16 Şubat 2013 Cumartesi
15 Şubat 2013 Cuma
YETİŞ BOZ ATLI HIZIR CEM-İ
YETİŞ BOZ ATLI HIZIR CEM-İ
İMRANLI-DER
VE
P.S.A.K.D. ATAŞEHİR CEM EVİ İLE
BİRLİKTE GENİŞ BİR KATILIMLA
GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.
GERÇEĞE HÜ MÜMİNE YA ALİ..
Niyazınız nur ola Şah zuhur ola
HIZIR lokmasına dahil ola
Yiyene helal, yedirene delil ola
Bir lokması bin belanızı defeyleye
Dertlerinize derman, hastalarınıza şifa Allah’tan ola.
Cümle nebiler Erenler Kerem eyleye.
Lokmalarınız Hak dergâhında kabul ve makbul ola.
Yüce Allah tutmuş olduğunuz oruçları, pişirip dağıttığınız lokmaları dergâhı izzetinde kabul ve makbul eyleye.
Dil bizden, nefes Bozatlı Hızır’dan ola
GERÇEĞE HÜ MÜMİNE YA ALİ..
13 Şubat 2013 Çarşamba
XIZIR ORUCU...
XIZIR ORUCU...
XIZIR YAŞAMIN HİKMETİ,
DOĞANIN YAŞAM GÜCÜ VE DEVRİDAİM OLMASIDIR...
İnancımızın temelde İKİ ORUCU vardır.
1. Yası Kerbela Orucu
2. Xızır Orucu (13/14/15 Şubat)
Xızır; ÖLÜMSÜZLÜK yani DEVRİ DAİM demektir.
Yaşamın hikmeti devridaim ve değişimdir...
Xızır devridaimin ve değişimin hikmetidir.
Xızır, canlının, insanın, doğanın neye ihtiyacı varsa odur.
Yani XIZIR YAŞAMDIR...
Havada, karada, suda... Yerde, gökte...
XIZIR HAZIR VE NAZIRDIR...
Erenler... Canlar...
Xızır Orucunuz Hak Defterine Yazılsın...
XIZIR YAŞAMIN HİKMETİ,
DOĞANIN YAŞAM GÜCÜ VE DEVRİDAİM OLMASIDIR...
İnancımızın temelde İKİ ORUCU vardır.
1. Yası Kerbela Orucu
2. Xızır Orucu (13/14/15 Şubat)
Xızır; ÖLÜMSÜZLÜK yani DEVRİ DAİM demektir.
Yaşamın hikmeti devridaim ve değişimdir...
Xızır devridaimin ve değişimin hikmetidir.
Xızır, canlının, insanın, doğanın neye ihtiyacı varsa odur.
Yani XIZIR YAŞAMDIR...
Havada, karada, suda... Yerde, gökte...
XIZIR HAZIR VE NAZIRDIR...
Erenler... Canlar...
Xızır Orucunuz Hak Defterine Yazılsın...
12 Şubat 2013 Salı
HIZIR ORUCU .2013..
HIZIR ORUCU .2013..
Ya Hakk..
Erkanımız da oruç, oruç niyet ve niyaz ile başlar, niyet HAKKa, niyaz PİRlere dir... Oruç edilecek günün gecesi niyet ve niyaz edilir ertesi gün güneş aşınca başlar ve gece gökyüzüne tutulan bir siyah bir beyaz ipliğin ayırt edilememesi ile biter...
İftar yada sahur bizim oruçlarımızda olmaz. Gizli yenir. Hep birlikte sofra kurulmaz, sofra donatılmaz. İçsel yapılır. Akşam orucunu susuz açmak gerektir... MAtem orucunda da Hızır orucunda da mümkün olduğunca su içilmez, onun yerine başka sıvılar alınır. Ayran, meyan kökü suyu, vs vs...
Bir rivayete göre Hızır orucunda 3 gün hiç su içilmez ve gece bol tuzlu şey yiyerek yatılır ki 3 günün içinde Hızır seyrine gelsin ve niyazını alsın. Bir rivayete görede sevdiğini görürsün...
Matem orucu 12. günün öğlesinde güneş dikilince aşur kaynatılarak açılır... Hızır orucu perşembeye gelen günün akşamı Hızır CEMinin lokması ile açılır. CEM kurulmuyorsa, ya da CEMin cemaati olunmayacaksa normal siyah iplik ve beyaz iplik yine gökyüzüne tutularak ayırt edemeyecek durumda açılmalıdır.
Niyetleriniz HAKK katında makbul ola...
Niyazlarınız PİRlerimizin defterine kayd ola...
Güneşde orucunuz DELİL,
Gecede yediğiniz içtiğiniz HELAL ola...
Aşk ile..
Ya Hakk..
Erkanımız da oruç, oruç niyet ve niyaz ile başlar, niyet HAKKa, niyaz PİRlere dir... Oruç edilecek günün gecesi niyet ve niyaz edilir ertesi gün güneş aşınca başlar ve gece gökyüzüne tutulan bir siyah bir beyaz ipliğin ayırt edilememesi ile biter...
İftar yada sahur bizim oruçlarımızda olmaz. Gizli yenir. Hep birlikte sofra kurulmaz, sofra donatılmaz. İçsel yapılır. Akşam orucunu susuz açmak gerektir... MAtem orucunda da Hızır orucunda da mümkün olduğunca su içilmez, onun yerine başka sıvılar alınır. Ayran, meyan kökü suyu, vs vs...
Bir rivayete göre Hızır orucunda 3 gün hiç su içilmez ve gece bol tuzlu şey yiyerek yatılır ki 3 günün içinde Hızır seyrine gelsin ve niyazını alsın. Bir rivayete görede sevdiğini görürsün...
Matem orucu 12. günün öğlesinde güneş dikilince aşur kaynatılarak açılır... Hızır orucu perşembeye gelen günün akşamı Hızır CEMinin lokması ile açılır. CEM kurulmuyorsa, ya da CEMin cemaati olunmayacaksa normal siyah iplik ve beyaz iplik yine gökyüzüne tutularak ayırt edemeyecek durumda açılmalıdır.
Niyetleriniz HAKK katında makbul ola...
Niyazlarınız PİRlerimizin defterine kayd ola...
Güneşde orucunuz DELİL,
Gecede yediğiniz içtiğiniz HELAL ola...
Aşk ile..
11 Şubat 2013 Pazartesi
Perişan Ali - Ya Xizir
Maraş Afşin-Elbistanın "Çobanı" Perişan Ali Hakka yürüdü... Hani dedik yalandır, inanmadıkya... Doğruymuş. Hakk Devrini kolay eylesin Perişan Ali...
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
PERİŞAN ALİ YE
ALLAHTAN RAHMET DİLERİZ..
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
PERİŞAN ALİ YE
ALLAHTAN RAHMET DİLERİZ..
6 Şubat 2013 Çarşamba
Sefer Tunç - 2012 / - Rındekamı-( toklucak.pacı fm)
Sefer Tunç - 2012 / - Rındekamı-( toklucak.pacı fm)
2 Şubat 2013 Cumartesi
HIZIR ORUCU ( 12-13-14 ŞUBAT 2013 )
HIZIR ORUCU ( 12-13-14 ŞUBAT 2013 )
HIZIR ORUCU ( 12-13-14 ŞUBAT 2013 )
Bir gün Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin (Allah ın selamı onlara olsun)
hastalandılar. Anneleri Hz.Fatima(s.a) Hz.Muhammedin (s.a.v)
yanına gidip durumu anlattı. Hz.Muhammed Cebrailin vahyi ile
kızı Hz.Fatimaya, kendisinin ve eşi olan Hz.Ali nin üç gün Allah rızası için oruç adamalarını söyledi.
Hz.Ali ve Hz.Fatima ile yardımcıları Fıdda da üç gün oruç adak ettiler. Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin efendilerimiz iyileşince orucu tutmaya başladılar. İlk gün iftar edecekleri vakit kapıya bir yoksul geldi ve acım dedi. Hz.Ali benim payıma düşeni ona verin dedi.Bunun üzerine Hz.Fatima, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin ve Fıddada paylarını gelen yoksula verdiler. Iftarlarını sadece suyla açtılar.İkinci günün akşamı yine iftar vakti geldiğinde bu defa kapıya bir yetim geldi. Aynı şekilde hepsi birşey yemeden sofrayı olduğu gibi gelen yetime verdiler. Üçüncü günü ise iftar vakti bir esir geldi. Ve bu günde hepsi yemeklerini gelen esire verdiler.Böylece üç gün adak orucunu sadece suyla açtılar.Ve bunun üzerine Kuranı Kerimin şu ayetleri peygambere geldi.Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri, her yanı saran, kaplayan günden korkarlar .
*Ve ona ihtiyaçları olduğu halde yemeklerini yoksula ve yetime ve esire verirler, onları doyururlar *
*Sizi, ancak Allah rızası için doyurmadayız ve sizden istemeyiz ne bir karşılık, ne bir şükür *
*Şüphe yok ki biz, suratları astıran, azabı pek şiddetli olan gün, Rabbimizden korkarız *
* Derken Allah da korumuştur onları, bugünün şerrinden ve yüzlerine bir parlaklık, gönüllerine bir sevinçtir, vermiştir *
Dehr(İnsan süresi 7-11
Rivayetlerde o üç gün gelen zatların Hz.Cebrail, Hz.Mikail ve Hz.İsrafil olduğu geçer. Yüce Rabbimiz bu vasıtayla Ehli Beytin üstünlük dercesini insanlara hatırlatmak ister.Biz Alevilerde ise kapıya gelen o şahsın Hızır (a.s) olduğu bilinir. Ve bu yüzden bunu Hızır orucu olarak adlandırmışız.
Üç gün Allah rızası için bizde oruç tutarız .Bu sene Hızır Oruçlarımız 12-13-14 Şubat 2013 tarihlerinde tutulacaktır. Tuttuğunuz oruçlar ve dualarınız kabul olsun Hızır Yardımcınız olsun ...
1 Şubat 2013 Cuma
Hizir Cemi (Baki Güngör Dede esliginde) -XIZIR E KAL
BOZATLI HIZIR HERYERDE HAZIR VE NAZIRDIR:
Hızır Orucu Yas-ı Muharrem veya Oniki İmamlar Orucu aksine bir bayram niteliğindedir.
Bozatlı Hızır günümüzde oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, karda kışta tipiye tutulanların, hastaların, fakirlerin, içten, gönülden hulisi itikadla “yetiş imdadımıza yâ Bozatlı Hızır” diyenlerin imdadına yetişen bir nebi ve evliyadır. Darda kalanların imdadına yetişen ölümsüzlük/hayat suyunu yâni âb-ı hayatı içip ebedileşen yâ da Hakk Teâlâ bütün kâinatı yaratan eşi benzeri olmayan El İhlas suresinde tek olarak geçen zatıyla ebedi ve kayım olan yüce Allah kendi mevcuyetinde varlık âleminin binbir ismiyle vücud bulan sıfatlar zincirinde herdaim diri olup heryerde hazır ve nazır olan ilm-ul ledun yâni batınî ilmi Hakk Teâlâ katında bir rahmet olarak armağan edildiği Hızır (a.s) Cenâb-ı Hakk’ın has kullarında bir kul olan Hakk nebisidir.
Bozatlı Hızır; bazen aksakallı yaşlı bir dede, bazen masum-u pak, bazen genç biri olarak kimi zamanda ermiş olarak karşımıza çıkarak dara düşenlerin carına/imdadına yetişir. Bazen tâlibin uykusunda/rüyasında görünerek mesaj iletir. İmdadına yetişip sıkıntıdan kurtarır yâ da sıkıntılı günler göreceğini ve bundan nasıl kurtulması gerektiği hakkında yol gösterir. Daha evlenmemiş genç erkek ve kızlarımızın sıdk-ı itikadla eğer bu üç gün boyunca oruçla birlikte hiç su içmeyerek susuz kalmaları halinde Hızır Orucu günlerinin üçüncü günün gecesinde evleneceği kişi rüyalarında görünür. Hatta gençler oruç açma zamanında üç gün su içmemekle birlikte tuzlu gıdalar yiyip daha çok susamalarını sağlayarak nasip ve kısmetlerinin rüyada görüneceğine itikadla inanırlar. Böylelikle Bozatlı Hızır duâ ve niyazda bulunan gençlere temeni ve dilekleri Allah katında kabül edilerek murad bulup nasip ve kısmetler ihsan edilir. Bu söylem ışığında genç ve bekar kız ve erkelerin gerçektende bu günlerde evleneceği kişi tarafında kendine yâ bir çeşme başında yâ da bir tas su verilerek gördükleri bir gerçek olarak toplumumuzun belleğinde yer almış ve itikadla inanılmıştır. Bazen sevdiği, gönlünü kaptırdığı gence veya kız tarafından rüyasında su ikram edilmiştir. Bazen de hiç tanımadığı veya hiç görmediği genç kız veya erkek tarafından su ikram edilmiştir. Rüyasında kısmetini görenlerin yanında hiç göremeyenlerde vardır. Bu inananın itikad ve imanıyla alakalı olsa gerek. Gerçeğini, doğrusunu Hakk bilir.
Alevîler mihmanı Hızır olarak bilirler. İşte misafire çok önem vermelerinin nedeni; her an Bozatlı Hızır’ın denemek için evini ziyaret edeceğine, bir fakir veya dilenci yâ da uzun sakallı ermiş biri olarak sınamaya tutacağına inanarak tedbirli davranırlar. Bu konu hakkında sözlü geleneğimizde yaşanmış vakalar ve hikayeler hayli çoktur ve hep anlatılır. Değerli ozanlarımızın deyiş ve nefeslerinde ki Bozatlı Hızır yoğun bir şekilde konu edilerek bahsedilir.
İşte ozanlarımızdan bir kaç örnek;
Davut Sever;
Hurufi İslamda lil şâh-ı merdan Alî
Tecelligâhta velâyet hem ulûhiyet
İlya ile yektaş Hızır ile hem yoldaş
İmanım siz hangi Alîyi sorarsınız?
Derviş Alî ;
Kıratın kanadı yenidir yeni
Bozatlı Hızır geldiği bellidir
Gelen misafirler Hızır kendidir
Yolun bize uğrat Bozatlı Hızır
Şâh Hatayi ;
Şâh Hatayi’yim getir ver ele
Arzuladık sizi düştük yola
Mihman Hızır’dır sen hazır bekle
Arzuladık size geldik canlar
Hızır (as) Hakk nebisidir. Cenâb-ı Hakk Teâlâ her Hakk peygamberine bir nişan armağan etmiştir. Hz Musâ’ya asa, hz İsa ölüyü diri kıldı, ahir zaman Hakk peygamberine de kendi rahmetinden düldülü ve zülfekarı verdi. Bozatlı Hızır’ada ab-ı hayatı nasip ederek zâhir-i âlemde herdaim diri ve bâkidir.
Hızır (a.s) hakkında sözlü geleneğimizin yanında yazılı olarak Kur’ân-ı Kerim’de El-Kehf suresinde 60 ile 82 âyetlerinde geçer.
Hızır Ayı ve Orucu, bir ay yâni dört hafta boyunca dönüşümlü olarak devam eder. Hızır Ayı ve Orucu için bu tarih günlerinin rakamları her yıl değişse de oruç tutulacak günler bellidir. Burada Salı Çarşamba ve Perşembe günleri oruç tutulur ve Perşembe akşamında da bütün mühip tâlip pîrin veya sadık bir tâlibin evinde toplanır ve cem tutulur. Eğer Pîr kendi köyünde ise bütün köylü tâlip ve mühipler pîrin ocak evinde lokma ve kurbanları ile gelirler. Miladi takvime göre Ocak ayının ikinci yarısında başlayıp Şubat ayının ortalarında sona ermektedir.
Hz Alî Divanında günlerle ilgili yapılan değerlendirmelerde “Perşembe Günü” kollektif ibadet yâni “Cem Günü” kabul edilmiştir.
“ Perşembede olur dilekler kabul,
Kim o günde etti Hakk emri dua” hz imam Alî
Perşembe gününde sıdk-ı itikadla duâ edenlerin dilek ve temeniler murad bulur.
“ Cum’ada hoş ola nikâhlı gelin,
Dâhi birleşeler er ile hatun” hz imam Alî
Yeni evlenecek çiftlerin düğünleri “Cuma gününde” olması hz imam Alî tarafından yol taliplerine vasiyet etmiştir.
Hızır Ayı ve Orucunun Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri baz alınarak ifa edilen orucun dört haftaya bölünmesi ağır kış şartlarında yolların kapalı olduğu at veya katır gibi binek hayvanlarının karda kışta yol alınamayacağı rehper pîr ve mürşidlerin kilometrelerce yol kadettikleri varsayılırsa bu sistemin şart olduğu bütün köy, aşiret ve ailelere dedelerinde gidip Hızır Cem ibadetini yapabilme gereğindedir. Eğer bu uygulama yapılmadığı varsayarsak birçok köye ve aşirete dedelerin yetişip Hızır Cemi ibadetini o zamanın olanakları ve şartlarında yapmaları mümkün olmayacaktı
Çağıranlara ve dileyenlere, dara düşenlere ve hastalara Bozatlı Hızır yardımcısı olsun. Bizleride Ehl-i Beyt ve onikiimamların dârında didarında kanterinde ayırmasın.
Gerçeğe Hü mü’mine yâ Alî…..
Garip Dede Türbesi Kültür Merkezi - Hızır Cemi XIZIR E KAL
BOZATLI HIZIR HERYERDE HAZIR VE NAZIRDIR:
Hızır Orucu Yas-ı Muharrem veya Oniki İmamlar Orucu aksine bir bayram niteliğindedir.
Bozatlı Hızır günümüzde oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, karda kışta tipiye tutulanların, hastaların, fakirlerin, içten, gönülden hulisi itikadla “yetiş imdadımıza yâ Bozatlı Hızır” diyenlerin imdadına yetişen bir nebi ve evliyadır. Darda kalanların imdadına yetişen ölümsüzlük/hayat suyunu yâni âb-ı hayatı içip ebedileşen yâ da Hakk Teâlâ bütün kâinatı yaratan eşi benzeri olmayan El İhlas suresinde tek olarak geçen zatıyla ebedi ve kayım olan yüce Allah kendi mevcuyetinde varlık âleminin binbir ismiyle vücud bulan sıfatlar zincirinde herdaim diri olup heryerde hazır ve nazır olan ilm-ul ledun yâni batınî ilmi Hakk Teâlâ katında bir rahmet olarak armağan edildiği Hızır (a.s) Cenâb-ı Hakk’ın has kullarında bir kul olan Hakk nebisidir.
Bozatlı Hızır; bazen aksakallı yaşlı bir dede, bazen masum-u pak, bazen genç biri olarak kimi zamanda ermiş olarak karşımıza çıkarak dara düşenlerin carına/imdadına yetişir. Bazen tâlibin uykusunda/rüyasında görünerek mesaj iletir. İmdadına yetişip sıkıntıdan kurtarır yâ da sıkıntılı günler göreceğini ve bundan nasıl kurtulması gerektiği hakkında yol gösterir. Daha evlenmemiş genç erkek ve kızlarımızın sıdk-ı itikadla eğer bu üç gün boyunca oruçla birlikte hiç su içmeyerek susuz kalmaları halinde Hızır Orucu günlerinin üçüncü günün gecesinde evleneceği kişi rüyalarında görünür. Hatta gençler oruç açma zamanında üç gün su içmemekle birlikte tuzlu gıdalar yiyip daha çok susamalarını sağlayarak nasip ve kısmetlerinin rüyada görüneceğine itikadla inanırlar. Böylelikle Bozatlı Hızır duâ ve niyazda bulunan gençlere temeni ve dilekleri Allah katında kabül edilerek murad bulup nasip ve kısmetler ihsan edilir. Bu söylem ışığında genç ve bekar kız ve erkelerin gerçektende bu günlerde evleneceği kişi tarafında kendine yâ bir çeşme başında yâ da bir tas su verilerek gördükleri bir gerçek olarak toplumumuzun belleğinde yer almış ve itikadla inanılmıştır. Bazen sevdiği, gönlünü kaptırdığı gence veya kız tarafından rüyasında su ikram edilmiştir. Bazen de hiç tanımadığı veya hiç görmediği genç kız veya erkek tarafından su ikram edilmiştir. Rüyasında kısmetini görenlerin yanında hiç göremeyenlerde vardır. Bu inananın itikad ve imanıyla alakalı olsa gerek. Gerçeğini, doğrusunu Hakk bilir.
Alevîler mihmanı Hızır olarak bilirler. İşte misafire çok önem vermelerinin nedeni; her an Bozatlı Hızır’ın denemek için evini ziyaret edeceğine, bir fakir veya dilenci yâ da uzun sakallı ermiş biri olarak sınamaya tutacağına inanarak tedbirli davranırlar. Bu konu hakkında sözlü geleneğimizde yaşanmış vakalar ve hikayeler hayli çoktur ve hep anlatılır. Değerli ozanlarımızın deyiş ve nefeslerinde ki Bozatlı Hızır yoğun bir şekilde konu edilerek bahsedilir.
İşte ozanlarımızdan bir kaç örnek;
Davut Sever;
Hurufi İslamda lil şâh-ı merdan Alî
Tecelligâhta velâyet hem ulûhiyet
İlya ile yektaş Hızır ile hem yoldaş
İmanım siz hangi Alîyi sorarsınız?
Derviş Alî ;
Kıratın kanadı yenidir yeni
Bozatlı Hızır geldiği bellidir
Gelen misafirler Hızır kendidir
Yolun bize uğrat Bozatlı Hızır
Şâh Hatayi ;
Şâh Hatayi’yim getir ver ele
Arzuladık sizi düştük yola
Mihman Hızır’dır sen hazır bekle
Arzuladık size geldik canlar
Hızır (as) Hakk nebisidir. Cenâb-ı Hakk Teâlâ her Hakk peygamberine bir nişan armağan etmiştir. Hz Musâ’ya asa, hz İsa ölüyü diri kıldı, ahir zaman Hakk peygamberine de kendi rahmetinden düldülü ve zülfekarı verdi. Bozatlı Hızır’ada ab-ı hayatı nasip ederek zâhir-i âlemde herdaim diri ve bâkidir.
Hızır (a.s) hakkında sözlü geleneğimizin yanında yazılı olarak Kur’ân-ı Kerim’de El-Kehf suresinde 60 ile 82 âyetlerinde geçer.
Hızır Ayı ve Orucu, bir ay yâni dört hafta boyunca dönüşümlü olarak devam eder. Hızır Ayı ve Orucu için bu tarih günlerinin rakamları her yıl değişse de oruç tutulacak günler bellidir. Burada Salı Çarşamba ve Perşembe günleri oruç tutulur ve Perşembe akşamında da bütün mühip tâlip pîrin veya sadık bir tâlibin evinde toplanır ve cem tutulur. Eğer Pîr kendi köyünde ise bütün köylü tâlip ve mühipler pîrin ocak evinde lokma ve kurbanları ile gelirler. Miladi takvime göre Ocak ayının ikinci yarısında başlayıp Şubat ayının ortalarında sona ermektedir.
Hz Alî Divanında günlerle ilgili yapılan değerlendirmelerde “Perşembe Günü” kollektif ibadet yâni “Cem Günü” kabul edilmiştir.
“ Perşembede olur dilekler kabul,
Kim o günde etti Hakk emri dua” hz imam Alî
Perşembe gününde sıdk-ı itikadla duâ edenlerin dilek ve temeniler murad bulur.
“ Cum’ada hoş ola nikâhlı gelin,
Dâhi birleşeler er ile hatun” hz imam Alî
Yeni evlenecek çiftlerin düğünleri “Cuma gününde” olması hz imam Alî tarafından yol taliplerine vasiyet etmiştir.
Hızır Ayı ve Orucunun Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri baz alınarak ifa edilen orucun dört haftaya bölünmesi ağır kış şartlarında yolların kapalı olduğu at veya katır gibi binek hayvanlarının karda kışta yol alınamayacağı rehper pîr ve mürşidlerin kilometrelerce yol kadettikleri varsayılırsa bu sistemin şart olduğu bütün köy, aşiret ve ailelere dedelerinde gidip Hızır Cem ibadetini yapabilme gereğindedir. Eğer bu uygulama yapılmadığı varsayarsak birçok köye ve aşirete dedelerin yetişip Hızır Cemi ibadetini o zamanın olanakları ve şartlarında yapmaları mümkün olmayacaktı
Çağıranlara ve dileyenlere, dara düşenlere ve hastalara Bozatlı Hızır yardımcısı olsun. Bizleride Ehl-i Beyt ve onikiimamların dârında didarında kanterinde ayırmasın.
Gerçeğe Hü mü’mine yâ Alî…..
HIZIR ORUCU NEDİR
HIZIR ORUCU NEDİR...NASIL TUTULUR..
Hızır, Hızır Orucu ve Hıdrellez hakkında bilgi verebilir misiniz?
“Yetiş ya Hızır” deyimi asırladır darda kalanın, zorda olanın umut çığlığı olarak
söylenmektedir. Hızır, zor durumda kalanların, son çareleri tükenenlerin çağırdıkları,
haksızlığa uğramış ve zulüm görmüş olanların, acılar ve yoksunluklar içinde yaşayanların
medet diledikleri erendir.
Bilinenlerin aksine Hızır, sadece Anadolu’da değil, bir çok coğrafyada aynı anlamda
Bilinenlerin aksine Hızır, sadece Anadolu’da değil, bir çok coğrafyada aynı anlamda
bilinmekte/anılmaktadır.
Biz Aleviler Hızır’ı bir peygamber olarak kabûl ederiz. Bizler için O, Hızır Peygamber, Hızır
Biz Aleviler Hızır’ı bir peygamber olarak kabûl ederiz. Bizler için O, Hızır Peygamber, Hızır
Aleyhisselam ya da Hızır Nebidir. İnancımıza göre Hızır Peygamber ölümsüzlük suyunu (Ab-
ı Hayatı) içmiştir. Zaman zaman dünyaya gelerek, darda olanların yardımına koşar ve
doğaya yeniden can verir (bir başka bilgiye/anlatıma/inanca göre de Hızır Nebi her zaman
dünyadadır ancak sadece “Hak Yolunu” sürenlere görünür ve yardımına/carına koşar).
Hızır Nebi, halk arasında şöyle tarif (tasavvur) edilir: üzerinde çiçeklerden yapılmış bir
Hızır Nebi, halk arasında şöyle tarif (tasavvur) edilir: üzerinde çiçeklerden yapılmış bir
cübbesi bulunan, ak sakallı, nur yüzlü yaşlı biri olarak betimlenir. Bastığı yerde güller açar,
ekinler yeşerir. Elini sürdüğü kişi dertlerden, uğursuzluklardan, hastalıklardan arınır, ömür
boyu huzurlu yaşar.
Bütün bu tartışmalar bir yana, Alevilerin algıladığı, andığı Hızır’ı biraz daha somutlaştıralım.
Hızır üzerine, Hızır'ın gerçek (bir zamanlar yaşamış olan biri) mi yoksa hayali/mitolojik biri
Bütün bu tartışmalar bir yana, Alevilerin algıladığı, andığı Hızır’ı biraz daha somutlaştıralım.
Hızır üzerine, Hızır'ın gerçek (bir zamanlar yaşamış olan biri) mi yoksa hayali/mitolojik biri
mi olduğu yönündeki tartışmalar devam etmektedir. Bazı anlatımlara göre Hızır, Hz. Ademin
oğludur, bazılarına göre Kabil veya El Yasa'nin oğludur. Bazı kaynaklar Kuran-ı Kerim’de
Kehf sûresinde geçen ve Hz. Musa ile beraber olan ama ismi zikredilmeyen kişinin Hızır
olduğu yönündedir.
Bazı anlatımlar göre Hz. Musa'ya, kendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup
Bazı anlatımlar göre Hz. Musa'ya, kendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup
olmadığı sorulmuştu. Hz. Musa: "Hayır, yoktur" diye cevap verince Allah bir vahiyle Hz.
Musa'ya iki denizin kavuştuğu yerde kendisinden daha bilgili ve hikmet sahibi bir kimsenin
olduğunu (Hızır) bildirdi. Bunun üzerine Hz. Musa, beraberinde genç bir delikanlı ile Hızır'ı
bulmak üzere uzun bir yolculuğa çıktı. Bundan sonra Hz. Musa'nın Hızır ile, Kehf Suresinde
anlatılan yolculuğu başladı.
60. Bir zaman Mûsa, genç dostuna şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere kadar hiç
60. Bir zaman Mûsa, genç dostuna şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere kadar hiç
durmadan yürüyeceğim yahut da seneler ve seneler harcayacağım."
61. Bu ikisi, iki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bunun üzerine balık
61. Bu ikisi, iki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bunun üzerine balık
da denizde bir deliğe doğru yola koyuldu.
62. Orayı geçtiklerinde Mûsa, genç arkadaşına dedi ki: "Hadi, getir şu sabah yemeğimizi.
62. Orayı geçtiklerinde Mûsa, genç arkadaşına dedi ki: "Hadi, getir şu sabah yemeğimizi.
Vallahi bu yolculuğumuz yüzünden epey çektik."
63. Genç adam dedi: "Bak sen şu işe, hani kayaya sığınmıştık ya, işte o sırada balığı
63. Genç adam dedi: "Bak sen şu işe, hani kayaya sığınmıştık ya, işte o sırada balığı
unuttum. Onu hatırlamamı bana unutturan, şeytandan başkası değildi. Balık, denizin içinde
acayip bir biçimde yolunu tuttu."
64. Mûsa: "Arayıp durduğumuz işte o idi" dedi. Bunun üzerine kendi izlerini sürerek
64. Mûsa: "Arayıp durduğumuz işte o idi" dedi. Bunun üzerine kendi izlerini sürerek
gerisingeri döndüler.
65. Orada, kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş,
65. Orada, kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş,
lütfumuzdan bir ilim öğretmiştik.
66. Mûsa ona dedi ki: "Sana öğretilenden bana da bir olgunluk/bir bilgi öğretmen şartıyla
66. Mûsa ona dedi ki: "Sana öğretilenden bana da bir olgunluk/bir bilgi öğretmen şartıyla
sana tâbi olayım mı?"
67. Dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe dayanamazsın."
68. "Havsalanın almadığı bir şeye nasıl dayanacaksın?"
69. Mûsa dedi ki: "Allah dilerse beni sabırlı bulacaksın; hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim."
70. Dedi: "Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey
67. Dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe dayanamazsın."
68. "Havsalanın almadığı bir şeye nasıl dayanacaksın?"
69. Mûsa dedi ki: "Allah dilerse beni sabırlı bulacaksın; hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim."
70. Dedi: "Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey
hakkında bana soru sorma!"
71. İkisi birlikte yola koyuldular. Bir süre sonra gemiye bindiklerinde, tuttu gemiyi deliverdi.
71. İkisi birlikte yola koyuldular. Bir süre sonra gemiye bindiklerinde, tuttu gemiyi deliverdi.
Mûsa dedi: "İçindekileri boğmak için mi deldin onu? Vallahi korkunç bir iş yaptın!"
72. Dedi: "Ben söylemedim mi, sen benimle beraberliğe asla dayanamazsın!"
73. Mûsa dedi: "Unuttuğum için beni azarlama; bu yaptığımdan dolayı da bana zorluk çıkarma."
74. Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir oğlana rast geldiler; tuttu onu öldürdü. Mûsa
72. Dedi: "Ben söylemedim mi, sen benimle beraberliğe asla dayanamazsın!"
73. Mûsa dedi: "Unuttuğum için beni azarlama; bu yaptığımdan dolayı da bana zorluk çıkarma."
74. Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir oğlana rast geldiler; tuttu onu öldürdü. Mûsa
dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın öldürdün ha!? Vallahi çok kötü bir iş
yaptın!"
75. Dedi: "Ben sana söylemedim mi, sen benimle beraberliğe asla dayanamazsın."
76. Mûsa dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme.
75. Dedi: "Ben sana söylemedim mi, sen benimle beraberliğe asla dayanamazsın."
76. Mûsa dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme.
Vallahi, öyle bir durumda benden ayrılmakta mazur sayılacaksın."
77. Yine yola koyuldular. Biraz sonra bir kente geldiler. Kent halkından yemek istediler, ama
77. Yine yola koyuldular. Biraz sonra bir kente geldiler. Kent halkından yemek istediler, ama
onlar bu ikisini konuk etmekten çekindiler. Orada, yıkılmayı bekleyen bir duvara rastladılar
; genç adam tuttu onu onardı. Mûsa "İsteseydin buna karşılık bir ücret elbette alırdın." dedi.
78. Dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramın ayrılmasıdır. Şimdi sana, tahammül edemediğin
78. Dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramın ayrılmasıdır. Şimdi sana, tahammül edemediğin
şeylerin iç yüzünü haber vereceğim."
79. "Gemiden başlayayım: O gemi, denizde işçilik yapan bir grup yoksulundu. Ben onu
79. "Gemiden başlayayım: O gemi, denizde işçilik yapan bir grup yoksulundu. Ben onu
kusurlu hale getirmek istedim. Çünkü biraz ötelerinde bir kral vardı; tüm gemilere zorla el
koyuyordu."
80. "Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve
80. "Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve
inkâra sürüklemesinden korktuk."
81. "Diledik ki, Rableri onlara o çocuktan temizlikçe daha üstün, merhametçe daha
81. "Diledik ki, Rableri onlara o çocuktan temizlikçe daha üstün, merhametçe daha
gelişmişini versin."
82. "Ve duvar. Duvar, o kentte yaşayan iki yetim oğlanındı. Altında, oğlanlara ait bir define
82. "Ve duvar. Duvar, o kentte yaşayan iki yetim oğlanındı. Altında, oğlanlara ait bir define
vardı. Oğlanların babası da hayır ve barış seven bir kimse olarak yaşamıştı. Rabbin istedi ki,
o çocuklar ergenliklerine ulaşsınlar da Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarsınlar.
Ben bunları kendi buyruğumun sonucu olarak yapmadım. İşte senin sabretmeye güç
yetiremediğin şeylerin iç yüzü budur."
Adı açıkça geçmese de inancımıza göre burada bahse konu olan bilgi ve hikmet sahibi kişi
Adı açıkça geçmese de inancımıza göre burada bahse konu olan bilgi ve hikmet sahibi kişi
Hz. Hızırdır.
Hacı Bektaş Veli’nin Velayetnamesinde de Hz. Hızır ile ilgili bir anlatım vardır. Bu anlatım şu şekilde geçmektedir.
“Hünkâr'a bir ikindi üzeri, güzel yüzlü, tatlı sözlü, Alevi saçlı, yeşil giysili bir aziz geldi.
Boz donlu bir ata binmişti; Saru İsmail karşıladı, atını tuttu. O kişi teklifsizce doğru
Hacı Bektaş Veli’nin Velayetnamesinde de Hz. Hızır ile ilgili bir anlatım vardır. Bu anlatım şu şekilde geçmektedir.
“Hünkâr'a bir ikindi üzeri, güzel yüzlü, tatlı sözlü, Alevi saçlı, yeşil giysili bir aziz geldi.
Boz donlu bir ata binmişti; Saru İsmail karşıladı, atını tuttu. O kişi teklifsizce doğru
Kızılcahalvet'e yöneldi ve içeri girdi.
Saru İsmail, "acaba bu atını tuttuğum er kim ola, şimdiye değin bunun gibi nurlu, güzel
Saru İsmail, "acaba bu atını tuttuğum er kim ola, şimdiye değin bunun gibi nurlu, güzel
yüzlü ve heybetli bir er görmedim", diye düşüncelere dalmıştı. O sırada halifelerden biri
geldi; İsmail'e, "tut şu atı", dedi ve kızılcahalvet'in kapısına vardı. O aziz kişinin, Hünkar'ın
karşısında oturmakta olduğunu gördü. Tam bu anda Hünkar, "ne yapalım Hızır'ım Ulu Tanrı
seni bu işe koşmuş, Tanrı kullarını zordan kurtarman gerek; şu anda Karadeniz'de bir gemi
batmak üzere, seni çağırıyorlar; sohbetine can atıyoruz ama ne çare; tez imdatlarına yetiş;
Tanrı izin verirse yine şerefleniriz", diyordu.
Hızır Peygamber hemen kalktı. Saru İsmail dışarıda atı tuttu. Hızır dışarı çıkınca İsmail Hızır'ın üzengisini öptü. Hızır, atını sıçrattığı gibi at, bir adımını Sulucakarahöyük'ün üstüne bastı, öbür adımda güneşle birlikte dolunay oldu ve gözden yitti; yalnızca karşıdan nalının parıltısı göründü.
Saru İsmail, huzura varıp gördüğünü anlatarak, "Erenler Şahı, bu giden aziz kimdir?", diye
Hızır Peygamber hemen kalktı. Saru İsmail dışarıda atı tuttu. Hızır dışarı çıkınca İsmail Hızır'ın üzengisini öptü. Hızır, atını sıçrattığı gibi at, bir adımını Sulucakarahöyük'ün üstüne bastı, öbür adımda güneşle birlikte dolunay oldu ve gözden yitti; yalnızca karşıdan nalının parıltısı göründü.
Saru İsmail, huzura varıp gördüğünü anlatarak, "Erenler Şahı, bu giden aziz kimdir?", diye
sorunca Hünkâr, "kardeşimiz Hızır Peygamberdir. Karadenizde bir gemi batmak üzereydi,
oraya imdada koştu; onun yürüyüşü böyledir", dedi.
Saru İsmail Hızır'ı gördüğüne çok sevindi.”
Hızır'ın kim olduğu ve hikmeti konusunda Kehf süresi ve Hacı Bektaş Velinin
Saru İsmail Hızır'ı gördüğüne çok sevindi.”
Hızır'ın kim olduğu ve hikmeti konusunda Kehf süresi ve Hacı Bektaş Velinin
Velayetnamesinde geçenler bize bazı veriler sunuyor. Ancak bütün bunların ötesinde Hz.
Hızır, Alevi inançlı toplum arasında varlığını sürdürüyor. Zalimlerin ve kötülerin uyarıcısı,
yoksulların ve dara düşenlerin yardımcısı olmaya devam ediyor. Uğradığı her yere
güzellikler, bahar götürmeye, bereket götürmeye devam ediyor.
Hızır Orucu
Hızır orucu, (orucun bilinen özelliklerinin yani sıra) Yüce Yaratıcıya teslim olmanın, Ehlibeyte
Hızır Orucu
Hızır orucu, (orucun bilinen özelliklerinin yani sıra) Yüce Yaratıcıya teslim olmanın, Ehlibeyte
bağlı olmanın, Hz. Hızır'a ve onun şahsında gerçek bilgiye, rahmete, iyilerden olmanın,
şükür sahibi olmanın, Hak Yolunu sürenlerden olmanın bir gereği olarak tutuluyor.
Hızır orucu, bazı yörelerde Ocak ayının son günü ile Şubat ayının ilk iki tutuluyorsa da genel
olarak her yıl 13-14-15 Şubatta tutuluyor. Bu üç günlük oruçtan sonra lokmalar dağıtılıyor,
kurbanlar tığlanıyor, cemler yapılıyor.
Dilde dileklerin, gönülde muratların kabul olması, Bozatlı Hızır'ın ilgisine nail olunması için
Dilde dileklerin, gönülde muratların kabul olması, Bozatlı Hızır'ın ilgisine nail olunması için
tutuluyor. Bu halisane duygu ve düşüncelerle tutulan oruçlar, dağıtılan lokmalar, yapılan
cemler, edilen dualar elbette kabul olur ve her yerde hazır ve nazır olan Hz. Hızır carımıza
yetişir.
Hıdrellez
Hıdrellez, Hızır ve İlyas isimlerinin bir araya gelmesi ile oluşan bir kelimedir/kavramdır.
Hıdrellez
Hıdrellez, Hızır ve İlyas isimlerinin bir araya gelmesi ile oluşan bir kelimedir/kavramdır.
Hıdrellez aynı zamanda bir bayramdır. Dünyanın bir çok coğrafyasında biçimde farklı
görünümler almış olsa da (yerel kültürel özellikler katılmış), öz olarak aynı inancın devamı
olarak kutlanan bir bayramdır.
5 Mayısı 6 mayısa bağlayan gece Hızır ile İlyas’ın yeryüzünü gezdiği ve buluştukları gecedir.
5 Mayısı 6 mayısa bağlayan gece Hızır ile İlyas’ın yeryüzünü gezdiği ve buluştukları gecedir.
Hz. Hızır nasıl ki ölümsüzlük suyu olan Ab-ı Hayattan içmişse, aynı şekilde Hz. İlyas da Ab-ı
Hayattan içmiştir. (Hatta bazı anlatımlara göre Hz. Hızır ve Hz. İlyas kardeştirler). İşte bu iki
ölümsüz Nebinin buluşması, berekettir, bolluktur, bahardır, aydınlıktır, paylaşımdır, Yolu
sürenlerin bayramıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























