasının bir kısmını başına, diğer kısmını ise altlarına attılar. Hz. Peygamber'in (s.a.a) dinlenmesi için de bir çadır hazırladılar. Öğle ezanı okundu. Peygamber (s.a.a) refakatindekilerle birlikte ağacın gölgesi altında öğle namazını eda ettiler. Namazdan sonra develerin cihazlarıyla yüksek bir yer yaptılar. Hz. Peygamber (s.a.a) yüksek bir sesle, herkesin dikkatini üzerine çekti ve şu şekilde konuşmaya başladı:
"Hamd, Allah'a (c.c) mahsustur. Sadece O'ndan yardım diliyoruz. İmanımız ve tevekkülümüz O'nadır. Kötü
ve yanlış amellerimizden O'na sığınırız. Yolunu kaybedenlere O'ndan başka sığınak yoktur. O'nun yol gösterdiği, hiçbir zaman yolunu kaybetmeyecektir. O'ndan (c.c) başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna tanıklık ederim. Allah'a (c.c) övgü ve O'nun birliğine şahadetten sonra şöyle derim: Ey halk! Rahman ve bilen Allah (c.c), bana ömrümün sonlarına yaklaştığımı haber vermiştir. Bir an önce Allah'ın davetini yerine getirip ebedi yere gideceğim. Ben ve siz üzerimize olan miktarda sorumluyuz. Şimdi sizin düşünceve görüşünüz nedir? Halk şöyle dedi: "Biz tanıklık ederiz ki sen Allah'ın(c.c) mesajını ulaştırdın; bize nasihattan ve vazife yolunda telaştan kaçınmadın; Allah (c.c) sani en iyi şekilde mükâfatlandırsın." Sonra şöyle buyurdu: "Acaba siz Allah'ın (c.c) birliğine ve Muhammed'in (s.a.a) O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet etmiyor musunuz? Acaba cennetin, cehennemin, ölümün, kıyametin şüphe götürmez olduğuna ve Allah'ın (c.c) ölüleri dirilteceğine ve bunların hepsinin doğru olduğuna ve bunlara inandığınıza tanıklık etmiyor musunuz?" Hep birlikte "Evet bu gerçeklere tanıklık ediyoruz." Dediler Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle devam etti: "Ey Allah'ım! Tanık ol. Sonra vurgulu bir şekilde şöyle buyurdu: "Şüphesiz öteki diyara intikal etmek ve havuzun kenarına ulaşma hususunda sizden öne geçeceğim. Siz havuzun kenarında benim huzuruma geleceksiniz. Havzumun genişliği Sa'na ile Basra arası kadardır. Onda yıldızlar kadar gümüşten kadeh ve bardak vardır. Düşünün ve dikkatli olun ki rihletimden sonra sizin aranızda iki değerli şey bırakacağım: Bakalım onlarla nasıl muamele edeceksiniz?" Bu sırada halk dedi ki: "Ey Allah Resulü (s.a.a), o iki değerli şey nedir?" Şöyle buyurdu: "İki emanetten büyük olanı, Allah'ın
(c.c) kitabıdır ki bir tarafı Allah'ın (c.c) elinde, diğer tarafı ise sizin elinizdedir. Öyleyse onu sıkı tutun ve elden bırakmayın, böylece yolunuzu kaybetmeyin. Küçük olanı itretimdir/Ehl-i Beytimdir. Gerçekten bilen ve rahmetli Allah (c.c), bu ikisinin havuz başında benim huzuruma gelinceye kadar birbirinden ayrılmayacağını bana haber verdi. Ben, bunu Allah'ımdan (c.c) diledim. Öyleyse bu ikisinden öne geçmeyin ve o ikisini izlemede geri kalmayın ve ihmalkarlık etmeyin ki helak olursunuz." Sonra Ali'nin (a.s) elini tuttu ve kaldırdı; o kadar ki koltuğunun altının beyazlığı gözüktü. Halk onu gördü ve tanıdı. Resulullah, sözlerine şöyle devam etti: "Ey halk, ben her mümin için, kendi nefsinden evla değil miyim?" Halk "Allah ve Resulü daha iyi bilir." karşılığını verdi. Hazret buyurdu ki: Şüphesiz Allah (c.c) benim mevlamdır ve ben müminlerin mevlasıyım ve onlara kendi nefislerinden evla ve daha öncelikliyim. Öyleyse ben kimin mevlası isem Ali onun mevlasıdır."
Ahmed b. Hanbel'in dediğine göre, Hz. Peygamber (s.a.a) bunu dört defa tekrarladı. Sonra elini dua için açtı ve şöyle buyurdu: "Ey Allah'ım, onu seveni sev ve ona düşmanlık edene düşman ol. Dostlarına yardım et ve alçak düşürmeye çalışanı alçalt. Onu, hakkın mizanı, mihveri ve ölçüsü karar kıl. Sonra Peygamber (s.a.a) şunları ekledi: "Hazır olanlar, hazır olamayanlara bunu iletsin." Topluluk dağılmadan önce vahiy emini bu ayeti Hz. Peygamber'e (s.a.a) nazil etti:
"Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nimetimi tamamladım, size din olarak İslâm'a razı oldum." (Maide 3)
Bu sırada Hz. Peygamber (s.a.a) Allah-u Ekber nidasıyla, dinin ikmaline ve nimetin itmamına ve Allah'ın (c.c) O'na verdiği risalet ve Ali'ye (a.s) verdiği velâyete olan rızasından ötürü şükretti. Hazır topluluk, bu arada Şeyheyn (Hz.Ömer ve Hz. Ebu Bekir) Emirü'l-Müminin'e şöyle tebrik dediler: "Kutlu olsun! Kutlu olsun! Sen ey Ebu Talib'in oğlu benim ve her erkek ve mümin kadının mevlası oldun."
İbn Abbas dedi ki: "Allah'a (c.c) andolsun ki, Ali'nin (a.s.) velâyeti herkese farz oldu."
Hassan b. Sabit dedi ki; Ey Allah Resulü, Ali için birkaç şiir okumama izin ver. Peygamber buyurdu: Oku, Allah'ın bereket ve uğuruyla. Hassan ayağa kalkarak şöyle dedi: "Ey Kureyş'in büyükleri, İslâm Peygamberi'nin (s.a.a) huzurunda kesinleşen velâyet hakkındaki şiirlerimi beyan ediyorum." dedi ve şiirlerini okumaya başladı.
"Gadir Günü Peygamberleri haykırıyordu onlara
Hum mıntıkasında ve nebi ne değerli haykırıcı idi!...
Peygamber kalk ya Ali buyurdu.benden sonra imam olarak
Doğru yolu göstermek üzere seni seçtim
Senden razı oldum,Kimin mevlası isem,
Bu onun mevlasıdır…” Hassanın bu şiirini Suyuti de dahil olmak üzere 11 Ehli Sünnet alimi ve 26 şia alimi rivayet etmiştir.
Bütün İslâm ümmetinin görüş birliğiyle kabul ettiği Gadir olayını kısaca anlattık. Söylenmesi gereken nokta şu ki; dünyanın hiç bir yerinde bu isim ve özellikte başka bir olayın gerçekleştiği söylenmemiştir.
Bu olayı İbni Mace,Tirmizi,Nesei,Ahmet b. Hanbel, M 9.yüzyıldan,M.19.yüzyıla kadar gelen otuzu aşkın muhaddsi Salebi, Vahidi,Kurtubi,Kaadi,Beyzavi,Fahreddin Razi gibi ondört mufessir,Taberi,İbni Kuteybe,İbni Kesri,Suyuti gibi yirmi dört tarihçi,Teftazani,Ali KUşçi gibi yirmi yedi kelamcı kitaplarına almışlar, ashaptan yüz on tabiinden seksen dört kişi rivayet etmiştir. Bütün bu andığımız kişiler Ehl-i Sünnet alimleridir.
Burada yapılan en önemli itiraz “Ben kimin mevlası isem Ali’de onu mevlasıdır” cümlesindeki “mevla” kelimesinin “velayet/imamet” anlamında kullanılamayacağı, “mevla” kelimesinin “dost/yardımcı” anlamında kullanılmış olabileceğidir.
120 bini aşkın insanı çölün sıcak kumlarında bekletip “Ali sizin dostunuzdur” gibi bir sözün söylenmesi ne kadar ciddi olabilir. Bundan daha önemlisi “Ben size nefislerinizden daha evla değil miyim?” diye sorarak, insanları Ahzap Suresinin 6. ayeti olan “Şüphesiz ki peygamber mü’minlere nefislerinden daha evladır” ayetine vurgu yapmıştır.(Bu ayet hakkında Ehl_i Sünnet tefsirlere bakınız) Adeta bu ayetteki evla kelimesinden ne anlıyorsanız “Ali sizin mevlanızdır” cümlesindeki mevladan da onu anlayın demek istemiştir. “Allah benim mevlamdır.Bende sizin mevlanızım” diyerek “Ali de sizin mevlanızdır.”cümlesindeki “mevla” kelimesine hazırlık yapmıştır.Yani Allah’ın benim mevlam olmasından neyi anlıyorsanız, benim de sizin mevlanız olmamdan neyi anlıyorsanız,aynı anlamda Ali de sizin mevlanızdır, buyurmuştur. Yine Hassan b. Sabitin okuduğu yukarıdaki şiiri de bu olayın nasıl yorumlanması gerektiği hakkında ipucu vermektedir.
Kısaca Gadir-i Hum olayı ile Peygamber Efendimiz (saa), kendisinden sonra imam olacak şahsı tüm insanlara açık bir şekilde tebliğ etmiş, bu olayın orada olmayanlara da aktarılmasını emretmiştir.
Arap Alevileri (Nusayriler)
Arap Alevileri (Nusayriler) Arap Aleviliği yaşam tarzıyla, dini inanış ve ibadet biçimleriyle Anadolu Aleviliğinin
kolları olan Babailik ve Bektaşilikten, Şiilikten belli farklılıklar taşır. Arap Aleviler, ülkemizde yaşayan en büyük azınlıklardan biri durumundadırlar. Ülkemiz sınırları içerisinde ulus olma özelliği göstermezler ve bu yönde de bir çaba görülmez. Büyük ölçüde düzene entegre olmuşlardır. Sayıları net olarak bilinmemektedir. Büyük çoğunluğu Hatay’da yaşamaktadır. Hatay’ın Samandağ ve merkez ilçesi Antakya ile İskenderun’un kıyı şeridinde toplanmışlardır. Hatay dışında Tarsus, Adana ve Mersin’e de yerleşmişlerdir. Suriye’de yaşayanlar da bu ülkede azınlık durumundadırlar. Arap Alevileri “Nusayri” adıyla tanımlanırlar. Çukurova bölgesinde “Fellah” da denilir. Ayrıca bazı yerlerde “Arap uşağı” denmektedir. Bazı kaynaklarda ise “Alawi” olarak adlandırılmışlardır. Hatay’da yaşayanlar “Fellah” tanımlamasını başkalarının kendilerini kötülemek için kullandığını düşünürler ve bu şekilde anılmayı kabul etmezler. Sunni inançtan bazı kesimler egemen sınıfların halklar arasında düşmanlık yaratmak için başvurduğu çarpık ve yalan propagandalarının etkisinde kalarak Nusayri’lere karşı önyargılı davranıp kötüleyici ve aşağılayıcı tavırlar içine girebilmektedir. Bunun en son örneğini Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan oligarşinin Suriye’ye karşı savaş naraları attığı sırada “Nusayrilik sapık bir Alevi akımıdır” diyerek gösterdi. Bu çarpık yaklaşımın kökeni bir kaynakta şöyle açıklanmaktadır: “İbn Teymiye’nin, 7-13. asırda Nusayrileri sapıklıkla suçlaması, Sunnilerin Nusayrilere büyük kin duymalarına ve onlara düşman olmalarına sebep olmuştur.” Yaratılmak istenen bu düşmanlığa, gördükleri büyük baskı ve zulümlere rağmen Nusayriler tarih boyunca bir çok halkla iç içe birlikte kardeşçe yaşamışlardır. Kullandıkları Dil
Arap Alevilerin ana dilleri olan Arapça’yı günlük konuşmalarında halen yaygın olarak kullanırlar. Özellikle Hatay’da yaşayan Arap Aleviler, kendi aralarındaki ilişkilerinde Arapça konuşmaktadırlar. Ancak son dönemlerde ana dilden uzaklaşma da görülmektedir. Aileler çocuklarına önce Türkçe’yi öğretmekte, Türkçe konuşmayı özendirmektedirler. Halkın bu yönelimini asimilasyon politikasından ayrı görmemek gerekir. Özellikle çocuklar üzerindeki bu baskılanmaya rağmen, Arapça’nın öğrenilmesinin ve günlük yaşamda yaygın olarak kullanılmasının önüne geçilememiştir. Ancak çok az bir kesim dışındakiler Arapça okuma ve yazmayı bilmez. Bilenler de ya dini inançları gereği Kuran okumak için ya da özel bir ilgi nedeniyle öğrenmişlerdir. Hatay dışındaki Mersin, Tarsus ve Adana’da yaşayan Alevilerin konuştuğu Arapça bozulmuştur. Türkçe ile karıştığı görülmektedir. Nusayrilerin Tarihi
Bazı kaynaklarda Arap Alevilerin yani Nusayrilerin, islamın farklı bir yorumu olarak 9. yüzyılda ortaya çıktıkları belirtilmektedir. Adlarını, ilk liderleri olan Muhammet ibn Nusayr’den almışlardır. Bundan yüzyıl sonra Nusayri inancını geliştiren Hüseyin ibn Haden olmuştur. Selçuklu döneminde Antakya’yı ele geçirdikleri, ancak daha sonra Fransızların bölgeyi işgal etmesiyle, bir süre onların hakimiyeti altında yaşadıkları söylenmektedir. Tarihleri boyunca da Haçlılar, İsmaÓliler, Moğollar ve Osmanlılar gibi başka halkların hakimiyeti altında yaşamışlardır. Yavuz Sultan Selim’in Suriye’yi almasıyla Osmanlı’nın hakimiyetine giren Nusayriler bu dönemde en yoğun baskıyı görmüş ve soykırıma uğramışlardır. Tarihe ilişkin bilgilerde Haleb’de 40 bin Nusayri’nin katledildiği belirtilmektedir. Şafi mezhebine girmek istemeyen Nusayriler, şeyhleriyle birlikte kılıçtan geçirilirler. Ardından bölgeye 50 bin Türk yerleştirilir. Osmanlı devletinin katliam ve soykırım uyguladığı dönemde varlıklarını, hıristiyanların onları saklayıp korumasıyla sürdürebildikleri belirtilmektedir. 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan sonra Nusayriler, yeniden Fransızların hakimiyeti altına girerler. 1939’a kadar otonom bir yapılanma içinde yaşarlar. Bir kısmı Suriye topraklarında kalır. Bu otonom yapılanmanın toprak bütünlüğü Türkiye ile Fransa tarafından korunacaktır. Hatay Cumhuriyeti adını alan yapılanma içişlerinde bağımsız, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlıdır. Yapılan seçimlerde 9 Alevi Arap’ın yanısıra, 22 Türk, 5 Ermeni, 22 Sünni Arap ve 2 Ortodoks Rum Hatay Cumhuriyeti Meclisine milletvekili seçilir. Ancak 1939’da Hatay’ın Türkiye’ye katılmasıyla otonomiye son verilir. Burada yaşayan Nusayriler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılır ve azınlık hakkı da tanınmaz. Bundan sonra da tüm farklı milliyetten halklar gibi asimilasyon politikalarıyla Türkleştirilmeye çalışılırlar. Sosyal Yaşam,
Gelenek ve Görenekler
Arap Alevilerin yazılı bir tarihi olmamıştır. Sürekli yasaklı, baskı altında olduklarından böyle bir şansları da olmamıştır. Gelenek ve görenekler kuşaktan kuşağa aktarılarak bugünlere kadar getirilmiştir. Nusayriler tarihleri boyunca hep başkalarının egemenliği altında, gördükleri baskı ve zulüm nedeniyle gizlenerek, saklanarak yaşamışlardır. Dini inançlarını, gelenek, göreneklerini ve kimliklerini gizlemişlerdir. Bu nedenle “Gizlilik” ve “Sır”ın yaşamlarında önemli bir yeri vardır. Gizlilik bugün eskisi kadar yaygın olmasa da hala sürmektedir. Yakın zamana kadar hemen tüm ailelerin çocuklarına ilk öğrettikleri şeylerden biri kimseye Arap Alevi olduklarını söylememeleridir. Dini ibadetler gizlilik içinde yapılır. Kendi dışlarında kimsenin görmemesine, duymamasına özel önem verirler. Son dönemde kısmen değişiklik görülse de başka milliyetlerden ve inançlardan halklarla kız alınıp verilmez. Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi Arap Alevilerde dışa kapalı bir yaşam tarzı vardır. Arap Alevilerin dışa kapalı olması diğer halklarla birarada yaşamasına engel olmamıştır. Geçmişten bu yana Hatay bölgesindeki Hırıstiyan, Musevi, Süryani, Sünni, Ermeni, Türk, Kürt, Çerkes, Rum, Yahudi çeşitli milliyet ve inançlardan halklarla hep birarada yaşamışlardır. Bu halklar arasında hiç bir zaman düşmanlıklar, kavgalar olmamıştır. Yine, Adana, Mersin ve Tarsus’ta yaşayan Arap Aleviler Türklerle, Kürtlerle, Sunnilerle komşuluk yapmakta, onlarla iç içe yaşamaktadır. Arap Alevilerin içe kapanık yapısı son yıllarda değişikliğe uğramaya başlamıştır. Emperyalizmin halklarımıza dayattığı yoz-kozmopolit kültür Arap Alevilerde de etkisini göstermekte, gelenek, görenek ve yaşam tarzında da bir bozulmaya yolaçmaktadır. Toplumsal dayanışma, paylaşım, yerini giderek bencilliğe, herşeyin maddiyat olarak görülmesine bırakmaktadır. Arap Aleviler, geçimlerini geçmişten bugüne kadar esas olarak topraktan sağlamışlardır. Çiftçilik en yaygın meslektir. Hatta bazı bölgelerde “Fellah” denmesinin nedeni de budur. Bu kelimenin Arapçada birçok karşılığı vardır. “Azab” yani köle olarak da, ekin biçen çiftçi olarak da ifade edilir. Bugün de Arap Alevilerin azımsanmayacak bir kesimi hala çiftçilik yapmaktadır. Hatay’ın sınır bölgesinde olması nedeniyle Ortadoğu halkları özellikle de Suriye’dekilerle yakın ilişkileri vardır. Bir kısmı Suudi Arabistan başta olmak üzere Libya, Ürdün, Kuveyt ve Suriye’de çalışmaktadır. Suriye’de öğrenim gören gençler de bulunmaktadır. Avrupa’ya daha çok da Almanya’ya gitmiş olanları da vardır. Bunun yanında otobüs ve kamyon taşımacılığı da çok yaygındır ve çoğu Ortadoğu ülkelerinde iş yapmaktadır. Aile çocuğuna ilk önce onurlu, namuslu, dürüst ve adaletli olmasını, insanlara haksızlık etmemesini öğretir. Arap alevi halkında erkek çocuğun önemli bir yeri vardır. İlk doğacak erkek çocuk için adaklar adanır. Doğduğunda kurbanlar kesilir. Bazen saçının tümü veya ele gelecek kadar bir tutamı 7 yaşına kadar kesilmez. 7 yaşında saçın kesilmesinde dini tören yapılır, kurban kesilir.
Geçmişte daha çok dini inançlarından kaynaklanan nedenlerle kadınları çok değersiz görme vardır. Ataerkil toplum yapısı, kadınların aşağılanmasını ve bunun din aracılığıyla resmileştirilmesini sağlamıştır. Her ataerkil toplumda olduğu gibi geçmişin bu izi hala sürse de bugün bu durum Nusayrilerin yaşamında çok fazla kendini hissettirmemektedir. Kadınlar aile ve toplum içerisinde eskisine göre belli bir saygınlık kazanmıştır. Dini İnanç
Arap Aleviliği yaşam tarzıyla, dini inanış ve ibadet biçimleriyle Anadolu Aleviliğinin kolları olan Babailik ve Bektaşilikten, Şiilikten belli farklılıklar taşır. Alevilerde tek başına ve toplu olmak üzere iki şekilde namaz kılma vardır. Tek başına namaz (Arapçada Sela anlamındadır) kılma sadece belli dua ve sürelerin okunması şeklindedir. İş yapılırken de, yürürken de yapılabilir. Önemli olan hiç kimseye hissettirmemektir. Toplu namaz ise, bayramlarda, özel günlerde, adaklarda vb. kılınır. Erkekler ancak belli bir yaşa geldikten sonra namaz kılabilirler. Namazı öğrenme yaşı genelde 13-18 yaş arasıdır. Kadınlar ise namaz kılmazlar. Toplu namaza giremezler. Sadece belli dualar okurlar. Kadınların okuduğu duaya “Şükür Duası” anlamına gelen “Savvar-ıl Hamd” denir. Nusayri’ler toplu namazlarda başlamadan önce bağhur veya buhur denilen bir tütsüyü elden ele dolaştırırlar. Namazın bir yerinde de önceden hazırlanmış üzüm suyu önce şeyhe ardından tüm cemaate ikram edilir. Namaz bittikten sonra kesilen kurban etinden hazırlanmış yemekler yenir. Namaza katılanlara evlerine giderken kurban etinden birer parça verilir. Buna “hıssi” (pay) denir. Arap Alevileri genelde kurban etini çiğ dağıtmazlar. Kurban eti, bulgur veya pirinç pilavı, haşlama ve “hirısi” denilen bir çorba şeklinde dağıtılır. (Hirisi buğday ile et kaynatılarak yapılır) Arap Alevilerin takvimi miladi takvime göre 14 Temmuz’da, Arapça’da “Temmuz ul Evvel” denilen bir bayram günü kutlanır. Bu günde işe gidilmez. Daha çok piknik yapılır, eğlenilir, türbeler ziyaret edilir. Aynı şekilde, diğer dini bayram günlerinde de kadınlar ev işi yapmazlar, özellikle dikiş dikmezler. Ğid-il Ğadir denilen en büyük bayram gününde kadınlar da erkekler de hiç bir iş yapmazlar. İşyerleri kapatılır, tarlaya gidilmez. İş günah olarak kabul edilir. Çalışılırsa başa bir iş geleceği, kaza yapılacağına inanılır. Arap Alevi halkının yaşamında kutsal olarak görülen ziyaret (Türbe) yerlerinin önemli bir yeri vardır. Buraları ziyaret etmek, hacca gitmekle eşdeğerde görülür. Bu ziyaretlere adaklar adanır, tütsüler yakılır. Arap Alevi halkının yaşadığı yerlerde mutlaka bir kaç ziyaret vardır. Bu ziyaretlerin en önemlisi ve değer verilenlerden biri “Hıdır Peygamber Ziyareti”dir. Eli dara düşenlere yardım ettiğine, hastaları iyileştirdiğine, yoksulun yanında olduğuna inanılan Hıdır Peygamber için her yıl Ağustos veya Eylül aylarında bayram yapılır. Bu bayram Arap Alevi halkı için önemlidir. Arapçada “Hesint-il Ğıdır” denir. Bayramda işbölümü yapılır ve bu işleri yürütmek için bir anlamıyla komite diyebileceğimiz belli insanlar seçilir. Bu komite insanları görevlendirip, her aileden veya evden toplanacak eşyaların (kap-kacak, odun, un, para, kurbanlık, pirinç, buğday vb.) toplanmasını sağlar. Alınan eşyalar zorla değil, gönüllülük temelindedir. Toplananlar daha önce tesbit edilen bir eve getirilir. Ğid’de yapılacak yemekler için hazırlıklar yapılır. Cenazeler
Arap Alevileri de diğer halklar gibi, cenazelerinde büyük önem verirler. Ölünün ardından ağıtlar yakılır. Eğer ölen, genç kadın ve bekarsa eline kına yakılır. Erkek ve bekar ise, düğünü yapılır gibi davul zurna çalınır. Eğer ölen insan yaşlı biri ise, çocukları-torunları diğer akrabaları gelir elini öper. Onu son yolculuğuna uğurlarlar. Tüm defin işlemleri evde veya kutsal kabul edilen bir ziyaret (Türbe) yerinde yapılır. Cenaze olan evde Eğlence olabilecek her şeyden kaçınılır. 7 gün televiziyon izlenmes sarki dinlenmez gibi... 7 gün boyunca yemeği, komşular, akrabalar, cenazesi olanlara hissettirmeden kendi aralarında yapar ve getirirler. Bu 7 gün boyunca hergün sabah mezar ziyareti yapılır. Yedinci gün ise kurban kesilir. Arapça’da “Sübuğ” denilen bu günde mevlüt okutulur, sela (namaz) yapılır. Ölünün 40’ında, bayramlarda ve ölüm yıldönümlerinde de mezar ziyareti yapılır. 40’ında ve ölüm yıldönümlerinde çeşitli yiyecekler dağıtılır. Düğünler
Arap Aleviler Gecmiste dışarıdan kız alıp vermezlerdi. Tercihleri kendi içlerinden, yani yine Arap Alevilerden olurdu. Geçmişte böyle bir gelenek olmasına rağmen, uzun bir süredir kalkmisdir. Evlenme bir kaç aşamadan geçilerek olur. Söz kesme, nişanlılık ve evlilik... Nişanlılık genelde bir-bir buçuk yıl sürer. Ama 4-5 yıl gibi daha uzun da olabilir. Nişanlılık döneminde erkek nişanlısına özellikle bayramlarda, özel günlerde hediyeler (çeyizlik eşya, altın vb.) götürür. Ayrıca para verir. Gelin adayı bu hediyeler ve parayla çeyizini tamamlar. Ev eşyalarının bir kısmını erkek, bir kısmını kız tamamlar. Nişanlılıkta anlaşmazlık çıkar ve ayrılma olursa, kız tarafı erkekten aldığı hediyeleri ve parayı iade eder. Düğünler geçmişte 3 veya 7 gün sürerdi. Bugün genel olarak iki gün sürmektedir. Düğünden bir hafta önce “imam nikahı” kıyılır. İmam nikahını Şeyh kıyar. Gelin ve damat nikah kıyılırken orada bulunmazlar. Her iki tarafın ailesinden birer temsilcisi gider. Düğün töreninden bir gün önce gelin çeyizini yeni evine taşırken akrabaları ve tanıdıklarını çağırır. Davul zurna çalınır, oyunlar oynanır. Gelen misafirler gelinin çeyizini seyrederler ve taşınmasına yardım ederler. Arapça’da bu “çıkartma” anlamında “Tıtliğa” olarak tanımlanır. Kına gecesi kızın evinde veya belirlediği yerde yapılır. Genelde yemeklidir. Oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Belli bir saatte gelin ve damat orta yere oturtulur. Sırayla önce gelinin avuç içlerine, ardından damadın serçe parmağına kına yakılır. Kına yakılırken duadan sonra bir veya birkaç kişi tarafından Arapça “Mıvvel” denilen uzun hava çekilir. Ertesi gün düğün töreni yapılır. Yaygın olarak görülen geleneğe göre, gelinin annesi düğüne gelmez. Düğünde “kuşak merasimi” yapılır. Gelinin bekar erkek kardeşi veya yakın akrabası gelinin beline kırmızı kuşak bağlar. Kuşak düğün bitene kadar gelinin belinde kalır. Düğünün sonlarına doğru Arapça’da “Şaboş” denilen “Katkı Töreni” yapılır. Bu törende evlenen çiftlere verilen hediyeler, (genellikle altın olur) ve paralar yüksek sesle duyurulur. Bu tören, dayanışma amaçlıdır.
kolları olan Babailik ve Bektaşilikten, Şiilikten belli farklılıklar taşır. Arap Aleviler, ülkemizde yaşayan en büyük azınlıklardan biri durumundadırlar. Ülkemiz sınırları içerisinde ulus olma özelliği göstermezler ve bu yönde de bir çaba görülmez. Büyük ölçüde düzene entegre olmuşlardır. Sayıları net olarak bilinmemektedir. Büyük çoğunluğu Hatay’da yaşamaktadır. Hatay’ın Samandağ ve merkez ilçesi Antakya ile İskenderun’un kıyı şeridinde toplanmışlardır. Hatay dışında Tarsus, Adana ve Mersin’e de yerleşmişlerdir. Suriye’de yaşayanlar da bu ülkede azınlık durumundadırlar. Arap Alevileri “Nusayri” adıyla tanımlanırlar. Çukurova bölgesinde “Fellah” da denilir. Ayrıca bazı yerlerde “Arap uşağı” denmektedir. Bazı kaynaklarda ise “Alawi” olarak adlandırılmışlardır. Hatay’da yaşayanlar “Fellah” tanımlamasını başkalarının kendilerini kötülemek için kullandığını düşünürler ve bu şekilde anılmayı kabul etmezler. Sunni inançtan bazı kesimler egemen sınıfların halklar arasında düşmanlık yaratmak için başvurduğu çarpık ve yalan propagandalarının etkisinde kalarak Nusayri’lere karşı önyargılı davranıp kötüleyici ve aşağılayıcı tavırlar içine girebilmektedir. Bunun en son örneğini Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan oligarşinin Suriye’ye karşı savaş naraları attığı sırada “Nusayrilik sapık bir Alevi akımıdır” diyerek gösterdi. Bu çarpık yaklaşımın kökeni bir kaynakta şöyle açıklanmaktadır: “İbn Teymiye’nin, 7-13. asırda Nusayrileri sapıklıkla suçlaması, Sunnilerin Nusayrilere büyük kin duymalarına ve onlara düşman olmalarına sebep olmuştur.” Yaratılmak istenen bu düşmanlığa, gördükleri büyük baskı ve zulümlere rağmen Nusayriler tarih boyunca bir çok halkla iç içe birlikte kardeşçe yaşamışlardır. Kullandıkları Dil
Arap Alevilerin ana dilleri olan Arapça’yı günlük konuşmalarında halen yaygın olarak kullanırlar. Özellikle Hatay’da yaşayan Arap Aleviler, kendi aralarındaki ilişkilerinde Arapça konuşmaktadırlar. Ancak son dönemlerde ana dilden uzaklaşma da görülmektedir. Aileler çocuklarına önce Türkçe’yi öğretmekte, Türkçe konuşmayı özendirmektedirler. Halkın bu yönelimini asimilasyon politikasından ayrı görmemek gerekir. Özellikle çocuklar üzerindeki bu baskılanmaya rağmen, Arapça’nın öğrenilmesinin ve günlük yaşamda yaygın olarak kullanılmasının önüne geçilememiştir. Ancak çok az bir kesim dışındakiler Arapça okuma ve yazmayı bilmez. Bilenler de ya dini inançları gereği Kuran okumak için ya da özel bir ilgi nedeniyle öğrenmişlerdir. Hatay dışındaki Mersin, Tarsus ve Adana’da yaşayan Alevilerin konuştuğu Arapça bozulmuştur. Türkçe ile karıştığı görülmektedir. Nusayrilerin Tarihi
Bazı kaynaklarda Arap Alevilerin yani Nusayrilerin, islamın farklı bir yorumu olarak 9. yüzyılda ortaya çıktıkları belirtilmektedir. Adlarını, ilk liderleri olan Muhammet ibn Nusayr’den almışlardır. Bundan yüzyıl sonra Nusayri inancını geliştiren Hüseyin ibn Haden olmuştur. Selçuklu döneminde Antakya’yı ele geçirdikleri, ancak daha sonra Fransızların bölgeyi işgal etmesiyle, bir süre onların hakimiyeti altında yaşadıkları söylenmektedir. Tarihleri boyunca da Haçlılar, İsmaÓliler, Moğollar ve Osmanlılar gibi başka halkların hakimiyeti altında yaşamışlardır. Yavuz Sultan Selim’in Suriye’yi almasıyla Osmanlı’nın hakimiyetine giren Nusayriler bu dönemde en yoğun baskıyı görmüş ve soykırıma uğramışlardır. Tarihe ilişkin bilgilerde Haleb’de 40 bin Nusayri’nin katledildiği belirtilmektedir. Şafi mezhebine girmek istemeyen Nusayriler, şeyhleriyle birlikte kılıçtan geçirilirler. Ardından bölgeye 50 bin Türk yerleştirilir. Osmanlı devletinin katliam ve soykırım uyguladığı dönemde varlıklarını, hıristiyanların onları saklayıp korumasıyla sürdürebildikleri belirtilmektedir. 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan sonra Nusayriler, yeniden Fransızların hakimiyeti altına girerler. 1939’a kadar otonom bir yapılanma içinde yaşarlar. Bir kısmı Suriye topraklarında kalır. Bu otonom yapılanmanın toprak bütünlüğü Türkiye ile Fransa tarafından korunacaktır. Hatay Cumhuriyeti adını alan yapılanma içişlerinde bağımsız, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlıdır. Yapılan seçimlerde 9 Alevi Arap’ın yanısıra, 22 Türk, 5 Ermeni, 22 Sünni Arap ve 2 Ortodoks Rum Hatay Cumhuriyeti Meclisine milletvekili seçilir. Ancak 1939’da Hatay’ın Türkiye’ye katılmasıyla otonomiye son verilir. Burada yaşayan Nusayriler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılır ve azınlık hakkı da tanınmaz. Bundan sonra da tüm farklı milliyetten halklar gibi asimilasyon politikalarıyla Türkleştirilmeye çalışılırlar. Sosyal Yaşam,
Gelenek ve Görenekler
Arap Alevilerin yazılı bir tarihi olmamıştır. Sürekli yasaklı, baskı altında olduklarından böyle bir şansları da olmamıştır. Gelenek ve görenekler kuşaktan kuşağa aktarılarak bugünlere kadar getirilmiştir. Nusayriler tarihleri boyunca hep başkalarının egemenliği altında, gördükleri baskı ve zulüm nedeniyle gizlenerek, saklanarak yaşamışlardır. Dini inançlarını, gelenek, göreneklerini ve kimliklerini gizlemişlerdir. Bu nedenle “Gizlilik” ve “Sır”ın yaşamlarında önemli bir yeri vardır. Gizlilik bugün eskisi kadar yaygın olmasa da hala sürmektedir. Yakın zamana kadar hemen tüm ailelerin çocuklarına ilk öğrettikleri şeylerden biri kimseye Arap Alevi olduklarını söylememeleridir. Dini ibadetler gizlilik içinde yapılır. Kendi dışlarında kimsenin görmemesine, duymamasına özel önem verirler. Son dönemde kısmen değişiklik görülse de başka milliyetlerden ve inançlardan halklarla kız alınıp verilmez. Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi Arap Alevilerde dışa kapalı bir yaşam tarzı vardır. Arap Alevilerin dışa kapalı olması diğer halklarla birarada yaşamasına engel olmamıştır. Geçmişten bu yana Hatay bölgesindeki Hırıstiyan, Musevi, Süryani, Sünni, Ermeni, Türk, Kürt, Çerkes, Rum, Yahudi çeşitli milliyet ve inançlardan halklarla hep birarada yaşamışlardır. Bu halklar arasında hiç bir zaman düşmanlıklar, kavgalar olmamıştır. Yine, Adana, Mersin ve Tarsus’ta yaşayan Arap Aleviler Türklerle, Kürtlerle, Sunnilerle komşuluk yapmakta, onlarla iç içe yaşamaktadır. Arap Alevilerin içe kapanık yapısı son yıllarda değişikliğe uğramaya başlamıştır. Emperyalizmin halklarımıza dayattığı yoz-kozmopolit kültür Arap Alevilerde de etkisini göstermekte, gelenek, görenek ve yaşam tarzında da bir bozulmaya yolaçmaktadır. Toplumsal dayanışma, paylaşım, yerini giderek bencilliğe, herşeyin maddiyat olarak görülmesine bırakmaktadır. Arap Aleviler, geçimlerini geçmişten bugüne kadar esas olarak topraktan sağlamışlardır. Çiftçilik en yaygın meslektir. Hatta bazı bölgelerde “Fellah” denmesinin nedeni de budur. Bu kelimenin Arapçada birçok karşılığı vardır. “Azab” yani köle olarak da, ekin biçen çiftçi olarak da ifade edilir. Bugün de Arap Alevilerin azımsanmayacak bir kesimi hala çiftçilik yapmaktadır. Hatay’ın sınır bölgesinde olması nedeniyle Ortadoğu halkları özellikle de Suriye’dekilerle yakın ilişkileri vardır. Bir kısmı Suudi Arabistan başta olmak üzere Libya, Ürdün, Kuveyt ve Suriye’de çalışmaktadır. Suriye’de öğrenim gören gençler de bulunmaktadır. Avrupa’ya daha çok da Almanya’ya gitmiş olanları da vardır. Bunun yanında otobüs ve kamyon taşımacılığı da çok yaygındır ve çoğu Ortadoğu ülkelerinde iş yapmaktadır. Aile çocuğuna ilk önce onurlu, namuslu, dürüst ve adaletli olmasını, insanlara haksızlık etmemesini öğretir. Arap alevi halkında erkek çocuğun önemli bir yeri vardır. İlk doğacak erkek çocuk için adaklar adanır. Doğduğunda kurbanlar kesilir. Bazen saçının tümü veya ele gelecek kadar bir tutamı 7 yaşına kadar kesilmez. 7 yaşında saçın kesilmesinde dini tören yapılır, kurban kesilir.
Geçmişte daha çok dini inançlarından kaynaklanan nedenlerle kadınları çok değersiz görme vardır. Ataerkil toplum yapısı, kadınların aşağılanmasını ve bunun din aracılığıyla resmileştirilmesini sağlamıştır. Her ataerkil toplumda olduğu gibi geçmişin bu izi hala sürse de bugün bu durum Nusayrilerin yaşamında çok fazla kendini hissettirmemektedir. Kadınlar aile ve toplum içerisinde eskisine göre belli bir saygınlık kazanmıştır. Dini İnanç
Arap Aleviliği yaşam tarzıyla, dini inanış ve ibadet biçimleriyle Anadolu Aleviliğinin kolları olan Babailik ve Bektaşilikten, Şiilikten belli farklılıklar taşır. Alevilerde tek başına ve toplu olmak üzere iki şekilde namaz kılma vardır. Tek başına namaz (Arapçada Sela anlamındadır) kılma sadece belli dua ve sürelerin okunması şeklindedir. İş yapılırken de, yürürken de yapılabilir. Önemli olan hiç kimseye hissettirmemektir. Toplu namaz ise, bayramlarda, özel günlerde, adaklarda vb. kılınır. Erkekler ancak belli bir yaşa geldikten sonra namaz kılabilirler. Namazı öğrenme yaşı genelde 13-18 yaş arasıdır. Kadınlar ise namaz kılmazlar. Toplu namaza giremezler. Sadece belli dualar okurlar. Kadınların okuduğu duaya “Şükür Duası” anlamına gelen “Savvar-ıl Hamd” denir. Nusayri’ler toplu namazlarda başlamadan önce bağhur veya buhur denilen bir tütsüyü elden ele dolaştırırlar. Namazın bir yerinde de önceden hazırlanmış üzüm suyu önce şeyhe ardından tüm cemaate ikram edilir. Namaz bittikten sonra kesilen kurban etinden hazırlanmış yemekler yenir. Namaza katılanlara evlerine giderken kurban etinden birer parça verilir. Buna “hıssi” (pay) denir. Arap Alevileri genelde kurban etini çiğ dağıtmazlar. Kurban eti, bulgur veya pirinç pilavı, haşlama ve “hirısi” denilen bir çorba şeklinde dağıtılır. (Hirisi buğday ile et kaynatılarak yapılır) Arap Alevilerin takvimi miladi takvime göre 14 Temmuz’da, Arapça’da “Temmuz ul Evvel” denilen bir bayram günü kutlanır. Bu günde işe gidilmez. Daha çok piknik yapılır, eğlenilir, türbeler ziyaret edilir. Aynı şekilde, diğer dini bayram günlerinde de kadınlar ev işi yapmazlar, özellikle dikiş dikmezler. Ğid-il Ğadir denilen en büyük bayram gününde kadınlar da erkekler de hiç bir iş yapmazlar. İşyerleri kapatılır, tarlaya gidilmez. İş günah olarak kabul edilir. Çalışılırsa başa bir iş geleceği, kaza yapılacağına inanılır. Arap Alevi halkının yaşamında kutsal olarak görülen ziyaret (Türbe) yerlerinin önemli bir yeri vardır. Buraları ziyaret etmek, hacca gitmekle eşdeğerde görülür. Bu ziyaretlere adaklar adanır, tütsüler yakılır. Arap Alevi halkının yaşadığı yerlerde mutlaka bir kaç ziyaret vardır. Bu ziyaretlerin en önemlisi ve değer verilenlerden biri “Hıdır Peygamber Ziyareti”dir. Eli dara düşenlere yardım ettiğine, hastaları iyileştirdiğine, yoksulun yanında olduğuna inanılan Hıdır Peygamber için her yıl Ağustos veya Eylül aylarında bayram yapılır. Bu bayram Arap Alevi halkı için önemlidir. Arapçada “Hesint-il Ğıdır” denir. Bayramda işbölümü yapılır ve bu işleri yürütmek için bir anlamıyla komite diyebileceğimiz belli insanlar seçilir. Bu komite insanları görevlendirip, her aileden veya evden toplanacak eşyaların (kap-kacak, odun, un, para, kurbanlık, pirinç, buğday vb.) toplanmasını sağlar. Alınan eşyalar zorla değil, gönüllülük temelindedir. Toplananlar daha önce tesbit edilen bir eve getirilir. Ğid’de yapılacak yemekler için hazırlıklar yapılır. Cenazeler
Arap Alevileri de diğer halklar gibi, cenazelerinde büyük önem verirler. Ölünün ardından ağıtlar yakılır. Eğer ölen, genç kadın ve bekarsa eline kına yakılır. Erkek ve bekar ise, düğünü yapılır gibi davul zurna çalınır. Eğer ölen insan yaşlı biri ise, çocukları-torunları diğer akrabaları gelir elini öper. Onu son yolculuğuna uğurlarlar. Tüm defin işlemleri evde veya kutsal kabul edilen bir ziyaret (Türbe) yerinde yapılır. Cenaze olan evde Eğlence olabilecek her şeyden kaçınılır. 7 gün televiziyon izlenmes sarki dinlenmez gibi... 7 gün boyunca yemeği, komşular, akrabalar, cenazesi olanlara hissettirmeden kendi aralarında yapar ve getirirler. Bu 7 gün boyunca hergün sabah mezar ziyareti yapılır. Yedinci gün ise kurban kesilir. Arapça’da “Sübuğ” denilen bu günde mevlüt okutulur, sela (namaz) yapılır. Ölünün 40’ında, bayramlarda ve ölüm yıldönümlerinde de mezar ziyareti yapılır. 40’ında ve ölüm yıldönümlerinde çeşitli yiyecekler dağıtılır. Düğünler
Arap Aleviler Gecmiste dışarıdan kız alıp vermezlerdi. Tercihleri kendi içlerinden, yani yine Arap Alevilerden olurdu. Geçmişte böyle bir gelenek olmasına rağmen, uzun bir süredir kalkmisdir. Evlenme bir kaç aşamadan geçilerek olur. Söz kesme, nişanlılık ve evlilik... Nişanlılık genelde bir-bir buçuk yıl sürer. Ama 4-5 yıl gibi daha uzun da olabilir. Nişanlılık döneminde erkek nişanlısına özellikle bayramlarda, özel günlerde hediyeler (çeyizlik eşya, altın vb.) götürür. Ayrıca para verir. Gelin adayı bu hediyeler ve parayla çeyizini tamamlar. Ev eşyalarının bir kısmını erkek, bir kısmını kız tamamlar. Nişanlılıkta anlaşmazlık çıkar ve ayrılma olursa, kız tarafı erkekten aldığı hediyeleri ve parayı iade eder. Düğünler geçmişte 3 veya 7 gün sürerdi. Bugün genel olarak iki gün sürmektedir. Düğünden bir hafta önce “imam nikahı” kıyılır. İmam nikahını Şeyh kıyar. Gelin ve damat nikah kıyılırken orada bulunmazlar. Her iki tarafın ailesinden birer temsilcisi gider. Düğün töreninden bir gün önce gelin çeyizini yeni evine taşırken akrabaları ve tanıdıklarını çağırır. Davul zurna çalınır, oyunlar oynanır. Gelen misafirler gelinin çeyizini seyrederler ve taşınmasına yardım ederler. Arapça’da bu “çıkartma” anlamında “Tıtliğa” olarak tanımlanır. Kına gecesi kızın evinde veya belirlediği yerde yapılır. Genelde yemeklidir. Oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Belli bir saatte gelin ve damat orta yere oturtulur. Sırayla önce gelinin avuç içlerine, ardından damadın serçe parmağına kına yakılır. Kına yakılırken duadan sonra bir veya birkaç kişi tarafından Arapça “Mıvvel” denilen uzun hava çekilir. Ertesi gün düğün töreni yapılır. Yaygın olarak görülen geleneğe göre, gelinin annesi düğüne gelmez. Düğünde “kuşak merasimi” yapılır. Gelinin bekar erkek kardeşi veya yakın akrabası gelinin beline kırmızı kuşak bağlar. Kuşak düğün bitene kadar gelinin belinde kalır. Düğünün sonlarına doğru Arapça’da “Şaboş” denilen “Katkı Töreni” yapılır. Bu törende evlenen çiftlere verilen hediyeler, (genellikle altın olur) ve paralar yüksek sesle duyurulur. Bu tören, dayanışma amaçlıdır.
28 Ekim 2012 Pazar
18 Eylül 2012 Salı
10 Eylül 2012 Pazartesi
11 Ağustos 2012 Cumartesi
6 Ağustos 2012 Pazartesi
5 Ağustos 2012 Pazar
cem de 12 hizmet sahipleri
CEM’DE ON İKİ HİZMET SAHİPLERİ
Ergül ŞANLI
1. DEDE (Secem’de denilir. Cemi yönetir. Sorunları çözer toplumu aydınlatır eğitir. Hizmet sahibi, Hz Muhammed, Hz Ali, Hacı Bektaş Veli dir.)
2. REHBER (Görgüsü yapılacaklara ve ceme katılanlara yardımcı olur. Hizmet sahibi, Hz Ali dir)
3. GÖZCÜ (Cemde düzeni ve sükuneti sağlar. Hizmet sahibi, Gözcü Er Mustafa, Karaca Ahmed dir)
4. ÇERAĞCI (Çerağın yakılması meydanın aydınlatılması ile görevlidir. Hizmet sahibi, Cabir-ül Ensari, Hadi Ekber)
5. ZAKİR (Deyiş, duaz, miraçlama söyler. Saz çalar. Hizmet sahibi, Bilalı Habeş, Abdüssamet, Yedi Ulu Ozan İmam Bakır, İmam Cafer.)
6. FERRAŞ (Sübürke- Car çalar. Gerekirse Rehbere yardım eder. Hizmet sahibi, Selman Farisi, Selmanı Piripak)
7. SAKKA ( İbriktar El yıkanması ve sakka suyu dağıtır. Hizmet sahibi, Hz Hüseyin, Gulam Kamber, Salmani Pak)
8. SOFRACI ( Kurbancı, kurban ve yemek işlerine bakar. Hizmet sahibi, Muhammed Ensari, Hz İbrahim, Kamber,
Kasap Cömert)
9. PERVANE ( Semahçı semah yapanlar. Hizmet sahibi, Abuzer Gaffari, Hz Fatıma dır. )
10. PEYİK ( Cemi komşulara haber verir. Hizmet sahibi, Amrı Eyyar, Cebrail Musaffa dır.)
11. İZNİKÇİ (Cem evinin temizliğine bakar. Hizmet sahibi, Hüzeymetül Ensari dir.)
12. BEKÇİ (Kapıcı, Cem’in ve cem evine gelenlerin güvenliğini sağlar. Hizmet sahibi, Hz Hasan, Hz Hüseyin dir.)
DEDE: Azamtü ileyke ya Ali...
Ekremtü ileyke ya Ali...
Eslemtü ileyke ya Ali..
Enamtü ileyke ya Ali.
Diye Posta niyaz ederek yerine oturur. Erenler, Canlar! Bizim yolumuz rıza yoludur. Biz Fakirlerin sizlere Dedelik yapmasına Razı mısınız? Razı mısınız? Razı mısınız? Diye sorarak cemaattan razılık alır. Daha sonrada toplumun birbirinden razı olmasını sağlar. Daha sonra özlü bir Balım Sultan sohbeti yapar. Sohbet esnasında toplumun bilgi seviyesine göre gerekli gördüğü açıklamaları yapar.
(Cem evine gelen erkek ve bacılar getirdikleri çörek kuru yemiş meyve gibi yiyecekleri hizmet sahibine verdikten sonra sağ elleri göğüste olduğu halde duaya dururlar. Dede lokma dualarını verir.)
DEDE : Allah! Allah! Lokmalar kabul ola. Muratlar hasıl ola. Hak Muhammed Ali Kabul eyleye... İmam Hasan Şah Hüseyin Hünkar Hacı Bektaş Veli defterine kayıt ola. Nur’u Nebi Kerem-i Ali Pirimiz Hacı Bektaşi Veli gerçek Erenler Demine Hu Mümine Ya Ali. (Dua alındıktan sonra eşleriyle birlikte yarım ay şeklindeki sırada yerlerini alıp diz çökerler.Ardından hizmet sahipleri Dede tarafından meydana çağırılır Hizmet sahipleri meydana niyaz edip topluca dara dururlar.)
DEDE Allah Allah! Akşamlar hayır ola, Hayırlar feth ola şerler defola, hizmetleriniz kabul ola. Muratlarınız hasıl ola. Hazır, gaib, zahir batın ayini Cem erenlerinin nur cemallerine aşk ola. On sekiz bin alemle mümin, müslim cümle kardeşlerimizi Muhammed- Ali gülbangından mahrum eylemeye. Allah cümlemizi didarı ehli beyte meşrebi hüseyine nail eyleye Muhammet el mustafa, Aliyyel Murtaza, Cebrail Musaffa, Gözcü Er Mustafa, Gulam Kamber, Çerağcı Cabir Ensar, Selmani Farisi, Bilal Habeşi, Kurbancı Mahmut Ensari, Gulam Kisani, Semahcı Abuzer Gaffari, Fatımatül Zehra, Amırı Eyyar ve İznikci, Hüzeymenin hüsnü himmetleri üzerinizde ola. Saklaya bekleye dil bizden nefes Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli den ola Vaktin imamı Veliyettin Efendimizin defterine kayıt ola gerçek erenler demine hu! Mümine Ya Ali!
(Hizmet sahipleri meydana niyaz edip topluca ikinci kez dara dururlar)
DEDE Tecella, tevella Hakka yazıla. Tecellanız temiz, yüzünüz ak ola. Tecella gören Cehennem narı görmeye. Erenlerden himmet, Şey’an- Lillah Allah eyvallah.
(Hizmet sahipleri hizmetleri başına dönerken Ferraş meydana üç kez süpürge çaldıktan sonra süpürgeyi sol koltuğuna alarak dara durur.)
FERRAŞ Allah, Allah! Guruhu Naciyim.Kırklar Meydanında süpürgeciyim. Pir Divanında durucuyum. Hamdü-Lillah Pirimiz Hacı Bektaş Veli dir. Ali Muhammed den üstadımız Seydi Ferraşidir. Allah eyvallah. Nefes Pir nefesidir.
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul ola. Muradın hasıl ola. Seyyid Ferraş Efendimizin Hizmeti üzerinde ola. Gerçek erenler demine hu!
(Ferraş, bulunduğu yere niyaz edip geri geri çekilerek meydanı terk eder.
Daha sonra, seccadeyi serecek olan kişiler gelerek dedenin huzurunda dara durur.)
SECCADE DUASI : Allah Allah! Destur Pirim Muhammet Mustafa’nın dır bu seccade. Ali’yel Murtaza nın dır bu seccade. Hatice’i Kübra Fatmayı Zehranındır bu seccade. On iki imamlarındır bu seccade. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş-i Velinindir bu seccade. Ber Cemal-i Muhammed, Kemal-i Hasan Hüseyin Ali-ra Bülende selevat.
CEMAAT: Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammet.
DEDE Allah Allah! Post kadim ola. İnkar defola. Hayıra gelmiş hayıra serilmiş ola. Kırklar Meydanına serilen bu kutsal seccadenin üzerinde sorgulanan Canların didarı Cennet ola. Günahları af ola. Seccaden temiz, yüzün ak ola. Hak Muhammet Ali Fatıma ehli beyit on iki imamların hüsnü himmetleri üzerinizde ola. Dil bizden, nefes Hünkar Hacı Bektaş-i Veliden ola. Gerçeğe Hü Mümine ya Ali.
DEDE : (Duanın ardından Rehbere hitaben) Erenler, Görgüsü yapılacak canlar varsa Meydana getirilsin!
(Rehber sağda olmak üzere dört kişilik veya iki kişilik bir aile meydana getirilir.)
.( Rehber dede huzurunda dualarını verir.)
REHBER ( Her ikisi “Rabbimiz kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmesen biz kaybedenlerden oluruz.” Dediler) “Araf suresi ayet 23”
Allah Allah! Eli erde, yüzü yerde özü darı Mansurda. Hak Muhammed-Ali yolunda Erenler meydanı Pir divanında, canı kurban, teni terceman on iki imam ve on dört masum Pak Efendilerimizin dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak kavliyle Hak erenlerin nasihatlarını kabul etmek üzere yalın ayak yüzü üzere sürünerek gelmiş (İsimleri) Ayini Cem Erenlerinin izni icazetiyle Muhammet- Ali yoluna Seyyit Muhammet Hünkar Hacı Bektaş Veli tariki nazenine dahil olmak üzere koç kuzulu kurbanlarıyla gelmişler, Hakkı görmüş Rahı Hak bilmiş, Nesimi gibi yüzülüp Mansur gibi asılıp, Fazlı gibi borçtan halas olmak dilerler. Himmeti Pir niyaz ederler. Allah Eyvallah!
DEDE Cemaata siz bu canlardan razımısınız diye yüksek sesle üç defa sorar. Görgüsü yapılanların toplum tarafından razılığı alınır. Şikayetçi olan varsa mesele halledilir. Görülenler ayakta darda iken
DEDE (“ Ey inananlar Allahtan sakının doğrularla beraber olun”)”Tevbe suresi ayet 119 “ Tevbe günahlarımıza estağfirullah, elimizle, dilimizle, belimizle işlediğimiz günahlara tevbe- estağfirullah, kalbimizle cem-i azamızla işlediğimiz günahlarımıza tevbe- estağfırullah, isyanımıza tevbe estağfurullah
Canı dilden el bağladım evliya erkanına ..
Hamdulillah gene durdum pirimin divanına..
El aman sığındım erenler lüfu ihsanına..
Bu yolda canım kurban pirimin fermanına
Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Aliyü ra Bülende selavat
CEMAAT Allahümme salli ala seyidina Muhammet ve ali Muhammed.
GÖRÜLENLER Yüz üzeri kapanırlar.
.
DEDE (Yüz üzeri kapanıp secdede duran görünenler için) Geldiğin Ali yolu, durduğun Mansur dar’ı, gördüğün Hak didarı, Hak cesedine can verdi. Kalbine iman verdi. Ağız talib, dil mürşid Erenler meydanında ne gördün ne işittin?
GÖRÜLENLER (Başları secdede) Hak gördük, Hak işittik
DEDE Allah Eyvallah Kapısında, döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır. Doğru gez, dost gönlünü incitme. Mürşide teslimi rıza ol. Yalan söyleme, haram yeme, zina etme. Elinle komadığın şeyi alma gözünle görmediğin şeyi söyleme. Gelme gelme, dönme, dönme. Gelenin malı, dönenin canı. Riya ile ibadet, şirk ile taat olmaz. Söylediğin meydanın, sakladığın senin. Baş kaldır doğru söyle,(görgüsü yapılanlar ayakta dara kalkar)
DEDE (sorar) erenler ayini cem erenleri gördüklerine şahitlik ettiler. Birde sizi sizden soralım. Bizlerin görmediği zamanlarda ve yerlerde Hak Muhammed Ali yoluna aykırı işleklerde bulundunuz mu?
GÖRÜLENLER Tevbe estağfurullah (derler)
DEDE (Sorar) Erenler Meydanında Pir huzurunda mürşidine rıza ile teslim oldun mu? Allah, Muhammed, Ali, On iki imam ve Ehli beyt soyuna imanı ikrar ettin mi? Kazaya razı olup kadere bağlandın mı? Nacilerin pişuvası İmam Cafer Sadık’ın ictihatı üzere Hak dediğimizi hak bilip, batıl dediğimizi batıl bildin mi? Muhammed Ali’nin ve Ehl-i Beytin sevdiğini sevip tevella sevmediğini sevmeyip teberra ettin mi? Dört kapı, kırk makam Hak mı? Oniki yas-ı matem Hak mı? Suret-i Hak’tan görünüp, dünya menfaatiyle gözünü kamaştıracak münafıkların sözlerine aldanıp erenler yolundan uzaklaşırsan mahşer günü yüzün kara olsun mu?
GÖRÜLENLER (Her soruya) Allah Eyvallah!
DEDE Allah Muhammed- Ali, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ikrarınızda sabit kadem eyleye, gerçek Erenler demine Hu!
(Bunun üzerine görünenler aynı sırada olmak üzere dedenin önünde diz üzeri oturur. Dede en sağ tarafta oturanın sağ elinden tutar. Baş parmağını kendi baş parmağına rapteder. Talip sol eliyle dedenin eteğinden tutar. Onun solunda oturan eşi ve diğerleri kendi sağındakinin eteğinden tutar. Dede görünenlerin kulaklarına yakın bir mesafeden hafif bir sesle Yedullah ayetini okur. )
(“Ey Muhammed! Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler Allah’a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Verdiği bu sözden dönen ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allaha vermiş olduğu sözü yerine getirene Allah büyük ecir verecektir.”)”Fetih suresi Ayet 10”.
(Bundan sonra dede sağ elinin parmakları açılmış vaziyette, görülen taliplerin ayrı ayrı sırtlarına üç defa vururken)
La fetta illa Ali La seyfa illa zülfükar Nasrun min Allahı ve fethun karip beşerül müminin Ya Allah ya Muhammet ya Ali Pirimiz üstadımız kutbul alem Hünkar Hacı Bektaşi Veli Şahı horasan ..Desturu pir..
yukarıdaki dua aşağıdaki şekildede okunabilir
(Ali’den başka fatih, Zülfikardan başka kılıç yoktur.)- (“ Yardım Allah’tandır. Kazanç fetih yakındır. İnananlara müjde olsun) (Saf suresiAyet13)
(Görgüsü biten canlar, niyazını yaparak yerlerine çekilirler.Cemaat onları aramıza hoş geldiniz miracınız kutlu olsun diye kutlar.)
Görgü bittikten sonra meydana kurban getirilir. Kurbana su ve tuz verildikten sonra Kurban sahibi yönü dedeye dönük olduğu halde sağ eliyle kurbanın sağ bacağını hafifçe havaya kaldırır.
KURBANCI :Allah Allah kurbanımız kabul ola Arafatta İmam Cafer sürüsüne karışa Erenler aşk ile meydana geldim şahı katar uzatıyorum Ber Cemalı Muhammet Kemalı Hasan Hüseyin Aliyü ra Bülend’e selavat
CEMAAT Allahümme salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed
DEDE Allah Allah kurbanımız kabul ola muradınız hasıl ola yardımcınız hak Muhammet Ali ola piriniz Muhammet ensar hazretlerinin hüsnü himmetleri üzerinizde ola dil bizden nefes pirimiz hacı Bektaşi Veli den ola..gerçeğe hu mümine ya Ali (“İkisi de Allah’a teslim oldular. Babası oğlunu alnı üzerine yatırdı. Biz “Ey İbrahim rüyayı gerçek yaptın” dedik. Bu denemede onu ödüllendirdik. Ona bir kurban fidye verdik.”) Saffat suresi Ayet (103-104-105-106-107)
Kurban-ı Halil, Ferman-ı Celil, Tığ-ı Cebrail, İtaati İsmail.
Dedikten sonra cemaatla birlikte aşağıdaki dua üç defa tekrar edilir.
“ Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Eşhedü en La İlahe İllallah Vallah-ü Ekber. Allah-ü Ekber ve Lillah- il hamd.
“ Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Eşhedü en La İlahe İllallah Vallah-ü Ekber. Allah-ü Ekber ve Lillah- il hamd
“ Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Eşhedü en La İlahe İllallah Vallah-ü Ekber. Allah-ü Ekber ve Lillah- il hamd
La fetta illa Ali, la seyfe illa Zülfikar. (Aliden başka fatih Zülfükardan başka kılıç yoktur .)
Nasrün-min Allah-i ve fethün karib ve beşşr’il mü’mınin (Yardım Allahtandır .kazanç”fetih” yakındır inananlara müjde olsun)”” Saf suresi ayet 13”
Ya Allah, Ya Muhammed, Ya AliPirimiz Üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-i Veli.
Diyelim gönül birliğiyle Allah Allah!
(Dede aşağıdaki gülbankı söylerken tüm cemaat, secdeye vararak alınları yerde dinlerken her cümle sonunda)
“Allah! Allah! “ derler.
DEDE Allah! Allah! Akşamlar hayır ola. Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Münkirler mat, münafıklar berbat ola.Müminler şad ola. Meydanlar abad ola.Sırlar mestur, gönüller mesrür ola. Hak Muhammed Ali yardımcımız ola. On iki imam, on dört masum pak, on yedi kemer best katarlarından didarlarından ayırmaya Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş Veli muin ve dest’girimiz ola. Cenab-ı Hak münkir münafık şerrinden, adü mekrinden hifz-i emande eyleye. Dertlerimize derman, hastalarımıza şifa, borçlarımızı eda, nasib ve müyesser eyleye. Allah, Gökten hayırlı Rahmetler, yerden hayırlı bereketler ihsan eyleye. Namerde muhtaç eylemeye. Kurbanlarımızı Dergah-ı izzetinde kabül eyleye. Lokmaya sevap yazıla. Kazaları, afetleri belaları defetmiş ola. Dil bizden nefes, Hazreti Hünkardan ola. Nür-u Nebi Kerem-i Ali Gülbank-ı Evliya Hünkar Hacı Bektaş Veli, gerçek Erenler Demine Hü.
ZAKİR (Duayı Takip Zakirler üç nefes bir duaz söyler.)
Akıl ermez yaradanın sırrına
Muhammed Ali’ye indi bu kurban
Kurban olam kudretinin nuruna
Hasan Hüseyin’e indi bu kurban
Ol İmâm Zeynel’in destinde idim
Muhammed Bâkır’ın dostunda idim
Ca’fer-i Sâdık’ın postunda idim
Mûsa Kâzım, Rızâ’ya indi bu kurban
Muhammed Takî’nin nûrunda idim
Aliyyün-Nakî’nin sırrında idim
Hasanü’l –Askerîn dârında idim
Muhammed Mehdî’ye indi bu kurban
Aslı Şâh-ı Merdan,gürûh’u Naci
Gerçeğe bağlıdır bu yolun ucu
Senede bir kurban tâlibin borcu
Pir-i Tarikat’a indi bu kurban
Tarikattan hakikat’a ereler
Cennet-i Âlâ’ya hülle sereler
Muhammed –Ali’nin yüzün göreler
Erenler aşkına indi bu kurban
Şâh Hatâyim eder bilirmi her can
Kurbanın üstüne yürüdü erkân
Tırnağında tesbih kanında mercan
Mü’min müslüman’a indi bu kurban
(Duaz bitince Zakir, sazların üstüne eğilerek dededen dua ister)
DEDE Allah Allah! Hizmetleriniz kabul, muradlarınız hasıl ola. Ağzınız ağrı dert görmeye. Zikrettiğiniz, Erenlerin Evliyaların ve Hizmet Piriniz Bilal-i Habeşi Abduş Samed Hz İmam Bakır’ın Hüsnü himmetleri üzerinizde Hazır ve nazır ola. Demi Hünkar Kerem’i evliya gerçek erenler demine Hu!
FERRAŞ : (Farraş gelerek meydana yine üç kez süpürge çalar.) Allah allah Güruhu naciyim kırklar meydanında süpütkeciyim pir divanında durucuyum hamdülillah pirimiz Hacı Bektaşi Velidir Ali Muhammed den üstadımız seyyidi ferraşidir Allah eyvallah nefes pirdedir..)
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul ola. Muradın hasıl ola. Seyyidi Ferraş efendimizin himmeti üzerine ola. Gerçek erenler demine Hu!
(Kurban işleminin bitmesiyle birlikte o zamana kadar yan yana oturan cemaate hitaben.)
DEDE Dar çeken Didar göre.Didar gören cehennem narı görmeye. Erenler sefasına vara. Gerçek erenler demine Hu! Diye ihtiyaç molası verilir. Bu arada dede bilgisi dahilinde, Balım Sultan muhabbeti yapar.
Çerağ uyarması ile Hizmete başlanır. Çerağ hazırlığı sürerken dede Balım sultan muhabbeti yapar.
(Çerağcı çerağ malzemesini dedenin bulunduğu yere yakın şekilde meydana koyduktan sonra önünde dar’a durur.
ÇERAĞCI (“Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir. Cam ise sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Bu, ne yalnız doğuda, ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile neredeyse yağın kendisi aydınlatacak nur üstüne nurdur. Allah, dilediğini nuruna kavuşturur. Allah, insanlara misaller verir. O her şeyi bilir)”Nur suresi Ayet 35”
(Eğilip çerağı yakar. Diz üstü durarak aşağıdaki tercemanı okurken, Cem erenlerini selevat vermeye çağırır.)
Çerağı rüşan, fahr-i Dervişan, zuhur-u iman, Himmet-i Piran, Pir-i Horosan, Kürşad-ı Meydan, Kuvve-i Abdalan, Kanun-u Evliya gerçek Erenler Demine Hü! Çerağ-ı Evliya nuru-s Semavat, ki bu menzildir ol turu münacat.
Kaçan kim ruşen ola kıl niyaz, Muhammed-Ali’ye candan Salavat.
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed Mustafa
“ “ “ Aliyyel Murtaza
Hasanü-l Mücteba
Huseyn-i Kerbela
Zeyne-l Aba
Bakır Baha
Cafer Rehnuma
Kazım Musa
Ali Sultan Rıza
Muhammed Taki
Ali Naki
Hasan Askeri
Muhammed Mehdi
(Çerağcı Selavattan sonra Çerağın sağına soluna önüne niyaz ettikten sonra ayağa kalkarak geri geri çekilir. Meydanın orta yerinde dara durup aşağıdaki duvazı okur.)
ÇERAĞ Çün çerağı fahr uyandırdık Hüdanın aşkına
Seyyid el kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına
Sakii Kevser Aliyyel Murtazanın aşkına
Hem Hatice Fatıma Hayrünissanın aşkına
Şah Hasan Hulki Rıza hem Şah Hüseyni Kerbela
Ol imamı etkiya Zeynel abanın aşkına
Hem Muhammed Bakir ol kim nesli Paki Murteza
Cafer üs Sadık İmamı Rehmümanın aşkına
Musai Kazım İmamı Serfirazı ehli Hak
Hem Ali Musa Rızayı Sabiranın aşkına
Şah Taki ve Ba Naki hem Hasanül Askeri
Ol Muhammed Mehdi Sahip Livanın aşkına
Pirimiz üstadımız Bektaş Velinin aşkına
Haşredek yanan yakılan aşikanın aşkına
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul, muradın hasıl ola. Cabir Ansarinin himmeti üzerinde ola. Gerçek Erenler demine Hu! (Duasını alan Çerağcı meydanı terk ederken Zakirler devreye girerler)
ZAKİRLER Konuyla ilintili kendi tercihleri doğrultusunda 3 duaz okurlar.
Hata ettim Hüda yaktı delili.
Muhammed Mustafa yaktı delili.
Ol Âl-i abâ’dan Haydar-ı Kerrar
Aliyyü’l Murtaza yaktı delili
Hatice’tül Kübra Fatıma Zehra
Ol Hayrü’n nisâ yaktı delili
İmâm Hasen aşkına girdim meydana
Hüseyin’i Kerbelâ yaktı delili
İmâm Zeynel, İmâm Bakır-ü Ca’fer
Kâzım Mûsa Rızâ yaktı delili
Muhammed Takî’den hem Ali Nakî
Hasanü’l Askerî yaktı delili
Muhammed Mehdî ol sahib zaman
Eşiğinde âyet yaktı delili
Bilirim günahım hadden aşubdur
Hünkar-ı Evliya yaktı delili
On iki İmâmdandır bu nur Hatâyi
Şir-i Yezdân Ali yaktı delili
İkinci söylemde “Kurdu bu yolu” üçüncü söylemde “Kabul eylesin” denilerek söylenebilir.
(Duaz bitince Zakirler duaya dururlar)
DEDE Allah Allah! Hizmetleriniz kabul ola. Muradlarınız hasıl ola.Muhammed-Ali Ehli beyt Katarlarından, didarlarından ayırmaya. Adlarını zikrettiğiniz On iki İmamların himmeti üzerinizde ola. Diliniz derd görmeye. Dil bizden nefes Hazreti Hünkardan ola. Gerçeğe Hü!
(Süpürgeci meydana üç kez süpürge çalar)
FERRAŞ Allah Muhammed Ya Ali. Pirimiz Hacı Bektaşi Veli. Allah Allah! Biz üç bacıydık. Güruhu Naciydik. Kırklar Meydanında süpürgeciydik.. Süpürgeci Selman, kör olsun Yezidi Mervan Gele yetişe Mehdi sahip zaman. Nefes pirden ola Allah Eyvallah!
DEDE Allah Allah Saile Selman mülkü Süleyman Kör olsun Mervan Cennette Rıdvan Hayır hizmetin kabul ola. Muradın hasıl ola isteğini dileğini Hak Muhammed Ali vere Seyyidi Ferraş efendimizin Himmeti üzerinize ola. Gerçeğe Hu mümine ya Ali.
(Duayı takiben Sakka, ibrik ve Leğenle birlikte Dededen başlayarak Salman halkasının eline su döker. Sonra yanında elinde havluyla hizmet veren bacıyla birlikte dara durur.)
SAKKA Allah Allah! Ben Gulami Haydariyem. Adudan etmem Hayfu pak. Çünkü bu hizmette örnektir bana Salman-ı Pak. Gönlümüzü Hakka bağlayıp yunduk. Arındık olduk pak. Nefes Pirdedir.
DEDE Allah Allah! Hizmetleriniz kabul ola. Dileğinizi Hak Muhammed- Ali vere. Elleriniz dert görmeye. Gönlünüz incinmeye. Yoluna Hizmet ettiğiniz Pirin himmeti üzerinizde ola. Dil bizden nefes Hünkardan ola. Gerçeğe Hü!
(Bu işlemin ardından Tevhid başlar. Zakirler dededen destur isteyerek duaza başlarlar.)
ZAKİRLER
Bu gün pir bize geldi
Gülleri taze geldi.
Önü sıra Kamberi
Ali Murtaza geldi
CEMAAT La İlahe İllallah
Ali Murtaza Şahım, .
yüzüdür kıblegahım
Miracdaki Muhammed
Alemde Padişahım
CEMAAT La İlahe İllallah
Padiş^şahım Yaradan
Okur aktan karadan
Ben Pirden ayrılalı
Yüz yıl geçti aradan
CEMAAT La İlahe İllallah
Aramı uzattılar
Yâreme tuz attılar
Bir kul geldi Fazlıya
Bedestende sattılar
CEMAAT La İlahe İllallah
Sattılar bedestende
Ser verir gülistanda
Muhammed’in hâtem’i
Bergüzar bir arslanda
CEMAAT La İlahe İllallah
Arslanda bergüzarım
Pir hayâlin gözlerim
Hep hasretler kavuştu
Ben hâlâ intizarım
CEMAAT La İlahe İllallah
İntizarın çekerim
Lebleri bal şekerim
Ben pir’den ayrı düştüm
Göz yaşları dökerim
CEMAAT La İlahe İllallah
Dökerim göz yaşını
Bak mevla’nın işini
Kurban eyledi keşiş
Yedi Oğlunun başını
CEMAAT La İlahe İllallah
Keşiş kurban eyledi
Kâfirler kan eyledi
Gökten indi melekler
Yerde figan eyledi
CEMAAT La İlahe İllallah
Figan eyler melekler
Kabul olsun dilekler
Yezit bir derd eyledi
O derd beni helâkler
CEMAAT La İlahe İllallah
Yezid bir derd eyledi
Erenler vird eyledi
Pirim bir şehir yapdı
Kapısını dört eyledi
CEMAAT La İlahe İllallah
Dört eylemiş kapısın
Lâl-ü gevher yapısın
Yezidler şehid etti
İmâmların hepisin
CEMAAT La İlahe İllallah
Hasana ağu verdiler
Hüseyine kıydılar
Zeynel ile Bâkırı
Bir zindana koydular
CEMAAT La İlahe İllallah
Zindanda bir ezadır
Ca’fer yolu gözedir
Ca’fer’in de bir oğlu
Mûsa Kâzım Rıza’dır
CEMAAT La İlahe İllallah
Takî Nakî ağlarım
Sinem yara dağlarım
Askerî’yi Mehdi’i
On ikiye bağlarım
CEMAAT La İlahe İllallah
On ikidir katarım
Dürlü matah satarım
Yüküm Lâl-ü gevherdir
Müşteriye satarım
CEMAAT La İlahe İllalla
Satarım müşteriye
Kervan kalsın geriye
Cebrail hûş eyledi
Cennetdeki hûriye
CEMAAT La İlahe İllallah
Cebrail hûş eyledi
Hatırın hoş eyledi
Kanat verdi kuluna
Havada kuş eyledi
CEMAAT La İlahe İllallah
Kuş eyledi havada
Gezer dağda ovada
El kaldırmış melekler
Saf saf durmuş duada
CEMAAT La İlahe İllallah
El kaldırmış hakkına
İsm’i âzâm okuna
İsm’i azam duası
Tatlı cana dokuna
CEMAAT La İlahe İllallah
Dokunur tatlı cana
Ağlarım yana yana
İmamlar’ın dâvası
Kaldı ulu divana
CEMAAT La İlahe İllallah
Ulu divan kuruldu
Cümle mahluk derildi
Yezdan işaret etti
Sur’u Mahşer vuruldu
CEMAAT La İlahe İllallah
Pir dediler Ali’ye
Hacı Bektaş Veli’ye
Hacı Bektaş tacı’nı
Vurdu Kızıl deli’ye
CEMAAT La İlahe İllallah
Kızıl Deli Tâcımız
Şeyh Ahmed Mirâcımız
Karaca Ahmed gözcümüz
Yalıncak duacımız
CEMAAT La İlahe İllallah
Kul Himmet Üstadımız
Bunda yoktur Yâdımız
Şâh-ı Merdân aşkına
Hak vere muradımız
CEMAAT La İlahe İllallah
CEMAAT (Tüm cemdekiler) Lailahe İllallah Ali Mürşit Ali Şah Ali Haydar Ali Şah, Ali Esed, Ali Şah
Ali Şir’dir Ali Şah Eyvallah şahım Eyvallah, Hak La ilahe illallah “Her kıta sonunda cemaat bu nakaratı okur”
DEDE : Şu gülbangı okur... Allah Allah
Medet Allahım medet
Gel derdime derman eyle.
Yetiş Muhammed Ali
Gel derdime derman eyle..
Hasan Hüseyin aşkına
Yardım eyle düşküne
İmam Zeynelin aşkına,
Gel dertlere derman eyle
İmam bakırın katına
Caferin ilmi zatına
Mûsa Rıza hürmetine
Gel dertlere derman eyle
Şah Taki ve ba Naki
İmam Hasanul Askeri
Yarlıga men kemteri
Gel dertlere derman eyle
Gel haktan bir dilek dile
Mehdî sahib zaman gele
Dedemoğlu Secde kıla
Gel dertlere derman eyle
DEDE Allah Allah! Vakıtlar hayrola, hayırlar fethola, şerler defola. Secdeye inen başlarınız ağrı derd görmeye. Adlarını çağırdığımız On iki imamların hüsnü himmetleri üzerimizde sayeban ola. Dil bizden, nutuk Hazreti Hünkardan ola. Dem-i Balım Kerem-i evliya, gerçek Erenler demine Hü!
DEDE Allah Allah! Dar çeken didar göre. Didar gören Cehennem narı görmeye. Erenler sefasına vara. Gerçeğe Hü!
FERRAŞ (Meydan ortasına dara gelir.) Güruhu naciyim kırklar meydanında sübürkeciyim Hamdülillah pirimiz Hacı Bektaş Velidir. Üstadımız Ali- Muhammed den seyydi Ferraştır. Ber Cemali Muhammet, Kemali Hasan, Hüseyin, Ali Ra Bülend’e Salavad!
CEMAAT Allahümmesalli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed.
DEDE (Car Duası verir) Allah Allah! Hayırlar feth ola. Şerler defola. Münkir münafık mat ola. Süpürgeci Selman Kör olsun Yezidi Mervan. Carımıza yetişsin Ali Şahı Merdan.Hizmetin Hakka geçe. Seydi Ferraşın himmeti üzerine ola. Yüzün ak ola. Nuri nebi Keremi Ali Pirimiz Hünkarımız Hacı Bektaş Veli demine Hü!
(Sıra Miraçlamaya gelmiştir. Miraçlama söylenirken bacılar ayağa kalkar.)
ZAKİRLER
Geldi Cebrail çağırdı
Hak Muhammed mustafa
Hak seni Mirac’a oku
Davete kadir Huda
Evvel emanetim budur
Pir-ü Rehber tutasın
Kadimi erkana yatıp
Tarîk-ı Müstkime
Muhammed şol kula vardı
Yoktur senden bir aziz
İmdi senden el tutayım
Hak buyurdu Ve’dduhâ
Muhammed’in belin bağladı
Anda âhir Cebrail
İki gönül bir oluben
Yürüdüler dergaha
Vardı dergah kapısına
Gördü bir arslan yatar
Arslan anda hamle kıldı
Başa koptu tufâne
Buyurdu Sırr-ı Kâinat
Korkmasın Habibim dedi
Hatem’i ağzınaver ki
Arslan ister nişane
Hatem’i ağzına verdi
Arslan anda oldu sakin
Muhammede yol verdiler
Arslan gitti nihane
Vardı Hakkı tavaf etti
Evvel bunu söyledi
Ne heybetli senin şîrin
Hayli cevreyledi bize
Gördü bir çare derviş
Hemen yutmak diledi
Ali bile olayıdı
Dayanırdı bu cevre
Ey benim sırr-ı devletim
Sana tabidir ümmetim
Eğiliben secde kıldı
Eşiği Kıble-gâh’a
Kudretten üç hon geldi
Sütü elma baldan aldı
Muhammed destini sundu
Nûş ettiAzamet-ullâha
Doksan bin kelam danıştı
İki gönül dostuna
Tevhid’i armağan verdi
Yer yüzünde insana
Muhammed ayağa durdu
Ümmetini diledi
Cümlesine rahmet olsun
Dedi anda kibriya
Eğiliben secde kıldı
Hoş kal sultanım dedi
Kalkıp evine giderken
Yol uğrattı Kırklara
Vardı kırklar makamına
Oturuben oldu sakin
Cümlesi de secde kıldı
Hazret-i Emrullaha
Muhammed secdeye koydu yüzün
Hakk’a teslim etti özün
Cebrail getirdi üzüm
Hasan ile Hüseyin’e
Selman anda hazır idi
Şey’en lillah diledi
Bir üzüm danesi koydu
Selman-ı keşkül-ullaha
Kudretten bir el geldi
Ezdi engür eyledi
Hatemi ol elde gördü
Uğradımüşkül hale
Ol şerbetten biri içti
Cümlesi mest-ü Hayran
Mümin müslüm üryan büryan
Hepside girdiler semah’a
Cümlesi de el çırpuben
Dediler Allah Allah
Muhammed de bile girdi
Kırklar ile semaha
Muhammed de cûşa geldi
Tâcı başından aldı
Kemerbestin kırka böldü
Sarıldılar kırklara
Muhabbet galip oldu
Yol-erkân yerin buldu
Muhammed’i gönderdiler
Hatırlar safa Oldu
Muhammed evine gitti
Ali Hakk’ı tavaf etti
Hatem’i önüne koydu
Dedi saddak Mürteza
Evveli sen âhiri sen
Ey velayetler mÂdeni
Cümleside sana tâbi
Dedi Şâh-ı Evliya
Şah HATAYİ’m vâkıf oldu
Bu sırrın ötesine
Hakk’ı inandıramadı
Özü çürük ervah’a
“Ayak üstü kalktı server “ (Tüm cem erenleri ayağa kalkar)
Oturdu hak makamına (Otururlar)
Hu dedi gerçek demine ( Zakire katılıp Hü derler)
Cümlesi de oldu sacid (Oldukları yerde secde ederler)
Miraçlama okunurken bir erkek ve bacı semah yaparlar
Miraclama bittikten sonra erkek ve bacı yan yana dara dururlar.
DEDE Allah Allah! Cümle alemi yaratan nuru mutlak Ya Allah,Ya Allah, Ya Allah Nuri Nübüvvet Ya Muhammed (3 defa) Nuri Velayet Ya Ali (Üç defa) Ekberi Ümmehat Hatice ve Fatıma analarımız, Hasan, Hüseyin, Zeynel, Bakır Cafer, Musa, Rıza, Taki, Naki, Askeri, Mehdi cümle imameyn ve Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli hürmetine yaptığımız ibadetler okuduğumuz gülbanklar semahlar ve cümle hizmetler huzuru baride kabul ola. Allah bütün kusur ve günahlarımızı bağışlaya.Doğru yoldan ayırmaya Şeytan şerrinden münafık mekrinden koruya. Kötülere eş etmeye. Eşimize dostumuza komşumuza çocuklarımıza yeryüzündeki cümle müminlerle beraber hayırlı işler hayırlı ameller hayırlı düşünceler nasib ve müyesser eyleye Didarı Aliden ve meşrebi Hüseyin den mahrum etmeye. Bilerek bilmeyerek yaptığımız günahlara geri döndürmeye. Semah yapan bacı ve kardeş miraçlama söyleyen Zakir ler hizmetlerinin pirinden şefaat bulalar. Dil bizden, nefes Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş veliden ola. gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali…
(Duadan sonra Zakirler Kırklar Semahının ağırlanmasını çalmaya başlarlar.Önceki Semahçılar yerlerine geçerken kırklar semahı için altı bacı altı erkek meydana gelerek semaha başlarlar)
ZAKİRLER Sabahtan yönümü hakka döndürdüm.
Muhammed Aliyi göreyim diye
Dünyanın gamından çektim elimi
Mürşiti Kamile ereyim deyü
Varıp bir Kamile yoldaş olmağa
Ah eğleyip ikrarında durmaya
Dört duvarın binasını kurmaya
Ararım üstadım bulayım deyü
Âşıkım serimi sevdaya saldım
Aşkın ateşine tutuldum yandım
İmâm eşiğinde peymançe durdum
Ali’nin yoluna öleyim deyu
(Yürüme) Ol imam Haseni canımla sevdim
Mazlum Hüseynin gulamı oldum
İmam Zeynel ile zindanda durdum
Kendimi kırk pare böleyim deyü.
Her zaman anarım kesmem zikirim
Adına kurbanım İmam Bakırın
Dünü gün vird’eyleyip okurum
Ca’fer’den bir nasip alayım deyu
(Hızlanma) Musa Kazım damenine Niyazım
İmam Rızaya bağlıdır özüm
Taki Naki Askeriyedir sözüm
Mehdi ile kılıç çalayım deyü.
Kul VELİ’m hakka secde ederim
Hakk’ın buyurduğu yola giderim
Dinim Hakk’dır Hak kelamı ederim
On iki İmam’a ereyim deyu
(Samahçılar duaya durur)
DEDE Allah Allah! Hayır hizmetleriniz kabul ola Muradlarınız hasıl ola. İsteğinizi dileğinizi Hak Muhammed Ali vere. Döndüğünüz semahlardan hayır hasenet göresiniz. Ebu zer Gaffarinin, Hz. Fatımanın hüsnü himmeti üzerinize ola. Aliyyel Murtaza Kırklar Semahına kaydede. Gerçeğe Hü!
(Semahçılar yerlerine otururlar. Sırada Sakka vardır. )
DEDE Edep, erkan!
(Herkes diz üzeri gelir. Sakka su dolu sürahiyle gelip dara durur.)
SAKKA Bismi Şah..”-Biz her canlıyı sudan yarattık”(Enbiya suresi Ayet 30”) . Bütün dertlere derman olsun . Selamullah ala İmam Hüseyin Ve âl-i İmam Hüseyin Evlad-ı imam Hüseyin Lanetullah katil-i İmam Hüseyin .(Allah’ın laaneti İmam Hüseyin’in Katilinin üzerine olsun)
Lütfuna muhtacız eyle ihsan ya Hüseyin---Derdimize senden derman eyle derman ya Hüseyin-- -Gayriye muhtaç kılma âşıkânı elaman---Sen medet kıl bizlere her vakit yâ Hüseyin---Sad hazeran Laanet olsun ol güruhu dalâle---Nakz-ı ahd ile şehit kıldılar anlar seni ya Hüseyin---İsm-i Pâkin aşkı için zikredeni koyma zulmette hergiz---Bermurad et dide-i giryan ile ağlayanı Ya Hüseyin---İznin ile su tapşırdım aşkına vermek için---Aşkınla içenlere kıl ab-ı hayat Ya Hüseyin.
Bercemali Muhammed Kemali Hasan Hüseyin Ali Ra Bülende Selavad!
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed.
(Sakka sürahiden küçük bardaklara birer yudumluk su koyarak dede ile birlikte üç kişiye su verirken)
SAKKA Geçmişiz biz canı baştan erenler aşkına
Can gözü dem be dem Hakkı görenler Aşkına
Kerbela deşti gamında can verenler aşkına
Gözüm yaşı sebil ettim Şahı şehidim adına
(Sonra meydanın çevresini dolanarak elindeki sudan tüm cemde oturanlara serpiştirirken)
SAKKA Selamullah ya Hüseyin (3 Kez) Ahmedi Muhtar aşkına Hayderi Kerrar aşkına Sadıkı Sakka Selman pak aşkına. Sakkahüm ya imam Hasan Sakkahüm Şah Hüseyin Kıl şefahat katresi düşene ya Hüseyin Yardım eyle Allah, Allah çağrışana ya Hüseyin Selamullah ya Hüseyin (3 kez) (Sakka bundan sonra meydanın ortasında dara durur)
DEDE Allah,Allah! Hizmetini şehid ler Şahı kabul etsin. Selmanı Pakın himmeti üzerinde olsun. Gerçeğe hu!
ZAKİRLER (Mersiye okurlar)
İtmeyüp şah-ı Peygamber’den haya Hak’dan hazer
Küfiyan-ı bi vefalar nakz-ı ahd etmiş meğer
Kurretül-ayn-ı Rasûl-üeylemişler derbeder
Var isegel hâtırı-ı Şah-ı Rasûlullâh eğer
Ey saba var Kerbela deştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Hüseyin ibn-i Ali’den bir haber
Teşnegane kıl nazar kıl nazar bir katre su bulmuş mudur
Gülistân-ı Ahmed-i Muhtar’ı gör solmuş mudur
Kerbela toprağı hep al kan ile dolmuş mudur
Ol Huseyn-i Kerbelâ’ya bak şehid olmuş mudur
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyn ibn-i Ali’den bir haber
Kırdılar mı gülbün-ü şah-ı Nebi’nin dâlini
Kesdiler mi ol Aliyyel-Murtazâ’nın bâlini
Hiç soran varmı yetimân’ın acep ahvâlini
Eyle Tahkik hânedân-ı Ehl-i beytt’in hâlini
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyn ibn-i Ali’den bir haber
Gel yetimler hâline rahmet Hudâ’nın aşkına
Sâdık-ul va’d-ül emin ol Mustafanın aşkına
Fâtih-i Hayber Aliyyel-Murtazâ’nın aşkına
Kâffe-i ervâh-ı pak-i enbiyanın aşkına
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyn ibn-i Ali’den bir haber
Hazret-i Abbas şehid olmuş mu eyle cüst ü cü
Kavm-i Süfyân ordugâhı Şah’aetmiş mi gulû
Zaptîna almış mıdır nehr-i Fırat’ı ol adû
Verdiler mi bak yetîmâna aceb bir katre su
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
Zulm ile seddoldu mu râh-ı Şehîd-i kerbelâ
Çıktı mı eflâke dek âh-ı Şehid-i Kerbelâ
Bak zevâle erdi mi mâh-ı Şehîd-i Kerbelâ
Hûn ile âlûde mi Şâh-ı Şehîd-i Kerbelâ
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
Ma’sumân u mazlûmân hep anda kurban oldu mu
Dâmen-i pâk-i Sekîne, Zeyneb al kan oldu mu
Kasım u Leylâ Züleyhâ hep perişan oldu mu
Ehl-i beyt’e bakesîr-i âl-i Mervan oldu mu
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
Bir haber yok mu HARÂBİ Şâh’dan hayretteyiz
Ağlayub şâm ü seher ah dûzah-ı firkatteyiz
Hatır-ı nâ şâd pür hüzn ü keder uzletteyiz
Biz mûhibb-i Ehl-i beyt mâtem-i sûz mihnetteyiz
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
(Mersiyeden sonra sofracı elinde ekmek ve kurban lokması olduğu halde meydana gelip ortada dara durur.)
LOKMACI Evvel Allah diyelim. Kadim Allah diyelim. Geldi Ali sofrası Hak versin biz yiyelim. Allah Eyvallah. Gerçeğe Hü!
DEDE Allah, Allah! Hayır hizmetin kabul muradın hasıl olsun. Sofran Kamberin serdiği sofra olsun gerçek erenler demine hü!
(Birkaç yere yer sofrası serilebilir. lokmalar dağıldıktan sonra. Sofracı “ Elimde yoktur kantar terazi herkes hakkına oldumu razı” diyerek toplumun razılığını alır.
DEDE Yaradan Tanrı adıyla! (” Onlar içleri çektiği halde yiyeceği yoksula öksüze ve esire yedirdiler. Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz, derler.”) “İnsan suresi Ayet 8-9”
Allah, Allah! Lokma hakkına evliya keremine gerçekler demine Desturu pir izni mürşid yürüyenin lokması yürüye gerçeğe hü!
(Yemek bitince iki ellerinin parmak uçlarını sofraya koyarak dedenin duasını cümle sonlarında Allah, Allah! Derler.)
DEDE Allah, Allah! Nimeti Celil, bereketi Halil, Şefaati Rasül inayeti Ali, Himmeti, Pirimiz Hacı Bektaş Veli Bu gide, ganisi gele Hak Muhammed Ali kabul ede. Yiyene helal yedirene delil ola Yiyeni yedireni pişirip getireni Hak saklaya, Hızır bekleye Şeyen Lillah Allah Eyvallah hü!
FEDRRAŞ: (Süpürgeci meydana üç kez süpürge çalar ve dara durur.)Güruhu Naciyim kırklar meydanında sübürkeciyim hamdülillah pirimiz Hacı Bektaş Velidir . üstadımız Ali Muhammed den seyyidi Ferraişidir .nefes pirdedir.
DEDE Allah Allah! Hayır Hizmetinden şefaat bulasın! Seydi ferraşın himmeti üzerinde olsun. Gerçeğe hü!
ZAKİRLER (Üç nefes bir duaz söylerler)
Muhabbet kapısı açıldı bize
Bugün pirler ile ülfetimiz var
Gelmesin kallaşlar meclisimize
Bizim erenlerle sohbetimiz var
Ayin-i cemde herkes muradın buldu
Donandı meclisler nur ile doldu
Hep erenler evliyalar cem oldu
Bu dem bayramımız var seyranımız var
Pirler ocağında bizim yerimiz
Rızadayız taşra çıkmaz birimiz
Dolu kadeh sunar ,gani pirimiz
Kevser şarabından işretimiz var
Pirler huzurunda demler içildi
Kudret hazinesi anda açıldı
O meydanda lâl ü gevher saçıldı
Erenler halidir hikmetimiz var
Genc ABDAL tekbir getirdim ALLAH
Gürûh gülbang ile Allah Eyvallah
Pir elinden giydik El-hamdüli-llâh
Başımızda tâcı devletimiz var ( isteğe göre devam edebilir.)
DEDE Allah, Allah! Akşamlar hayrola hayırlar feth ola şerler defola. Münkirler mat Münafıklar berbat ola Müminler şad ola Meydanlar abad ola. Sırlar mestur Gönüller mesrur ola. Hak Muhammed Ali erenler ceminde hizmet bezledenleri cemde bulunan bacıları, kardaşları cümle Muhibbi ehli beytle beraber didarlarından katarlarından ayırmaya. On iki imam on dört masum pak on yedi kemer bestin Hüsnü himmetleri üzerimizde ola. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli muin ve destigirimiz ola üçler beşler yediler kırklar ve rical el gayb erenleri safa nazarlarını üzerimizden esirgemeye Cenabı Hak cümlemizi münkir münafık şerrinden adu mekrinden hıfzı amanda eyleye Dertlerimize derman gönüllerimize iman hastalarımıza şifa borçlarımıza eda nasib ve müesser eyleye Cenabı Hak Cemi cümlemizi Muhammet Ali on iki imam katarına dahil eyleye. Bütün dünya milletleriyle birlikte Yurdumuzda Barış Dünyamızda Barış ihsan eyleye. Vaktimız hayır gele Dil bizden nefes Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veliden ola. Gerçek Erenler demine hu! Mümine ya Ali…
Oturan duran koğsuz gaybetsiz evine varıp yastığına baş koyan sağ yata selamet kalka Ali yoldaşı Hızır kılavuzu ola.Gerçek erenler demine hu! Mümine ya Ali…
(Cemde bulunanlar meydana niyaz ettikten sonra çekilir giderler. Dede ile hizmet sahipleri kalınca dışardaki bekçiler çağrılır. Rehber sağ başta olmak üzere duaya durur.)
DEDE Allah, Allah! Hizmetleriniz Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli dergahına yazıla.Hizmetiniz kabul muradınız hasıl ola. Allah korktuğunuzdan emin isteğinizi nail eyleye Hizmetinde bulunduğunuz erenlerin evliyaların Hüsnü himmetleri sizinle beraber ola. Gerçek Erenlerler demine hü! Mümine ya Ali…
(Duadan sonra dede ayağa kalkar. Çerağı meydanın ortasına getirir. Yönü Peygamber postu denilen posta dönük olarak diz üzeri oturur. Hizmet sahipleri dedenin geri tarafında sırayı bozmadan ayakta beklerler.)
DEDE Allah... Allah!
Batın oldu çerağı nur-u Ahmed
Zahir oldu Şems-i Mah’ı Muhammed
Allah eyvallah Hü dost
(Diyerek ve çerağı söndürür.)
NOT Verilen bu cem örneğinde Hünkar Hacı Bektaşi Veli evlatlarından “Ali Celalettin Ulusoy “efendimizin kitaplarından yararlanılmıştır. Kendilerine bizlere böyle bir eser bıraktığı için sonsuz şükranlarımı sunar Allah tan rahmet dilerim... Ayrıca Cem örneğinde verilen deyişler , duazlar ,Tevhitler, Miraclamalar ,yöresel farklılıklar gösterebilir. Zakirin bilgisine ezberine göre değişik şekil lerdede okuna bilir.
ERGÜL ŞANLI
HİZMET SAHİPLERİ TERCEMANLERI VE DEDE GÜLBANKLARI
PEYİK Allah… Allah bülbül oldum bugün gülzar geldim. Halim arzetmeye dildare geldim. Koyarlarsa bizi bizden içeri erenler kapısında düşmeye dildare geldim. Ber cemal’ı Muhammed Kemal’ı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah geldiğin yoldan durduğun dardan gideceğin yerden hayırlı haber ve sağlık getiresin. Hizmetinden hayır hasenet göresin. Cebrail aleyhisselamın ve Amrı Eyyar’ın hüsnü himmetleri üzerinize olsun. Gerçek erenler demine Hu!..
REHBER Allah…Allah hak dost Aşıklar, sadıklar, yanıklar, uyanıklar hazır gaip zahir batın Ayini cem erenlerinin gül cemallerine aşk olsun. Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
REHBER ( Her ikisi “Rabbimiz kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmesen biz kaybedenlerden oluruz.” Dediler) “Araf suresi ayet 23”
Allah, Allah! Eli erde, yüzü yerde özü darı Mansur da. Hak Muhammed-Ali yolunda Erenler meydanı Pir divanında, canı kurban, teni terceman on iki imam ve on dört masum Pak Efendilerimizin dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak kavliyle Hak erenlerin nasihatlarını kabul etmek üzere yalın ayak yüzü üzere sürünerek gelmiş (İsimleri) Ayini Cem Erenlerinin izni icazetiyle Muhammet- Ali yoluna Seyyid Muhammet Hünkar Hacı Bektaş Veli tariki nazenine dahil olmak üzere koç kuzulu kurbanlarıyla gelmişler, Hakkı görmüş Rahı Hak bilmiş, Nesimi gibi yüzülüp Mansur gibi asılıp, Fazlı gibi borçtan halas olmak dilerler. Himmeti Pir niyaz ederler. Allah Eyvallah!
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul, muradın hasıl Yüzün ak ola Aliyyel Murtaza başın Hızır Yoldaşın olsun Aliyyel Murtaza Efendimizin Hüsnü himmetleri üzerinde olsun. Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaş Veliden olsun Gerçek erenler demine Hu!...Mümine ya Ali.
GÖZCÜ Allah…Allah Allah’tan ola hidayet Muhammed Mustafa dan bize şefaat Aliyyel Murtaza dan ola keramet Hünkar Hacı Bektaş Veli den ola himmet kırklar meydanında Pirimiz Gözcü er Mustafa dan Karaca Ahmet Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul muradın hasıl olsun. Gözcü Er Mustafa ve Karaca Ahmet Efendilerimizin hüsnü himmetleri üzerinizde olsun. Dil bizden nefes pirimiz Hacı Bektaşi Veli den olsun. Gerçek erenler demine Hu!
ZAKİR Allah…Allah Erenler meydanı Hak divanında nefes okumaya, duaz imam söylemeye, yolumuz erkanımız üzere şelpe vurup hak demeye geldik. Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul muradın hasıl olsun ağzınız ağrı dert görmesin nefesiniz kimya olsun Hizmet piriniz Bilalı Habeş, Abdüs samet, İmam Bakır ve yedi ulu ozanlarımızın hüsnü himmetleri üzerinizde olsun.Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali…
BEKÇİ Allah…Allah Güruhu naciyim Kırklar Meydanında bekçiyim Hamdülillah Pirimiz Hacı Bektaşi Veli dir Ali Muhammed den üstadımız İmam Hasan dır. Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülend’e selavat
BEKÇİ Allah…Allah Erenler meydanında yolumuz hak ola müşkülümüz hal ola Bu yolun sahibi bizleri saklaya bekleye. Ber Cemalı Muhammet Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah …Allah Erenler sefasına bekçiler davasına Yaptığınız hizmetleriniz kabul muratlarınız hasıl olsun.Piriniz İmam Hasan Efendimizin Hüsnü Himmetleri üzerinizde olsun. Gerçek erenler demine hu! Mümine ya Ali…
SÜBÜRKECİ Allah…Allah Güruhu Naciyim Kırklar meydanında sübürkecüyim pir divanında durucuyum. Hamdülillah Pirimiz Hacı Bektaş Velidir. Ali Muhammedden üstadımız Seyidi Ferraşidir. Allah eyvallah Nefes pirdedir.
SÜBÜRKECİ Allah ..Allah Üç bacıydık Güruhu Naciydik Kırklar meydanında sübürkeciydik. Sübürkeci Selman kör olsun Mervan gele yetişe Methi yi sahip zaman Allah eyvallah nefes pirdedir.
SÜBÜRKECİ Allah…Allah Güruhu Naci yim kırklar meydanında sübürkeciyim. Hüseyin’i kerbela için gözlerim kanlı yaştır. Yüzbin lanet olsun yezidin bağrı kara taştır. Erenler meydanında Aliyyel Murtaza baştır Pirimiz kırklar içinde seyidi Ferraştır
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul ola muradın hasıl ola Seyidi Ferraş efendimizin Hüsnü himmeti üzerinizde ola Gerçek erenler demine hu ! Mümine ya Ali.
DEDE Allah …Allah Saile Selman mülkü Süleyman Kör olsun Mervan, Cennette Rıdvan carımıza yetişsin Ali şahı Merdan hizmetin hakka geçe Seyidi Ferraş efendimizin hüsnü himmeti üzerinize ola Gerçek erenler demine Hu!..
İBRİKÇİ Allah…Allah Ben gulamı Haydarıyem etmem adudan havf-u pak çünkü bu yolda örnektir Selmani pak gönlümüzü hakka bağlayıp yunduk arındık olduk pak Nefes pirdedir.
İBRİKÇİ Allah…Allah Haydarın yolunda sinem oldu çark dergahına yüz sürüp olmuşum haki pak Erenler bir yol kurdu kırklar içinde pirimiz üstadımız Selmani pak Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende Selavat.
DEDE Allah …Allah Hizmetleriniz kabul muradınız hasıl ola elleriniz dert görmeye gönlünüz incinmeye isteğinizi dileğinizi hak Muhammed Ali vere Selmani Pak efendimizin Hüsnü himmetleri üzerinizde ola Gerçeğe Hu!..
DOLUCU Allah…Allah Bade seni bade seni vermeyelim yade seni münkirin ne hakkı var zerre kadar dade seni Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Dolularımız dolu olsun gönüller hep gani olsun yardımcımız Şahı Merdan on iki İmam olsun içirenlere delil, içenlere aşk ilahi olsun. İçtiğimiz bu demler abu Kevser olsun Kızıldeli, Akyazılı sultan efendilerimizin demi yürüsün. Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaşi veliden olsun Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali.
SECCADE Allah…Allah destur pirim Muhammed Mustafa’nın dır Bu seccade Aliyyel Murtazanındır bu seccade oniki İmamlarındır bu seccade Pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi Velinin dir bu seccade Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah .Allah postlar kadim ola İnkar def ola hayıra gelmiş hayıra serilmiş ola .Kırklar meydanında serilen bu seccadenin üzerinde sorgulanan canların didarı cennet ola günahları af ola seccadeniz temiz yüzünüz ak olsun Hz Fatıma anamızın hüsnü himmetleri üzerinizde olsun.Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaş Veliden olsun Gerçek erenler demine Hu!
KUBANCI Allah…Allah Kurbanımız kabul ola Arasatta İmam Cafer sürüsüne karışa Aşk ile geldim meydana şahı katar uzatıyorum Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah ..Allah Kurbanlarınız kabul ola.yardımcınız Hak Muhammed Ali on iki İmam ola hayır hizmetleriniz kabul muratlarınız hasıl ola hizmet piriniz Muhammed Ensar ve Kasap Cömert efendilerimizin hüsnü himmetleri üzerinizde ola dil bizden nefes pirimiz Hacı Bektaş Veliden Ola Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali
PERVANE Allah…Allah Kırklar meydanında semah dönmeye Pir divanında hak aşkıyla yanmaya geldik hamdulillah Pirimiz Hacı Bektaş Veli dir Ali Muhammed’den üstadımız Hz Fatıma, Abuzer Gaffari dir. Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat
DEDE Allah ..Allah Hayır hizmetiniz kabul muradınız hasıl ola İsteğinizi dileğinizi hak Muhammed Ali vere Döndüğünüz semahlardan hayır hasenet göresiniz Abuzer Gaffari nin ve Hz Fatıma nın hüsnü himmetleri üzerinizde ola Aliyyel Murtaza Kırklar semahına kaydede Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali.
SOFRACI Allah…Allah Evvel Allah diyelim…Kadim Allah diyelim…Geldi Ali sofrası Hak versin biz yiyelim Allah eyvallah Nefes Pirdedir. “lokma dağıtıldıktan sonra ise” Elimde yoktur kantar terazi herkes odlumu hakkına razı… Diyerek toplumdan razılık alındıktan sonra dede yemeğe başlama duası verir.
DEDE “Yemeğe başlamadan önce” -Onlar içleri çektiği halde yiyeceğini yoksula, öksüze, ve esire yedirirler. Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz . bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz derler “İnsan suresi ayet 8-9 “ Lokma hakkına evliya keremine gerçekler demine desturu pir izni mürşit yürüyenin lokması yürüye gerçek erenler demine Hu! Mümine Ya Ali.
DEDE “Yemek yenildikten sonra” -Allah …Allah Nimeti celil. Bereketi Halil .Şefaatı Resul. İnayeti Ali. Himmeti Pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi veli bu gide ganisi gele Hak Muhammed Ali kabul ede yiyene helal yedirene delil ola. Yiyeni yedireni pişirip getireni Hak saklaya Hızır Bekleye Şayen lillah Allah eyvallah
İZNİKÇİ Allah …Allah Kırklar Meydanında İznikçiyim Pir divanında durucuyum.Pirimiz Hacı Bektaşi Velidir. Ali Muhammed den Üstadımız Hüzeymetül Ensaridir. Ber Cemali Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Hayır hizmetin kabul muradın hasıl olsun Piriniz Hüzeymetül Ensarinin Hüsnü himmetleri üzerinizde olsun. Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaşi Veliden Olsun Gerçek erenler demine hu ! Mümine ya Ali..
ÇERAĞCI Yaradan Tanrı adıyla (“Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir. Cam ise sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Bu, ne yalnız doğuda, ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile neredeyse yağın kendisi aydınlatacak nur üstüne nurdur. Allah, dilediğini nuruna kavuşturur. Allah, insanlara misaller verir. O her şeyi bilir)”Nur suresi Ayet 35”
(Eğilip çerağı yakar. Diz üstü durarak aşağıdaki tercemanı okurken, Cem erenlerini selavat vermeye çağırır.)
Çerağı rüşan, fahr-i Dervişan, zuhur-i iman, Himmet-i Piran, Pir-i Horosan, Kürşad-ı Meydan, Kuvve-i Abdalan, Kanun-u Evliya gerçek Erenler Demine Hü! Çerağ-ı Evliya nuru-s Semavat, ki bu menzildir ol turu münacat. Kaçan kim ruşen ola kıl niyaz, Muhammed-Ali’ye candan Salavat.
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed Mustafa
“ “ “ Aliyyel Murtaza
Hasanü-l Mücteba
Huseyn-i Kerbela
Zeyne-l Aba
Bakır Baha
Cafer Rehnuma
Kazım Musa
Ali Sultan Rıza
Muhammed Taki
Ali Naki
Hasan Askeri
Muhammed Mehdi
(Çerağcı Selavattan sonra Çerağın sağına soluna önüne niyaz ettikten sonra ayağa kalkarak geri geri çekilir. Meydanın orta yerinde dara durup aşağıdaki duvazı okur.)
ÇERAĞ Çün çerağı fahr uyandırdık Hüdanın aşkına
Seyyid el kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına
Sakii Kevser Aliyyel Murtazanın aşkına
Hem Hatice Fatıma Hayrünissanın aşkına
Şah Hasan Hulki Rıza hem Şah Hüseyni Kerbela
Ol imamı etkiya Zeynel abanın aşkına
Hem Muhammed Bakir ol kim nesli Paki Murteza
Cafer üs Sadık İmamı Rehmümanın aşkına
Musai Kazım İmamı Serfirazı ehli Hak
Hem Ali Musa Rızayı Sabiranın aşkına
Şah Taki ve Ba Naki hem Hasanül Askeri
Ol Muhammed Mehdi Sahip Livanın aşkına
Pirimiz üstadımız Bektaş Velinin aşkına
Haşredek yanan yakılan aşikanın aşkına
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul, muradın hasıl ola. Cabir Ensarinin himmeti üzerinde ola. Gerçek Erenler demine Hu!
(Duasını alan Çerağcı meydanı terk ederken Zakirler devreye girerler)
SAKKA Bismi Şah..”-Biz her canlıyı sudan yarattık”(Enbiya suresi Ayet 30”) .Bütün dertlere derman olsun . Selamullah ala İmam Hüseyin Ve âl-i İmam Hüseyin Evlad-ı imam Hüseyin Lanetullah katil-i İmam Hüseyin .(Allah ın laaneti İmam Hüseyin in Katilinin üzerine olsun)
Lütfuna muhtacız eyle ihsan ya Hüseyin---Derdimize senden derman eyle derman ya Hüseyin-- -Gayriye muhtaç kılma âşıkânı elaman---Sen medet kıl bizlere her vakit yâ Hüseyin---Sad hazeran Laanet olsun ol güruhu dalâle---Nakz-ı ahd ile şehit kıldılar anlar seni ya Hüseyin---İsm-i Pâkin aşkı için zikredeni koyma zulmette hergiz---Bermurad et dide-i giryan ile ağlayanı Ya Hüseyin---İznin ile su tapşırdım aşkına vermek için---Aşkınla içenlere kıl ab-ı hayat Ya Hüseyin.
Bercemali Muhammed Kemali Hasan Hüseyin Ali Ra Bülende Salavad!
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed.
(Sakka sürahiden küçük bardaklara birer yudumluk su koyarak dede ile birlikte üç kişiye su verirken)
SAKKA Geçmişiz biz canı baştan erenler aşkına
Can gözü dem be dem Hakkı görenler Aşkına
Kerbela deşti gamında can verenler aşkına
Gözüm yaşı sebil ettim Şahı şehidim adına
(Sonra meydanın çevresini dolanarak elindeki sudan tüm cemde oturanlara serpiştirirken)
SAKKA Selamullah ya Hüseyin (3 Kez) Ahmedi Muhtar aşkına Hayderi Kerrar aşkına Sadıkı Sakka Selman pak aşkına. Sakkahüm ya imam Hasan Sakkahüm Şah Hüseyin Kıl şefahat katresi düşene ya Hüseyin Yardım eyle Allah.. Allah çağrışana ya Hüseyin Selamullah ya Hüseyin (3 kez)
(Sakka bundan sonra meydanın ortasında dara durur)
DEDE Allah,Allah! Hizmetini şehidler Şahı kabul etsin. Selmanı Pakın himmeti üzerinde olsun. Gerçeğe hu!
DAR GÜLBANGI Allah ..Allah Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan, çağırdığınız pirden hayır hasenet göresiniz. Cenabı Hak ikrarınızda ber karar eyleye Muhammed’e kul Ali’ye talip eyleye. Ceddi cemalım ve pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi Veli efendimiz Bu yoldan, bu dardan, bu pirden ayırmaya. Şeytan şerrinden adu mekrinden koruya dilde dileklerinizi gönülde muratlarınızı vere. Dil bizden nefes pirimiz Hacı Bektaşi Veliden ola. Gerçek erenler demine Hu! Mümine Ya Ali.
NAD-I ALİ DUASI Allah …Allah
Nad-ı Aliyyen mahzar-ül acaip
Tecidühü avnen leke fin –nevaip
Li küllü hemmin ve ğammin seyen-celi
Binur-u azametike Ya Allah Ya Allah Ya Allah
Binur-u nübüvetike Ya Muhammed Ya Muhammed Ya Muhammed
Binur-u Velayetike Ya Ali Ya Ali Ya Ali
Edrikni edrikni edrikni
La fetta illa Ali la seyfa illa Zülfikar
La gaza illa gaza el –Murtaza bil iktidar
Her bir kaza ve bela senden gelirse
Def eyle ya Perverdigar
Münkirin boynundan gitmesin Tığ ile teber
La fetta illa Ali La seyfa illa zülfikar
Gerçek erenler demine hu mümine ya Ali
Burada verilen deyiş ve duazlar örnek olarak verilmiştir. Yapılacak cemlerde Zakir lerin ezberindeki duaz, deyişlere ve yöresel farklılıklara göre çeşitlilikler gösterebilir. Ayrıca gelmiş geçmiş ozanlarımızın deyiş ve duaz larının yapılan cemleri mizde söylenmesinde hiçbir sakınca yoktur. Hatta onları anmak açısından yararlıdır.
Ergül ŞANLI
1. DEDE (Secem’de denilir. Cemi yönetir. Sorunları çözer toplumu aydınlatır eğitir. Hizmet sahibi, Hz Muhammed, Hz Ali, Hacı Bektaş Veli dir.)
2. REHBER (Görgüsü yapılacaklara ve ceme katılanlara yardımcı olur. Hizmet sahibi, Hz Ali dir)
3. GÖZCÜ (Cemde düzeni ve sükuneti sağlar. Hizmet sahibi, Gözcü Er Mustafa, Karaca Ahmed dir)
4. ÇERAĞCI (Çerağın yakılması meydanın aydınlatılması ile görevlidir. Hizmet sahibi, Cabir-ül Ensari, Hadi Ekber)
5. ZAKİR (Deyiş, duaz, miraçlama söyler. Saz çalar. Hizmet sahibi, Bilalı Habeş, Abdüssamet, Yedi Ulu Ozan İmam Bakır, İmam Cafer.)
6. FERRAŞ (Sübürke- Car çalar. Gerekirse Rehbere yardım eder. Hizmet sahibi, Selman Farisi, Selmanı Piripak)
7. SAKKA ( İbriktar El yıkanması ve sakka suyu dağıtır. Hizmet sahibi, Hz Hüseyin, Gulam Kamber, Salmani Pak)
8. SOFRACI ( Kurbancı, kurban ve yemek işlerine bakar. Hizmet sahibi, Muhammed Ensari, Hz İbrahim, Kamber,
Kasap Cömert)
9. PERVANE ( Semahçı semah yapanlar. Hizmet sahibi, Abuzer Gaffari, Hz Fatıma dır. )
10. PEYİK ( Cemi komşulara haber verir. Hizmet sahibi, Amrı Eyyar, Cebrail Musaffa dır.)
11. İZNİKÇİ (Cem evinin temizliğine bakar. Hizmet sahibi, Hüzeymetül Ensari dir.)
12. BEKÇİ (Kapıcı, Cem’in ve cem evine gelenlerin güvenliğini sağlar. Hizmet sahibi, Hz Hasan, Hz Hüseyin dir.)
DEDE: Azamtü ileyke ya Ali...
Ekremtü ileyke ya Ali...
Eslemtü ileyke ya Ali..
Enamtü ileyke ya Ali.
Diye Posta niyaz ederek yerine oturur. Erenler, Canlar! Bizim yolumuz rıza yoludur. Biz Fakirlerin sizlere Dedelik yapmasına Razı mısınız? Razı mısınız? Razı mısınız? Diye sorarak cemaattan razılık alır. Daha sonrada toplumun birbirinden razı olmasını sağlar. Daha sonra özlü bir Balım Sultan sohbeti yapar. Sohbet esnasında toplumun bilgi seviyesine göre gerekli gördüğü açıklamaları yapar.
(Cem evine gelen erkek ve bacılar getirdikleri çörek kuru yemiş meyve gibi yiyecekleri hizmet sahibine verdikten sonra sağ elleri göğüste olduğu halde duaya dururlar. Dede lokma dualarını verir.)
DEDE : Allah! Allah! Lokmalar kabul ola. Muratlar hasıl ola. Hak Muhammed Ali Kabul eyleye... İmam Hasan Şah Hüseyin Hünkar Hacı Bektaş Veli defterine kayıt ola. Nur’u Nebi Kerem-i Ali Pirimiz Hacı Bektaşi Veli gerçek Erenler Demine Hu Mümine Ya Ali. (Dua alındıktan sonra eşleriyle birlikte yarım ay şeklindeki sırada yerlerini alıp diz çökerler.Ardından hizmet sahipleri Dede tarafından meydana çağırılır Hizmet sahipleri meydana niyaz edip topluca dara dururlar.)
DEDE Allah Allah! Akşamlar hayır ola, Hayırlar feth ola şerler defola, hizmetleriniz kabul ola. Muratlarınız hasıl ola. Hazır, gaib, zahir batın ayini Cem erenlerinin nur cemallerine aşk ola. On sekiz bin alemle mümin, müslim cümle kardeşlerimizi Muhammed- Ali gülbangından mahrum eylemeye. Allah cümlemizi didarı ehli beyte meşrebi hüseyine nail eyleye Muhammet el mustafa, Aliyyel Murtaza, Cebrail Musaffa, Gözcü Er Mustafa, Gulam Kamber, Çerağcı Cabir Ensar, Selmani Farisi, Bilal Habeşi, Kurbancı Mahmut Ensari, Gulam Kisani, Semahcı Abuzer Gaffari, Fatımatül Zehra, Amırı Eyyar ve İznikci, Hüzeymenin hüsnü himmetleri üzerinizde ola. Saklaya bekleye dil bizden nefes Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli den ola Vaktin imamı Veliyettin Efendimizin defterine kayıt ola gerçek erenler demine hu! Mümine Ya Ali!
(Hizmet sahipleri meydana niyaz edip topluca ikinci kez dara dururlar)
DEDE Tecella, tevella Hakka yazıla. Tecellanız temiz, yüzünüz ak ola. Tecella gören Cehennem narı görmeye. Erenlerden himmet, Şey’an- Lillah Allah eyvallah.
(Hizmet sahipleri hizmetleri başına dönerken Ferraş meydana üç kez süpürge çaldıktan sonra süpürgeyi sol koltuğuna alarak dara durur.)
FERRAŞ Allah, Allah! Guruhu Naciyim.Kırklar Meydanında süpürgeciyim. Pir Divanında durucuyum. Hamdü-Lillah Pirimiz Hacı Bektaş Veli dir. Ali Muhammed den üstadımız Seydi Ferraşidir. Allah eyvallah. Nefes Pir nefesidir.
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul ola. Muradın hasıl ola. Seyyid Ferraş Efendimizin Hizmeti üzerinde ola. Gerçek erenler demine hu!
(Ferraş, bulunduğu yere niyaz edip geri geri çekilerek meydanı terk eder.
Daha sonra, seccadeyi serecek olan kişiler gelerek dedenin huzurunda dara durur.)
SECCADE DUASI : Allah Allah! Destur Pirim Muhammet Mustafa’nın dır bu seccade. Ali’yel Murtaza nın dır bu seccade. Hatice’i Kübra Fatmayı Zehranındır bu seccade. On iki imamlarındır bu seccade. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş-i Velinindir bu seccade. Ber Cemal-i Muhammed, Kemal-i Hasan Hüseyin Ali-ra Bülende selevat.
CEMAAT: Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammet.
DEDE Allah Allah! Post kadim ola. İnkar defola. Hayıra gelmiş hayıra serilmiş ola. Kırklar Meydanına serilen bu kutsal seccadenin üzerinde sorgulanan Canların didarı Cennet ola. Günahları af ola. Seccaden temiz, yüzün ak ola. Hak Muhammet Ali Fatıma ehli beyit on iki imamların hüsnü himmetleri üzerinizde ola. Dil bizden, nefes Hünkar Hacı Bektaş-i Veliden ola. Gerçeğe Hü Mümine ya Ali.
DEDE : (Duanın ardından Rehbere hitaben) Erenler, Görgüsü yapılacak canlar varsa Meydana getirilsin!
(Rehber sağda olmak üzere dört kişilik veya iki kişilik bir aile meydana getirilir.)
.( Rehber dede huzurunda dualarını verir.)
REHBER ( Her ikisi “Rabbimiz kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmesen biz kaybedenlerden oluruz.” Dediler) “Araf suresi ayet 23”
Allah Allah! Eli erde, yüzü yerde özü darı Mansurda. Hak Muhammed-Ali yolunda Erenler meydanı Pir divanında, canı kurban, teni terceman on iki imam ve on dört masum Pak Efendilerimizin dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak kavliyle Hak erenlerin nasihatlarını kabul etmek üzere yalın ayak yüzü üzere sürünerek gelmiş (İsimleri) Ayini Cem Erenlerinin izni icazetiyle Muhammet- Ali yoluna Seyyit Muhammet Hünkar Hacı Bektaş Veli tariki nazenine dahil olmak üzere koç kuzulu kurbanlarıyla gelmişler, Hakkı görmüş Rahı Hak bilmiş, Nesimi gibi yüzülüp Mansur gibi asılıp, Fazlı gibi borçtan halas olmak dilerler. Himmeti Pir niyaz ederler. Allah Eyvallah!
DEDE Cemaata siz bu canlardan razımısınız diye yüksek sesle üç defa sorar. Görgüsü yapılanların toplum tarafından razılığı alınır. Şikayetçi olan varsa mesele halledilir. Görülenler ayakta darda iken
DEDE (“ Ey inananlar Allahtan sakının doğrularla beraber olun”)”Tevbe suresi ayet 119 “ Tevbe günahlarımıza estağfirullah, elimizle, dilimizle, belimizle işlediğimiz günahlara tevbe- estağfirullah, kalbimizle cem-i azamızla işlediğimiz günahlarımıza tevbe- estağfırullah, isyanımıza tevbe estağfurullah
Canı dilden el bağladım evliya erkanına ..
Hamdulillah gene durdum pirimin divanına..
El aman sığındım erenler lüfu ihsanına..
Bu yolda canım kurban pirimin fermanına
Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Aliyü ra Bülende selavat
CEMAAT Allahümme salli ala seyidina Muhammet ve ali Muhammed.
GÖRÜLENLER Yüz üzeri kapanırlar.
.
DEDE (Yüz üzeri kapanıp secdede duran görünenler için) Geldiğin Ali yolu, durduğun Mansur dar’ı, gördüğün Hak didarı, Hak cesedine can verdi. Kalbine iman verdi. Ağız talib, dil mürşid Erenler meydanında ne gördün ne işittin?
GÖRÜLENLER (Başları secdede) Hak gördük, Hak işittik
DEDE Allah Eyvallah Kapısında, döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır. Doğru gez, dost gönlünü incitme. Mürşide teslimi rıza ol. Yalan söyleme, haram yeme, zina etme. Elinle komadığın şeyi alma gözünle görmediğin şeyi söyleme. Gelme gelme, dönme, dönme. Gelenin malı, dönenin canı. Riya ile ibadet, şirk ile taat olmaz. Söylediğin meydanın, sakladığın senin. Baş kaldır doğru söyle,(görgüsü yapılanlar ayakta dara kalkar)
DEDE (sorar) erenler ayini cem erenleri gördüklerine şahitlik ettiler. Birde sizi sizden soralım. Bizlerin görmediği zamanlarda ve yerlerde Hak Muhammed Ali yoluna aykırı işleklerde bulundunuz mu?
GÖRÜLENLER Tevbe estağfurullah (derler)
DEDE (Sorar) Erenler Meydanında Pir huzurunda mürşidine rıza ile teslim oldun mu? Allah, Muhammed, Ali, On iki imam ve Ehli beyt soyuna imanı ikrar ettin mi? Kazaya razı olup kadere bağlandın mı? Nacilerin pişuvası İmam Cafer Sadık’ın ictihatı üzere Hak dediğimizi hak bilip, batıl dediğimizi batıl bildin mi? Muhammed Ali’nin ve Ehl-i Beytin sevdiğini sevip tevella sevmediğini sevmeyip teberra ettin mi? Dört kapı, kırk makam Hak mı? Oniki yas-ı matem Hak mı? Suret-i Hak’tan görünüp, dünya menfaatiyle gözünü kamaştıracak münafıkların sözlerine aldanıp erenler yolundan uzaklaşırsan mahşer günü yüzün kara olsun mu?
GÖRÜLENLER (Her soruya) Allah Eyvallah!
DEDE Allah Muhammed- Ali, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ikrarınızda sabit kadem eyleye, gerçek Erenler demine Hu!
(Bunun üzerine görünenler aynı sırada olmak üzere dedenin önünde diz üzeri oturur. Dede en sağ tarafta oturanın sağ elinden tutar. Baş parmağını kendi baş parmağına rapteder. Talip sol eliyle dedenin eteğinden tutar. Onun solunda oturan eşi ve diğerleri kendi sağındakinin eteğinden tutar. Dede görünenlerin kulaklarına yakın bir mesafeden hafif bir sesle Yedullah ayetini okur. )
(“Ey Muhammed! Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler Allah’a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Verdiği bu sözden dönen ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allaha vermiş olduğu sözü yerine getirene Allah büyük ecir verecektir.”)”Fetih suresi Ayet 10”.
(Bundan sonra dede sağ elinin parmakları açılmış vaziyette, görülen taliplerin ayrı ayrı sırtlarına üç defa vururken)
La fetta illa Ali La seyfa illa zülfükar Nasrun min Allahı ve fethun karip beşerül müminin Ya Allah ya Muhammet ya Ali Pirimiz üstadımız kutbul alem Hünkar Hacı Bektaşi Veli Şahı horasan ..Desturu pir..
yukarıdaki dua aşağıdaki şekildede okunabilir
(Ali’den başka fatih, Zülfikardan başka kılıç yoktur.)- (“ Yardım Allah’tandır. Kazanç fetih yakındır. İnananlara müjde olsun) (Saf suresiAyet13)
(Görgüsü biten canlar, niyazını yaparak yerlerine çekilirler.Cemaat onları aramıza hoş geldiniz miracınız kutlu olsun diye kutlar.)
Görgü bittikten sonra meydana kurban getirilir. Kurbana su ve tuz verildikten sonra Kurban sahibi yönü dedeye dönük olduğu halde sağ eliyle kurbanın sağ bacağını hafifçe havaya kaldırır.
KURBANCI :Allah Allah kurbanımız kabul ola Arafatta İmam Cafer sürüsüne karışa Erenler aşk ile meydana geldim şahı katar uzatıyorum Ber Cemalı Muhammet Kemalı Hasan Hüseyin Aliyü ra Bülend’e selavat
CEMAAT Allahümme salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed
DEDE Allah Allah kurbanımız kabul ola muradınız hasıl ola yardımcınız hak Muhammet Ali ola piriniz Muhammet ensar hazretlerinin hüsnü himmetleri üzerinizde ola dil bizden nefes pirimiz hacı Bektaşi Veli den ola..gerçeğe hu mümine ya Ali (“İkisi de Allah’a teslim oldular. Babası oğlunu alnı üzerine yatırdı. Biz “Ey İbrahim rüyayı gerçek yaptın” dedik. Bu denemede onu ödüllendirdik. Ona bir kurban fidye verdik.”) Saffat suresi Ayet (103-104-105-106-107)
Kurban-ı Halil, Ferman-ı Celil, Tığ-ı Cebrail, İtaati İsmail.
Dedikten sonra cemaatla birlikte aşağıdaki dua üç defa tekrar edilir.
“ Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Eşhedü en La İlahe İllallah Vallah-ü Ekber. Allah-ü Ekber ve Lillah- il hamd.
“ Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Eşhedü en La İlahe İllallah Vallah-ü Ekber. Allah-ü Ekber ve Lillah- il hamd
“ Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Allah-ü Ekber. Eşhedü en La İlahe İllallah Vallah-ü Ekber. Allah-ü Ekber ve Lillah- il hamd
La fetta illa Ali, la seyfe illa Zülfikar. (Aliden başka fatih Zülfükardan başka kılıç yoktur .)
Nasrün-min Allah-i ve fethün karib ve beşşr’il mü’mınin (Yardım Allahtandır .kazanç”fetih” yakındır inananlara müjde olsun)”” Saf suresi ayet 13”
Ya Allah, Ya Muhammed, Ya AliPirimiz Üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-i Veli.
Diyelim gönül birliğiyle Allah Allah!
(Dede aşağıdaki gülbankı söylerken tüm cemaat, secdeye vararak alınları yerde dinlerken her cümle sonunda)
“Allah! Allah! “ derler.
DEDE Allah! Allah! Akşamlar hayır ola. Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Münkirler mat, münafıklar berbat ola.Müminler şad ola. Meydanlar abad ola.Sırlar mestur, gönüller mesrür ola. Hak Muhammed Ali yardımcımız ola. On iki imam, on dört masum pak, on yedi kemer best katarlarından didarlarından ayırmaya Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş Veli muin ve dest’girimiz ola. Cenab-ı Hak münkir münafık şerrinden, adü mekrinden hifz-i emande eyleye. Dertlerimize derman, hastalarımıza şifa, borçlarımızı eda, nasib ve müyesser eyleye. Allah, Gökten hayırlı Rahmetler, yerden hayırlı bereketler ihsan eyleye. Namerde muhtaç eylemeye. Kurbanlarımızı Dergah-ı izzetinde kabül eyleye. Lokmaya sevap yazıla. Kazaları, afetleri belaları defetmiş ola. Dil bizden nefes, Hazreti Hünkardan ola. Nür-u Nebi Kerem-i Ali Gülbank-ı Evliya Hünkar Hacı Bektaş Veli, gerçek Erenler Demine Hü.
ZAKİR (Duayı Takip Zakirler üç nefes bir duaz söyler.)
Akıl ermez yaradanın sırrına
Muhammed Ali’ye indi bu kurban
Kurban olam kudretinin nuruna
Hasan Hüseyin’e indi bu kurban
Ol İmâm Zeynel’in destinde idim
Muhammed Bâkır’ın dostunda idim
Ca’fer-i Sâdık’ın postunda idim
Mûsa Kâzım, Rızâ’ya indi bu kurban
Muhammed Takî’nin nûrunda idim
Aliyyün-Nakî’nin sırrında idim
Hasanü’l –Askerîn dârında idim
Muhammed Mehdî’ye indi bu kurban
Aslı Şâh-ı Merdan,gürûh’u Naci
Gerçeğe bağlıdır bu yolun ucu
Senede bir kurban tâlibin borcu
Pir-i Tarikat’a indi bu kurban
Tarikattan hakikat’a ereler
Cennet-i Âlâ’ya hülle sereler
Muhammed –Ali’nin yüzün göreler
Erenler aşkına indi bu kurban
Şâh Hatâyim eder bilirmi her can
Kurbanın üstüne yürüdü erkân
Tırnağında tesbih kanında mercan
Mü’min müslüman’a indi bu kurban
(Duaz bitince Zakir, sazların üstüne eğilerek dededen dua ister)
DEDE Allah Allah! Hizmetleriniz kabul, muradlarınız hasıl ola. Ağzınız ağrı dert görmeye. Zikrettiğiniz, Erenlerin Evliyaların ve Hizmet Piriniz Bilal-i Habeşi Abduş Samed Hz İmam Bakır’ın Hüsnü himmetleri üzerinizde Hazır ve nazır ola. Demi Hünkar Kerem’i evliya gerçek erenler demine Hu!
FERRAŞ : (Farraş gelerek meydana yine üç kez süpürge çalar.) Allah allah Güruhu naciyim kırklar meydanında süpütkeciyim pir divanında durucuyum hamdülillah pirimiz Hacı Bektaşi Velidir Ali Muhammed den üstadımız seyyidi ferraşidir Allah eyvallah nefes pirdedir..)
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul ola. Muradın hasıl ola. Seyyidi Ferraş efendimizin himmeti üzerine ola. Gerçek erenler demine Hu!
(Kurban işleminin bitmesiyle birlikte o zamana kadar yan yana oturan cemaate hitaben.)
DEDE Dar çeken Didar göre.Didar gören cehennem narı görmeye. Erenler sefasına vara. Gerçek erenler demine Hu! Diye ihtiyaç molası verilir. Bu arada dede bilgisi dahilinde, Balım Sultan muhabbeti yapar.
Çerağ uyarması ile Hizmete başlanır. Çerağ hazırlığı sürerken dede Balım sultan muhabbeti yapar.
(Çerağcı çerağ malzemesini dedenin bulunduğu yere yakın şekilde meydana koyduktan sonra önünde dar’a durur.
ÇERAĞCI (“Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir. Cam ise sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Bu, ne yalnız doğuda, ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile neredeyse yağın kendisi aydınlatacak nur üstüne nurdur. Allah, dilediğini nuruna kavuşturur. Allah, insanlara misaller verir. O her şeyi bilir)”Nur suresi Ayet 35”
(Eğilip çerağı yakar. Diz üstü durarak aşağıdaki tercemanı okurken, Cem erenlerini selevat vermeye çağırır.)
Çerağı rüşan, fahr-i Dervişan, zuhur-u iman, Himmet-i Piran, Pir-i Horosan, Kürşad-ı Meydan, Kuvve-i Abdalan, Kanun-u Evliya gerçek Erenler Demine Hü! Çerağ-ı Evliya nuru-s Semavat, ki bu menzildir ol turu münacat.
Kaçan kim ruşen ola kıl niyaz, Muhammed-Ali’ye candan Salavat.
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed Mustafa
“ “ “ Aliyyel Murtaza
Hasanü-l Mücteba
Huseyn-i Kerbela
Zeyne-l Aba
Bakır Baha
Cafer Rehnuma
Kazım Musa
Ali Sultan Rıza
Muhammed Taki
Ali Naki
Hasan Askeri
Muhammed Mehdi
(Çerağcı Selavattan sonra Çerağın sağına soluna önüne niyaz ettikten sonra ayağa kalkarak geri geri çekilir. Meydanın orta yerinde dara durup aşağıdaki duvazı okur.)
ÇERAĞ Çün çerağı fahr uyandırdık Hüdanın aşkına
Seyyid el kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına
Sakii Kevser Aliyyel Murtazanın aşkına
Hem Hatice Fatıma Hayrünissanın aşkına
Şah Hasan Hulki Rıza hem Şah Hüseyni Kerbela
Ol imamı etkiya Zeynel abanın aşkına
Hem Muhammed Bakir ol kim nesli Paki Murteza
Cafer üs Sadık İmamı Rehmümanın aşkına
Musai Kazım İmamı Serfirazı ehli Hak
Hem Ali Musa Rızayı Sabiranın aşkına
Şah Taki ve Ba Naki hem Hasanül Askeri
Ol Muhammed Mehdi Sahip Livanın aşkına
Pirimiz üstadımız Bektaş Velinin aşkına
Haşredek yanan yakılan aşikanın aşkına
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul, muradın hasıl ola. Cabir Ansarinin himmeti üzerinde ola. Gerçek Erenler demine Hu! (Duasını alan Çerağcı meydanı terk ederken Zakirler devreye girerler)
ZAKİRLER Konuyla ilintili kendi tercihleri doğrultusunda 3 duaz okurlar.
Hata ettim Hüda yaktı delili.
Muhammed Mustafa yaktı delili.
Ol Âl-i abâ’dan Haydar-ı Kerrar
Aliyyü’l Murtaza yaktı delili
Hatice’tül Kübra Fatıma Zehra
Ol Hayrü’n nisâ yaktı delili
İmâm Hasen aşkına girdim meydana
Hüseyin’i Kerbelâ yaktı delili
İmâm Zeynel, İmâm Bakır-ü Ca’fer
Kâzım Mûsa Rızâ yaktı delili
Muhammed Takî’den hem Ali Nakî
Hasanü’l Askerî yaktı delili
Muhammed Mehdî ol sahib zaman
Eşiğinde âyet yaktı delili
Bilirim günahım hadden aşubdur
Hünkar-ı Evliya yaktı delili
On iki İmâmdandır bu nur Hatâyi
Şir-i Yezdân Ali yaktı delili
İkinci söylemde “Kurdu bu yolu” üçüncü söylemde “Kabul eylesin” denilerek söylenebilir.
(Duaz bitince Zakirler duaya dururlar)
DEDE Allah Allah! Hizmetleriniz kabul ola. Muradlarınız hasıl ola.Muhammed-Ali Ehli beyt Katarlarından, didarlarından ayırmaya. Adlarını zikrettiğiniz On iki İmamların himmeti üzerinizde ola. Diliniz derd görmeye. Dil bizden nefes Hazreti Hünkardan ola. Gerçeğe Hü!
(Süpürgeci meydana üç kez süpürge çalar)
FERRAŞ Allah Muhammed Ya Ali. Pirimiz Hacı Bektaşi Veli. Allah Allah! Biz üç bacıydık. Güruhu Naciydik. Kırklar Meydanında süpürgeciydik.. Süpürgeci Selman, kör olsun Yezidi Mervan Gele yetişe Mehdi sahip zaman. Nefes pirden ola Allah Eyvallah!
DEDE Allah Allah Saile Selman mülkü Süleyman Kör olsun Mervan Cennette Rıdvan Hayır hizmetin kabul ola. Muradın hasıl ola isteğini dileğini Hak Muhammed Ali vere Seyyidi Ferraş efendimizin Himmeti üzerinize ola. Gerçeğe Hu mümine ya Ali.
(Duayı takiben Sakka, ibrik ve Leğenle birlikte Dededen başlayarak Salman halkasının eline su döker. Sonra yanında elinde havluyla hizmet veren bacıyla birlikte dara durur.)
SAKKA Allah Allah! Ben Gulami Haydariyem. Adudan etmem Hayfu pak. Çünkü bu hizmette örnektir bana Salman-ı Pak. Gönlümüzü Hakka bağlayıp yunduk. Arındık olduk pak. Nefes Pirdedir.
DEDE Allah Allah! Hizmetleriniz kabul ola. Dileğinizi Hak Muhammed- Ali vere. Elleriniz dert görmeye. Gönlünüz incinmeye. Yoluna Hizmet ettiğiniz Pirin himmeti üzerinizde ola. Dil bizden nefes Hünkardan ola. Gerçeğe Hü!
(Bu işlemin ardından Tevhid başlar. Zakirler dededen destur isteyerek duaza başlarlar.)
ZAKİRLER
Bu gün pir bize geldi
Gülleri taze geldi.
Önü sıra Kamberi
Ali Murtaza geldi
CEMAAT La İlahe İllallah
Ali Murtaza Şahım, .
yüzüdür kıblegahım
Miracdaki Muhammed
Alemde Padişahım
CEMAAT La İlahe İllallah
Padiş^şahım Yaradan
Okur aktan karadan
Ben Pirden ayrılalı
Yüz yıl geçti aradan
CEMAAT La İlahe İllallah
Aramı uzattılar
Yâreme tuz attılar
Bir kul geldi Fazlıya
Bedestende sattılar
CEMAAT La İlahe İllallah
Sattılar bedestende
Ser verir gülistanda
Muhammed’in hâtem’i
Bergüzar bir arslanda
CEMAAT La İlahe İllallah
Arslanda bergüzarım
Pir hayâlin gözlerim
Hep hasretler kavuştu
Ben hâlâ intizarım
CEMAAT La İlahe İllallah
İntizarın çekerim
Lebleri bal şekerim
Ben pir’den ayrı düştüm
Göz yaşları dökerim
CEMAAT La İlahe İllallah
Dökerim göz yaşını
Bak mevla’nın işini
Kurban eyledi keşiş
Yedi Oğlunun başını
CEMAAT La İlahe İllallah
Keşiş kurban eyledi
Kâfirler kan eyledi
Gökten indi melekler
Yerde figan eyledi
CEMAAT La İlahe İllallah
Figan eyler melekler
Kabul olsun dilekler
Yezit bir derd eyledi
O derd beni helâkler
CEMAAT La İlahe İllallah
Yezid bir derd eyledi
Erenler vird eyledi
Pirim bir şehir yapdı
Kapısını dört eyledi
CEMAAT La İlahe İllallah
Dört eylemiş kapısın
Lâl-ü gevher yapısın
Yezidler şehid etti
İmâmların hepisin
CEMAAT La İlahe İllallah
Hasana ağu verdiler
Hüseyine kıydılar
Zeynel ile Bâkırı
Bir zindana koydular
CEMAAT La İlahe İllallah
Zindanda bir ezadır
Ca’fer yolu gözedir
Ca’fer’in de bir oğlu
Mûsa Kâzım Rıza’dır
CEMAAT La İlahe İllallah
Takî Nakî ağlarım
Sinem yara dağlarım
Askerî’yi Mehdi’i
On ikiye bağlarım
CEMAAT La İlahe İllallah
On ikidir katarım
Dürlü matah satarım
Yüküm Lâl-ü gevherdir
Müşteriye satarım
CEMAAT La İlahe İllalla
Satarım müşteriye
Kervan kalsın geriye
Cebrail hûş eyledi
Cennetdeki hûriye
CEMAAT La İlahe İllallah
Cebrail hûş eyledi
Hatırın hoş eyledi
Kanat verdi kuluna
Havada kuş eyledi
CEMAAT La İlahe İllallah
Kuş eyledi havada
Gezer dağda ovada
El kaldırmış melekler
Saf saf durmuş duada
CEMAAT La İlahe İllallah
El kaldırmış hakkına
İsm’i âzâm okuna
İsm’i azam duası
Tatlı cana dokuna
CEMAAT La İlahe İllallah
Dokunur tatlı cana
Ağlarım yana yana
İmamlar’ın dâvası
Kaldı ulu divana
CEMAAT La İlahe İllallah
Ulu divan kuruldu
Cümle mahluk derildi
Yezdan işaret etti
Sur’u Mahşer vuruldu
CEMAAT La İlahe İllallah
Pir dediler Ali’ye
Hacı Bektaş Veli’ye
Hacı Bektaş tacı’nı
Vurdu Kızıl deli’ye
CEMAAT La İlahe İllallah
Kızıl Deli Tâcımız
Şeyh Ahmed Mirâcımız
Karaca Ahmed gözcümüz
Yalıncak duacımız
CEMAAT La İlahe İllallah
Kul Himmet Üstadımız
Bunda yoktur Yâdımız
Şâh-ı Merdân aşkına
Hak vere muradımız
CEMAAT La İlahe İllallah
CEMAAT (Tüm cemdekiler) Lailahe İllallah Ali Mürşit Ali Şah Ali Haydar Ali Şah, Ali Esed, Ali Şah
Ali Şir’dir Ali Şah Eyvallah şahım Eyvallah, Hak La ilahe illallah “Her kıta sonunda cemaat bu nakaratı okur”
DEDE : Şu gülbangı okur... Allah Allah
Medet Allahım medet
Gel derdime derman eyle.
Yetiş Muhammed Ali
Gel derdime derman eyle..
Hasan Hüseyin aşkına
Yardım eyle düşküne
İmam Zeynelin aşkına,
Gel dertlere derman eyle
İmam bakırın katına
Caferin ilmi zatına
Mûsa Rıza hürmetine
Gel dertlere derman eyle
Şah Taki ve ba Naki
İmam Hasanul Askeri
Yarlıga men kemteri
Gel dertlere derman eyle
Gel haktan bir dilek dile
Mehdî sahib zaman gele
Dedemoğlu Secde kıla
Gel dertlere derman eyle
DEDE Allah Allah! Vakıtlar hayrola, hayırlar fethola, şerler defola. Secdeye inen başlarınız ağrı derd görmeye. Adlarını çağırdığımız On iki imamların hüsnü himmetleri üzerimizde sayeban ola. Dil bizden, nutuk Hazreti Hünkardan ola. Dem-i Balım Kerem-i evliya, gerçek Erenler demine Hü!
DEDE Allah Allah! Dar çeken didar göre. Didar gören Cehennem narı görmeye. Erenler sefasına vara. Gerçeğe Hü!
FERRAŞ (Meydan ortasına dara gelir.) Güruhu naciyim kırklar meydanında sübürkeciyim Hamdülillah pirimiz Hacı Bektaş Velidir. Üstadımız Ali- Muhammed den seyydi Ferraştır. Ber Cemali Muhammet, Kemali Hasan, Hüseyin, Ali Ra Bülend’e Salavad!
CEMAAT Allahümmesalli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed.
DEDE (Car Duası verir) Allah Allah! Hayırlar feth ola. Şerler defola. Münkir münafık mat ola. Süpürgeci Selman Kör olsun Yezidi Mervan. Carımıza yetişsin Ali Şahı Merdan.Hizmetin Hakka geçe. Seydi Ferraşın himmeti üzerine ola. Yüzün ak ola. Nuri nebi Keremi Ali Pirimiz Hünkarımız Hacı Bektaş Veli demine Hü!
(Sıra Miraçlamaya gelmiştir. Miraçlama söylenirken bacılar ayağa kalkar.)
ZAKİRLER
Geldi Cebrail çağırdı
Hak Muhammed mustafa
Hak seni Mirac’a oku
Davete kadir Huda
Evvel emanetim budur
Pir-ü Rehber tutasın
Kadimi erkana yatıp
Tarîk-ı Müstkime
Muhammed şol kula vardı
Yoktur senden bir aziz
İmdi senden el tutayım
Hak buyurdu Ve’dduhâ
Muhammed’in belin bağladı
Anda âhir Cebrail
İki gönül bir oluben
Yürüdüler dergaha
Vardı dergah kapısına
Gördü bir arslan yatar
Arslan anda hamle kıldı
Başa koptu tufâne
Buyurdu Sırr-ı Kâinat
Korkmasın Habibim dedi
Hatem’i ağzınaver ki
Arslan ister nişane
Hatem’i ağzına verdi
Arslan anda oldu sakin
Muhammede yol verdiler
Arslan gitti nihane
Vardı Hakkı tavaf etti
Evvel bunu söyledi
Ne heybetli senin şîrin
Hayli cevreyledi bize
Gördü bir çare derviş
Hemen yutmak diledi
Ali bile olayıdı
Dayanırdı bu cevre
Ey benim sırr-ı devletim
Sana tabidir ümmetim
Eğiliben secde kıldı
Eşiği Kıble-gâh’a
Kudretten üç hon geldi
Sütü elma baldan aldı
Muhammed destini sundu
Nûş ettiAzamet-ullâha
Doksan bin kelam danıştı
İki gönül dostuna
Tevhid’i armağan verdi
Yer yüzünde insana
Muhammed ayağa durdu
Ümmetini diledi
Cümlesine rahmet olsun
Dedi anda kibriya
Eğiliben secde kıldı
Hoş kal sultanım dedi
Kalkıp evine giderken
Yol uğrattı Kırklara
Vardı kırklar makamına
Oturuben oldu sakin
Cümlesi de secde kıldı
Hazret-i Emrullaha
Muhammed secdeye koydu yüzün
Hakk’a teslim etti özün
Cebrail getirdi üzüm
Hasan ile Hüseyin’e
Selman anda hazır idi
Şey’en lillah diledi
Bir üzüm danesi koydu
Selman-ı keşkül-ullaha
Kudretten bir el geldi
Ezdi engür eyledi
Hatemi ol elde gördü
Uğradımüşkül hale
Ol şerbetten biri içti
Cümlesi mest-ü Hayran
Mümin müslüm üryan büryan
Hepside girdiler semah’a
Cümlesi de el çırpuben
Dediler Allah Allah
Muhammed de bile girdi
Kırklar ile semaha
Muhammed de cûşa geldi
Tâcı başından aldı
Kemerbestin kırka böldü
Sarıldılar kırklara
Muhabbet galip oldu
Yol-erkân yerin buldu
Muhammed’i gönderdiler
Hatırlar safa Oldu
Muhammed evine gitti
Ali Hakk’ı tavaf etti
Hatem’i önüne koydu
Dedi saddak Mürteza
Evveli sen âhiri sen
Ey velayetler mÂdeni
Cümleside sana tâbi
Dedi Şâh-ı Evliya
Şah HATAYİ’m vâkıf oldu
Bu sırrın ötesine
Hakk’ı inandıramadı
Özü çürük ervah’a
“Ayak üstü kalktı server “ (Tüm cem erenleri ayağa kalkar)
Oturdu hak makamına (Otururlar)
Hu dedi gerçek demine ( Zakire katılıp Hü derler)
Cümlesi de oldu sacid (Oldukları yerde secde ederler)
Miraçlama okunurken bir erkek ve bacı semah yaparlar
Miraclama bittikten sonra erkek ve bacı yan yana dara dururlar.
DEDE Allah Allah! Cümle alemi yaratan nuru mutlak Ya Allah,Ya Allah, Ya Allah Nuri Nübüvvet Ya Muhammed (3 defa) Nuri Velayet Ya Ali (Üç defa) Ekberi Ümmehat Hatice ve Fatıma analarımız, Hasan, Hüseyin, Zeynel, Bakır Cafer, Musa, Rıza, Taki, Naki, Askeri, Mehdi cümle imameyn ve Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli hürmetine yaptığımız ibadetler okuduğumuz gülbanklar semahlar ve cümle hizmetler huzuru baride kabul ola. Allah bütün kusur ve günahlarımızı bağışlaya.Doğru yoldan ayırmaya Şeytan şerrinden münafık mekrinden koruya. Kötülere eş etmeye. Eşimize dostumuza komşumuza çocuklarımıza yeryüzündeki cümle müminlerle beraber hayırlı işler hayırlı ameller hayırlı düşünceler nasib ve müyesser eyleye Didarı Aliden ve meşrebi Hüseyin den mahrum etmeye. Bilerek bilmeyerek yaptığımız günahlara geri döndürmeye. Semah yapan bacı ve kardeş miraçlama söyleyen Zakir ler hizmetlerinin pirinden şefaat bulalar. Dil bizden, nefes Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş veliden ola. gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali…
(Duadan sonra Zakirler Kırklar Semahının ağırlanmasını çalmaya başlarlar.Önceki Semahçılar yerlerine geçerken kırklar semahı için altı bacı altı erkek meydana gelerek semaha başlarlar)
ZAKİRLER Sabahtan yönümü hakka döndürdüm.
Muhammed Aliyi göreyim diye
Dünyanın gamından çektim elimi
Mürşiti Kamile ereyim deyü
Varıp bir Kamile yoldaş olmağa
Ah eğleyip ikrarında durmaya
Dört duvarın binasını kurmaya
Ararım üstadım bulayım deyü
Âşıkım serimi sevdaya saldım
Aşkın ateşine tutuldum yandım
İmâm eşiğinde peymançe durdum
Ali’nin yoluna öleyim deyu
(Yürüme) Ol imam Haseni canımla sevdim
Mazlum Hüseynin gulamı oldum
İmam Zeynel ile zindanda durdum
Kendimi kırk pare böleyim deyü.
Her zaman anarım kesmem zikirim
Adına kurbanım İmam Bakırın
Dünü gün vird’eyleyip okurum
Ca’fer’den bir nasip alayım deyu
(Hızlanma) Musa Kazım damenine Niyazım
İmam Rızaya bağlıdır özüm
Taki Naki Askeriyedir sözüm
Mehdi ile kılıç çalayım deyü.
Kul VELİ’m hakka secde ederim
Hakk’ın buyurduğu yola giderim
Dinim Hakk’dır Hak kelamı ederim
On iki İmam’a ereyim deyu
(Samahçılar duaya durur)
DEDE Allah Allah! Hayır hizmetleriniz kabul ola Muradlarınız hasıl ola. İsteğinizi dileğinizi Hak Muhammed Ali vere. Döndüğünüz semahlardan hayır hasenet göresiniz. Ebu zer Gaffarinin, Hz. Fatımanın hüsnü himmeti üzerinize ola. Aliyyel Murtaza Kırklar Semahına kaydede. Gerçeğe Hü!
(Semahçılar yerlerine otururlar. Sırada Sakka vardır. )
DEDE Edep, erkan!
(Herkes diz üzeri gelir. Sakka su dolu sürahiyle gelip dara durur.)
SAKKA Bismi Şah..”-Biz her canlıyı sudan yarattık”(Enbiya suresi Ayet 30”) . Bütün dertlere derman olsun . Selamullah ala İmam Hüseyin Ve âl-i İmam Hüseyin Evlad-ı imam Hüseyin Lanetullah katil-i İmam Hüseyin .(Allah’ın laaneti İmam Hüseyin’in Katilinin üzerine olsun)
Lütfuna muhtacız eyle ihsan ya Hüseyin---Derdimize senden derman eyle derman ya Hüseyin-- -Gayriye muhtaç kılma âşıkânı elaman---Sen medet kıl bizlere her vakit yâ Hüseyin---Sad hazeran Laanet olsun ol güruhu dalâle---Nakz-ı ahd ile şehit kıldılar anlar seni ya Hüseyin---İsm-i Pâkin aşkı için zikredeni koyma zulmette hergiz---Bermurad et dide-i giryan ile ağlayanı Ya Hüseyin---İznin ile su tapşırdım aşkına vermek için---Aşkınla içenlere kıl ab-ı hayat Ya Hüseyin.
Bercemali Muhammed Kemali Hasan Hüseyin Ali Ra Bülende Selavad!
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed.
(Sakka sürahiden küçük bardaklara birer yudumluk su koyarak dede ile birlikte üç kişiye su verirken)
SAKKA Geçmişiz biz canı baştan erenler aşkına
Can gözü dem be dem Hakkı görenler Aşkına
Kerbela deşti gamında can verenler aşkına
Gözüm yaşı sebil ettim Şahı şehidim adına
(Sonra meydanın çevresini dolanarak elindeki sudan tüm cemde oturanlara serpiştirirken)
SAKKA Selamullah ya Hüseyin (3 Kez) Ahmedi Muhtar aşkına Hayderi Kerrar aşkına Sadıkı Sakka Selman pak aşkına. Sakkahüm ya imam Hasan Sakkahüm Şah Hüseyin Kıl şefahat katresi düşene ya Hüseyin Yardım eyle Allah, Allah çağrışana ya Hüseyin Selamullah ya Hüseyin (3 kez) (Sakka bundan sonra meydanın ortasında dara durur)
DEDE Allah,Allah! Hizmetini şehid ler Şahı kabul etsin. Selmanı Pakın himmeti üzerinde olsun. Gerçeğe hu!
ZAKİRLER (Mersiye okurlar)
İtmeyüp şah-ı Peygamber’den haya Hak’dan hazer
Küfiyan-ı bi vefalar nakz-ı ahd etmiş meğer
Kurretül-ayn-ı Rasûl-üeylemişler derbeder
Var isegel hâtırı-ı Şah-ı Rasûlullâh eğer
Ey saba var Kerbela deştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Hüseyin ibn-i Ali’den bir haber
Teşnegane kıl nazar kıl nazar bir katre su bulmuş mudur
Gülistân-ı Ahmed-i Muhtar’ı gör solmuş mudur
Kerbela toprağı hep al kan ile dolmuş mudur
Ol Huseyn-i Kerbelâ’ya bak şehid olmuş mudur
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyn ibn-i Ali’den bir haber
Kırdılar mı gülbün-ü şah-ı Nebi’nin dâlini
Kesdiler mi ol Aliyyel-Murtazâ’nın bâlini
Hiç soran varmı yetimân’ın acep ahvâlini
Eyle Tahkik hânedân-ı Ehl-i beytt’in hâlini
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyn ibn-i Ali’den bir haber
Gel yetimler hâline rahmet Hudâ’nın aşkına
Sâdık-ul va’d-ül emin ol Mustafanın aşkına
Fâtih-i Hayber Aliyyel-Murtazâ’nın aşkına
Kâffe-i ervâh-ı pak-i enbiyanın aşkına
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyn ibn-i Ali’den bir haber
Hazret-i Abbas şehid olmuş mu eyle cüst ü cü
Kavm-i Süfyân ordugâhı Şah’aetmiş mi gulû
Zaptîna almış mıdır nehr-i Fırat’ı ol adû
Verdiler mi bak yetîmâna aceb bir katre su
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
Zulm ile seddoldu mu râh-ı Şehîd-i kerbelâ
Çıktı mı eflâke dek âh-ı Şehid-i Kerbelâ
Bak zevâle erdi mi mâh-ı Şehîd-i Kerbelâ
Hûn ile âlûde mi Şâh-ı Şehîd-i Kerbelâ
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
Ma’sumân u mazlûmân hep anda kurban oldu mu
Dâmen-i pâk-i Sekîne, Zeyneb al kan oldu mu
Kasım u Leylâ Züleyhâ hep perişan oldu mu
Ehl-i beyt’e bakesîr-i âl-i Mervan oldu mu
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
Bir haber yok mu HARÂBİ Şâh’dan hayretteyiz
Ağlayub şâm ü seher ah dûzah-ı firkatteyiz
Hatır-ı nâ şâd pür hüzn ü keder uzletteyiz
Biz mûhibb-i Ehl-i beyt mâtem-i sûz mihnetteyiz
Ey sabâ var Kerbelâdeştinden eyle bir güzer
Ver bize lûtfet Huseyin ibn-i Ali’den bir haber
(Mersiyeden sonra sofracı elinde ekmek ve kurban lokması olduğu halde meydana gelip ortada dara durur.)
LOKMACI Evvel Allah diyelim. Kadim Allah diyelim. Geldi Ali sofrası Hak versin biz yiyelim. Allah Eyvallah. Gerçeğe Hü!
DEDE Allah, Allah! Hayır hizmetin kabul muradın hasıl olsun. Sofran Kamberin serdiği sofra olsun gerçek erenler demine hü!
(Birkaç yere yer sofrası serilebilir. lokmalar dağıldıktan sonra. Sofracı “ Elimde yoktur kantar terazi herkes hakkına oldumu razı” diyerek toplumun razılığını alır.
DEDE Yaradan Tanrı adıyla! (” Onlar içleri çektiği halde yiyeceği yoksula öksüze ve esire yedirdiler. Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz, derler.”) “İnsan suresi Ayet 8-9”
Allah, Allah! Lokma hakkına evliya keremine gerçekler demine Desturu pir izni mürşid yürüyenin lokması yürüye gerçeğe hü!
(Yemek bitince iki ellerinin parmak uçlarını sofraya koyarak dedenin duasını cümle sonlarında Allah, Allah! Derler.)
DEDE Allah, Allah! Nimeti Celil, bereketi Halil, Şefaati Rasül inayeti Ali, Himmeti, Pirimiz Hacı Bektaş Veli Bu gide, ganisi gele Hak Muhammed Ali kabul ede. Yiyene helal yedirene delil ola Yiyeni yedireni pişirip getireni Hak saklaya, Hızır bekleye Şeyen Lillah Allah Eyvallah hü!
FEDRRAŞ: (Süpürgeci meydana üç kez süpürge çalar ve dara durur.)Güruhu Naciyim kırklar meydanında sübürkeciyim hamdülillah pirimiz Hacı Bektaş Velidir . üstadımız Ali Muhammed den seyyidi Ferraişidir .nefes pirdedir.
DEDE Allah Allah! Hayır Hizmetinden şefaat bulasın! Seydi ferraşın himmeti üzerinde olsun. Gerçeğe hü!
ZAKİRLER (Üç nefes bir duaz söylerler)
Muhabbet kapısı açıldı bize
Bugün pirler ile ülfetimiz var
Gelmesin kallaşlar meclisimize
Bizim erenlerle sohbetimiz var
Ayin-i cemde herkes muradın buldu
Donandı meclisler nur ile doldu
Hep erenler evliyalar cem oldu
Bu dem bayramımız var seyranımız var
Pirler ocağında bizim yerimiz
Rızadayız taşra çıkmaz birimiz
Dolu kadeh sunar ,gani pirimiz
Kevser şarabından işretimiz var
Pirler huzurunda demler içildi
Kudret hazinesi anda açıldı
O meydanda lâl ü gevher saçıldı
Erenler halidir hikmetimiz var
Genc ABDAL tekbir getirdim ALLAH
Gürûh gülbang ile Allah Eyvallah
Pir elinden giydik El-hamdüli-llâh
Başımızda tâcı devletimiz var ( isteğe göre devam edebilir.)
DEDE Allah, Allah! Akşamlar hayrola hayırlar feth ola şerler defola. Münkirler mat Münafıklar berbat ola Müminler şad ola Meydanlar abad ola. Sırlar mestur Gönüller mesrur ola. Hak Muhammed Ali erenler ceminde hizmet bezledenleri cemde bulunan bacıları, kardaşları cümle Muhibbi ehli beytle beraber didarlarından katarlarından ayırmaya. On iki imam on dört masum pak on yedi kemer bestin Hüsnü himmetleri üzerimizde ola. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli muin ve destigirimiz ola üçler beşler yediler kırklar ve rical el gayb erenleri safa nazarlarını üzerimizden esirgemeye Cenabı Hak cümlemizi münkir münafık şerrinden adu mekrinden hıfzı amanda eyleye Dertlerimize derman gönüllerimize iman hastalarımıza şifa borçlarımıza eda nasib ve müesser eyleye Cenabı Hak Cemi cümlemizi Muhammet Ali on iki imam katarına dahil eyleye. Bütün dünya milletleriyle birlikte Yurdumuzda Barış Dünyamızda Barış ihsan eyleye. Vaktimız hayır gele Dil bizden nefes Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veliden ola. Gerçek Erenler demine hu! Mümine ya Ali…
Oturan duran koğsuz gaybetsiz evine varıp yastığına baş koyan sağ yata selamet kalka Ali yoldaşı Hızır kılavuzu ola.Gerçek erenler demine hu! Mümine ya Ali…
(Cemde bulunanlar meydana niyaz ettikten sonra çekilir giderler. Dede ile hizmet sahipleri kalınca dışardaki bekçiler çağrılır. Rehber sağ başta olmak üzere duaya durur.)
DEDE Allah, Allah! Hizmetleriniz Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli dergahına yazıla.Hizmetiniz kabul muradınız hasıl ola. Allah korktuğunuzdan emin isteğinizi nail eyleye Hizmetinde bulunduğunuz erenlerin evliyaların Hüsnü himmetleri sizinle beraber ola. Gerçek Erenlerler demine hü! Mümine ya Ali…
(Duadan sonra dede ayağa kalkar. Çerağı meydanın ortasına getirir. Yönü Peygamber postu denilen posta dönük olarak diz üzeri oturur. Hizmet sahipleri dedenin geri tarafında sırayı bozmadan ayakta beklerler.)
DEDE Allah... Allah!
Batın oldu çerağı nur-u Ahmed
Zahir oldu Şems-i Mah’ı Muhammed
Allah eyvallah Hü dost
(Diyerek ve çerağı söndürür.)
NOT Verilen bu cem örneğinde Hünkar Hacı Bektaşi Veli evlatlarından “Ali Celalettin Ulusoy “efendimizin kitaplarından yararlanılmıştır. Kendilerine bizlere böyle bir eser bıraktığı için sonsuz şükranlarımı sunar Allah tan rahmet dilerim... Ayrıca Cem örneğinde verilen deyişler , duazlar ,Tevhitler, Miraclamalar ,yöresel farklılıklar gösterebilir. Zakirin bilgisine ezberine göre değişik şekil lerdede okuna bilir.
ERGÜL ŞANLI
HİZMET SAHİPLERİ TERCEMANLERI VE DEDE GÜLBANKLARI
PEYİK Allah… Allah bülbül oldum bugün gülzar geldim. Halim arzetmeye dildare geldim. Koyarlarsa bizi bizden içeri erenler kapısında düşmeye dildare geldim. Ber cemal’ı Muhammed Kemal’ı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah geldiğin yoldan durduğun dardan gideceğin yerden hayırlı haber ve sağlık getiresin. Hizmetinden hayır hasenet göresin. Cebrail aleyhisselamın ve Amrı Eyyar’ın hüsnü himmetleri üzerinize olsun. Gerçek erenler demine Hu!..
REHBER Allah…Allah hak dost Aşıklar, sadıklar, yanıklar, uyanıklar hazır gaip zahir batın Ayini cem erenlerinin gül cemallerine aşk olsun. Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
REHBER ( Her ikisi “Rabbimiz kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmesen biz kaybedenlerden oluruz.” Dediler) “Araf suresi ayet 23”
Allah, Allah! Eli erde, yüzü yerde özü darı Mansur da. Hak Muhammed-Ali yolunda Erenler meydanı Pir divanında, canı kurban, teni terceman on iki imam ve on dört masum Pak Efendilerimizin dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak kavliyle Hak erenlerin nasihatlarını kabul etmek üzere yalın ayak yüzü üzere sürünerek gelmiş (İsimleri) Ayini Cem Erenlerinin izni icazetiyle Muhammet- Ali yoluna Seyyid Muhammet Hünkar Hacı Bektaş Veli tariki nazenine dahil olmak üzere koç kuzulu kurbanlarıyla gelmişler, Hakkı görmüş Rahı Hak bilmiş, Nesimi gibi yüzülüp Mansur gibi asılıp, Fazlı gibi borçtan halas olmak dilerler. Himmeti Pir niyaz ederler. Allah Eyvallah!
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul, muradın hasıl Yüzün ak ola Aliyyel Murtaza başın Hızır Yoldaşın olsun Aliyyel Murtaza Efendimizin Hüsnü himmetleri üzerinde olsun. Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaş Veliden olsun Gerçek erenler demine Hu!...Mümine ya Ali.
GÖZCÜ Allah…Allah Allah’tan ola hidayet Muhammed Mustafa dan bize şefaat Aliyyel Murtaza dan ola keramet Hünkar Hacı Bektaş Veli den ola himmet kırklar meydanında Pirimiz Gözcü er Mustafa dan Karaca Ahmet Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul muradın hasıl olsun. Gözcü Er Mustafa ve Karaca Ahmet Efendilerimizin hüsnü himmetleri üzerinizde olsun. Dil bizden nefes pirimiz Hacı Bektaşi Veli den olsun. Gerçek erenler demine Hu!
ZAKİR Allah…Allah Erenler meydanı Hak divanında nefes okumaya, duaz imam söylemeye, yolumuz erkanımız üzere şelpe vurup hak demeye geldik. Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul muradın hasıl olsun ağzınız ağrı dert görmesin nefesiniz kimya olsun Hizmet piriniz Bilalı Habeş, Abdüs samet, İmam Bakır ve yedi ulu ozanlarımızın hüsnü himmetleri üzerinizde olsun.Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali…
BEKÇİ Allah…Allah Güruhu naciyim Kırklar Meydanında bekçiyim Hamdülillah Pirimiz Hacı Bektaşi Veli dir Ali Muhammed den üstadımız İmam Hasan dır. Ber cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülend’e selavat
BEKÇİ Allah…Allah Erenler meydanında yolumuz hak ola müşkülümüz hal ola Bu yolun sahibi bizleri saklaya bekleye. Ber Cemalı Muhammet Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah …Allah Erenler sefasına bekçiler davasına Yaptığınız hizmetleriniz kabul muratlarınız hasıl olsun.Piriniz İmam Hasan Efendimizin Hüsnü Himmetleri üzerinizde olsun. Gerçek erenler demine hu! Mümine ya Ali…
SÜBÜRKECİ Allah…Allah Güruhu Naciyim Kırklar meydanında sübürkecüyim pir divanında durucuyum. Hamdülillah Pirimiz Hacı Bektaş Velidir. Ali Muhammedden üstadımız Seyidi Ferraşidir. Allah eyvallah Nefes pirdedir.
SÜBÜRKECİ Allah ..Allah Üç bacıydık Güruhu Naciydik Kırklar meydanında sübürkeciydik. Sübürkeci Selman kör olsun Mervan gele yetişe Methi yi sahip zaman Allah eyvallah nefes pirdedir.
SÜBÜRKECİ Allah…Allah Güruhu Naci yim kırklar meydanında sübürkeciyim. Hüseyin’i kerbela için gözlerim kanlı yaştır. Yüzbin lanet olsun yezidin bağrı kara taştır. Erenler meydanında Aliyyel Murtaza baştır Pirimiz kırklar içinde seyidi Ferraştır
DEDE Allah…Allah Hizmetin kabul ola muradın hasıl ola Seyidi Ferraş efendimizin Hüsnü himmeti üzerinizde ola Gerçek erenler demine hu ! Mümine ya Ali.
DEDE Allah …Allah Saile Selman mülkü Süleyman Kör olsun Mervan, Cennette Rıdvan carımıza yetişsin Ali şahı Merdan hizmetin hakka geçe Seyidi Ferraş efendimizin hüsnü himmeti üzerinize ola Gerçek erenler demine Hu!..
İBRİKÇİ Allah…Allah Ben gulamı Haydarıyem etmem adudan havf-u pak çünkü bu yolda örnektir Selmani pak gönlümüzü hakka bağlayıp yunduk arındık olduk pak Nefes pirdedir.
İBRİKÇİ Allah…Allah Haydarın yolunda sinem oldu çark dergahına yüz sürüp olmuşum haki pak Erenler bir yol kurdu kırklar içinde pirimiz üstadımız Selmani pak Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende Selavat.
DEDE Allah …Allah Hizmetleriniz kabul muradınız hasıl ola elleriniz dert görmeye gönlünüz incinmeye isteğinizi dileğinizi hak Muhammed Ali vere Selmani Pak efendimizin Hüsnü himmetleri üzerinizde ola Gerçeğe Hu!..
DOLUCU Allah…Allah Bade seni bade seni vermeyelim yade seni münkirin ne hakkı var zerre kadar dade seni Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Dolularımız dolu olsun gönüller hep gani olsun yardımcımız Şahı Merdan on iki İmam olsun içirenlere delil, içenlere aşk ilahi olsun. İçtiğimiz bu demler abu Kevser olsun Kızıldeli, Akyazılı sultan efendilerimizin demi yürüsün. Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaşi veliden olsun Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali.
SECCADE Allah…Allah destur pirim Muhammed Mustafa’nın dır Bu seccade Aliyyel Murtazanındır bu seccade oniki İmamlarındır bu seccade Pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi Velinin dir bu seccade Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah .Allah postlar kadim ola İnkar def ola hayıra gelmiş hayıra serilmiş ola .Kırklar meydanında serilen bu seccadenin üzerinde sorgulanan canların didarı cennet ola günahları af ola seccadeniz temiz yüzünüz ak olsun Hz Fatıma anamızın hüsnü himmetleri üzerinizde olsun.Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaş Veliden olsun Gerçek erenler demine Hu!
KUBANCI Allah…Allah Kurbanımız kabul ola Arasatta İmam Cafer sürüsüne karışa Aşk ile geldim meydana şahı katar uzatıyorum Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah ..Allah Kurbanlarınız kabul ola.yardımcınız Hak Muhammed Ali on iki İmam ola hayır hizmetleriniz kabul muratlarınız hasıl ola hizmet piriniz Muhammed Ensar ve Kasap Cömert efendilerimizin hüsnü himmetleri üzerinizde ola dil bizden nefes pirimiz Hacı Bektaş Veliden Ola Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali
PERVANE Allah…Allah Kırklar meydanında semah dönmeye Pir divanında hak aşkıyla yanmaya geldik hamdulillah Pirimiz Hacı Bektaş Veli dir Ali Muhammed’den üstadımız Hz Fatıma, Abuzer Gaffari dir. Ber Cemalı Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat
DEDE Allah ..Allah Hayır hizmetiniz kabul muradınız hasıl ola İsteğinizi dileğinizi hak Muhammed Ali vere Döndüğünüz semahlardan hayır hasenet göresiniz Abuzer Gaffari nin ve Hz Fatıma nın hüsnü himmetleri üzerinizde ola Aliyyel Murtaza Kırklar semahına kaydede Gerçek erenler demine Hu! Mümine ya Ali.
SOFRACI Allah…Allah Evvel Allah diyelim…Kadim Allah diyelim…Geldi Ali sofrası Hak versin biz yiyelim Allah eyvallah Nefes Pirdedir. “lokma dağıtıldıktan sonra ise” Elimde yoktur kantar terazi herkes odlumu hakkına razı… Diyerek toplumdan razılık alındıktan sonra dede yemeğe başlama duası verir.
DEDE “Yemeğe başlamadan önce” -Onlar içleri çektiği halde yiyeceğini yoksula, öksüze, ve esire yedirirler. Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz . bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz derler “İnsan suresi ayet 8-9 “ Lokma hakkına evliya keremine gerçekler demine desturu pir izni mürşit yürüyenin lokması yürüye gerçek erenler demine Hu! Mümine Ya Ali.
DEDE “Yemek yenildikten sonra” -Allah …Allah Nimeti celil. Bereketi Halil .Şefaatı Resul. İnayeti Ali. Himmeti Pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi veli bu gide ganisi gele Hak Muhammed Ali kabul ede yiyene helal yedirene delil ola. Yiyeni yedireni pişirip getireni Hak saklaya Hızır Bekleye Şayen lillah Allah eyvallah
İZNİKÇİ Allah …Allah Kırklar Meydanında İznikçiyim Pir divanında durucuyum.Pirimiz Hacı Bektaşi Velidir. Ali Muhammed den Üstadımız Hüzeymetül Ensaridir. Ber Cemali Muhammed Kemalı Hasan Hüseyin Ali ra Bülende selavat.
DEDE Allah…Allah Hayır hizmetin kabul muradın hasıl olsun Piriniz Hüzeymetül Ensarinin Hüsnü himmetleri üzerinizde olsun. Dil bizden nefes Pirimiz Hacı Bektaşi Veliden Olsun Gerçek erenler demine hu ! Mümine ya Ali..
ÇERAĞCI Yaradan Tanrı adıyla (“Allah, göklerin ve yerin nurudur. Onun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir. Cam ise sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Bu, ne yalnız doğuda, ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile neredeyse yağın kendisi aydınlatacak nur üstüne nurdur. Allah, dilediğini nuruna kavuşturur. Allah, insanlara misaller verir. O her şeyi bilir)”Nur suresi Ayet 35”
(Eğilip çerağı yakar. Diz üstü durarak aşağıdaki tercemanı okurken, Cem erenlerini selavat vermeye çağırır.)
Çerağı rüşan, fahr-i Dervişan, zuhur-i iman, Himmet-i Piran, Pir-i Horosan, Kürşad-ı Meydan, Kuvve-i Abdalan, Kanun-u Evliya gerçek Erenler Demine Hü! Çerağ-ı Evliya nuru-s Semavat, ki bu menzildir ol turu münacat. Kaçan kim ruşen ola kıl niyaz, Muhammed-Ali’ye candan Salavat.
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed Mustafa
“ “ “ Aliyyel Murtaza
Hasanü-l Mücteba
Huseyn-i Kerbela
Zeyne-l Aba
Bakır Baha
Cafer Rehnuma
Kazım Musa
Ali Sultan Rıza
Muhammed Taki
Ali Naki
Hasan Askeri
Muhammed Mehdi
(Çerağcı Selavattan sonra Çerağın sağına soluna önüne niyaz ettikten sonra ayağa kalkarak geri geri çekilir. Meydanın orta yerinde dara durup aşağıdaki duvazı okur.)
ÇERAĞ Çün çerağı fahr uyandırdık Hüdanın aşkına
Seyyid el kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına
Sakii Kevser Aliyyel Murtazanın aşkına
Hem Hatice Fatıma Hayrünissanın aşkına
Şah Hasan Hulki Rıza hem Şah Hüseyni Kerbela
Ol imamı etkiya Zeynel abanın aşkına
Hem Muhammed Bakir ol kim nesli Paki Murteza
Cafer üs Sadık İmamı Rehmümanın aşkına
Musai Kazım İmamı Serfirazı ehli Hak
Hem Ali Musa Rızayı Sabiranın aşkına
Şah Taki ve Ba Naki hem Hasanül Askeri
Ol Muhammed Mehdi Sahip Livanın aşkına
Pirimiz üstadımız Bektaş Velinin aşkına
Haşredek yanan yakılan aşikanın aşkına
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed
DEDE Allah Allah! Hizmetin kabul, muradın hasıl ola. Cabir Ensarinin himmeti üzerinde ola. Gerçek Erenler demine Hu!
(Duasını alan Çerağcı meydanı terk ederken Zakirler devreye girerler)
SAKKA Bismi Şah..”-Biz her canlıyı sudan yarattık”(Enbiya suresi Ayet 30”) .Bütün dertlere derman olsun . Selamullah ala İmam Hüseyin Ve âl-i İmam Hüseyin Evlad-ı imam Hüseyin Lanetullah katil-i İmam Hüseyin .(Allah ın laaneti İmam Hüseyin in Katilinin üzerine olsun)
Lütfuna muhtacız eyle ihsan ya Hüseyin---Derdimize senden derman eyle derman ya Hüseyin-- -Gayriye muhtaç kılma âşıkânı elaman---Sen medet kıl bizlere her vakit yâ Hüseyin---Sad hazeran Laanet olsun ol güruhu dalâle---Nakz-ı ahd ile şehit kıldılar anlar seni ya Hüseyin---İsm-i Pâkin aşkı için zikredeni koyma zulmette hergiz---Bermurad et dide-i giryan ile ağlayanı Ya Hüseyin---İznin ile su tapşırdım aşkına vermek için---Aşkınla içenlere kıl ab-ı hayat Ya Hüseyin.
Bercemali Muhammed Kemali Hasan Hüseyin Ali Ra Bülende Salavad!
CEMAAT Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed ve ala Ali Muhammed.
(Sakka sürahiden küçük bardaklara birer yudumluk su koyarak dede ile birlikte üç kişiye su verirken)
SAKKA Geçmişiz biz canı baştan erenler aşkına
Can gözü dem be dem Hakkı görenler Aşkına
Kerbela deşti gamında can verenler aşkına
Gözüm yaşı sebil ettim Şahı şehidim adına
(Sonra meydanın çevresini dolanarak elindeki sudan tüm cemde oturanlara serpiştirirken)
SAKKA Selamullah ya Hüseyin (3 Kez) Ahmedi Muhtar aşkına Hayderi Kerrar aşkına Sadıkı Sakka Selman pak aşkına. Sakkahüm ya imam Hasan Sakkahüm Şah Hüseyin Kıl şefahat katresi düşene ya Hüseyin Yardım eyle Allah.. Allah çağrışana ya Hüseyin Selamullah ya Hüseyin (3 kez)
(Sakka bundan sonra meydanın ortasında dara durur)
DEDE Allah,Allah! Hizmetini şehidler Şahı kabul etsin. Selmanı Pakın himmeti üzerinde olsun. Gerçeğe hu!
DAR GÜLBANGI Allah ..Allah Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan, çağırdığınız pirden hayır hasenet göresiniz. Cenabı Hak ikrarınızda ber karar eyleye Muhammed’e kul Ali’ye talip eyleye. Ceddi cemalım ve pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi Veli efendimiz Bu yoldan, bu dardan, bu pirden ayırmaya. Şeytan şerrinden adu mekrinden koruya dilde dileklerinizi gönülde muratlarınızı vere. Dil bizden nefes pirimiz Hacı Bektaşi Veliden ola. Gerçek erenler demine Hu! Mümine Ya Ali.
NAD-I ALİ DUASI Allah …Allah
Nad-ı Aliyyen mahzar-ül acaip
Tecidühü avnen leke fin –nevaip
Li küllü hemmin ve ğammin seyen-celi
Binur-u azametike Ya Allah Ya Allah Ya Allah
Binur-u nübüvetike Ya Muhammed Ya Muhammed Ya Muhammed
Binur-u Velayetike Ya Ali Ya Ali Ya Ali
Edrikni edrikni edrikni
La fetta illa Ali la seyfa illa Zülfikar
La gaza illa gaza el –Murtaza bil iktidar
Her bir kaza ve bela senden gelirse
Def eyle ya Perverdigar
Münkirin boynundan gitmesin Tığ ile teber
La fetta illa Ali La seyfa illa zülfikar
Gerçek erenler demine hu mümine ya Ali
Burada verilen deyiş ve duazlar örnek olarak verilmiştir. Yapılacak cemlerde Zakir lerin ezberindeki duaz, deyişlere ve yöresel farklılıklara göre çeşitlilikler gösterebilir. Ayrıca gelmiş geçmiş ozanlarımızın deyiş ve duaz larının yapılan cemleri mizde söylenmesinde hiçbir sakınca yoktur. Hatta onları anmak açısından yararlıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











