2 Mart 2013 Cumartesi
28 Şubat 2013 Perşembe
26 Şubat 2013 Salı
25 Şubat 2013 Pazartesi
24 Şubat 2013 Pazar
20 Şubat 2013 Çarşamba
TBMM'ye karşı ilk grevi öğretmenler uygulamış
TBMM'ye karşı ilk grevi öğretmenler uygulamış
Osmanlı Mebusan Meclisi'nin feshedilmesinden sonra kurulan Anakara'daki BMM ilk tepki öğretmenlerden gelmiş.
XALO..HABER..
Samsun-Çarşamba’da görev yapan öğretmenler, beş aydır maaş alamadıkları gerekçesi ile greve gideceklerini Haziran 1920’de Büyük Millet Meclisi’ne gönderdikleri bir mektupla ilan etmişler. Mektupta öğretmenler, daha önce maarif müdürlüğüne ve kaymakamlığa bildirmelerine rağmen maaşlarını alamadıklarını, ailelerin geçimlerini sağlamak için yatak ve yorganlarını sattıklarını, eğer maaş alamazlarsa greve gideceklerini belirtmişler.(1)
4 Aralık 1920’de Ankara’da başlayan öğretmenlerin grevi Samsun, Bursa, Rize, Çorum, Tokat’a kadar yayıldı. Grevin ülke geneline yayılması üzerine BMM’nde milletvekilleri arasında ser tartışmalar yaşandı. Maarif vekili Rıza Nur sorumluluğu vekalet müdürlüklerine atarken, milletvekilleri Rıza Nur’u suçladılar.
Aslında sorunun temelinde Osmanlı’nın maarif teşkilatının terk edilmesi vardı. 1869 Maarif nizamnamesine göre orta ve yüksek öğretim devletin uhdesinde olup eğitim hizmetleri devlet hizmeti olarak görülürdü. Sıbyan ve iptidai(İlk mektep) okullar devletin değil mahalle sakinlerinin sorumluluğundaydı. Bu mekteplerde görev yapan öğretmenlerin maaşlarını devlet ödemez mahalle camiine bağlı vakıflar öderdi. Savaş ortamında olduğu için bazı bölgelerdeki öğretmenlerin maaş ödemelerini halk karşılayamamıştı. Osmanlı yönetimi bu durumlarda hazineden karşılama yoluna giderek öğretmenlerin mağdur olmaması sağlanırdı. Osmanlı yönetimi bu bölgelerden çekilmeye başlatınca BMM bu sorumluluğu yerine getirememiş, önlemler alınamamıştı.
Tevhid-i Tedrisat kanunun çıkarılmasına kadar ilk mekteplerde öğretmen maaşları ödemesi yine halk tarafından karşılanmış olmakla birlikte kısmi grevler devam etmişti. Tevhid-i Tedrisatla birlikte bütün okullar Maarif Bakanlığının çatısı altında birleştirerek öğretmen maaşlarının tek elden ödenmesi kabul edilmişti.
(1)TBMM tutanakları, İş Bankası yayınları
Filistin direnişinde kim kimdir ?XALO..PACI..TOKLUCAK HABER
FILISTIN DIRENIŞINDE KIM KIMDIR ?
Filistinliler 1960'lı yıllarda İsrail'e karşı direniş hareketlerini örgütlediler. Bu direniş örgütlerinden öne çıkanları ise El-Fetih,FilistinKurtuluş Örgütü,Hamas,İslami Cihad, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi idi.
XALO..PACI..TOKLUCAK HABER
Osmanlı devletinin I.Dünya savaşıyla beraber dağılması Filistin halkı için sancılı bir sürecin ilk işaretleriydi. Çünkü 19.yüzyılın sonlarından itibaren başlayan Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması faaliyetlerinin önündeki en büyük engel ortadan kalkmış oluyordu. Savaşın kazananlarından İngiltere Filistin coğrafyasına tam olarak hakim olduktan sonra bölgede bir mandaterlik kurarak bölgeyi yönetmeye başladı. İngiliz mandaterliği döneminde Filistin’e büyük bir Yahudi göçü başladı. 1920 yılından itibaren hızlanan Yahudi göçü bölgedeki nüfus dengesini temelinden sarsmaya başladı. Öyle ki 1920 yılında Filistin’deki Yahudi nüfusu 83 bin civarındayken 1922 yılında gelindiğinde 467 bine çıkmıştı. Filistin’de artık bir Yahudi sorunu ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu sorun yalnızca toplumsal ya da siyasi bir sorun değildi. Aynı zamanda bölgede çatışmaları da beraberinde getiren bir güvenlik sorunuydu. Filistin direnişi de işte bu ortamda başladı.
1947 yılına gelindiğinde bölgeyi yöneten İngiltere Filistin toprakları üzerindeki çatışmaları sonlandırmak yani sorunu barışçıl bir yöntemle çözmek için Birleşmiş Milletlere talepte bulundu. Kurulan Filistin Özel Komisyonu Filistin’in Yahudiler ve Araplar arasında ikiye bölünmesini Kudüs’ün ise hiçbir yere bağlı olmayan özel bir statüye Corpus Separatum ( ayrı beden ) sahip olmasını kararlaştırdı. Filistin’in en verimli kısımlarını oluşturan yüzde 55 kısmını Yahudilere, verimsiz topraklardan ve çöllerden oluşan yüzde 45 kısmını ise Araplara bırakan bu planı Araplar kabul etmediler. Bu anlaşmazlık üzerine 14 Mayıs 1948 tarihinde Yahudiler İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiler.
İsrail’in bağımsızlık ilanı ise bölgede büyük savaşların kapısını araladı. 1948 yılından 1967 yılındaki 6 gün savaşlarına kadar İsrail ile Arap ülkeleri arasında bir çok savaş yaşandı. Ancak bu savaşların tümünde galip gelen başta Amerika olmak üzere Batı ülkelerinin desteğini alan İsrail’di. Bu şartlarda 1960’lı yıllar, Filistinlilerin Arap ülkeleri ve uluslararası kuruluşlara karşı olan güvenlerinin iyice azaldığı yıllar oldu. Bunun bir sonucu olarak kendi sorunlarını ancak kendi güçleriyle çözebileceklerine inanmaya başladılar. Özellikle 1967 savaşı ve sonrasında Filistin direniş hareketlerini örgütlediler. Bu direniş örgütlerinden öne çıkanları ise El-Fetih,Filistin Kurtuluş Örgütü,Hamas,İslami Cihad, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi idi.
El-Fetih
1959 yılında Yaser Arafat’ın ( Ebu Ammar) önderliğinde kurulan örgüt Filistin örgütleri arasındaki en önemli grupların başında gelmektedir. Filistin sorununu Arap hükümetlerinden bağımsızlaştırmak gerektiği düşüncesindeydi. İsrail’in 1955’te başlattığı Gazze harekatından sonra başarıya ulaşmak için silahlı mücadelenin tek yol olduğu fikrinde birleşen El-Fetih özellikle 1960 yıllardan itibaren İsrail hedeflerine karşı silahlı mücadeleye girişti.1968 yılında İsrail askerleri Karameh’te bulunan kamplara yönelik bir operasyon yaptılar ve beklemedikleri büyük bir direnişle karşılaştılar. El-Fetih’in İsrail’e karşı bu direnişi büyük bir prestij elde etmesini sağladı ve bu prestij ile Filistin Kurtuluş Örgütü içinde de etkin olmaya başladı.1969’da El-Fetih lideri Yasef Arafat, Filistin Kurtuluş Örgütü yürütme kurulu başkanlığına getirildi. Arafat yönetimi 1973 yılından itibaren ise diplomasiye ağırlık vererek FKÖ’ye sürgün hükümeti niteliği kazandırdı. 1974 yılında örgüt Arap Birliği, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Filistinlilerin tek meşru temsilcisi olarak tanındı. 1980'li yılların başlarına kadar FKÖ pek çok değişik grubu bünyesinde taşıyor olmasına rağmen Filistin davasının önde gelen örgütü olma özelliğini korudu. Örgütün merkezi 1967 savaşından sonra Ürdün'e, 1970'te Lübnan'a ve 1982 yılında İsrail'in Lübnan'ı işgaliyle Tunus'a taşındı.
15 Kasım 1988’de Cezayir'de toplanan Filistin Milli Konseyi sürgünde bağımsız bir Filistin devletini kurarken, Arafat, İsrail'in var olma hakkını tanıdığını, şiddet eylemlerinden ve İsrail'in topyekün ortadan kaldırılmasına yönelik siyasetten vazgeçildiğini resmen açıkladı.
Bu konuşmanın ardından Amerika Birleşik Devletleri ile bir diyalog başladı. Bu diyalogun bir sonucu olarak Filistin-İsrail görüşmeleri başladı ve 13 Eylül 1993 tarihinde Washington'da iki taraf bir barış anlaşmasını imzaladı.
İsrail, 1994 yılında yapılan Gazze-Eriha Anlaşması ve Eylül 1995'te yapılan II. Oslo Anlaşması'yla Gazze Şeridi'nin tamamına yakınının, Batı Şeria'nın ise bazı bölgelerinin yönetimini Filistin Otoritesi'ne bıraktı. 1996 yılının Ocak ayında yapılan seçimlerin sonucunda 88 üyeli Filistin Otoritesi Konseyi oluşturuldu. Ayrıca seçimlerin sonunda Arafat Filistin Otoritesi'nin başkanı olarak göreve başladı. Kurulan hükümette önemli görevler El-Fetih üyelerine verildi. Yaser Arafatın 2004 yılında ölümü üzerine yerine FKÖ genel sekreteri Mahmut Abbas seçildi.
Filistin Kurtuluş Örgütü
Temelleri 1964 yılında Kahire’de toplanan Arap ülkeleri zirvesinde atıldı. Arap hükümetlerinin öncülüğünde kurulan FKÖ Filistinlileri mücadelelerinde yetiştirmek amacıyla kuruldu. Teşkilatın finansmanı için Filistin Milli Fonu da oluşturuldu. Arap ülkelerinde FKÖ’nün ofisleri açıldı. Ayrıca Gazze ve Sina’da üslenecek bir Filistin Kurtuluş ordusu kuruldu. Filistin davasını temsilcisi olarak kurulan FKÖ çok sayıda Filistin direniş örgütünün bir çatısı niteliğindeydi.1974 yılından itibaren Filistin halkının tek meşru temsilcisi olarak tanındı.
Hamas
Filistin İslami Direniş Hareketi isimli örgüt (HAMAS) ilk defa 1978 yılında el-Mucamma el-İslâmî adlı bir hayır kuruluşu olarak Şeyh Ahmed Yasin tarafından Gazze'de kuruldu. Daha sonra silahlı harekete dönüşen Filistin İslami Direniş Hareketi , Mısır merkezli Müslüman Kardeşler Örgütü'nün (İhvan-ı Müslimin) Filistin kanadı olarak da bilinmektedir. FKÖ'nün Filistinlileri ve Müslümanları temsil etmekten uzak olduğunu, İsrail'e karşı mücadelede pasif kaldığı gibi gerçeklerle kurulmuştur. Filistin’in kurtuluşu için silahlı mücadele ve cihat yolunu benimsemiştir. Filistin’deki işgal şartlarında bir değişiklik olmamasına rağmen FKÖ’nün 1991 yılında İsrail ile barış görüşmelerine başlamasına büyük tepki gösterdi. FKÖ'nün kendileri ile birleşme çağrılarına da bu yüzden cevap vermedi. Hamas, 1992 yılında silahlı kanadı İzzettin Kassam’ı kurarak, İsrail’e karşı silahlı eylemlerini yoğunlaştırdı. 2004'te yılında Hamas lideri Şeyh Ahmed Yasin İsrail tarafından düzenlenen bir füze saldırısında hayatını kaybetti. Yerini alan Abdülaziz El Rantisi'nin de bir ay sonra aynı şekilde bir füze saldırısıyla hayatını kaybetmesi üzerine Halid Meşal Hamas’ın siyasi lideri oldu.
Hem siyasi hem de silahlı direnişi aynı anda yürüten Hamas 25 Ocak 2006 tarihinde Filistin’de yapılan seçimleri kazandı. 132 üyeli Filistin parlamentosunda Hamas 76, El Fetih ise 43 sandalye kazandı. Bu seçim snuçları FKÖ ile Haması karşı karşıya getirdi. Zaman zaman çatışmaların da yaşanmasına bu yeni şartlarda Hamas iktidara geldi. İçerideki bu sıkıntılarla karşılaşan Hamas özellikle israilin varlığını tanımaması ve gerçekleştirdiği eylemlerden ötürü uluslar arası arenada dışlandı.
İslami Cihad
İran İslam devriminin ardından 1980 yılında Fethi Şikaki ve Abdülaziz Avde tarafından kurulan örgüt 1982 yılında Fransız Elçiliğine yaptığı bombalı saldırıyı üstlenmesiyle ismini duyurmuştur. FKÖ ve Hamas’tan sonra Filistin’deki en güçlü örgüttür. Örgütün kurucusu Fethi Şikaki 1995 yılında İsrail gizli servisi Mossad’ın düzenlediği bir saldırı sonucunu hayatını kaybetmiştir.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi
Marksist nitelikli bir örgüt lan FHKC örgütü 1964 yılında FKÖ’den ayrılarak kuruldu. Kudüslü bir Ortodoks aileden gelen George Habbaş tarafından kurulan FHKC İsrail’e karşı çeşitli saldırılar gerçekleştirdi. FHKC İsrail hedeflerine karşı gerçekleştirdiği etkili eylemlerle hem kendi adını duyurmuş, hem de Filistin ulusal mücadelesinin dünya solunda en çok tartışılan konulardan biri haline gelmesini sağlamıştır. İlerleyen yıllarda Lübnan İç savaşına katılan FHKC, El Fetih lideri Yaser Arafat'ı İsrail'e karşı uzlaşmacı bir politika izlemekle eleştirmiştir.
Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi
FHKC’den ayrılan Ortodoks Hristiyan asıllı sol görüşlü Nayef Havatme tarafından 1969 yılında kuruldu. Siyasi olarak FHKC’ne yakın bir çizgide bulunan örgüt İsrail hedeflerine yönelik çok sayıda saldırı düzenledi. 1973 yılında İsrail radikal solu ile, El-Fetih ve Filistinli komünistlerle bir dizi görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerin soncunda FDHKC iki devletli bir çözümü kabul etti. 1977 yılından itibaren El-Fetihten uzaklaşmaya başlayan örgüt Arafat ve karşıtlarına eşit mesafede bir politika izledi. FDHKC iki devletli bir çözümü kabul etmesine karşın Madrid konferansına katılmadı. 1999 yılında FDHKC , Kudüs’ün statüsü, mültecilerin geri dönüşü ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması konularında taviz verilmemesi gerektiği yönünde Arafat’la Kahire’de uzlaşmaya vardı. Bu uzlaşma sırasında FDHKC’nin nihai statü görüşmelerinin FKÖ liderliğinde yapılması ve İsrail ile nihai bir anlaşmaya varmadan önce Filistin halkı arasında referandum yapılması şeklindeki talepleri kabul edildi.
Kaynaklar :
Fahir Armaoğlu, Filistin Meselesi ve Arap -İsrail Savaşları
Filistin, Ortadoğu’da bitmeyen Varoluş mücadelesi
Dr. Serhat Serkmen,Filistin’de iktidar mücadelesi,Hamas-Fetih ilişkileri
Esrar Dede’nin mezar taşı..xalohaber.pacı.toklucak
Esrar Dede’nin mezar taşı
On sekizinci yüzyıl divan şairlerinden ve mevlevi şeyhi Esrar Dede’nin Galata Mevlevihanesi haziresinde bulunan mezar taşı
xalohaber.pacı
Yâ Hû
Esrâr Dede çileyi hatm ettiği dem
Sır oldu, serin hırka-i tâbûta çekib
Gâlib dedi târihini efsûs efsûs
Hemdemleri hayrân kodu Esrâr göçüb
Sene 27 Receb 1211
Günümüz Türkçesiyle: Esrar Dede çilesini bitirdiği an tabut hırkasını başına çekip sır oldu, gizlendi. Galip ne yazık ki onun(ölüm) tarihini "Arkadaşlarını Esrar kendine hayran koyup göçüp gitti" diye söyledi. Sene 26 Ocak 1797
Çile: Tasavvufta ve Mevlevilikte, dervişlerin kapalı bir mekânda uzlete çekilmek suretiyle belli bir süre ibadetle meşgul olmalarına denir.
Esrar Dede kimdir?
İstanbul’da doğan Esrar Dede’nin asıl adı Mehmet’tir. Oldukça iyi bir eğitim görmüş, Arapça, Farsça, Rumca, Latince ve İtalyanca da öğrenmiştir. Şeyh Galip’in Galata Mevlevihanesi’ne şeyh olmasından sonra Mevlevilik tarikatına girmiştir. Şeyh Galip’e intisap etmiş ve onunla yakın bir dostluk kurmuştur. Bu olay ise onun hayatının dönüm noktasını teşkil etmiştir. Şiir yazmaya da başlayan Mehmet Efendi “Esrar” mahlasını burada almıştır. Divan, Tezkire-i Şuaray-ı Mevleviye, Mübarekname-i Esrar, Fütüvvetname-i Esrar, Lugat-ı Tilyan gibi eserler vermiş ve çilesini bitirdiği güne rastlayan bir mirac gecesi vefat etmiştir. Galata Mevlevihanesi mezarlığında Fatin Dede’nin defnedilmiş mezar taşına da Şeyh Galip’in yukarıdaki tarih kıtası yazılmıştır.
17 Şubat 2013 Pazar
16 Şubat 2013 Cumartesi
YIL 1969: 6. FİLOYU KABE YAPANLAR
YIL 1969: 6. FİLOYU KABE YAPANLAR
16 Şubat 1969 Pazar günü İstanbul’da ABD’lileri bile şok eden bir olay yaşandı: Kamyonlarla ve otobüslerle Anadolu’nun her yanından taşınan dinci-ülkücü komandolar, Dolmabahçe’de demirli 6. Filo’ya ait bir gemiyi “kıble” yapıp namaz kıldılar.
Tekbirlerle kılınan “cihad” namazından sonra “Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganlarıyla Taksim’e yürüdüler. Burada binlerce militana bomba, taş, sopa, satır dağıtıldı. Taksim’e antiemperyalist gençlik liderlerinin resimleri asıldı. Duvarlara“Görüldüğü yerde öldürün” ilanları yapıştırıldı.
Taksim Meydanı’na giren korunmasız halk, karşısında birden bire bu “Amerikan cihatçılarını” buldu. Polisle birlikte halkın ve antiemperyalist gençlerin üstüne saldıran “gericiler”, ellerindeki bombalar ve bıçaklarla birçok kişiyi yaraladı; Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan’ı ise öldürürler.
15 Şubat 2013 Cuma
YETİŞ BOZ ATLI HIZIR CEM-İ
YETİŞ BOZ ATLI HIZIR CEM-İ
İMRANLI-DER
VE
P.S.A.K.D. ATAŞEHİR CEM EVİ İLE
BİRLİKTE GENİŞ BİR KATILIMLA
GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.
GERÇEĞE HÜ MÜMİNE YA ALİ..
Niyazınız nur ola Şah zuhur ola
HIZIR lokmasına dahil ola
Yiyene helal, yedirene delil ola
Bir lokması bin belanızı defeyleye
Dertlerinize derman, hastalarınıza şifa Allah’tan ola.
Cümle nebiler Erenler Kerem eyleye.
Lokmalarınız Hak dergâhında kabul ve makbul ola.
Yüce Allah tutmuş olduğunuz oruçları, pişirip dağıttığınız lokmaları dergâhı izzetinde kabul ve makbul eyleye.
Dil bizden, nefes Bozatlı Hızır’dan ola
GERÇEĞE HÜ MÜMİNE YA ALİ..
13 Şubat 2013 Çarşamba
XIZIR ORUCU...
XIZIR ORUCU...
XIZIR YAŞAMIN HİKMETİ,
DOĞANIN YAŞAM GÜCÜ VE DEVRİDAİM OLMASIDIR...
İnancımızın temelde İKİ ORUCU vardır.
1. Yası Kerbela Orucu
2. Xızır Orucu (13/14/15 Şubat)
Xızır; ÖLÜMSÜZLÜK yani DEVRİ DAİM demektir.
Yaşamın hikmeti devridaim ve değişimdir...
Xızır devridaimin ve değişimin hikmetidir.
Xızır, canlının, insanın, doğanın neye ihtiyacı varsa odur.
Yani XIZIR YAŞAMDIR...
Havada, karada, suda... Yerde, gökte...
XIZIR HAZIR VE NAZIRDIR...
Erenler... Canlar...
Xızır Orucunuz Hak Defterine Yazılsın...
XIZIR YAŞAMIN HİKMETİ,
DOĞANIN YAŞAM GÜCÜ VE DEVRİDAİM OLMASIDIR...
İnancımızın temelde İKİ ORUCU vardır.
1. Yası Kerbela Orucu
2. Xızır Orucu (13/14/15 Şubat)
Xızır; ÖLÜMSÜZLÜK yani DEVRİ DAİM demektir.
Yaşamın hikmeti devridaim ve değişimdir...
Xızır devridaimin ve değişimin hikmetidir.
Xızır, canlının, insanın, doğanın neye ihtiyacı varsa odur.
Yani XIZIR YAŞAMDIR...
Havada, karada, suda... Yerde, gökte...
XIZIR HAZIR VE NAZIRDIR...
Erenler... Canlar...
Xızır Orucunuz Hak Defterine Yazılsın...
12 Şubat 2013 Salı
HIZIR ORUCU .2013..
HIZIR ORUCU .2013..
Ya Hakk..
Erkanımız da oruç, oruç niyet ve niyaz ile başlar, niyet HAKKa, niyaz PİRlere dir... Oruç edilecek günün gecesi niyet ve niyaz edilir ertesi gün güneş aşınca başlar ve gece gökyüzüne tutulan bir siyah bir beyaz ipliğin ayırt edilememesi ile biter...
İftar yada sahur bizim oruçlarımızda olmaz. Gizli yenir. Hep birlikte sofra kurulmaz, sofra donatılmaz. İçsel yapılır. Akşam orucunu susuz açmak gerektir... MAtem orucunda da Hızır orucunda da mümkün olduğunca su içilmez, onun yerine başka sıvılar alınır. Ayran, meyan kökü suyu, vs vs...
Bir rivayete göre Hızır orucunda 3 gün hiç su içilmez ve gece bol tuzlu şey yiyerek yatılır ki 3 günün içinde Hızır seyrine gelsin ve niyazını alsın. Bir rivayete görede sevdiğini görürsün...
Matem orucu 12. günün öğlesinde güneş dikilince aşur kaynatılarak açılır... Hızır orucu perşembeye gelen günün akşamı Hızır CEMinin lokması ile açılır. CEM kurulmuyorsa, ya da CEMin cemaati olunmayacaksa normal siyah iplik ve beyaz iplik yine gökyüzüne tutularak ayırt edemeyecek durumda açılmalıdır.
Niyetleriniz HAKK katında makbul ola...
Niyazlarınız PİRlerimizin defterine kayd ola...
Güneşde orucunuz DELİL,
Gecede yediğiniz içtiğiniz HELAL ola...
Aşk ile..
Ya Hakk..
Erkanımız da oruç, oruç niyet ve niyaz ile başlar, niyet HAKKa, niyaz PİRlere dir... Oruç edilecek günün gecesi niyet ve niyaz edilir ertesi gün güneş aşınca başlar ve gece gökyüzüne tutulan bir siyah bir beyaz ipliğin ayırt edilememesi ile biter...
İftar yada sahur bizim oruçlarımızda olmaz. Gizli yenir. Hep birlikte sofra kurulmaz, sofra donatılmaz. İçsel yapılır. Akşam orucunu susuz açmak gerektir... MAtem orucunda da Hızır orucunda da mümkün olduğunca su içilmez, onun yerine başka sıvılar alınır. Ayran, meyan kökü suyu, vs vs...
Bir rivayete göre Hızır orucunda 3 gün hiç su içilmez ve gece bol tuzlu şey yiyerek yatılır ki 3 günün içinde Hızır seyrine gelsin ve niyazını alsın. Bir rivayete görede sevdiğini görürsün...
Matem orucu 12. günün öğlesinde güneş dikilince aşur kaynatılarak açılır... Hızır orucu perşembeye gelen günün akşamı Hızır CEMinin lokması ile açılır. CEM kurulmuyorsa, ya da CEMin cemaati olunmayacaksa normal siyah iplik ve beyaz iplik yine gökyüzüne tutularak ayırt edemeyecek durumda açılmalıdır.
Niyetleriniz HAKK katında makbul ola...
Niyazlarınız PİRlerimizin defterine kayd ola...
Güneşde orucunuz DELİL,
Gecede yediğiniz içtiğiniz HELAL ola...
Aşk ile..
11 Şubat 2013 Pazartesi
Perişan Ali - Ya Xizir
Maraş Afşin-Elbistanın "Çobanı" Perişan Ali Hakka yürüdü... Hani dedik yalandır, inanmadıkya... Doğruymuş. Hakk Devrini kolay eylesin Perişan Ali...
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
PERİŞAN ALİ YE
ALLAHTAN RAHMET DİLERİZ..
AŞIK PERİŞAN ALİ HAKKA YÜRÜDÜ..
PERİŞAN ALİ YE
ALLAHTAN RAHMET DİLERİZ..
6 Şubat 2013 Çarşamba
Sefer Tunç - 2012 / - Rındekamı-( toklucak.pacı fm)
Sefer Tunç - 2012 / - Rındekamı-( toklucak.pacı fm)
2 Şubat 2013 Cumartesi
HIZIR ORUCU ( 12-13-14 ŞUBAT 2013 )
HIZIR ORUCU ( 12-13-14 ŞUBAT 2013 )
HIZIR ORUCU ( 12-13-14 ŞUBAT 2013 )
Bir gün Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin (Allah ın selamı onlara olsun)
hastalandılar. Anneleri Hz.Fatima(s.a) Hz.Muhammedin (s.a.v)
yanına gidip durumu anlattı. Hz.Muhammed Cebrailin vahyi ile
kızı Hz.Fatimaya, kendisinin ve eşi olan Hz.Ali nin üç gün Allah rızası için oruç adamalarını söyledi.
Hz.Ali ve Hz.Fatima ile yardımcıları Fıdda da üç gün oruç adak ettiler. Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin efendilerimiz iyileşince orucu tutmaya başladılar. İlk gün iftar edecekleri vakit kapıya bir yoksul geldi ve acım dedi. Hz.Ali benim payıma düşeni ona verin dedi.Bunun üzerine Hz.Fatima, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin ve Fıddada paylarını gelen yoksula verdiler. Iftarlarını sadece suyla açtılar.İkinci günün akşamı yine iftar vakti geldiğinde bu defa kapıya bir yetim geldi. Aynı şekilde hepsi birşey yemeden sofrayı olduğu gibi gelen yetime verdiler. Üçüncü günü ise iftar vakti bir esir geldi. Ve bu günde hepsi yemeklerini gelen esire verdiler.Böylece üç gün adak orucunu sadece suyla açtılar.Ve bunun üzerine Kuranı Kerimin şu ayetleri peygambere geldi.Adaklarını yerine getirir onlar ve şerri, her yanı saran, kaplayan günden korkarlar .
*Ve ona ihtiyaçları olduğu halde yemeklerini yoksula ve yetime ve esire verirler, onları doyururlar *
*Sizi, ancak Allah rızası için doyurmadayız ve sizden istemeyiz ne bir karşılık, ne bir şükür *
*Şüphe yok ki biz, suratları astıran, azabı pek şiddetli olan gün, Rabbimizden korkarız *
* Derken Allah da korumuştur onları, bugünün şerrinden ve yüzlerine bir parlaklık, gönüllerine bir sevinçtir, vermiştir *
Dehr(İnsan süresi 7-11
Rivayetlerde o üç gün gelen zatların Hz.Cebrail, Hz.Mikail ve Hz.İsrafil olduğu geçer. Yüce Rabbimiz bu vasıtayla Ehli Beytin üstünlük dercesini insanlara hatırlatmak ister.Biz Alevilerde ise kapıya gelen o şahsın Hızır (a.s) olduğu bilinir. Ve bu yüzden bunu Hızır orucu olarak adlandırmışız.
Üç gün Allah rızası için bizde oruç tutarız .Bu sene Hızır Oruçlarımız 12-13-14 Şubat 2013 tarihlerinde tutulacaktır. Tuttuğunuz oruçlar ve dualarınız kabul olsun Hızır Yardımcınız olsun ...
1 Şubat 2013 Cuma
Hizir Cemi (Baki Güngör Dede esliginde) -XIZIR E KAL
BOZATLI HIZIR HERYERDE HAZIR VE NAZIRDIR:
Hızır Orucu Yas-ı Muharrem veya Oniki İmamlar Orucu aksine bir bayram niteliğindedir.
Bozatlı Hızır günümüzde oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, karda kışta tipiye tutulanların, hastaların, fakirlerin, içten, gönülden hulisi itikadla “yetiş imdadımıza yâ Bozatlı Hızır” diyenlerin imdadına yetişen bir nebi ve evliyadır. Darda kalanların imdadına yetişen ölümsüzlük/hayat suyunu yâni âb-ı hayatı içip ebedileşen yâ da Hakk Teâlâ bütün kâinatı yaratan eşi benzeri olmayan El İhlas suresinde tek olarak geçen zatıyla ebedi ve kayım olan yüce Allah kendi mevcuyetinde varlık âleminin binbir ismiyle vücud bulan sıfatlar zincirinde herdaim diri olup heryerde hazır ve nazır olan ilm-ul ledun yâni batınî ilmi Hakk Teâlâ katında bir rahmet olarak armağan edildiği Hızır (a.s) Cenâb-ı Hakk’ın has kullarında bir kul olan Hakk nebisidir.
Bozatlı Hızır; bazen aksakallı yaşlı bir dede, bazen masum-u pak, bazen genç biri olarak kimi zamanda ermiş olarak karşımıza çıkarak dara düşenlerin carına/imdadına yetişir. Bazen tâlibin uykusunda/rüyasında görünerek mesaj iletir. İmdadına yetişip sıkıntıdan kurtarır yâ da sıkıntılı günler göreceğini ve bundan nasıl kurtulması gerektiği hakkında yol gösterir. Daha evlenmemiş genç erkek ve kızlarımızın sıdk-ı itikadla eğer bu üç gün boyunca oruçla birlikte hiç su içmeyerek susuz kalmaları halinde Hızır Orucu günlerinin üçüncü günün gecesinde evleneceği kişi rüyalarında görünür. Hatta gençler oruç açma zamanında üç gün su içmemekle birlikte tuzlu gıdalar yiyip daha çok susamalarını sağlayarak nasip ve kısmetlerinin rüyada görüneceğine itikadla inanırlar. Böylelikle Bozatlı Hızır duâ ve niyazda bulunan gençlere temeni ve dilekleri Allah katında kabül edilerek murad bulup nasip ve kısmetler ihsan edilir. Bu söylem ışığında genç ve bekar kız ve erkelerin gerçektende bu günlerde evleneceği kişi tarafında kendine yâ bir çeşme başında yâ da bir tas su verilerek gördükleri bir gerçek olarak toplumumuzun belleğinde yer almış ve itikadla inanılmıştır. Bazen sevdiği, gönlünü kaptırdığı gence veya kız tarafından rüyasında su ikram edilmiştir. Bazen de hiç tanımadığı veya hiç görmediği genç kız veya erkek tarafından su ikram edilmiştir. Rüyasında kısmetini görenlerin yanında hiç göremeyenlerde vardır. Bu inananın itikad ve imanıyla alakalı olsa gerek. Gerçeğini, doğrusunu Hakk bilir.
Alevîler mihmanı Hızır olarak bilirler. İşte misafire çok önem vermelerinin nedeni; her an Bozatlı Hızır’ın denemek için evini ziyaret edeceğine, bir fakir veya dilenci yâ da uzun sakallı ermiş biri olarak sınamaya tutacağına inanarak tedbirli davranırlar. Bu konu hakkında sözlü geleneğimizde yaşanmış vakalar ve hikayeler hayli çoktur ve hep anlatılır. Değerli ozanlarımızın deyiş ve nefeslerinde ki Bozatlı Hızır yoğun bir şekilde konu edilerek bahsedilir.
İşte ozanlarımızdan bir kaç örnek;
Davut Sever;
Hurufi İslamda lil şâh-ı merdan Alî
Tecelligâhta velâyet hem ulûhiyet
İlya ile yektaş Hızır ile hem yoldaş
İmanım siz hangi Alîyi sorarsınız?
Derviş Alî ;
Kıratın kanadı yenidir yeni
Bozatlı Hızır geldiği bellidir
Gelen misafirler Hızır kendidir
Yolun bize uğrat Bozatlı Hızır
Şâh Hatayi ;
Şâh Hatayi’yim getir ver ele
Arzuladık sizi düştük yola
Mihman Hızır’dır sen hazır bekle
Arzuladık size geldik canlar
Hızır (as) Hakk nebisidir. Cenâb-ı Hakk Teâlâ her Hakk peygamberine bir nişan armağan etmiştir. Hz Musâ’ya asa, hz İsa ölüyü diri kıldı, ahir zaman Hakk peygamberine de kendi rahmetinden düldülü ve zülfekarı verdi. Bozatlı Hızır’ada ab-ı hayatı nasip ederek zâhir-i âlemde herdaim diri ve bâkidir.
Hızır (a.s) hakkında sözlü geleneğimizin yanında yazılı olarak Kur’ân-ı Kerim’de El-Kehf suresinde 60 ile 82 âyetlerinde geçer.
Hızır Ayı ve Orucu, bir ay yâni dört hafta boyunca dönüşümlü olarak devam eder. Hızır Ayı ve Orucu için bu tarih günlerinin rakamları her yıl değişse de oruç tutulacak günler bellidir. Burada Salı Çarşamba ve Perşembe günleri oruç tutulur ve Perşembe akşamında da bütün mühip tâlip pîrin veya sadık bir tâlibin evinde toplanır ve cem tutulur. Eğer Pîr kendi köyünde ise bütün köylü tâlip ve mühipler pîrin ocak evinde lokma ve kurbanları ile gelirler. Miladi takvime göre Ocak ayının ikinci yarısında başlayıp Şubat ayının ortalarında sona ermektedir.
Hz Alî Divanında günlerle ilgili yapılan değerlendirmelerde “Perşembe Günü” kollektif ibadet yâni “Cem Günü” kabul edilmiştir.
“ Perşembede olur dilekler kabul,
Kim o günde etti Hakk emri dua” hz imam Alî
Perşembe gününde sıdk-ı itikadla duâ edenlerin dilek ve temeniler murad bulur.
“ Cum’ada hoş ola nikâhlı gelin,
Dâhi birleşeler er ile hatun” hz imam Alî
Yeni evlenecek çiftlerin düğünleri “Cuma gününde” olması hz imam Alî tarafından yol taliplerine vasiyet etmiştir.
Hızır Ayı ve Orucunun Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri baz alınarak ifa edilen orucun dört haftaya bölünmesi ağır kış şartlarında yolların kapalı olduğu at veya katır gibi binek hayvanlarının karda kışta yol alınamayacağı rehper pîr ve mürşidlerin kilometrelerce yol kadettikleri varsayılırsa bu sistemin şart olduğu bütün köy, aşiret ve ailelere dedelerinde gidip Hızır Cem ibadetini yapabilme gereğindedir. Eğer bu uygulama yapılmadığı varsayarsak birçok köye ve aşirete dedelerin yetişip Hızır Cemi ibadetini o zamanın olanakları ve şartlarında yapmaları mümkün olmayacaktı
Çağıranlara ve dileyenlere, dara düşenlere ve hastalara Bozatlı Hızır yardımcısı olsun. Bizleride Ehl-i Beyt ve onikiimamların dârında didarında kanterinde ayırmasın.
Gerçeğe Hü mü’mine yâ Alî…..
Garip Dede Türbesi Kültür Merkezi - Hızır Cemi XIZIR E KAL
BOZATLI HIZIR HERYERDE HAZIR VE NAZIRDIR:
Hızır Orucu Yas-ı Muharrem veya Oniki İmamlar Orucu aksine bir bayram niteliğindedir.
Bozatlı Hızır günümüzde oldukça geniş bir coğrafyada dara düşenlerin, karda kışta tipiye tutulanların, hastaların, fakirlerin, içten, gönülden hulisi itikadla “yetiş imdadımıza yâ Bozatlı Hızır” diyenlerin imdadına yetişen bir nebi ve evliyadır. Darda kalanların imdadına yetişen ölümsüzlük/hayat suyunu yâni âb-ı hayatı içip ebedileşen yâ da Hakk Teâlâ bütün kâinatı yaratan eşi benzeri olmayan El İhlas suresinde tek olarak geçen zatıyla ebedi ve kayım olan yüce Allah kendi mevcuyetinde varlık âleminin binbir ismiyle vücud bulan sıfatlar zincirinde herdaim diri olup heryerde hazır ve nazır olan ilm-ul ledun yâni batınî ilmi Hakk Teâlâ katında bir rahmet olarak armağan edildiği Hızır (a.s) Cenâb-ı Hakk’ın has kullarında bir kul olan Hakk nebisidir.
Bozatlı Hızır; bazen aksakallı yaşlı bir dede, bazen masum-u pak, bazen genç biri olarak kimi zamanda ermiş olarak karşımıza çıkarak dara düşenlerin carına/imdadına yetişir. Bazen tâlibin uykusunda/rüyasında görünerek mesaj iletir. İmdadına yetişip sıkıntıdan kurtarır yâ da sıkıntılı günler göreceğini ve bundan nasıl kurtulması gerektiği hakkında yol gösterir. Daha evlenmemiş genç erkek ve kızlarımızın sıdk-ı itikadla eğer bu üç gün boyunca oruçla birlikte hiç su içmeyerek susuz kalmaları halinde Hızır Orucu günlerinin üçüncü günün gecesinde evleneceği kişi rüyalarında görünür. Hatta gençler oruç açma zamanında üç gün su içmemekle birlikte tuzlu gıdalar yiyip daha çok susamalarını sağlayarak nasip ve kısmetlerinin rüyada görüneceğine itikadla inanırlar. Böylelikle Bozatlı Hızır duâ ve niyazda bulunan gençlere temeni ve dilekleri Allah katında kabül edilerek murad bulup nasip ve kısmetler ihsan edilir. Bu söylem ışığında genç ve bekar kız ve erkelerin gerçektende bu günlerde evleneceği kişi tarafında kendine yâ bir çeşme başında yâ da bir tas su verilerek gördükleri bir gerçek olarak toplumumuzun belleğinde yer almış ve itikadla inanılmıştır. Bazen sevdiği, gönlünü kaptırdığı gence veya kız tarafından rüyasında su ikram edilmiştir. Bazen de hiç tanımadığı veya hiç görmediği genç kız veya erkek tarafından su ikram edilmiştir. Rüyasında kısmetini görenlerin yanında hiç göremeyenlerde vardır. Bu inananın itikad ve imanıyla alakalı olsa gerek. Gerçeğini, doğrusunu Hakk bilir.
Alevîler mihmanı Hızır olarak bilirler. İşte misafire çok önem vermelerinin nedeni; her an Bozatlı Hızır’ın denemek için evini ziyaret edeceğine, bir fakir veya dilenci yâ da uzun sakallı ermiş biri olarak sınamaya tutacağına inanarak tedbirli davranırlar. Bu konu hakkında sözlü geleneğimizde yaşanmış vakalar ve hikayeler hayli çoktur ve hep anlatılır. Değerli ozanlarımızın deyiş ve nefeslerinde ki Bozatlı Hızır yoğun bir şekilde konu edilerek bahsedilir.
İşte ozanlarımızdan bir kaç örnek;
Davut Sever;
Hurufi İslamda lil şâh-ı merdan Alî
Tecelligâhta velâyet hem ulûhiyet
İlya ile yektaş Hızır ile hem yoldaş
İmanım siz hangi Alîyi sorarsınız?
Derviş Alî ;
Kıratın kanadı yenidir yeni
Bozatlı Hızır geldiği bellidir
Gelen misafirler Hızır kendidir
Yolun bize uğrat Bozatlı Hızır
Şâh Hatayi ;
Şâh Hatayi’yim getir ver ele
Arzuladık sizi düştük yola
Mihman Hızır’dır sen hazır bekle
Arzuladık size geldik canlar
Hızır (as) Hakk nebisidir. Cenâb-ı Hakk Teâlâ her Hakk peygamberine bir nişan armağan etmiştir. Hz Musâ’ya asa, hz İsa ölüyü diri kıldı, ahir zaman Hakk peygamberine de kendi rahmetinden düldülü ve zülfekarı verdi. Bozatlı Hızır’ada ab-ı hayatı nasip ederek zâhir-i âlemde herdaim diri ve bâkidir.
Hızır (a.s) hakkında sözlü geleneğimizin yanında yazılı olarak Kur’ân-ı Kerim’de El-Kehf suresinde 60 ile 82 âyetlerinde geçer.
Hızır Ayı ve Orucu, bir ay yâni dört hafta boyunca dönüşümlü olarak devam eder. Hızır Ayı ve Orucu için bu tarih günlerinin rakamları her yıl değişse de oruç tutulacak günler bellidir. Burada Salı Çarşamba ve Perşembe günleri oruç tutulur ve Perşembe akşamında da bütün mühip tâlip pîrin veya sadık bir tâlibin evinde toplanır ve cem tutulur. Eğer Pîr kendi köyünde ise bütün köylü tâlip ve mühipler pîrin ocak evinde lokma ve kurbanları ile gelirler. Miladi takvime göre Ocak ayının ikinci yarısında başlayıp Şubat ayının ortalarında sona ermektedir.
Hz Alî Divanında günlerle ilgili yapılan değerlendirmelerde “Perşembe Günü” kollektif ibadet yâni “Cem Günü” kabul edilmiştir.
“ Perşembede olur dilekler kabul,
Kim o günde etti Hakk emri dua” hz imam Alî
Perşembe gününde sıdk-ı itikadla duâ edenlerin dilek ve temeniler murad bulur.
“ Cum’ada hoş ola nikâhlı gelin,
Dâhi birleşeler er ile hatun” hz imam Alî
Yeni evlenecek çiftlerin düğünleri “Cuma gününde” olması hz imam Alî tarafından yol taliplerine vasiyet etmiştir.
Hızır Ayı ve Orucunun Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri baz alınarak ifa edilen orucun dört haftaya bölünmesi ağır kış şartlarında yolların kapalı olduğu at veya katır gibi binek hayvanlarının karda kışta yol alınamayacağı rehper pîr ve mürşidlerin kilometrelerce yol kadettikleri varsayılırsa bu sistemin şart olduğu bütün köy, aşiret ve ailelere dedelerinde gidip Hızır Cem ibadetini yapabilme gereğindedir. Eğer bu uygulama yapılmadığı varsayarsak birçok köye ve aşirete dedelerin yetişip Hızır Cemi ibadetini o zamanın olanakları ve şartlarında yapmaları mümkün olmayacaktı
Çağıranlara ve dileyenlere, dara düşenlere ve hastalara Bozatlı Hızır yardımcısı olsun. Bizleride Ehl-i Beyt ve onikiimamların dârında didarında kanterinde ayırmasın.
Gerçeğe Hü mü’mine yâ Alî…..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























